Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz tescili davasında mahkemenin bozmaya uyularak verdiği kararın temyizen incelenerek davacı idare itirazlarının değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı idarenin kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili talebiyle açtığı davada, yerel mahkemenin davanın kabulüne dair ilk kararının taraf teşkili eksikliği, hatalı bedel tespiti ve usul hataları nedeniyle bozulmasının ardından, mahkemenin bozmaya uyarak yeniden davanın kabulüne karar verdiği, bu ikinci karara karşı davacı idarenin yaptığı temyiz başvurusunda bilirkişi raporundaki metrekare birim bedelinin yüksekliği, emsal uygunsuzluğu, faiz başlangıcı ve vekalet ücreti gibi noktalara itiraz ettiği, Yargıtayın ise mahkemenin bozmaya uygun kararını incelerken Anayasa Mahkemesinin ilgili kanun maddesine ilişkin güncel kararını da göz önünde bulundurarak, yerel mahkemenin kararının bozulmasına hükmettiği belirtilmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/136 Esas, 2023/671 KararKARAR : KabulTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Konya ili, ... ilçesi, .. Mahallesi 6 72... parsel ile ... Mahallesi 2 64... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 07.06.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/734 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 07.06.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/734 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan incelemede, dosyada mevcut Konya 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/1494 esas sayılı veraset ilamına göre tapu kaydında paydaş olan ...'ın 08.11.1984 tarihinde vefat etmiş olduğu ve mirasçılarından bir kısmının davaya dahil edilmediği, diğer paydaş ... yönünden ise; vukaatlı nüfus kayıt örneği temin edilerek isim değişikliği olup olmadığı ilgili nüfus müdürlüğünden araştırıldıktan sonra ... ile aynı kişi olup olmadığının tespiti, vefat etmiş ise mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması, dava ... ilçesi, ... Mahallesi 6 72... parsel ile ... Mahallesi 2 64... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tesbitine ilişkin olduğu halde yalnızca 6 72... parsel hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması, dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre hüküm kurulan 6 72... parselin kamulaştırma bedelinin 10.763,00 TL olması gerekirken maddi hata ile 20.603,00 TL olarak tespiti, kamulaştırma kapsamında kalan yapının niteliğine göre yıpranma paylarını gösterir cetvele göre yapının 60 yaşında olduğu belirtilmesine rağmen %70 yıpranma payı uygulanması gerekirken hatalı değerlendirme ile % 50 yıpranma payı alınması, davacı idare harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine harca hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçeleri ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, metrekare birim bedelinin yüksek belirlendiğini, emsalin uygun olmadığını, kararda faizin dava tarihinden itibaren işletilmesinin hatalı olduğunu, davalılar kendilerini vekil ile temsil etmedikleri hâlde, vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.3. Yargıtayın hukukî güvenlik ve hukukî öngörülebilirliğin temini amacıyla içtihat birliğini sağlama görevinin bulunduğu nazara alınarak yapılan değerlendirmeye göre; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasanın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması bozmayı gerektirir.4.Mahkemece, davalıların vekili olmadığı hâlde davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi uyarınca 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinin 7 nci bendi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının;a) (1-A)c) nolu bendinde yer alan ''dava tarihi olan 19/08/2015 tarihinden" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine "dava tarihinden dört ay sonrası olan 20.12.2015 tarihinden" ibaresinin yazılması, yine aynı paragrafta yer alan " kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına" ibaresi çıkarılarak yerine "yasal faiz işletilmesine" ibaresi yazılması;b) (1-B)c) nolu bendinde yer alan ''dava tarihi olan 19/08/2015 tarihinden" ibaresinin hükümden çıkarılmasına, yerine "dava tarihinden dört ay sonrası olan 20.12.2015 tarihinden" ibaresinin yazılması, yine aynı paragrafta yer alan " kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına" ibaresi çıkarılarak yerine "yasal faiz işletilmesine" ibaresi yazılması;c) (8) nolu bendin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,26.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda kanaatimce;Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu Hadim Asliye Hukuk Mahkemesinin; “… dava tarihi olan ... tarihinden ... karar tarihi olan ... tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına,” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 3 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 26.03.2026