Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma ve sürekli iş göremezlik nedeniyle istenen haksız fiil tazminatı davasındaki istinaf incelemesi kararı.
Özet: Davacı, ana yola kontrolsüz çıkan kamyona çarpmamak için yaptığı manevra sonucu bariyerlere çarparak %20 oranında malul kalması nedeniyle, asli kusurlu olduğunu iddia ettiği kamyon sürücüsü, sahibi ve sigorta şirketinden sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri gibi kalemlerde tazminat talep etmekteyken; davalılar, kusurun kendilerinde olmadığını, davacının kusuru bulunduğunu, talep edilen tazminat kalemlerinin belirlenebilir nitelikte olduğunu ve sigorta şirketine gerekli başvuruların eksik yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE : ...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2025
NUMARASI : ... Esas...Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 1-...
...
VEKİLLERİ : Av. ...
Av. ...
DAVALI : 2-...
...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : 3-...
VEKİLİ : Av....
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı ... vekili, davalı ...vekili ve de davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...plakalı aracı ile 11/12/2021 günü ... idaresinde bulunan ...plakalı araç aniden kavşaktan çıkarak ana yola girdiğini, müvekkilinin kontrolsüz ve ani bir şekilde ana yola çıkan kamyona çarpmamak için sağa doğru manevra yaparak yolun kenarında bulunan bariyerlere çarparak durduğunu, olayda tam kusurlu olan ...'ın müvekkilinin ağır yaralanmasına ve malul kalmasına sebep olduğunu, kazaya ilişkin olarak düzenlenen kaza tutanağında ve ... İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından düzenlenerek ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen raporda; ... plakalı kamyon sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 57/1-A maddesinde yazılı (Kavşaklarda geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek) kuralını ihlal etmesi sonucu gerçekleştiğini, kazanın gerçekleşmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını,...'ın davaya konu kazanın gerçekleşmesinde asli kusurlu olduğunu, kaza sonrasında 23.09.2022 tarihinde sigorta şirketine mail yolu ile başvuru yapıldığını, müvekkilinin halen kazanın etkilerini atlatamadığını ve iyileşemediğini, müvekkilinin kaza sonrasında %20 oranında maluliyeti oluştuğunu, haklı davalarının kabulüne, maddi tazminat [sürekli iş göremezlik (maluliyet – efor (güç kaybı), geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, SGK tarafından karşılanmayan doğmuş veya doğacak tedavi için gerekli masrafların/ücretlerin/giderlerin (tedavi, hastanece alınan ücretlerin, yol, yemek, alınan veya alınacak ameliyat, ilaç, araç ve gereç) tahkikat aşamasında kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere makul, belgeli veya Yargıtayca kabul edilen belgesiz masrafların)] miktarının kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11/12/2021 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan kusur ve sorumluluk oranlarına göre müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 03.06.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; geçici işgöremezlik tazminat bedelini 40.229,57TL'ye, sürekli işgöremezlik bedelini 1.023.034,60TL'ye ve de bakıcı giderini de 14.056,25TL' ye yükselttiği ve de aynı gün harcını yatırdığı anlaşılmıştır.
