Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin, itirazın iptali davasında davacının ticari fatura alacağı talebiyle davalının ayıplı mal teslimi ve gecikme savunmasını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacı, ticari ilişkileri kapsamında davalıya teslim ettiği ürün bedelini içeren faturanın ödenmemesi üzerine itirazın iptali davası açmış ve icra inkar tazminatı talep etmiştir; davalı ise savunmasında, davacının siparişleri karıştırarak ayıplı ve gecikmeli mal teslim ettiğini, yanlış ürünlerin düzeltilmesi için onarım taahhüdünü yerine getirmediğini ve bu nedenle Rus menşeli müşterisine ceza ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek borcu reddetmiş, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

T.C. BURSA BAM ...HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No...

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
BAŞKAN : v
ÜYE :...
ÜYE :...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 14/03/2022
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 14/04/2022
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : 05/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/03/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği davacı firma tarafından davalının siparişi üzerine üretim yapıldığını ve ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, davacının, davalı yana satarak teslim ettiği ürünler neticesi kestiği 03/10/2017 tarihli, ... sıra nolu ve 37.379,09.-TL bedelli faturanın davalı yanca ödenmediğini, bu nedenle ... 10.Noterliğinin ... yevmiye numaralı 13/08/2018 tarihli ihtarnamesi ile fatura bedelinin 7 gün içindeödenmesinin davalı yana ihtar edildiğini, işbu ihtarnamenin 15/08/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı borçlu tarafından ödeme yapılmaması üzerine ise davalı aleyhine 04/02/2020 tarihinde ... 9. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, davalı-borçlunun borca itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin kayıt, hesap ve defterlerinde dava konusu borcun ödenmediğinin aşikar olduğunu belirterek; itirazın iptaline, alacağın %'20 den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir..
Davalı vekili cevap dilekçesinde, tarafların, 15 yıllık iş ilişkisi bulunan iki ticari şirket olduğunu, iki tarafa da edim borcu yükleyen bir satış sözleşmesi yaptıklarını, yapılan bu sözleşme gereği davacının, özellikleri belirtilen malları teslim etme yükü altına, davalının ise bu malların bedelini ödeme yükümlülüğü altına girdiğini, davacının, satıcı olarak taraf olduğu sözleşmede, taahhüt ettiği mal dışında bir mal göndererek ayıplı mal teslim ettiğini, bu malları da proforma belgelerindeki tarihten 10 gün sonra göndermeleri gerekirken, 16 gün gecikme ile yani 26 gün sonra gönderdiklerini, davacının,16 gün gecikme ile üretmesi gereken setleri teslim ettiğinde, davalının, gerek gecikme gerekse de aralarındaki 15 yıllık ilişki geçmişine dayalı olarak, sandıklar içerisindeki ürünleri acilen Rusya'ya gönderdiğini, malların asıl siparişini veren Rus menşeli şirketin, teslim edilen ürünlerin istedikleri boyutlarda olmadığını mail yolu ile bildirdiğini, davalının bu durumu davacıya ilettiğini, davacının, aynı gün Cezayir'den de aynı sayıda parça siparişi olduğunu, Rusya'ya gitmesi gereken malları Cezayir'e, Cezayir'e gitmesi gereken malları da Rusya'ya gönderdiklerini belirterek, yanlış siparişi Rusya'ya gönderdiklerini kabul ettiklerini, davacının, Rusya'ya teknik eleman gönderip, ürünleri istenilen boyutlara getirebileceğini söylediğini, davalının da bu onarım teklifini kabul ettiğini, ancak davacının, Rusya'ya iki kez eleman göndermesine rağmen mallar onarılmadan dönüş yaptığını, sipariş ettiği mallar yerine eline farklı bir mal gelmesi dolayısıyla Rus menşeli şirkete, davalı tarafından cezayı ödemek zorunda kaldığını, dolayısıyla bu malların karşılığı ücretin ödemediğini, sözleşmede kendi sorumluluğunda olan edimi yerine getirmeyen davacı şirketin, ayıplı malların karşılığını icra takibi aracılığı ile temin etmeye çalıştığını, ayıplı malların onarım seçeneğinden haberdar olan üç şirket arasındaki yazışmalarda, davacı tarafın bir eleman göndereceği, Rus şirketin de o elemanı karşılaması gerektiği konuşulup, bu konunun detaylarının görüşüldüğünü ve elemana da 06.12.2017 tarihli, 00:35 saatli, İstanbul Atatürk Havalimanı kalkışlı Türk Hava Yolları'ndan bilet alındığını, yani davacının, davalı şirketin bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını taahhüt ettiğini, davalı şirketin bu teklifi kabul etmesiyle, davacının ayıplı mal gönderdiğini ikrar etmiş sayıldığını, onarımı yerine getirmeyen davacının, sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülüğü yerine getirmediğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine alacağın %20 'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, icra takibinin 479271 sıra nolu 37.379,09.