Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, Merkez Bankası inşaatı eser sözleşmesinden kaynaklanan süre uzatımı ve alacak talepli istinaf başvurusunu karara bağladı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin açılan davada, davacının inşaat işini yapımını üstlendiği anahtar teslim projenin tamamlanmasında davalı idareden kaynaklandığını iddia ettiği gecikmeler, proje revizyonları, onay süreçlerindeki aksaklıklar ve hakediş ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle hak ettiği süre uzatımlarının verilmediği ve haksız yere cezai işlem uygulandığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararına yaptığı istinaf başvurusunu konu almaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2026/559 - Karar No:2026/621 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/559 KARAR NO : 2026/621T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 17/10/2024NUMARASI : 2022/838 E-2024/649 KDAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : 21/05/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında 16.400.000,00TL anahtar teslim götürü bedel üzerinden TC. Merkez Bankası A.Ş. Antalya Şubesi Yeni Hizmet Binası İnşaatı yapım işine ilişkin 12.04.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, 27/04/2016 tarihinde yapılan yer teslimi ile müvekkilinin işe başladığını, müvekkilince yapılan yapım işinde yasal süre uzatım hakkı varken davalı yanca süre uzatımının verilmediğini, bunun sonucu olarak gecikme cezası ve diğer yaptırımları uyguladığını, bunun yanı sıra sözleşme kapsamında bulunmayan davalı idarenin talimatlarına dayanan bir kısım işler müvekkilince yapılmasına rağmen davalının bu işlerin bedelini ödemediğini, sözleşme süresi 720 gün olup işin 17/04/2018 tarihinde tamamlanmasının öngörüldüğünü, işin devamı esnasında davalının bilgisi ve onayı dahilinde yapılan iş ve proje revizyonlarında yaşanan gecikmeler belirtilmek suretiyle müvekkilinin süre uzatım talebi üzerine davalı yanca 18.04.2018 tarihinden geçerli olmak üzere 76 gün süre uzatımı verildiğini ve buna göre işin süresinin 02/07/2018 tarihine kadar uzatıldığını, idarece verilen süre uzatımının tamamının idarenin sebebiyet verdiği haller kapsamında olduğunu, idareden kaynaklı gecikmeler nedeniyle 20.06.2018 tarihli dilekçe ile bir kez daha süre uzatımı istenildiğini, davalı idarece bu talebin sürüncemede bırakıldığını, müvekkilinin 02.07.2018 tarihinde tekrar talepte bulunduğunu, davalının buna karşılık olarak süre uzatım talebinin uygun bulunmadığını ve cezalı çalışma sürecine girildiğini, 04.07.2018 tarihli yazı ile müvekkiline bildirdiğini, onay işlemlerinde davalı iadenin kontrol elemanlarının yanı sıra proje mükellefi ve sahada görevlendirilen müşavirlik denetim firması personelinin dahi onaylarda gecikmeye sebebiyet veren onayların söz konusu olduğunu, bu onayların alınmadan müvekkilinin işe devam edemeyeceğini, müvekkilinin yasal süre uzatım hakları mevcutken davalının uzlaşmaz tutumunu sürdürdüğünü ve cezalı çalışma sürecine girdiğini bildirdiğini, karşılıklı ihtarnamelerin keşide edildiğini, proje imalat detayları, marka seçimlerine ilişkin onay işlemlerinde idareden kaynaklı gecikmelerin yanı sıra müvekkilinin hakedişlerinin geç ödenmesi nedeniyle süre uzatım hakkının mevcut olduğunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşme eki olup, 11 (4) d maddesinde projelerin yükleniciye teslimi hususunun düzenlendiğini, netice olarak cephe sistemlerinin projelerinin yeniden tanzim edilmesiyle yaşanan 126 günlük sürenin iş bitim süresine eklenmesi gerektiğini, proje revüzyonu söz konusu olduğunda idarenin onay süresi bir ay olup bu nedenle 40 takvim günlük gecikmenin de işin teslim süresine eklenmesi gerektiğini, projede hiçbir değişiklik yapılmamasına rağmen uygunluk onayının İngiltere’deki ilgili kuruma ait olup olmadığına dair idarece oluşan tereddütün giderilmesinin uzun zaman aldığını, bir