Tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddialarıyla açılan davaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi istinaf incelemesi kararı.
Özet: Davacı şirket, tescilli markasına yönelik tecavüzün meni talebiyle açtığı davada, davalıların müvekkilinin tanınmış markası ile büyük benzerlik gösteren bir ibareyi kendi turizm hizmetlerinde ve otobüslerinde kullanarak iltibas yarattığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, hatta davalıların kullandığı ibarenin dava dışı üçüncü bir şirkete ait olmasına rağmen kendi mal ve hizmetlerinde kullandıklarını, sözleşme uzatımına ilişkin hukuki süreçler devam ederken bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, markaya tecavüzün önlenmesi, tecavüz teşkil eden materyallerin toplatılması ve kararın gazetede ilan edilmesi gibi taleplerde bulunmuştur.

T.C.

...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/415
KARAR NO: 2026/616
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/10/2023
NUMARASI: 2022/8 E. - 2023/154 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin "..." isimli marka üzerinde tek hak ve tasarruf sahibi olduğunu, davalıların ise müvekkilinin markası ile benzerlik taşıyan "..." markası ile müvekkilinin yaptığı işi müvekkilinin markasına benzer logo ile yapmaya çalıştığını, davalı yanın müvekkilinin kullandığı "..." ibaresini ise müvekkilinin tanınırlığından yararlanabilmek için aynen kullandığını, davalıların müvekkilinin marka hakkına tecavüz ettiğini, “...” markasının dava dışı üçüncü kişi.... A.Ş.'nin olduğunu, yani davalının marka başvurusu yapmadığı gibi, bir de dava dışı üçüncü bir kişinin marka tescil başvurusunda bulunduğu mütecaviz markayı kullanmakta olduğunu, ...'nin kararı gereğince... genelinde on (10) yıl süreli turistik taşıma yapmak üzere hat kiralanması için ... Başkanlığı ... ... ile yüklenici ...A.Ş. (Yeni unvan ...A.Ş.) arasında 14/02/2011 sözleşme imzalandığını, ... 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/ 539 Esaslı ve ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/22 E. sayılı davaları ile sözleşmenin süre bakımından uyarlanmasının talep edildiğini, bu davaların halen derdest olduğunu, müvekkili şirketin Covid-19 salgının başlaması ve etkilerini hızla hissettirmesini takiben derhal ...'ye başvurduğunu, davalının da, 15.04.2020 tarihli yazısı ile “Pandemi hali ortadan kalkana dek çalışılmayan sürenin 14.02.2011 tarihli sözleşmenin iş bitim süresine eklenmesine” yönünde karar verdiğini, bu yazının ardından ...'nin, 27.07.2020 tarihli ve 14.12.2020 tarihli yazıları ile yukarıda anılan iradesini tekrar ettiğini, ne var ki davalının 07.01.2022 tarihli ihtarname ile sözleşmenin sonuna aslında 6 aylık bir süre uzatımı verdiğini, 31.12.2021 tarihinde sözleşmenin son bulduğunu müvekkili şirkete bildirdiğini, müvekkili şirketin 2022 yılı ruhsat başvurusunun davalı tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin turizm hizmetini ifa ederken kullanmış olduğu “...” isimli otobüslerin...'ndan hareket ettiklerini, davalılarda müvekkilinin otobüsleri ile birebir aynı model otobüste, otobüslerin üzerine müvekkilinin markasına tecavüz edici nitelikte “..." yazarak...'nda turizm hizmeti vermeye çalıştıklarını, müvekkili ile aynı anda aynı işi yapmaya başladığını, davalının kendi eliyle müvekkiline verdiği sözleşme süresine dahi uymayarak ve müvekkili işyerinden tahliye etmeden aynı anda ve çok benzer bir tasarımla aynı faaliyeti yürütmeye başladığını, müvekkilinin bu marka ile halen ulusal ve uluslararası alanda hizmet verdiğini, aleyhine tespit istenen davalılar müvekkilinin markasına benzer nitelikteki ve iltibas uyandıran “..." markası ile müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, davalıların