- TL bedelli faturanın ödenmediği iddiasına dayalı olarak başlatıldığı, her ne kadar davalı tarafça, davacının taahhüt ettiği mal dışında mal gönderdiği, ayıplı mal teslim ettiği, ürünlerin de acilen Rusya'ya gönderildiği beyan edilmişse de ürünlerin bulunduğu kasaların açılmadan, malların kontrol edilmeden gönderildiğinin tespit edildiği, ürünlerin siparişe uygun üretilmediği iddiasının somutlaştırılmadığı(ürünler üzerinde inceleme yapılamadığı), davalı tarafça , icra takibine konu faturada yer alan ürünlerin kaç tanesinin ayıplı olduğu, ürünlerin kullanılabilir durumda olup olmadığı, ayıbın niteliği, gizli ya da açık ayıp olup olmadığı, ayıbın beklenen faydaları azaltan nitelikte olup olmadığı hususunun ispatlanamadığı ve somutlaştırılamadığı, davalı tarafça sunulan ürünlerin fotoğraflarının icra takibine konu faturadaki ürünler olup olmadığının dahi ispatlanamayacağı, SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda davaya konu/icra takibine konu faturanın her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı olduğunun ve işbu faturaya istinaden davalı tarafça davacı tarafa ödeme yapılmadığının tespit edildiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile; davalının Bursa 9. İcra Dairesi’nin 2020/1201 Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 37.379,09.-TL asıl alacak ve 10.215,24.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.594,33.-TL üzerinden, alacağın asıl alacak kısmı olan 37.379,09.-TL sine takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, icra harç ve masrafları,vekalet ücreti ile birlikte TBK’nın 100. maddesi gereğince yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz, masraflara mahsubunun sağlanarak devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si olan 7.475,81.-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin bahse konu kararında daha çok alıcının malı gözden geçirme ve ayıplı malı satıcıya bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğinden bahisle ayıp hükümlerinin vuku bulamayacağı değerlendirmesi yapıldığını, oysa ki davacının, bahse konu borcun konusunu oluşturan işlemde taahhüt edilen mal dışında bir mal göndererek ayıplı malı teslim ettiğini, bu malları da proforma belgelerindeki tarihten 10 gün sonra göndermeleri gerekirken, 16 gün gecikme ile 26 gün sonra gönderdiğini, davacı şirketin Rus firmasına iki kez ürünlerdeki ayıbı düzeltmesi için teknik personel göndermesinin, ürünlerin ayıplı olduğu ve düzeltilmesi gerektiğinin davacı şirket tarafından kabul edildiğinin göstergesi olduğunu, yerel mahkemenin açık ayıp olup olmadığı veya ayıbın diğer hususlarının ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, sözleşmeden kaynaklı edim yükümlülüğü olan malı ayıpsız bir şekilde teslim etme borcunu yerine getirmediğini, bu mala karşılık taahhüt edilen para borcunun ödenmesini istemenin TBK'nın 97. Maddesine aykırılık teşkil ettiğini, buna rağmen itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili davalının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, davalı tarafın ürünlerin geç gönderildiğine yönelik iddiasının gerçeğe aykırı ve esasında kötü niyetli bir iddia olduğunu, davalı tarafın dosyaya sunmuş olduğu proforma faturalar ve sipariş mailleri incelendiğinde, davalının beyanlarıyla çelişkili olduğunun açıkça görüleceğini, davalının, 05/09/2017 tarihinde davacıya '.. ekteki proformadaki ürünler siparişimizdir..' şeklinde mail attığını, davacının ise bu maile 'Siparişleriniz için teşekkür ederim. Siparişleriniz sisteme girilmiştir. İşleme alınabilmesi adına sizlerden ödeme rica etmekteyim. Ödemeye istinaden üretim gerçekleşecek ve ve sevk gerçekleşecektir' şeklinde cevap verdiğini, ancak davalının hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, proforma faturalardaki ürünlerin 1 ayda teslim edildiğini, davacı tarafından alınan ürün siparişlerinin 4-6 hafta içinde üretime girilerek teslim edildiğini, davalının ödeme yapmamasına rağmen, davacı tarafından tamamen iyi niyet çerçevesinde ve davalı ile uzun yıllar ticaret yapmış olmasının hatırına, siparişte yer alan üretime girildiğini ve proforma belgelerinde yer alan 1 aylık süreden de önce davalı tarafa teslim edildiğini, ürünleri kontrol etmenin davalı tarafın sorumluluğunda olduğunu, davacının Rus firmasına iki kez ürünlerdeki ayıbı düzeltmesi için teknik personel gönderdiğini, ürünlerin ayıplı olduğu ve düzeltilmesi gerektiğinin davacı şirket tarafından kabul edildiği yönündeki davalı tarafın tüm bu iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, 23/11/2017 tarihli genel müdür Halil Gedikli tarafından gönderilen mailde dahi, davacının gönderilen ürünlerde farklılık olmadığını belirttiğinin yazıldığını, davalı şirket yetkilisi Halil Gedikli'nin davacı