de uygunluk onayının ikinci kez İngiltere’deki kurumdan alınmasından sonra 31.05.2018 tarihinde onaya sunulan projenin onayının 14.06.2018 tarihine kadar bekletildiğini, diğer yandan yangın söndürme sisteminin 14.06.2018 tarihinde gecikmeli de olsa onaylanarak müvekkiline bildirildiğini, onay sürecindeki öngörülemeyen durumun tedarik ve montaj süresini de etkilediğini, bu husus göz önünde tutularak 4 haftalık süre uzatımı verilmesi gerektiğini, su yumuşatma cihazının marka ve model seçimi sürecinde de 70 günlük bir gecikmenin bulunduğunu, yani onaydaki tüm aksaklıklar davalı idareye ait olmasına rağmen süre uzatım talebi karşılanmadığından 70 iş günü ilaveten cihazların temin ve tedariki için ilave 3 haftalık sürenin de verilmesi gerektiğini, buna göre idareden kaynaklı 90 günlük ilave sürenin verilmesi gerekirken bu talebin davalı yanca reddedildiğini, lamine kaplama ve halı konusunda da davalının nihai kararını 4 aylık bir gecikme ile 27.09.2018 tarihinde vermiş olduğundan müvekkilinin 4 aylık süre uzatımı bulunduğunu, yükseltilmiş döşeme imalatında idareden kaynaklı gecikme süresinin toplamda 4 ay olduğunu, bu sürenin de verilmesi gerektiğini, menfez tipleri, tavan kaplaması ve bu malzemenin renklerinin seçiminin geç yapıldığını, 30 gün ilave sürenin verilmesi gerektiğini, yani süre uzatım taleplerinin mücbir sebeplere dayandığını, işin tamamlanmasını engel teşkil edecek şekilde proje onayları, imalat detayları, marka ve malzeme seçimleri ile şartnameler tarihlerindeki yanlışlıklar sonucunda ortaya çıkan idari işlemlerden ibaret olduğunu, müvekkilinin idareden bu onayları almadan işe devam etmesinin mümkün olmadığını, hakediş ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle de süre uzatımı verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki toplam 24 adet hakkediş düzenlendiğini, bu hakedişlerde her bir hakediş bazında geçen her bir hak edişin ödemesinden kaynaklı gecikmenin tablo halinde dilekçede gösterdiklerini, hakediş kapaklarının arka yüzünde yüklenicinin imza blokunun bulunduğu yerde “Hakediş muhteviyatına ve yapılan düzeltmelere hiçbir itirazımınız olmadığının ve taahhüt konusu işten hiçbir alacağımız bulunmadığını kabul ve beyan ederiz” ibaresinin olduğunu, bu ibarenin hakedişlerdeki maktu ve standart bir ibare olduğunu, sözleşmeye aykırı matbu bu ibare ile yüklenicinin tüm itirazlarından peşinen vazgeçmiş olmakla yasal haklarını arayamadığını, bu tarz bir uygulamanın ise hukuka ve tip sözleşmelere aykırı olduğunu, müvekkilinin ilk aşamalarda davalı yanca düzenlenen hakedişleri zorunlu olarak önüne konulduğu şekilde imzaladığını, daha sonra 8 nolu hakedişe ihtirazi kayıt düşüldüğünü, 8 ve sonraki hakedişlerde bu uygulamadan vazgeçilmesinin talep edildiğini, ancak bu talebe karşılık verilmediğini, 7 nolu hakedişe kadarki dönemde inceleme ve tediyede geçen toplam sürede ortalaması 13 gün olduğu halde 8 nolu hakedişe itiraz edildikten sonra bu sürenin 35 güne çıktığını, yani müvekkilinin yasal hakkının zayi olmaması için yaptığı başvurularının aleyhine döndüğünü, davalının ödemeyi geciktirmek suretiyle müvekkilini cezalandırma metodunu uyguladığını, bu çerçevede dilekçedeki tablodan da görüleceği üzere 14, 15, 16, 23 ve 24 nolu hakedişte inceleme/ onay toplamda 112 süresi aşılmış ve sözleşmeye aykırı hareket edilmiş olduğunu, 112 günlük ilave sürenin verilmesi gerektiğini, davalı idarece uygulanan cezalı çalışma sürecinde önceki dönemde usulüne uygun hesap edilmiş ise de, cezalı çalışma sürecinden sonraki hesaplamaların işin uzatılmış en son süredeki tarihe ait 02.06.2018 endeksleri esas alınarak yapıldığını, iş bu dava ile talep ettiklerini süre uzatımlarının mahkemece kabul edilmesi halinde fiyat farklarının hakediş tarihlerindeki endeksler nazara alınarak tekrar hesap edilmesi gerektiğini, sözleşme kapsamına dahil olmadığı halde cephe konstrüksiyon imalatı ile bölme duvarı üzerine