İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, İhracat Kredi Sigortası Tazminatının Müşteri İflası Sonucu Ödenmemesi Uyuşmazlığına Dair Kararı.
Özet: Davacı ihracatçı firma, Fransadaki müşterisinin iflas etmesiyle oluşan riskin kısa vadeli ihracat kredi sigortası kapsamında olduğunu belirterek davalı sigortacıdan ödeme talep etmiş; davalı ise ödemeyi, davacı hakkında daha önce takipsizlik kararı verilmiş bir soruşturmayı ve geç bildirim gibi poliçe maddelerini gerekçe göstererek reddetmiş, bunun üzerine davacı, sigortacının kendisini oyalayarak poliçe süresini geçirdiğini ve hukuka aykırı şekilde ödemeden kaçındığını iddia ederek 68.891 Euro sigorta bedelinin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2203 Esas
KARAR NO : 2026/1121 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2021/604 Esas- 2023/767 Karar
TARİH: 13/09/2023
DAVA: Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 04/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müşterisi ... S.A.S. firması için imal ettiği ürünlerin ihracat bedelinin 30.01.2020 tarih ve ... sayılı Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi ile sigorta altına alındığını, bu süreç sonunda ... firmasının iflas ettiğini, müvekkilince ilgili Fransız otoritelerine başvurulduğunu, alacaklı listesine kayıt yapıldığını, dolayısıyla sigorta edilen riskin gerçekleştiğini, iflas eden ... firmasına 44.037,00 Euro ve 24.854,00 Euro bedelli malların ihracatının davalı ...'a sigorta ettirilerek yapıldığını ve malların konişmento ile gönderildiğini, firma hakkında 15.05.2020 tarihinde iflas kararı verildiğini, firma müvekkili firmaya bildirim yaptıktan sonra müvekkilinin de Fransız iflas otoritelerine gerekli bildirimleri yaptığını, tüm bu bilgi ve belgeleri de ...'a ilettiğini ancak müvekkili firmanın çeşitli bahanelerle sürekli oyalandığını, telefon aramalarına net cevaplar alamadığını, buna istinaden müvekkili tarafından ödeme yapılmama nedeni sorgulandığında şifahen ve sonrasında e posta yoluyla davacı şirket hakkında 2019 tarihli soruşturma olduğu, bu sebeple ödeme yapamayacaklarının iletildiğini, buna istinaden 03.09.2020 tarihinde kendileri tarafından aynı konuda daha önce davacı hakkında soruşturma yapıldığını, ancak bu soruşturma sonucu Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiğinin, bu sebeple yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunun ...'a iletildiğini, davalı ... tarafından ödeme yapılmaması üzerine 2021 yılı Mart ayında resmi yazıyla tekrar istemde bulunulduğunu, fakat cevabi yazıda sigortalının kapsanan sevkiyatlar ile ilgili vade tarihinde kısmen veya tamamen ödenmemiş olan meblağları vade tarihini takip eden 60 gün içinde vadesi geçmiş alacaklar bildirim formu ile Türk ...'a bildirilmesi gerektiği ve poliçenin 9/b ve 18. maddeleri çerçevesinde sevkiyata ilişkin herhangi bir işlemin yapılamayacağının bildirildiğini, davalının müvekkilini oyalayarak poliçede yer alan sürenin geçmesini sağladığını ve sonuç olarak bu sürenin geçmesinden faydalanarak müvekkiline sigorta bedelini ödemeyerek müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin bedelini ödeyerek satın aldığı sigortasının resmi elden hukuka aykırı olarak işlemez hale getirildiğini, bu sebeplerle davalı bankaya İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 2021/886 Esas Sayılı dosyası ile dava açıldığını ve 2021/829 sayılı kararla davanın, özü itibariyle sigorta sözleşmesi niteliğinde olduğu, dolayısıyla sigorta hukukundan kaynaklanan iş bu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün ise Adli Yargı'nın görevine girdiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu ihracata ilişkin sevkiyatını sigortaladığını, bu sigorta için de yüklü bir ödeme yaptığını, bu durumda sigorta riskinin gerçekleşmesini müteakip başvuru anında ödeme yapılması gerekirken davalı tarafından müvekkiline ödeme yapmama sebebi olarak bildirilen hakkında soruşturma olduğu hususunun tamamen hukuka ve ticari hayatın güvenilirliğine aykırı olduğunu, 6102 Sayılı T.T.K'nın 1427/2 maddesinde; “Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırk beş gün sonra muaccel olur" denildiğini, tesis edilen işlemin tamamen hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilinin zarara uğradığını beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, toplam 68.891 Euro alacağın Devlet bankalarının Euro için açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı sigortalı ... Şirketi hakkında, T.C. İstanbul Valiliği Emniyet Müdürlüğü'nün ... sayılı yazısında şirketin kullanmış olduğu kredilerin kullanılması için şirket adına imza yetkilisi olan, imzası bulunan şahısların ve kullanılmış olan kredilerin hangi amaçla kullanıldığını gösteren belgelerin Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderilmesinin talep edilmesi nedeniyle, ... Şirketi hakkında sakıncalı kaydı oluşturulduğunu, T.C. Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 2018/164618 Sor. Sayılı dosyası dahilinde davacı şirketin, müvekkili banka kayıtlarındaki sakıncalı kaydının devam ettiğini, dava tarihi itibariyle davacı hakkında aktif sakıncalı kaydının bulunduğunu, bu sebeple davacıya tazminat ödenmemesinin haklı ve yerinde olduğunu, tüm incelemeler sonucunda sakıncalı kaydı bulunmasının yanı sıra bir an için davacı şirket adına sakıncalı kaydının bulunmadığı düşünülse dahi, davacı tarafından poliçenin 9/b maddesi hükmüne aykırı şekilde vadesi geçmiş alacak bildiriminin geç yapıldığını, 06.02.2020 tarih ... sayılı Gümrük Beyannamesi çerçevesinde gerçekleştirilen 44.037,00 EUR tutarlı sevkiyata konu vadesi geçmiş alacak bildiriminin, Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçe'nin 9/b ve 18. maddeleri çerçevesinde sigorta kapsamı dışında kaldığı hususunun 20.04.2021 tarih ve 20751 sayılı yazı ile müvekkili banka tarafından sigortalı şirkete bildirildiğini, bu sevkiyata konu vadesi geçmiş alacak bildiriminin (...), sigorta poliçesinin 9/b maddesinde düzenlenen süreye uyulmadan, vade tarihinden itibaren 66 gün geçtikten sonra yapıldığını, dolayısıyla ...'nin gecikmeli olduğunun tespit edildiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, riziko gerçekleştiğinden bahisle sigorta tazminatının ödenmesi istemine ilişkin olduğu, Fransa ülkesinde mukim ihracat yapılan ... firması iflas ettiğinden rizikonun gerçekleştiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın davacı şirket hakkında sakıncalı kaydının bulunduğu savunması olup, poliçede sigorta kapsamı dışında kalan hallerin sınırlı olarak sayıldığı, sakıncalı kaydının bu hallerden olmadığı, bu nedenle davalı tarafın bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği, taraflar arasındaki diğer ihtilafın ise davacı şirketin süresinde rizikonun gerçekleştiğini bildirmediği savunması olup, yaptırılan bilirkişi incelemesinde her iki sevkiyat içinde süresi içinde bildirimde bulunulduğunun tespit edildiğinden davalı tarafın bu yöndeki savunmasına da itibar edilmediği, taraflar arasında düzenlenen 02.04.2019 tarihli Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi kapsamında rizikonun gerçekleştiği ve süresinde sigortacıya bildirildiği, bilirkişilerin ek raporlarında davacı tarafın talep edebileceği tazminatı 68.250,13 ABD Doları olarak hesapladıkları gerekçesi ile davanın kabulü ile 68.250,13 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; davacı şirket hakkında yürütülen soruşturma kapsamında müvekkili banka kayıtlarında sakıncalı kaydının bulunduğu ve kamu bankası sıfatını haiz müvekkili bankanın bu kayıt nedeniyle sigorta tazminatı ödemeye zorlanmasının kamu menfaatiyle bağdaşmadığı, sigorta sözleşmesinde bütün teminat dışında kalabilecek hallerin düzenlenemeyeceği, sigorta sözleşmesinde teminat dışında olduğunun belirtilmemiş olmasının, o hadiseye teminat verildiği anlamına gelmeyeceği, müvekkili bankanın Sigortacılılık Kanunu'nun kapsamında olmadığı, bu nedenle anılan Kanun'un 11/4. maddesinin müvekkili hakkında uygulanamayacağı, sigorta poliçesinde, süresinde bildirim yapılmamış olmasının müvekkili bankanın sorumluluğunu sona erdireceğinin açık bir şekilde kabul edildiği, Covid-19 nedeniyle sürelerin durdurulmasına dair kararın taraflar arasında serbestçe düzenlenen sözleşmeye uygulanamayacağı, ayrıca TTK'nın 1446. maddesi uyarınca da davacının rizikoyu gecikmeksizin/hemen bildirmediği, bu madde kapsamında süresinde yapılmamış bildirim nedeniyle müvekkili tarafından ödenecek tazminatta artış olduğunun ispat edilmesi gerekli ise de, ihracat sigortalarında böyle bir artışın söz konusu olamayacağı, dolayısıyla maddedeki ispat yükünün uygulanabilir olmadığı, bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçelerinde sundukları emsal Yargıtay ilamının Mahkemece değerlendirilmediği ve davacı tarafından 68.891 Euro alacak talep edilmiş iken Mahkemece 68.250,13 USD alacağa hükmedildiği, davacının