Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisinin azami öğrenim süresi hesabında 2547 sayılı Kanunun geçici 67. maddesinin uygulanma başlangıcının Danıştay 8. Daire tarafından değerlendirilmesi.
Özet: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisinin azami öğrenim süresini aştığı iddiasıyla ilişiğinin kesilmesine yönelik işlem, 2547 sayılı kanunun 2014te yürürlüğe giren geçici 67. maddesi uyarınca önceki öğrenim sürelerinin azami süre hesabında dikkate alınamayacağı hükmü ekseninde, azami sürenin başlangıç yılının ne zaman olacağına dair yorum farklılıklarına rağmen ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir; davalı üniversite ise bu iptal kararlarına karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/5224 E.  ,  2025/4348 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5224
Karar No : 2025/4348
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Üniversitesi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi olan davacının, 2547 sayılı Kanun'un 44/c maddesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim Öğretim Sınav Yönetmeliği'nin 8. maddesi uyarınca Fakültede azami 9 yılını doldurduğundan bahisle eylül ayının sonunda ilişiğinin kesileceğine ilişkin Tıp Fakültesi Dekanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne 05/09/2012 tarihinde kayıt yaptırdığı, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 44/c maddesine ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği'nin 8. maddesine göre öğrenimini azami dokuz yıl içinde tamamlaması gerektiği, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na 6569 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle eklenen ve 26.11.2014 tarihinde yürürlüğe giren geçici 67. maddede ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim sürelerinin dikkate alınamayacağının hüküm altına alındığı, fakat bahsi geçen düzenlemenin hangi eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlayacağına yönelik Kanun'da açık bir düzenlemeye yer verilmediği, dolayısıyla 2014-2015 eğitim öğretim yılı içerisinde yürürlüğe giren hükmün azami öğretim sürelerine ilişkin düzenlemelerinin geriye yürütülerek 2014-2015 eğitim öğretim yılı başlangıcından mı yoksa ileriye doğru yürütülerek 2015-2016 eğitim öğretim yılı başlangıcından mı uygulanacağı hususunda belirsizlik oluştuğu, ancak hangisi esas alınırsa alınsın davalı idarece benimsenen belli bir yarıyılın ortasının esas alınmasının kabul edilebilir olmadığı, kaldı ki ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı müddetçe kanuni düzenlemeler geriye doğru yürütülemeyeceğinden Kanun'un azami öğretim sürelerine ilişkin düzenlemelerinin 2015-2016 eğitim öğretim yılı başlangıcından itibaren uygulanmaya başlanılmasının yıllık sistemde öğrenim görmekte olan davacı
açısından daha kabul edilebilir olduğu, bu durumda, azami öğrenim süresi hesabının 2015-2016 eğitim-öğretim yılı başlangıcı dikkate alınarak yapılması durumunda Tıp Fakültesindeki azami eğitim süresini (dokuzuncu yılını) doldurduğundan bahsedilemeyeceği açık olan davacı hakkında azami eğitim süresinin dolduğundan bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; ilgili mevzuatta aksine bir hüküm bulunmadığı müddetçe kanuni düzenlemeler geriye doğru yürütülemeyeceğinden, 2547 sayılı Kanun'un geçici 67. maddesinde yer alan "daha önceki öğrenim süreleri" ibaresinden Kanun'un yayımlandığı tarih itibarıyla devam etmekte olan 2014-2015 eğitim - öğrenim yılı güz yarıyılının da dahil edildiğinin anlaşılması, bir başka ifade ile azami öğretim sürelerine ilişkin bu düzenlemelerin ilgili Kanun'un yayımlanmasından sonraki ilk eğitim öğretim dönemi olan 2014-2015 eğitim - öğrenim yılı, bahar döneminden itibaren uygulanmaya başlanılması gerektiği, bu durumda, 2014-2015 güz dönemi itibarıyla Tıp Fakültesi öğrencisi olan davacının öğrenim süresinin başlangıç tarihi olarak 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar dönemi olarak kabulü gerekmekle birlikte, derslerin yıllık olduğu söz konusu fakültede davacının 2023-2024 eğitim-öğretim yılının bahar dönemi sonu itibarıyla azami eğitim süresini dolduracağı, bu bağlamda, İdare Mahkemesi kararının derslerin dönemlik olduğu yükseköğretim kurumu yönünden de öğrenim süresinin 2015/2016 eğitim-öğretim yılının başından itibaren işlemeye başladığının kabulü yolundaki gerekçenin karardan çıkartılması gerektiğinden istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının azami öğrenim süresinin 2023 yılı Eylül ayı itibari ile dolmuş olması sebebiyle ilişiğinin kesildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 06/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.