yapılan hatılların iş artışı kapsamında ödenmediğinin bunların fazladan yapılan imalatlar olduğunu, sözleşme ve eklerinde bulunmadığını, idarenin talimatı sonucu revize edildiğini, kompanzasyon sisteminin de yine sözleşme dışı olduğunu, neticede müvekkilince yapılan sözleşme dışı tüm imalat kalemlerinin bedelinin ödenmesini talep ettiklerini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının yasal süre uzatımı vermesi gerekirken vermeyerek haksız yere uyguladığı gecikme cezası ve buna bağlı kesintilerin bilirkişi incelemesi ile tespiti ve tespit edilecek tutardan şimdilik 30.000,00 TL'nin işlemiş avans faiz tutarı eklenmek suretiyle davalıdan tahsiline, süre uzatımı verilmesi halinde hakedişlerde hesaplanan fiyat farkı tutarlarının yeniden hesaplanarak bulunacak fazlalık tutardan şimdilik 20.000,00 TL'nin işlemiş avans faiz tutarı eklenmek suretiyle davalıdan tahsiline, sözleşme kapsamında bulunmayan ancak bedeli ödenmeyen ilave imalatlar sebebiyle doğan alacağın bilirkişi incelemesiyle tespiti ve tespit edilecek tutarın ve bu imalata ilişkin fiyat farkı tutarından şimdilik 50.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 23/09/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, davada talep edilen 100.000,00 TL alacağı bilirkişi raporu doğrultusunda arttırarak toplam 1.102.826,33 TL’nin, dava tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davada belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını, belirsiz alacak davası açılabilmesi için kanunda öngörülen şartlar oluşmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, idarenin onayı olmaksızın imalata başlanmamasının mevzuatın getirdiği bir gereklilik olup, malzemelerin ne şekilde onaya sunulacağının işin projesinde ve şartnamesinde belirtildiğini, davacının bu belirlemelere aykırı olarak malzeme onayları için müvekkiline başvurduğunu, bunun üzerine müvekkilince ve danışman firmaca onayların proje ve şartname koşullarına uygun istenmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, buna rağmen yine davacının eksik ve mevzuata aykırı onaya sunmaya devam ettiğini, davacının dava dilekçesindeki iddialarının yerinde olmadığını, işin gecikmesine dair hususların davacının ihmalinden kaynaklandığını, davacının iddialarının aksine hakediş ödemelerinin kesintisiz yapıldığını, sözleşme dışı imalatlara ilişkin olarak konuya ilişkin uyuşmazlıkların sözleşme dönemi içerisinde konunun Yüksek Fen Kuruluna intikal ettirilmiş olup, kurulun aldığı bağlayıcı kararla davacının bu yöndeki iddialarının hukuka ve somut dayanağının bulunmadığının tespit edildiği, danışman şirket ...’a davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında 12.02.2016 tarihinde "Merkez Bankası Antalya Şubesi Yeni Hizmet Binası İnşaatı" işine ait sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince işin yer tesliminin 27.04.2016 tarihinde yapıldığı, sözleşme süresinin 720 takvim günü olduğu ve davalı tarafından 18.04.2018 tarihinden başlamak üzere davacıya 76 gün süre uzatma verildiğinin taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı, 12.02.2016 tarihli "Merkez Bankası Antalya Şubesi Yeni Hizmet Binası İnşaatı" işine ait sözleşmenin 6. maddesine göre sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli olduğu ve bedelin 16.400.000,00TL olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 9.maddesinde sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 15 gün içinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre yer teslimi yapılarak işe başlanacağı, yüklenicinin taahhüdünün tümünü yer teslimi yapılmasından itibaren 720 gün içinde tamamlayarak geçici kabule hazır hale getireceği, ayrıca hava muhalefeti ve resmi tatiller nedeni ile ek süre verilmeyeceği, 14. maddesinde fiyat farkı verileceği ve bunun hesap şekli, 18 maddesinde süre uzatmayla ilgili hususlarda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağı, 25. maddesinde de