T.C. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Ticari Satıştan Kaynaklanan Ödenmemiş Faturaların Tahsili İçin Başlatılan İcra Takibine İtirazın İptali Davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalıya yaptığı ticari satışlar karşılığında düzenlediği e-faturalara dayalı alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasına ilişkindir; davacı, ödenmeyen bedeller ve icra inkar tazminatı talep ederken, davalı borcun ödendiğini, belgelerin yetersizliğini ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını savunmakta olup, mahkeme icra takibinin devamını sağlayacak bu davanın kanuni koşullarını ve tarafların iddialarını değerlendirmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/356 Esas
KARAR NO : 2026/476
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/04/2025
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yüzey işlemeye yönelik özelleştirilmiş teknoloji ve sistem çözümleri
geliştirdiği ve davalıya farklı dönemlerde çeşitli kaplama ürünleri sattığı, ancak bu satışlara ilişkin
bedellerin ödenmediği, bu kapsamda düzenlenen 24.07.2024, 30.07.2024 ve 12.09.2024 tarihli e-
faturalardan kaynaklı alacağın muaccel hale geldiği, davalı aleyhine -------- İcra Müdürlüğü’nün
-------- E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının 02.01.2025 tarihinde
haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, davalının ticari faaliyetlerini
durdurduğu ve muhatap bulunamadığı, bu nedenle alacağın tahsilinin tehlikeye düştüğü, taraflar
arasında CPS Pressform Satın Alım Sözleşmesi bulunduğu ve sözleşme uyarınca-------
Mahkemeleri’nin yetkili kılındığı, davacı tarafından düzenlenen dört adet e-faturaya konu malların
teslim edilmesine rağmen bedellerinin ödenmediği, davalının herhangi bir ödeme belgesi
sunmadığı, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığı, davalının itirazı ile takibin
sürüncemede bırakılmak istendiği ve bu nedenle davacının zarara uğradığı, bu kapsamda davalı
aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi, itirazın iptali ile takibin devamı ve %20’den az olmamak
üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı aleyhine itirazın iptali istemli dava açıldığını, davacının
yüzey işlemeye yönelik ürün satışından kaynaklı alacağı bulunduğu, bu alacağa ilişkin olarak
-------- İcra Müdürlüğü’nün--------- E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalının
borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini ileri sürdüğünün, ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu ve taraflar arasında sözleşme gereği --------- Mahkemeleri’nin yetkili olduğunun iddia
edildiği, buna karşılık davacı tarafından ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığı, davalı
tarafça tüm borcun ödendiği ve davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, icra takibine bu nedenle yetki, borç ve ferileri yönünden itiraz edildiği, davacı
tarafından mal teslimine ilişkin sevk irsaliyesi, teslim belgesi veya hizmet ifasını ispatlayan
herhangi bir somut delil sunulmadığı, faturaların tek başına alacağı ispatlamaya yeterli
olmadığı, alacağın muaccel ve likit olmadığının, ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığının ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin hukuka aykırı
olduğu, davacının haksız ve mesnetsiz taleplerle icra takibi başlattığının ve dava açtığının ileri
sürüldüğü, sonuç olarak davacının davasının ve tüm taleplerinin reddi ile davacı aleyhine icra
inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiş yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasını savunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğünün ----------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; taraflar arasındaki CPS Pressform Satın Alım Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya satılan endüstriyel yüzey işlem ürünlerine ilişkin 24.07.2024 tarihli ---------- numaralı 90.592,37 TL tutarlı, 30.07.2024 tarihli ---------- numaralı 24.470,40 TL tutarlı, 12.09.2024 tarihli-------- numaralı 12.842,40 TL tutarlı ve 12.09.2024 tarihli --------- numaralı 76.481,22 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan toplam 204.386,39 TL asıl alacak ile 14.800,43 TL işlemiş ticari faizin tahsili amacıyla ---------- İcra Müdürlüğü’nün ----------- E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı taleplerinin incelendiği, davacının 2024 ve 2025 yıllarına ait E-Defter beratlarının yasal süresi içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklenerek onaylandığı ve defterlerin sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı, söz konusu faturaların davacının yasal ticari defterlerinde --------- hesabı altında usulüne uygun kaydedildiği, takip tarihi olan 23.12.2024 itibarıyla davacının davalıdan 204.386,39 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, faturaların içeriğinin endüstriyel yüzey işlem ürünlerine ilişkin olduğu, Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğden itibaren sekiz gün içinde yazılı itirazda bulunulmadığı, e-fatura sisteminde kabul edilen faturalara ilişkin herhangi bir iade faturası veya ödeme çekincesi bulunmadığı, 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereği BA-BS formlarında bildirim zorunluluğu bulunmadığı için faturaların bu formlarda yer almadığı, sonuç olarak davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının 204.386,39 TL asıl alacak ve 14.800,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 219.186,82 TL tutarında borçlu olduğu mütala edilmiştir.
Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 204.386,39 TL asıl alacak ve 14.800,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 219.186,82 TL tutarında borçlu olduğu HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.
Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve
takibe konu edilen 24.07.2024 tarihli, ---------- numaralı, 90.592,37 TL
tutarlı; 30.07.2024 tarihli, ---------- numaralı, 24.470,40 TL tutarlı;
12.09.2024 tarihli, ----------- numaralı, 12.842,40 TL tutarlı ve 12.09.2024
tarihli, ---------- numaralı, 76.481,22 TL tutarlı endüstriyel yüzey işlem
ürünlerine ilişkin faturaların davacının yasal ticari defterlerinde --------- hesabı
altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği, takibe konu faturalardan
kaynaklı olarak davacının takip tarihi (23.12.2024) itibarıyla davalıdan 204.386,39 TL
tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu,
anlaşılamaktadır.
Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş
olan faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit
edilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde "Endüstriyel Yüzey İşlem
Ürünleri” ne ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21.
maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak
düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak
itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme
bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi
gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan
taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa
tebliğ edilen söz konusu faturalara, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde
yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin
davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, faturalar e-
fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından faturaların kabul
edildiği görülmekle fatura içerikleriyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya
ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı
tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş
olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura
içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu,
25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel
Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura
olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı
bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen
ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe
konu edilen 24.07.2024 tarihli,--------- numaralı, 90.592,37 TL tutarlı;
30.07.2024 tarihli,---------- numaralı, 24.470,40 TL tutarlı; 12.09.2024
tarihli, --------- numaralı, 12.842,40 TL tutarlı ve 12.09.2024 tarihli,
------------ numaralı, 76.481,22 TL tutarlı endüstriyel yüzey işlem ürünlerine
ilişkin faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, takibe
konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (23.12.2024) itibarıyla
davalıdan 204.386,39 TL asıl ve 14.800,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam
219.186,82 TL alacaklı olduğu,
sabit olmakla usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalının -------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına
2-Kabulüne karar verilen alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kötü niyet tazminat talebinin reddine,
4-Karar harcı 14.972,65 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.647,24 TL harcın mahsubu ile eksik kalan bakiye 12.325,41 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 2.647,24 TL peşin harç olmak üzere
toplam 3.262,64 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 137,50 TL tebligat, müzekkere gideri ve 9.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.137,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk
Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -----------
bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde --------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/05/2026