müvekkilinin tescilli markası ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın tescil talebinde bulunmaksızın ve aynı zamanda dava dışı bir şirketin tescil başvurusunda bulunduğu bir markayı kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını, müvekkilinin "..." adlı tescilli markasının SMK hükümleri gereğince korunmaya değer olup, müvekkilinin izni olmaksızın başka bir şahsın ticari unvan ve işletme adı olarak ya da iktibas veya iktibas uyandıran şekilde kullanılmasının mümkün olmadığını, davalıların müvekkilinin tescilli “..." markasına son derece benzeyen “...” ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, davalı şirketlerin kullandığı "..." ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına aynen benzediğinden ve bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin markasına tecavüz oluşturduğundan tecavüzün men'ine ve ref'ine müvekkilinin tescilli markasını kullandığı ürün ve reklam malzemelerinin toplatılmasına ve hükmün tirajı en yüksek gazeteden biri ile yayınlatılmasına karar verilmesi için mahkemeye başvurmak zorunda kalındığını, 10 yıllık sözleşme süresi boyunca vuku bulan ve etkisi devam eden hadiselerin müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği edimi ifa etmesini engellediğini, sözleşmeden beklediği faydanın önemli ölçüde azalmasına sebebiyet verdiğini ve sözleşmenin süresinin uyarlanması ile alakalı davaların açıldığını, açıkladıkları nedenlerle; maddi ve manevi tazminat talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketlerin müvekkiline ait markaya tecavüzünün tedbiren önlenmesine, refine ve menine, davanın kabulüne, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların, duraklarda ve otobüsler üzerindeki ibarelerin sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, ..., ... ve sair internet sitelerinde bilet satışı ve reklamlara dair tanıtıcı sayfalara erişimin engellenmesine, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek gazeteden biri ile ilanına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... BAŞKANLIĞI vekili cevap dilekçesinde özetle: Öncelikle davaya karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacı ile müvekkili idarenin araçlarının, logolarının benzememekle birlikte, okunuşlarının da tamamen farklı olduğunu, öncelikle "..." kelimesinin İngilizce bir kelime olup, otobüs anlamına gelmekle birlikte herkes tarafından kullanıma açık bir kelime olduğunu, kullanıldığında herhangi bir markayı, bir şirketi akıllara getirmediği gibi halkta da yanıltmaya yol açmayacağını, ikinci olarak da tecavüz iddiasında bulunulan markanın 3 kelimeden ve bitişik bir şekilde oluştuğunu (...) ve ... kelimesi davacı tarafın markasının (...) aksine kelimenin başındayken müvekkili idarenin kullandığı kelimenin başında olduğunu, ortalama bir tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, halk tarafından bu iki markanın karıştırılma ihtimali bulunmadığını, öncelikle bu tür turistik araçların yabancı turistler tarafından kullanılmakta ve yerel halk tarafından fazla tanınmadığını, bilindiği üzere bu kıstasın ortalama halkın bir markayı tanıması ve tanıma sonucunda ihlale göre gerçekleşeceğini, halkın bu markayı tanımadığının zaten aşikar olduğunu, bu sebeple de davacı tarafın iddialarının reddinin gerektiğini, daha önce belirttikleri üzere logoda ve okunuşlarda da benzerlik bulunmayıp, davacının marka itibarından yararlanmanın söz konusu dahi olmadığını, davacının müvekkili idarenin birebir aynı araçla ve benzer duraklarda hizmet verdiğini iddia ederek tecavüzün meni davası açmasının izahtan vareste olduğunu, şöyle ki; ilk olarak tüm dünyada turistlere hizmet veren araçların (otobüslerin) bir çoğunun kırmızı