gecikme halinde uygulanacak cezalar ve sözleşmenin feshi ile ilişkin düzenlemelerin bulunduğu, davalı tarafından yer teslimi 27.04.2016 tarihinde yapılmış olup sözleşmeye göre işin 17.04.2018 tarihinde geçici kabule hazır hale getirilmesi gerektiği, davacı tarafından 13.04.2018 tarihinde verilen dilekçe ile dilekçede ayrıntılı olarak bildirilen 13 kalem nedeni ile 118 takvim günü ek süre talep edildiği, davalı tarafından 17.04.2018 tarihinde davacının 06.04.2018 - 11.04.2018 ve 13.04.2018 tarihli yazıları ilgi tutularak dilekçe belirtilen 13 kalem için 18.04.2018 tarihinden 02.07.2018 tarihine kadar 76 takvim günü cezasız ilave ek süre verildiği ve bu hususun davacıya bildirildiği, davacı tarafından buna itiraz edilmediği, davacı tarafından davalı bankanın 14.06.2018 tarihli yazısı ilgi tutularak 20.06.2018 tarihinde işin yapım seviyesine göre ödemelerin yüzdesinin düşük olduğu, uygulama projesinde idarenin istekleri doğrultusunda kısmı değişiklikler yapıldığı, asma tavan altında bulunan kedi yolunun imalat projeleri ile ilgili olarak uygulamaya geçirilmesinde gecikme olduğu ve yükseltilmiş malzeme onayının geç yapıldığı bildirilerek toplam 240 gün gecikme yaşandığı bildirilerek ek süre talep edildiği, bu talebe karşı davalı tarafından cevap verilmediği, iki süre uzatma talebi karşılaştırıldığında 20.06.2018 tarihli süre uzatma talebinin (a ) bendindeki talebin 13.04.2018 tarihli süre uzatma talebinde de yazılan 13 kalem içinde yer aldığı anlaşıldığı, davacı tarafından 20.06.2020 tarihli süre uzatma talepli dilekçe ilgi gösterilerek 02.07.2018 tarihinde dilekçede belirtilen 6 kalem iş için toplam 75 gün süre uzatma talep edilmiş olup dilekçenin 3. maddesinde" bu işler ve ilgili yazıda gecikmeye sebebiyet veren hususların birlikte değerlendirilerek işin geri kalan kısmının tamamlanması için minimum 75 günlük makul bir düzeyde sürenin verilmesini saygılarımızla arz ederiz " denildiği, davalının 04.07.2018 tarihli süre uzatma başvurusu hakkındaki cevabi yazısında 06.04.2018 - 11.04.2018 - 13.04.2018 - 17.04.2018 - 20.06.2018- 27.06.2018 ve 02.06.2018 tarihli yazıları ilgi tutularak süre uzatma taleplerini red ettiği ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 41(3) uyarınca 06.07.2018 tarihinde iş yerinin incelenerek durum tespiti yapılacağı bildirilmiş olduğu, dava konusu işin geçici kabulü 21.12.2018 tarihinde işin 21.11.2018 tarihinde bitirildiği bildirilerek yapıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesince mahallinde yapılan keşif sonucunda 16.06.2020 tarihli ve 16.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporlarının alındığı, mahkemece bilirkişi raporları ve ek raporların alındığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu yapım işi 4734 saylı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu çerçevesinde ihale edilerek gerçekleştirilmiş ve taraflar arasında 12.02.2016 tarihli de "Merkez Bankası Antalya Şubesi Yeni Hizmet Binası İnşaatı" işine ait götürü bedelli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 8.maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesi ile idare şartname, uygulama projesinin ... sözleşmenin eki niteliğinde olduğu, sözleşmeye göre süresi 720 gün olup işin bitim tarihinin 17.04.2018 olduğu, idarece bu tarihten itibaren 76 gün cezasız süre uzatımı verilerek işin bitim tarihinin 02.07. 