İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ödeme yasağı bulunan çekin kötü niyetle takibe konulması üzerine açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Ödeme yasağı bulunan bir çeke dayalı icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti ve takibin durdurulması amacıyla açılan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesinin İcra ve İflas Kanununun 72/3. maddesi uyarınca icra takibinden sonra ihtiyati tedbirle takibin durdurulamayacağı gerekçesiyle tedbir talebini reddetmesi üzerine, davacının bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının çeki kötü niyetle takibe koyduğunu ileri sürerek ihtiyati tedbirin kabulüyle icra takibinin durdurulmasını talep ettiği istinaf başvurusu ile, davalının ise iyi niyetli hamil olduğunu ve tedbir ret kararının isabetli olduğunu savunarak istinafın reddini istediği bir hukuki uyuşmazlığın değerlendirildiği belgedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: 2026/540 KARAR NO: 2026/844İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTarihi: 05/02/2026 tarihli ara kararNUMARASI: 2026/91 E.DAVANIN KONUSU: Menfi TespitİSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP DİLEKÇESİ:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça müvekkili aleyhine.... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatıldığını, ancak takip konusu çekin keşidecisi olan ...Anonim Şirketi’nin keşideci olduğu ve vadesi gelmiş olan çekin, müvekkil şirket tarafından daha önce ... Şirketi’ne ciro edildiğini ve ...’in elinde iken kaybolduğunu, bu sebeple İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/748 Esas sayılı dosyasında çek iptal davası açıldığını ve bu dava neticesinde çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiğini, davalının ödeme yasağı bulunan çeki haksız ve kötü niyetle takibe koyduğunu, davalı faktöring şirketi ile müvekkil şirketi ve diğer cirantalar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının alacağı doğuran temel ilişkiyi fatura veya benzeri belgelerle tevsik edemediğini, ayrıca aynı cirantalardan devraldığı ve yine ödeme yasağı konulan başka bir çek hakkında da farklı bir icra takibi başlattığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve davalının kötü niyetini gösterdiğini, bu nedenlerle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin durdurulmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ayrıca haksız takipten dolayı %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece 2026/91 esas ve 05/02/2026 tarihli ara karar ile; "Dosya incelenmesinde davanın icra takibi yapıldıktan sonra açılan menfi tespit davası olduğu, icra takibinin durdurulmasına yönelik tedbir talep edildiği ve İİK 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulamayacağı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, verilen ara kararı hiçbir şekilde kabul etmediklerini aleyhe tüm hususları reddettiklerini, çekin tahsili hukuken mümkün olmadığını çek üzerinde ödeme yasağı bulunduğunu, davalının üzerinde ödeme yasağı bulunan çekin gerekli araştırmaları yapmadan doğrudan takibe koymasının haksız olduğunu, davalı alacaklı şirketin tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket'in çek kapsamında davalı alacaklıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasında bir ticari ilişkide bulunmadığını, ara kararda ihtiyati tedbir taleplerinin ret gerekçesi olarak icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinin gerekçesinin hatalı olduğunu, mahkemece sunulan ret gerekçesi isabetli olmadığını, müvekkil şirket için menfi tespit davasını ikame etme koşulları oluştuğuinu ve bu kapsamda mahkeme dosyasında ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, tedbir kararı verilmesi için mahkeme dosyasında taraflarınca yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, mahkeme dosyası ve icra dosyası’na konu borç ile ilgili İİK madde 72/II hükmü uyarınca teminatsız olarak veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek davacı müvekkili şirket hakkında icra takibine konu haciz işlemleri icra takibi taleplerinin önlenmesine ve durdurulması için istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, tedbir talebinin kabulünü, .... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası kapsamında takibin durdurulmasını, icra dosyasında usul ve yasaya aykırı işlemler kapsamında davacı müvekkilin dosyada borçlu sıfatını kazanmadığının ve borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan usulsüz işlemler sebebiyle davalı şirket aleyhine, icra dosyası'na konu takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde verilen ödeme yasağı kararının, müvekkilin iyi niyetli hamilliğini ortadan kaldırmayacağını, ihtiyati tedbir kararının reddine yönelik verilen usul ve esasa uygun olduğunu, müvekkili hakkında ödeme emrinin kesinleşmesi ve icrai işlemlere başlanması telafisi imkânsız zararlara sebebiyet vereceğini belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme tedbir kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, icra takibine konu çekin bedelsiz olduğu iddiasına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Somut olaya tatbiki gereken İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi; "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir" şeklinde hüküm altına alınmış olup icra takibinden sonra açıldığı sabit olan huzurdaki menfi tespit davası yönünden ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Böylece davacı vekilinin takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesi tarafından reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../02/2026 tarih ve 2026/.... E. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026