şirkete '..Sizden bize yanıt olarak 2 parçada sıkıntı olmadığı, sadece bir takım tasarım değişikliği yapıldığı bilgisi verilmiş olup, borular için de tekrar üretime girilip doğru parçalar üretilmiştir..' şeklinde mail gönderdiğini, davacının, davalı tarafça ürünlerin farklı olduğu belirtildikten sonra, siparişte yer alan ürünlerin aynısının üretilerek gönderildiğinin belirtildiğini, yine de iyi niyet çerçevesinde, 1 parça ürünü yeniden (ara boru) üreterek davalı tarafa bilgi verdiğini, davacının bu ürünleri de, sorumluluğu dahilinde olmamasına rağmen tamamen iyi niyetli bir şekilde ve davalı firma ile karşılıklı ticaret geçmişine dayanarak, bedelini ödeyerek TNT firmasıyla gümrüklü olarak taşımayı kabul ettiğini, ancak davalı firmanın buna karşı çıkarak Rusya gümrükte sorun çıkabileceğini belirttiğini ve ürünleri uçak kurye ile taşımak istediğini, bu noktada davacının ürünleri davalı firmaya teslim ederek, bu usulsüz taşıma işlemine ve giderlerine gayet doğal olarak katılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davalının gönderdiği ihtarname incelendiğinde, davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülen hususların bu ihtarnamede yer almadığının da açıkça görüleceğini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, davacının tamamen iyi niyetli bir şekilde, kendi çalışanlarının dava dışı şirketi ziyaret etmesini kabul ettiğini, ancak davacı çalışanları Rusya'ya gittiklerinde iş bu şirkette resmi makamlarca denetim yapıldığı gerekçesiyle şirket tarafından ziyaretlerinin kabul edilmediğini, davacının sipariş sürecinden itibaren hep iyi niyetli olarak hareket ettiğini, davalı tarafın iddialarının gerçek olması halinde, iş bu ürünlerin davacıya iade edilmiş olması gerektiğini, ancak bu ürünlerin davacıya iade edilmediği gibi bedellernin de ödenmediğini belirterek, davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, teslim edilen ürünlerin bedelinin ödenmediği iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki ilişki 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı yüklenici davalı ise iş sahibidir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir (Y. 6. H.D'.nin 15/03/2023 tarih, 2023/516-1062 sy.k).
Eser sözleşmesi ilişkisi kurulmasıyla yüklenici öncelikle eseri meydana getirme, imal etme borcu altına girmektedir. Meydana getirilecek eserin de sözleşme ve eklerine, fen ve tekniğine, sahibin ondan beklediği amaca ve uyulması zorunlu yasal düzenleme varsa (imar mevzuatı gibi) mevzuata uygun olması gereklidir. Aksi halde yüklenici, eseri sözleşmeye uygun olarak meydana getirmemiş olur ve sözleşmedeki bedele hak kazanamaz. Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibi eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme hakkına sahiptir ( TBK madde 475).
Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iş, ayıplı iş ise sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır.
Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır.
Eserin ayıplı olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir.
Ayrıca, imalâtın ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibine aittir (Y. 15 H.D.'nin 24/01/2011 tarih, 2010/588-2011/246 sy. k).
Bunun yanında, kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle de, yüklenici işin miktar ve değerini, iş sahibi de iş bedelini ödediğini ispat yükü altındadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, dava konusu olayda ürünlerin teslim edilmediği veyahut eksik teslim edildiği iddia edilmemiştir. Ürünlerin geç teslim edildiği ve teslim edilen ürünlerin istenilen boyutlarda olmadığı iddia edilmiştir. Dosya arasındaki proforma faturalarında belirlenen temin süresi dikkate alındığında, ürünlerin geç teslim edildiği iddiasına itibar edilmemiştir. Ürünlerin istenilen boyutlarda olmadığı iddiası ise niteliği itibari ile ayıp iddiasıdır. Az yukarıda açıklandığı üzere, imâlatın ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibi üzerindedir. Davanın dayanağı faturalara konu ürünlerin üzerinde yapılmış bir delil tespiti dosyaya sunulmamış, ürünler üçüncü kişiye teslim edildiğinden mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmasına olanak tanınmamıştır. İmalât konusu ayıplı malların ibraz edilememesi veya üzerinde inceleme yapılamaması karşısında ayıp, ayıbın niteliği ve düzenlenen faturaya uygunluğu iddiası kanıtlanamadığından, mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin14/03/2022 tarih ... sayılı kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ESASTAN REDDİNE,
2)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gerekli 3.253,40-TL istinaf karar harcından peşin alınan 813,00.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 2.440,40.-TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 05/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...