2018 tarihine uzatıldığı, süre sonunda davacıdan kaynaklanan nedenlerle işin tamamlanmaması nedeniyle 120+21=141 gün cezalı süre uzatımı verilerek işin bitim tarihinin 20.11.2018 olarak belirlendiği, geçici kabul dilekçe tarihi olan 20.11.2018 tarihinden geçici kabul, eksik ve kusurlu işlerinin tamamlanması için geçici kabul komisyonu tarafından belirlenen 04.02.2019 tarihine kadar davacıya ceza uygulanmamış daha sonra eksikliklerin tamamlanması için verilen 04.02.2019 tarihinde eksiklikler tamamlanmadığı için başka bir ceza konusu olarak, geçici kabul eksiklerinin giderilmemesinden kaynaklanan ceza uygulandığı ve idare tarafından işin süresinde bitirilmemesi nedeniyle 1.102.826,33 TL gecikme cezası ve ferilerine ilişkin kesinti yapıldığı, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 17/6 maddesinde " Yüklenici idarece onaylanmış iş programına aynen uymak zorundadır ” hükmü bulunduğu, davalı idare tarafından sözleşmenin eki olarak uygulama projesinin verildiğinin anlaşıldığı, taraflar tacir olup, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu'nun 18/1. maddesi (TTK'nın 16. maddesi) uyarınca tacir olduğu, aynı kanunun 20/11. (TTK'nın 18/11) maddesi uyarınca her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerektiği, basiretli bir işadamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkânlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli ve öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu vurguladığı, tacirin özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir işadamı gibi davranmak zorunda olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve süre uzatma taleplerini içerir dilekçelerinde ayrıntılı olarak belirlenen kalemler nedeni ile ek süre talep edildiği, bu kalemler tek tek değerlendirildiğinde davacının bir çok kalem için süre uzatma taleplerinin tamamında iş programının başlayacağının kararlaştırıldığı tarihten çok sonra başvuru yaptığı, iş programının gerisinde kaldığı, bir kısım işlere yönelik olarak da işin uzamasının yüklenici kusurundan kaynaklandığı, davalıya kusur yüklenemeyeceği, davalı idare tarafından 18.04.2018 tarihinden 02.07.2018 tarihine kadar 76 takvim günü cezasız ilave ek süre verildiği ve bu hususun davacıya bildirildiği, davacı tarafından buna itiraz edilmediği anlaşıldığından davacının ilave süre uzatım talep etmesinin yerinde olmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 11 maddesinde; ...Hakedişlerin her ayın ilk beş iş gününde düzenlenir. Hazırlanan Hakediş raporları idarece onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanarak onbeş gün içinde ödenir." hükmü mevcut olup hakedişlerin ödenmesi konusunda sözleşmeyle getirilen sürenin, idarece onay tarihini takip eden 45 gün içinde ödenmesi şeklinde olduğu, hak ediş ödemelerine ilişkin liste incelendiğinde hakedişin onaylandığı tarih ile ödeme tarihi arasında 45 günlük sürenin geçmediği, davacı tarafından hakediş dilekçesinin verilmesi tarihinden sonra ödemenin ne zaman yapılacağına dair de sözleşmede ayrıca hüküm bulunmadığı, 24 nolu hak ediş dışında davacının hakediş dilekçesini verdiği tarih ile ödeme tarihi arasında da 45 günlük sürenin geçmediği, 24 nolu hakediş dilekçesi 23.01.2019 tarihinde geçici kabul tarihi olan 21.11.2018 tarihinden sonra verildiğinden 24 nolu hakedişin kesin hakediş olduğu, davalının bu hak edişe göre cezai şart kesintilerini yaparak ödeme yaptığı, bu hakedişten sonra davacı tarafından her hangi bir yapılmadığı anlaşıldığından davacının hakediş ödemelerinin geç yapıldığı iddiasının yerinde olmadığı, sözleşme dışı olarak yapıldığı iddia edilen, bölme duvar üzerine hatıl yapılması, dış cephe mekanik kaplama taşıyıcı sisteminde kullanılan kutu profiller duvar hatılları ve kompanzasyon sistemi ayarlarının yapılması işlerinin Yüksek Fen Kurulunun 14.02.2019 tarih 37780 nolu yazısı ve bilirkişi raporlarından sözleşme bedeli dahilinde yapılması gereken işlerden olduğu, fazladan sözleşme dışı yapılan iş olmadığı anlaşıldığından davacının buna ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde beyan ve delillerinin gözardı edildiğini, ilk yargılamada müvekkili lehine hazırlanan bilirkişi raporunun bu yargılamada her nasılsa tam tersi yönde rapor hazırlandığını ve aradaki çelişkilerin giderilmediğini, davanın ilk önce Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesinde görüldüğünü bu mahkemenin 2021/198 E.