Davalılar ... ve . ..vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davasının haksız ve yersiz olup davanın reddi gerektiğini, davalı müvekkili ...’ın asli kusurlu olmadığını yahut daha az kusuru bulunduğunu, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davacının ATK’ya sevk edilmek suretiyle maluliyet oranına ilişkin rapor aldırılması gerektiğini, bakıcı gideri de talep etmiş ise de dava dilekçesi içeriğinde bakıma muhtaç duruma düştüğüne dair herhangi bir beyanda bulunmadığını, davacı taraf davasını belirsiz alacak davası olarak açmış ise de kaza tarihinden bu yana yapmış olduğu giderlerin belirlenebilir olduğunu, dava değeri olarak, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile olsa dahi belirtilip belgelendirilmesi gerektiğini, davacının talep ettiği maddi zararlara ilişkin olarak davalı müvekkilinin sigorta şirketi ile yapmış olduğu poliçe miktarı davacının iddia ettiği zararlarını karşılamaya yeter miktarda olduğunu, bu sebeple de davacı tarafça sigorta şirketine geçerli bir başvuru yapılmadan davalı müvekkilleri aleyhine dava açılmasının yersiz olup davanın dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın karayolları trafik kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeden dava açtığını, davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin müvekkili şirkete başvurulduğunu, başvuru sırasında genel şartlar gereğince ibraz edilmesi gereken maluliyet raporunu ve kusur durumunun tespitine yarar herhangi bir evrak ibraz edilmediğini, kazada tarafların kusur durumu ve davacının maluliyet oranı tespiti mümkün olmadığını, davacı müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yapıldığını, davacının sağlık kurulu raporunun gönderilmesi gerektiğini, sigorta şirketine eksiksiz başvuru şartı gerçekleştirilmediğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bedeni 430.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusurunu ispatlayamadığını, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen tedavi giderlerinin ispat edilemediğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın öncelike usulden ve herhalde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 02/09/2024 tarihli trafik bilirkişisi raporunda;... plakalı kamyon sürücüsü ...ın, Karayolları Trafik Kanununun 47/1-c ile 57-la maddelerinin ihlali sebebiyle, aynı kanunun asli sürücü kusurlarından 84-h “kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” kuralını ihlal ettiğinden dolayı meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in ise meydana gelen kazadaki hareket tarzı, Karayolları Trafik Kanununda belirli bir hareket tarzını emreden, objektif bir davranış şeklini gösterdiğinden dolayı, meydana gelen kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu, sürekli iş göremezlik oranının ve geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesi için Muğla Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından rapor alındığını, 30/09/2024 tarihli raporda Erişkinler İçin Engellik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında davacının engellilik oranının %8 olduğu, iyileşme süresinin 270 güne kadar uzayabileceği, bu sürenin 90 gününde kişinin başkasının bakımına muhtaç olduğu, kaçınılmaz masrafların 27.000,00 TL olarak belirtilmiş olup anılan rapor esas alınarak davacının talep edebileceği tazminat miktarının hesabı için aktüer bilirkişiden rapor alındığını, davalı ... sigortanın sigortalısı olan ... plakalı araç sürücüsünün tam kusurlu hareketi nedeniyle davacı tarafın yaralanmasına sebep olduğu, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirlenen maluliyet oranının ve hesap bilirkişisi tarafından yapılan tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasının yerinde olacağı gerekçesiyle; açılan davanın kabulüne, 1.023.034,60 TL kalıcı maluliyet, 40.229,57 TL geçici iş göremezlik, 14.056,25 TL bakıcı gideri ve 100,00 TL tedavi giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine (sigorta şirketinin tüm alacaklar yönünden yalnızca poliçe limiti olan 430.000,00 TL'den sorumlu olmasına,) sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 07/10/2022 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 11/12/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kurulan kararda maluliyet ve faiz hususlarına ilişkin hatalar bulunduğunu, müvekkilinin maluliyet oranının yeniden belirlenmesi gerektiğini, ATK raporu geldikten sonra müvekkilinin kemiğinin kaynamaması sebebiyle yeniden ameliyat geçirdiğini, dosya kapsamında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından müvekkilinin sağlık durumu ve maluliyet durumuna ilişkin olarak 30/09/2024 tarihinde adli tıp raporu