talebinin kısmen kabulü gerekirken tamamının kabulünün hatalı olduğuna ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davacının ihracat yaptığı şirketin iflas etmesi sebebiyle tahsil edemediği alacağının, davalı nezdindeki Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi kapsamında davalıdan tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davalı tarafça, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğine dair istinaf sebebi dışında kalan tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan sigorta sözleşmesinin özel hukuka tabi bir sözleşme olduğu ve tarafların serbest iradeleri ile ve sözleşme serbestisi içerisinde sözleşme koşullarını belirledikleri, bu minvalde sigorta poliçesinde hangi hususların teminat kapsamında olmadığının açıklandığı, sigortalı şirket hakkında davalı tarafça sakıncalı kaydı oluşturulmasının bu haller arasında olmadığı, taraflarca müzakere edilerek teminat dışı olarak poliçeye konulmayan bir halin, sonradan sigortacı tarafından tek taraflı olarak teminat dışında kabul edilemeyeceği, davacı tarafın 24.854 Euro'luk ihracat için poliçede öngörülen süre içerisinde bildirimde bulunduğu, 44.037 Euro'luk ihracat için ise, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, Covid-19 Pandemisi nedeniyle 7226 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın 1. maddesinin uygulanması gerektiği ve bu halde bildirimin süresi içerisinde yapıldığının anlaşıldığı, aksi halde ise sigortalının ihbar yükümlülüğünün düzenlendiği TTK'nın 1446. maddesinde, bildirimin rizikonun öğrenilmesinden itibaren gecikmeksizin yapılacağının kabul edildiği, bu maddenin TTK'nın emredici nitelikteki 1452/3. madde hükmünde, sigortalı aleyhine değiştirilemeyecek yasal düzenlemeler arasında sayıldığı, buna göre tarafların sigorta poliçesinde düzenledikleri bildirim süresinin ve bu sürede bildirim yapılmamış olmasının sonuçlarının, TTK'nın 1446. maddesinde yer alan düzenlemeye göre sigortalının aleyhine olması durumunda uygulanamayacağı, TTK'nın 1146. maddesinde bildirimin süresinde yapılmamış olması ile sigortacının tazminat sorumluluğu ortadan kalkmazken, taraflar arasındaki sigorta poliçesinde, belirlenen sürede bildirim yapılmaması halinde davalı sigortacının tazmin sorumluluğunun sona ereceğinin kabul edildiği, bu durumun davacı sigortalı aleyhine olması sebebiyle uygulanamayacağı, 1446. madde uyarınca davalı, hasar bildiriminin 1 ay sonra yani gecikmeli yapılmış olması sebebiyle ödeyeceği tazminatta herhangi bir artış olduğunu ispat edemediğinden Mahkemenin, davalının, davacının uğradığı zararı poliçe kapsamında tazmin etmesi gerektiğine dair kabulünün yerinde olduğu, öte yandan bilirkişi ek raporunda, davacının poliçenin 13. maddesi uyarınca zararının %90'ınını talep edebileceği, bunun da 61.955,46 Euro'ya tekabül ettiği, yine poliçenin 16. maddesi kapsamında bu alacağın USD'ye çevrilmesi gerektiği açıklanarak, davacının talep edebileceği tazminat tutarının 68.250,13 USD olarak tespit edildiği, bu itibarla Mahkemece, dava dilekçesinde 68.891 Euro alacak talep edildiğinden ve karar 61.955,46 Euro karşılığı 68.250,13 USD üzerinden verildiğinden, hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne denilmesi gerekirken, dava tümü ile kabul edilmiş gibi kabulüne denilmesinin isabetsiz olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin yalnızca bu kısma yönelik istinaf sebebi haklı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2023 tarihli, 2021/604 Esas ve 2023/767 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 68.250,13 ABD Doları'nın dava tarihi olan 16/09/2021 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 39.480 TL karar harcından peşin alınan 11.706,04 TL'nin mahsubu ile kalan 27.773,96 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan 57,70 TL posta/tebligat gideri 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.057,70 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 6.768,46 TL yargılama gideri ile 11.706,04 TL harç toplamı olan 18.474,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince kabul edilen kısım üzerinden hesap edilen 92.471,68 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden 1.108,80 TL'nin davalıdan, 211,20 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 137,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş masrafı olmak üzere toplam; 875,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.