-66K. Sayılı 22.10.2021 tarihli kararı ile müvekkilinin haklı bulunduğunu ve davalı tarafça kesilen gecikme cezalarının faiziyle birlikte müvekkiline iadesine karar verildiğini, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesince kararın kaldırılarak davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülmesi gerektiğine hükmedildiğini, müteakiben Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/838 E., 2024/649 K. sayılı ve 17.10.2024 tarihli kararı ile ilk derece yargılamasının ikinci kez neticelendirildiğini ve bu sefer davanın reddine karar verilmiş olduğunu, ilk derece yargılamaları kapsamında toplam 3 adet bilirkişi kök raporu ve itirazların değerlendirildiği 2 adet bilirkişi ek raporunun alındığını, davanın başından itibaren alınan bilirkişi raporlarının hiçbirisinin diğeriyle uyumlu olmadığını, talimat yoluyla aldırılan Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/37 talimat sayılı 10.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda idareden kaynaklı bir gecikme olmadığı görüş ve kanaatiyle müvekkilinin davalı Merkez Bankasından gecikme cezasının iadesini isteyemeyeceğinin belirtildiğini, tarafların itiraz ve taleplerinin mahkemece değerlendirilmesi neticesinde dosyanın başka bir heyete tevdi edildiğini, 04.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre; Sayıştay, Yargıtay ve Yüksek Fen Kurulunca verilmiş olan emsal kararların incelemesi neticesinde toplamda 187 günlük idareden kaynaklı gecikme yaşandığının belirtildiğini ve kesilen 1.102.826,33 TL tutarındaki meblağın davalı Merkez Bankasının müvekkiline iade etmesi gerektiği görüşünün ortaya konduğunu, davalının itirazı sonucu nedeniyle 14.06.2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda kök rapordaki görüş ve kanaatlerde bir değişikliğe gidilmediğini, Ankara 34.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/198 E., 2021/66 K., 22.10.2021 tarihli sayılı kararı ile davanın kabulü ile 1.102.826,33 TL’nin yasal faiziyle davalı Merkez Bankasınca ödenmesine karar verildiğini, verilen kararın davalı tarafından asliye hukuk mahkemeleri yerine asliye ticaret mahkemesince dosyanın görülmesi gerektiği gerekçesiyle istinaf edildiğini ve BAM tarafından kaldırılarak davanın Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/838 E. sayılı dosyası üzerinden görülmeye başlandığını, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince görevlendirilen bilirkişi heyetinin ilk olarak 11.12.2023 tarihli bilirkişi kurulu kök raporu düzenlediğini ve 80 günlük gecikme nedeniyle davalı Merkez Bankasından 474.333,90 TL talep edebilecekleri yönünde görüş belirttiğini, taraf itirazları üzerine düzenlenen 18.07.2024 tarihli ek raporda ise gecikmenin 52 gün olduğunun belirtildiğini ve davalı Merkez Bankasından 25.584,00 TL talep edebileceği yönünde görüş bildirildiğini, düzenlenen bu rapora itiraz edildiğini, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi maksadıyla mahkemece yeni bir bilirkişi heyeti teşkil edilmesi talep edilmiş ise de Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince taleplerinin karşılanmadığını ve davanın reddine karar verildiğini, görüldüğü üzere gerek mahkemelerce verilen kararlarda ve alınan 5 adet rapor arasında herhangi bir uyumun söz konusu olmadığını, her rapor birbirinden farklı vücut bulmuş olup çelişki yarattığını, bu çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bilirkişi heyeti taleplerinin mahkemece reddedildiğini, birinde hakedişlerin ödemelerinde gecikme yaşanmadığı belirtilirken, başka raporda hakedişlerin geç ödendiği görüşünün ortaya konduğunu, bir raporda proje ve malzeme onaylarında davalı idarece gecikmeye neden olunduğu belirtilerek müvekkiline ilave süre verilmesi gerektiği değerlendirilirken diğerinde gecikmenin davalı idareden kaynaklanmadığının söylendiğini, davalının her rapor itirazı lehine sonuç doğururken her alınan yeni rapor nedeninin anlaşılmaz şekilde müvekkili aleyhine oluşturulduğunu, birbiriyle çelişkili olan bu görüş