alındığını, bu rapor sonucunda müvekkilinin sürekli iş görmezlik oranının %8 olarak belirlendiğini, ancak adli tıp raporu tanzim edildikten sonra müvekkilinin kemiğinin kaynamamış olması sebebiyle 30/11/2024 tarihinde yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını, bu süreçte sağlık durumunun daha kötüye gittiğini ve vücudunda oluşan kalıcı hasar durumunda artış meydana geldiğini, bu sebeple %8 maluliyet oranı uyarınca hesaplama yapılması, müvekkilinin rahatsızlık durumunu olması gerektiği gibi yansıtmadığından müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, tüm bu hususlardan kaynaklı olarak müvekkilinin sürekli iş görmezlik durumuna ilişkin yeniden rapor tanzim edilmesi gerektiğinin yerel mahkemeye beyan edildiğini, ancak bu itirazları göz önünde bulundurulmadığını ve yeni bir ATK raporu düzenlettirilmediğini, geçirdiği son ameliyattan sonra müvekkilinin bir ayağının diğerine göre 2 cm kısaldığını, bu hususun kendisini ömür boyunca çok büyük oranda etkileyeceği, sürekli olarak hareket kabiliyeti yoksunluğuna sebep olacağını, bunun haricinde iki dizinde de kırıklar bulunduğunu, yaralanmalarına ilişkin geçirmiş olduğu operasyonların iyileşmesi için yeterli olmadığını ve tekrardan ameliyat olmak zorunda kaldığını, kaza sonucunda neredeyse sakat kalmanın eşiğine geldiğini, hal böyle olduğundan dosyanın Adli Tıp Kurumuna tekrardan gönderilerek yeni bir rapor alınması gerekirken, yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu hususların müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, yerel mahkemenin hükmünde faizi hatalı olarak tespit edildiğini, taraflarınca yerel mahkemeye sunulmuş olan dava dilekçelerinde tazminat taleplerine "avans faiz" uygulanması talebinde bulunulduğunu, ancak mahkeme tarafından kurulan kararda dava konusu alacaklara "yasal faiz" işletilmesine karar verildiğini, bu hususun açık bir şekilde hatalı olduğunu, yasal düzenlemeler gereği kazaya karışmış olan aracın eğer ticari araç değilse tazminat alacaklarına "yasal faiz" uygulanacağını, ancak kazaya karışan aracın ticari bir araç olması durumunda tazminatlara uygulanması gereken faizin avans faizi olduğunu, davaya konu kazada, kazaya karışan ve şoförünün tam kusurlu olduğu aracın beton mikseri yani ticari bir araç olduğunu, ... Beton Firması ile ticari faaliyet yürüttüğünü, bu sebeple dava konusu tazminat taleplerine avans faiz işletilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazada kazaya karışan davalı ...’ın sevk ve idaresindeki aracın işleteni davalı müvekkili ...olup davalı müvekkilinin meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, her ne kadar yerel mahkemece davaya konu kaza ile ilgili kusur raporu aldırmış ve taraflarınca itiraza uğrayan kusur raporu hükme esas alınmış ise de meydana gelen kazada diğer davalı ...’ın kusuru bulunmadığını, davacı tarafın kusurlu olduğunu, yerel mahkemece aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporunda her ne kadar diğer davalı ... asli kusurlu davacı ... ise kusursuz olarak tespit edilmiş ise de, bu tespit ve değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemece öncelikle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, dosya üzerinden aldırılan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, zira kaza mahallindeki ışık ve levhaların geçiş önceliği, görüş mesafesi, dönüş mesafesi gibi hususların ancak mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit ve değerlendirilmesi gerektiğini, zira davacı tarafın 2918 sayılı KTK’nın 52.maddesi a bendinde düzenlenen ‘’kavşaklara girerken hızını azaltmak’’ şeklindeki kurala aykırı davrandığından kusurlu olduğunun kabulü gerekirken mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece tarafların kusur oranlarının hatalı hesaplandığını, ayrıca her ne kadar adli tıp kurumu raporunda davacının %8 oranında engelli olduğuna ilişkin değerlendirme yapılmış ise de, bu değerlendirmeyi kabul etmediklerini, davacının İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek muayene edildikten sonra engel durumuna ilişkin rapor tanzim edilmesi gerekirken yerel mahkemece taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, zira işbu bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere 2021 yılında meydana gelen kazadan sonraki tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle tespit ve değerlendirmede bulunulduğunu, dolayısıyla davacının engellilik durumunun hatalı tespit edildiğini, yine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde iyileşme süresi ve kişinin başkasına muhtaç kalacağı sürenin de fazla hesaplandığını, bunun yanında raporda davacının kaçınılmaz masrafları da kalem kalem belirtilmediğini ve bu hususa ilişkin detaylı açıklama yapılmadan fahiş şekilde hesaplandığını, davacı tarafça masraflarına ilişkin olarak herhangi bir delil sunulmamış olup şifahen yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının da hatalı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetildiğinde, işbu ATK raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, gerek kusur oranları ve gerekse davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının hatalı olduğunu, her ne kadar mahkemece taraflarınca itiraza uğrayan bilirkişi raporuna göre davacı lehine bakıcı gideri tazminatı hesaplanmış ise de, bu hesaplamanın hatalı olduğunu, bakıcı gideri hesaplanırken PMF yaşam tablosu kullanıldığını, ancak işgücünü kaybeden kazalının sağlıklı bir insan için geçerli olan PMF yaşam tablosuna göre belirlenen bakiye ömrü boyunca bakıcı giderinin bulunacağının kabul edilemeyeceğini, ayrı bir bakiye ömür belirlenmesinin de mümkün olmadığına göre davacının halen ve bakiye ömrü içerisinde de sürekli bakıcı çalıştırmayıp aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı da gözetilerek yerel mahkemece hakkaniyet indirimi ile uygun bir bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiğini, bu bağlamda yerel mahkemece bakıcı gideri tazminatında %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış ise de, bu oranın düşük olduğunu, zira davacının bakımı sürekli bakıcı yardımı ile değil aile içi bakım dayanışması ile sağlandığını, yine bu konuda Danıştay 15.Dairesi’nin 2016/2483-4672 E.K. sayılı kararının dikkate alınarak hesaplama yaptırılması gerektiğini, yerel mahkemece bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira davacı taraf bakıcı giderine ilişkin olarak herhangi bir delil sunmadığını, yine bilirkişice hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatının da hatalı ve fahiş hesaplandığını, bu hususların yerel mahkemece değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı müvekkili ...’ın asli kusurlu olduğunu iddia etmekteyse de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, dava konusu kazaya ilişkin olarak kural olarak ihlalde bulunan sürücünün müvekkili ... olduğunun davacı tarafça somut delillerle kanıtlanması gerekmekte iken karşı tarafın kusurun müvekkiline ait olduğuna dair herhangi bir kanıt veyahut belge sunmadığını, her ne kadar yerel mahkemece davaya konu kaza ile ilgili kusur raporu aldırılmış ve taraflarınca itiraza uğrayan kusur raporu hükme esas alınmış ise de, meydana gelen kazada müvekkili ...’ın kusuru bulunmadığını, davacı tarafın kusurlu olduğunu, yerel mahkemece aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporunda her ne kadar müvekkili ...'ın asli kusurlu davacı ...'in ise kusursuz olarak tespit edilmiş ise de, bu tespit ve değerlendirmenin hatalı olduğunu, mahkemece öncelikle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, dosya üzerinden aldırılan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, zira kaza mahallindeki ışık ve levhalar, geçiş önceliği, görüş mesafesi, dönüş mesafesi gibi hususların ancak mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit ve değerlendirilmesi gerektiğini, zira davacı tarafın 2918 sayılı KTK’nın 52.maddesi a bendinde düzenlenen ‘’kavşaklara girerken hızını azaltmak’’ şeklindeki kurala aykırı davrandığından kusurlu olduğunun kabulü gerekirken mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece tarafların kusur oranlarının hatalı hesaplandığını, ayrıca her ne kadar adli tıp kurumu raporunda davacının %8 oranında engelli olduğuna ilişkin değerlendirme yapılmış ise de, bu değerlendirmeyi kabul etmediklerini, davacının İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek muayene edildikten sonra engel durumuna ilişkin rapor tanzim edilmesi gerekirken yerel mahkemece taleplerinin reddinin hukuka aykırı olduğunu, zira işbu bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere 2021 yılında meydana gelen kazadan sonraki tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle tespit ve değerlendirmede bulunulduğunu, dolayısıyla davacının engellilik durumunun hatalı tespit edildiğini, yine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde iyileşme süresi ve kişinin başkasına muhtaç kalacağı sürenin de fazla hesaplandığını, bunun yanında raporda davacının kaçınılmaz masrafları da kalem kalem belirtilmemiş ve bu hususa ilişkin detaylı açıklama yapılmadan fahiş şekilde hesaplandığını, davacı tarafça masraflarına ilişkin olarak herhangi bir delil sunulmamış olup, şifahen yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının da hatalı olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetildiğinde, işbu ATK raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, gerek kusur oranları ve gerekse davacıdaki sürekli iş göremezlik oranının hatalı olduğunu, bunun yanında her ne kadar mahkemece taraflarından itiraza uğrayan bilirkişi raporuna göre davacı lehine bakıcı gideri tazminatı hesaplanmış ise de, bu hesaplamanın hatalı olduğunu, bakıcı gideri hesaplanırken PMF yaşam tablosu kullanıldığını, ancak işgücünü kaybeden kazalının sağlıklı bir insan için geçerli olan PMF yaşam tablosuna göre belirlenen bakiye ömrü boyunca bakıcı giderinin bulunacağının kabulünün yerinde olmadığını, ayrı bir bakiye ömür belirlenmesinin de mümkün olmadığına göre davacının halen ve bakiye ömrü içerisinde de sürekli bakıcı çalıştırmayıp aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı da gözetilerek yerel mahkemece hakkaniyet indirimi ile uygun bir bakıcı giderine hükmedilmesi gerektiğini, bu bağlamda yerel mahkemece bakıcı gideri tazminatında %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış ise de, bu oranın düşük olduğunu, zira davacının bakımı sürekli bakıcı yardımı ile değil aile içi bakım dayanışması ile sağlandığını, yine bu konuda Danıştay 15.Dairesi’nin 2016/2483-4672 E.K. sayılı kararının dikkate alınarak hesaplama yaptırılması gerektiğini, yerel mahkemece bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira davacı tarafın bakıcı giderine ilişkin olarak herhangi bir delil sunmadığını, yine bilirkişice hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatının da hatalı ve fahiş hesaplandığını, bu hususların yerel mahkemece değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; 11/12/2021 tarihli kaza nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı giderinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... vekili, davalı ... vekili ve de davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Kusur yönünden istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu belirlenmiştir.Dosya kapsamında aldırılan trafik bilirkişisi ...'in sunduğu 02/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda; kazanın oluşumunda,... plakalı kamyon sürücüsü ...'ın, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/1-c ile 57-la maddelerinin ihlali sebebiyle, aynı Kanunun asli sürücü kusurlarından 84-h “Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” kuralını ihlal ettiğinden dolayı meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in ise meydana gelen kazadaki hareket tarzı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirli bir hareket tarzını emreden, objektif bir davranış şeklini gösterdiğinden dolayı, meydana gelen kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı yönündeki değerlendirmenin tüm dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu değerlendirilmekle davalıların kusura ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Maluliyet yönünden istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Hükme esas alınan T.C. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 30/09/2024 tarihli raporuna ilişkin raporda davacının trafik kazası sonrası "bilateral patella kırığı'' nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı % 8 olarak hesaplanmıştır. Maluliyet raporunda olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanmıştır. Ancak raporu hazırlayan heyet teşekkülü usule uygun değildir.
Öte yandan tarafların rapora karşı itirazları da karşılanmamıştır.
Bu durumda ilk derece mahkemesince; davacıda oluşan arazlar dikkate alınarak kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve itirazlar da karşılanmak sureti ile ve kazaya bağlı gelişen durum olup olmadığı da irdelenerek, bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde ortopedi ve travmotoloji uzmanının da bulunduğu ATK ihtisas kurulundan rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, önceki hüküm davalı sigorta şirketi tarafından istinaf edilmediğinden davacı lehine oluşan usulü kazanılmış hakların da yeni verilecek kararda dikkate alınması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, kaldırma nedenine göre sair istinaf itirazları değerlendirilmeksizin davalılar..., ... ve de davacı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar..., ... ve de davacı vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜ İLE; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/09/2025 tarih,... Esas ...Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davalı ... tarafından yatırılan 18.397,94 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Davalı ... tarafından yatırılan 18.397,94 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.14/05/2026
...
Başkan...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.