olduğunu, davacı ... kendi markasını, kendi logosunu ve hizmetini içeren bir husus olmadığını, kaldı ki bu tarz turistik otobüslerin davacı şirkete ait olmayıp ilk olarak 1999 yılında kurulan "..." adlı gruba ait olup tescil ettirildiğini, "..." sloganının da bu firma tarafından kullanıldığını, daha önceleri .......'de "..." adı ile herkesçe bilindiği üzere Londra ve Birleşik Krallıkta faaliyet gösterdiğini, bu sebeple de davacı tarafın otobüsün özelliği olarak kendine özgü iddiasında bulunmasının izahtan vareste olduğunu, bunun dışında davacının, ...'un turistik yerlerini adeta sahiplenerek davalı idarenin de aynı yerlerde hizmet vermesine ilişkin iddiasının da dinlenilebilir cinsten bir iddia olmadığını, tabii ki de bir şehrin eski turistik yerlerinin herkesin kullanımına açık olup, bu tür turistik seyahatlerin duraklarının da oranın merkezi olacak konumda olduğunu, herhangi bir kişi, firma ve markanın tekelinde olmadığını, davacı tarafla yapılan sözleşmenin 6 ay daha uzatılmış olup, 2022 yılı başında sona erdiğini, bu sebeple de bu tarz hizmet ve faaliyetleri yürütmenin belediyelerin görevi olduğunu, herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, neticeten; açıkladıkları nedenlerle, öncelikle davanın usulden ve husumetten reddine, tüm ihtiyati taleplerinin men ve refi taleplerinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davacının tüm taleplerinin ve davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... (...) GENEL MÜDÜRLÜĞÜ vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili hakkında açılmış olunan haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, müvekkili hakkındaki iddiaları asla kabul anlamına gelmemekle beraber davacının, markaya dayalı korunabilecek hiçbir hakkının söz konusu olmadığını, markanın; bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret olduğunu, markaya sağlanan korumanın ancak markanın tescili kapsamına giren mal ve hizmetlerle sınırlı olduğunu, marka, hangi mallar ve hizmetler için tescil edilmişse, marka sahibinin, markasının başkası tarafından kullanılmasını ve tescilini önleme yetkisinin o mal ve hizmetlerle sınırlı olduğunu, davacının, “...” isimli markanın sahibi olmadığı, Mal ve Hizmet Sınıflandırma Listesinden de açıkça anlaşıldığını, bu durumun Türk Patent Kurumunun internet sitesinde de yer aldığını, davacının markaya dayalı bir şekilde hak iddia ettiği 39. sınıfta yer alan “... ...” markası, ... tescil numarası ile merkezi İngiltere'de bulunan ... ... ... LIMITED unvanlı şirkete ait olduğunu, neticeten; açıkladıkları nedenlerle haksız davanın ve ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ANONİM ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı ...Limited Şirketi (Yeni Unvanı: ...A.Ş.), 28.06.2002 tarih ..... sayılı Ulaşım Koordinasyon Merkezi (...) kararı ile ... ... (...)’nin belirleyeceği hat ve güzergâhlarda kurulan “...” üzerinde yapılan “10 Adet Otobüs ile 2 Hat Üzerinde 10 Yıl Süreli ... Kiralama İşi İhalesi” neticesinde ... ve davacı arasında “Sözleşme” imzalandığını, davacı ile ... arasında imzalanan sözleşme ile belirlenmiş olan hizmetin, hat teslimi yapılan 30.06.2011 tarihinde başladığı ve sözleşmede belirlenen 10 yıllık sürenin sonu olan 01.07.2021 tarihinde sona ermesinin kararlaştırıldığını, 2020 yılında ortaya çıkan COVİD-19 pandemisi sebebiyle davacının, sözleşmenin süresinin uzatılmasını talep ettiğini, ... tarafından, sözleşme süresinin bitiminden itibaren iki kez 3 aylık olmak üzere toplamda 6 aylık sözleşmenin sona ermesine ek süre verildiğini, bu 6 aylık ek sürenin de 31.12.2021 tarihi itibariyle sona erdiğini, dolayısı ile davacı tarafından kiralanan ve dayanağı 26.06.2002 tarih ...... sayılı... kararı olan “...” olarak belirlenen güzergâhta hizmet vermesine ilişkin sahip olduğu hakların tamamıyla sona erdiğini, tüm bu hususlardan bağımsız olarak, 29.07.2021 tarih ve ...... sayılı... kararı ile “...” olarak tanımlanan hat üzerinden, davacının kiralama işleminden tamamen farklı bir idari işlemle, kamu yararının arttırılması gözetilerek, ... Büyükşehir Belediyesinin iştiraki olan müvekkili şirket tarafından ilgili faaliyetlerin yürütülmesine karar verildiğini, ancak davacı tarafından, birçok mesnetsiz iddianın öne sürüldüğünü, sözleşmenin süresinin sona ermediği ifade edilerek, müvekkili şirketin yürütmüş olduğu faaliyetlerin haksız rekabet hükümleri taşıdığı, kendi şirketinin logo ve ismi ile aynı bir isim türetildiği, söz konusu eylemlerin durdurulması gerektiği yönünde huzurdaki davanın açıldığını, ancak müvekkili şirketin, ... ve.... A.Ş.'nin 5216 sayılı ... Kanunu’nun 26. maddesindeki özel yetki ile kurulan, sermayesi... ...’ne ait özel hükümlere tabi olan bir kamu iştiraki olup, ... kararı ile yükümlü olduğu görevleri yerine getirdiğini, davacı tarafından, birebir aynı talepli davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame edildiğinden derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafından, araçlarına çok benzer taşıtlarla faaliyet gösterildiği, haksız rekabet ve tescilli markasına tecavüz oluşturduğu iddiası ile huzurdaki davanın ikame edildiğini, ancak birebir aynı talepli ve aynı tarafların bulunduğu davanın, davacı tarafından 14/01/2022 tarihinde... 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2022/30 Esasla ikame edildiğini, Mahkemeden, işbu dosyanın celbini talep ettiğini, zira 2022/30 Esaslı dosyada bulunan dava dilekçesi incelendiğinde; huzurda görülmekte olan davada sunulan dava dilekçesi ile birebir aynı talep ve iddialara sahip olduğunun görüleceğini, bununla birlikte, ... 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2022 tarihli kararında; “Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, HMK 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli... FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,” şeklinde karar verildiğini, bu kararın dahi, esasen her iki davanın aynı talep ve nitelikte olduğunu ispatlar şekilde olduğunu, davacının, kendi taşıtları ile müvekkili şirketin taşıtlarının benzediği iddiasının yersiz olup, davacının markası ve tasarımının ayırt edici özelliğe sahip olmayan nitelikte olduğunu, davacının “...” markasının bir üçüncü kişiye ait olduğu iddiasının tamamen kötü niyetli olduğunu, davacının, diğer davalı ... ile akdettiği sözleşme uyarınca edinmiş olduğu haklarının 31.12.2021 tarihinde sona ermiş olup, ilgili “HAT” üzerinde herhangi bir faaliyet hakkının bulunmadığını, davacının hâlihazırda ilgili hatları işletme ve gelir elde etme imkanı bulunmadığından haksız rekabet hükümlerinin uygulanma alanının bulunmadığını, müvekkili şirketin, bir belediye iştiraki olup... 2021/6-17 kararı kapsamında ilgili hat için yetkilendirildiğini, müvekkili şirketin taraflar arasında akdedilmiş ve sona ermiş olan sözleşme ile bir bağlantısının bulunmadığını, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, neticeten: açıkladıkları ve mahkeme tarafından re’sen tespit edilecek hususlar doğrultusunda, fazlaya ilişkin her nevi talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle HMK'nın 114/1-ı maddesi yönünden incelenerek usulden reddine, usule ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın esastan reddine, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın Reddine", karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin; ... 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen davanın reddi kararının eksik inceleme içeren bilirkişi raporuna dayandığını, davalıya ait "..." ibaresi ile müvekkilinin dünya çapında tanınmış "..." markası arasında SMK m. 7/2-b kapsamında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, "..." turizm hizmetinde kullanılan ...otobüslerin görsel tasarımı, rengi ve yazı stiliyle küresel ölçekte "..." markasıyla özdeşleştiğini, tüketicilerin bu iki işletmeyi birbiriyle karıştırdığına dair somut şikayet ve iade taleplerinin mevcut olduğunu, markanın asli unsurunun "..." ibaresinden ziyade bütüncül bir algı yarattığını, Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca İngiltere'de tescilli ve dünya genelinde meşhur olan bu markanın Türkiye'de de korunması gerektiğini ve mahkemenin diğer ülkelerdeki benzer kullanımları örnek göstermesinin "sui misal emsal olmaz" ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Başkanlığı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı idare müvekkili araçların logoları benzememekle birlikte, okunuşları da tamamen farklı olduğunu, Bilirkişi raporunda da “davacı ile davalının kullanımları arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı" yönünde rapor düzenlenmiş ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı sabit olup, davacı yanın iddialarının yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu sübut bulduğunu, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak bir benzerlik bulunmadığı gibi markaya tecavüzde söz konusu olmadığını ileri sürerek cevap verme hakkı saklı kalmak kaydı ile, davacının istinaf talebinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ........ A.ş. (Eski Unvan ... A.Ş.) vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının söz konusu hat üzerinde herhangi bir hakkı kalmamış ve ilgili hat üzerinde faaliyet gösterme ve gelir elde etme yetkisi bulunmadığını, bu nedenle, davacının iddiaları haksız rekabet unsurları oluşturmadığını, davacı yanın hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, markaya tecavüzün tespiti, men’i, ref’i istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının “.../...” markası ile turistik taşımacılık yaptığını davalıların ise aynı alanda “...” ibaresiyle faaliyete başladığını,“...” ile “...” arasında benzerlik bulunduğunu, otobüs üstü yazılar, logo/yerleşim ve “...” ibaresinin aynen kullanımının tanınmışlıktan yararlanma ve iltibas doğurduğunu, davalıların, davacının faaliyet yürüttüğü güzergahlarda, aynı tip iki katlı turistik otobüslerle hizmet vererek markaya tecavüz oluşturduğunu, beyanla tecavüzün tespiti, men’i, ref’ini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, “...” kelimesinin jenerik olduğunu, “...” ibaresinin bütünsel olarak davacının işaretiyle karıştırılmaya elverişli olmadığını, logo ve okunuş bakımından benzerlik bulunmadığını, ...turistik otobüs ve “...” konseptinin dünya genelinde yaygın ve standart olduğunu, davacının güzergâh/durak üzerinde ... iddiasının kabul edilemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının 39. sınıf turistik taşımacılık bakımından marka sahibi olmadığını, 39. sınıfta “... ...” markasının ... tescil numarasıyla İngiltere merkezli ...Limited’e ait olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, davacı-... sözleşmesinin 30/06/2011’de başlayan 10 yıllık süre sonunda sona erdiğini, pandemi nedeniyle iki kez üçer aylık olmak üzere toplam 6 aylık ek dönem tanındığını ve bu sürenin de 31/12/2021 itibarıyla bittiğini, bu tarihten sonra davacının “...” üzerinde faaliyet hakkının kalmadığını, 29/07/2021 tarih ve 2021/6-17 sayılı... kararıyla “...” hat üzerinden kamu yararı gözetilerek belediye iştiraki olan şirketin yetkilendirildiğini, faaliyetin idari karar kapsamında yürütüldüğünü beyanla usulden ve esastan davanın reddini istemiştir.
28/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacı adına TPMK nezdinde 39 ve 41. sınıfta ... numaralı “...”, .... sınıfta ...numaralı “... ... ...” ve ..... sınıfta ... numaralı “... ... ...” markalarının tescilli olduğu, davalı ... A.Ş.’nin ise 02/02/2022 tarihinde ... ve .... sınıflarda ...numaralı “... ...” markası için başvuru yaptığı ve sürecin sonuçlanmadığı, davacının ... sınıftaki markalarının yayın/haberleşme hizmetlerine ilişkin olması nedeniyle davalının turistik taşımacılık faaliyetiyle aynı ya da benzer mal/hizmet örtüşmesi bulunmadığı, 41. sınıf eğlence hizmetleri yönünden ancak benzerlik tartışılabileceği, buna rağmen davalının işaretinde esas unsurun “...” olduğu ve “...” ile “...” arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, davacının dayandığı iki katlı turistik otobüs, renk ve “...” gibi unsurların dünya genelinde ortak kullanımlar olup marka açısından ayırt edici nitelik taşımadığı, bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığı belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince, davacının tescilli markaları ile davalı kullanımının sınıfsal benzerlik göstermediği, ayrıca “...” ibaresi ile “...” ibaresi arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, davacının ileri sürdüğü ortak turistik otobüs konsepti unsurlarının ayırt edici olmadığı gerekçeleriyle markaya tecavüz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talep etmiştir.
... başvuru numaralı “...” markasının 39. ve 41. sınıflarda, ...başvuru numaralı “... ... ...” markasının 38. sınıfta ve ... başvuru numaralı “... ... ...” markasının 38. Sınıfta davacı adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan ... sayılı markanın 39. sınıf kapsamında, kara, deniz ve hava yolcu taşımacılığı ile tur düzenleme ve seyahat organizasyonuna ilişkin hizmetleri kapsamadığı görülmektedir. Aynı markanın 41. sınıfta ise eğitim, kültür ve eğlence hizmetleri kapsamında tescilli olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ....... A.Ş. adına, ...başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın 35. ve 39. sınıflarda 02.02.2022 tarihinde başvurusunun yapıldığı ve 03.09.2023 tarihinde tescil edildiği, 39. sınıf kapsamında kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ile tur düzenleme ve seyahat organizasyonu hizmetlerini içerdiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının 39. sınıfta yolcu taşımacılığına ilişkin bir tescilinin bulunmadığı, bu nedenle tarafların 39. sınıf kapsamındaki hizmetlerinin örtüşmediği açıktır. Turistik ... şehir turları faaliyetinin, niteliği itibariyle kültür ve eğlence amacı taşıdığı, bu yönüyle 41. sınıfta yer alan kültür ve eğlence hizmetleri ile benzer kabul edilebileceği, işaretlerin benzer olup olmadığına gelince davacının “...” ibareli markasında esas unsurun “...” olduğu, “...” ibaresinin ise hizmetin niteliğini belirten tali unsur olduğu , davalının “... ...” ibaresinde ise ayırt edici esas unsurun “...” kelimesi olduğu, “...” ibaresinin ise belirli bir güzergah üzerinde, yolcunun dilediği durakta inip daha sonra gelen bir sonraki araca tekrar binebildiği turistik şehir turu hizmetini ifade eden , bu sektörde yaygın kullanılan tali ve tanımlayıcı nitelikte bulunduğu görülmektedir. “...” ibaresinin Türkçe büyük otobüs anlamına geldiği, markalardaki ortak “...” kelimesinin Türkiyede yaygın olarak bilinen ingilizce otobüs olduğu ve hizmeti tanımlayıcı niteliği gereği zayıf ibare olduğu, davalı markasındaki “...” ibaresi ise işitsel yönden... ...’nın ingilizce karşılığı olan ... kelimesinin okunuşunu çağrıştırdığı, markaların asıl unsurları itibariyle aralarında görsel işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, markaların ortalam tüketici nezdinde bütünsel izlenimde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı , somut olayda SMK m.7 ve 29 anlamında marka hakkına tecavüzün şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince hizmet kapsamı ve işaret benzerliği yönünden yapılan değerlendirmede ve davanın reddine ilişkin kararın dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun ... ...... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../10/2023 tarih ve 2022/.... E. 2023/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026