ve kanaatlerin mahkemelerin gerekçeli kararına da yansıdığını ve taban tabana zıt, çelişkili kararların verilmesi durumunun ortaya çıktığını, çelişkili bilirkişi raporları ve bunlara dayalı olarak verilen mahkeme kararları arasındaki mevcut çelişkilerin giderilmesi için kararın kaldırılması ve yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasını talep ettiklerini, dava dilekçesinde öne sürdükleri hususları tekrar ettiklerini, her ne kadar davalı idarece yapılan savunmalarda, bazı bilirkişi raporlarında ve en son verilen mahkeme kararında iş süresinin uzatılması gerektirecek bir durumun varlığı gözetilmemiş ise de durumun olduğundan farklı olduğunu, bu duruma en isabetli örneğin davalı idarenin ilkin işin bitim tarihinden geçerli olacak şekilde 76 gülük süre uzatımı verdiğini, süre uzatımlarının tamamıyla idarenin sebebiyet verdiği haller kapsamında ve yasal mevzuat ile uyumlu olduğunu, hal böyle iken benzer gerekçeler ve ilkinden daha da kuvvetli gerekçeler bulunmasına rağmen müvekkiline süre uzatımı verilmemesinin yapım mevzuatına aykırı olduğunu, idari işlemlerin tümünde idare elemanlarının etkin bir şekilde pozisyon aldığını, onay işlemlerinde davalı idarenin kontrol elemanlarının yanı sıra, proje mükellifi ve sahada görevlendirilen müşavirlik denetim firması personelinin dahi onaylarda gecikmeye sebebiyet veren eylemleri ve geç karar vermelerinin söz konusu olduğunu, bazen aylarca proje mükellifinden ufak bir detayın tanzimi, ya da bir malzemenin seçim sonucunun beklenmek durumunda kalındığını, müvekkili firmanın bu onayları almadan işe devam edemediğini, zira şantiyede görevli kontrol heyetinin her bir imalat kaleminin başlangıcında işe başlama tutanağı düzenlediğini, onaysız bir imalatın başlamasına müsaade etmediğini, işin yapımında kullanılacak olan malzemelerin detay çizimine, markasına, rengine, desenine varıncaya kadar idareye bağlı bir işlemler silsilesinde, tüm sorumluluğun basiretli tacir sıfatını haiz yüklenicide bulunduğunun ileri sürülmesinin, tedarik ve montaj için dahi süre verilmeyeceğinin beyan edilmesinin ancak idari sorumluluğun yok sayılması anlamına geldiğini, bu işlemlerin en az yarısını, idari işlemlerden dolayı harcanan zamanlar teşkil ettiğini, müvekkili yüklenicinin kendine düşen ödevleri layıkıyla yerine getirmeye çalıştığını, idareden kaynaklanan gecikmeler nedeniyle süre uzatım talebinde bulunduğunu, buna mukabil davalı idarenin gecikmede payı olduğunun göz ardı edilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, alacak istemine ilişkindir. Dava ilk olarak Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/678 Esasında açılmış olup sonrasında Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin faaliyete geçmesi üzerine bu mahkemenin 2021/198 Esasına kayıtla yapılan yargılama sonucunda 2021/66 K. sayılı 22/10/2021 tarihli kararı ile açılan davanın kabulü ile 1.102.826,33 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin verdiği kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 21.04.2022 tarih 2022/334-401 sayılı kararı ile davalı bankanın 1211 Sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 1.maddesi gereğince kurulmuş olan bir "Anonim Şirket"; yine davacının da Anonim Şirket olduğu, her iki tarafın da tacir olduğu, ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, mahkeme kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı sonrasında dosyanın Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/179 esasına kaydolduğu, mahkemenin 30.09.2022 tarihli kararı ile ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verdiği, kararın istinaf edilmeksizin 28.11.2022 tarihinde kesinleşmesi üzerine dosyanın Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/838 esasına kayıtla yargılamaya devam olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ve eklerine uygun olarak hüküm kurulduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır