11. Hukuk Dairesi, davacının A+ markasının tanınmışlığı ve iltibas iddiasıyla davalının tescil başvurusuna itirazını kısmen haklı bulan Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.
Özet: Davacı, davalı şirketin "a+" ibareli marka tescil başvurusunun, kendisinin tanınmış "a" ve "a+" esas unsurlu markalarıyla iltibasa yol açtığı ve haksız rekabete neden olduğu iddiasıyla YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi, bozmaya uyarak davacının 2015/... sayılı "a+" markası ile davalı başvurusundaki 35. sınıfa ait belirli hizmetlerde esaslı unsurların birebir aynı olması ve ortalama tüketiciyi yanıltacak derecede benzerlik bulunması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar vermiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine üst mahkeme, delil takdirinde isabetsizlik görmeyerek tarafların tüm temyiz itirazlarını reddedip Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1618 Esas, 2025/1964 KararHÜKÜM : Kısmen kabulBölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ''a+'' ibareli marka tescil başvurusuna, müvekkili markalarına dayanılarak yapılan itirazın reddedildiğini, oysa müvekkilinin ülkece tanınan birçok ulusal gazete, televizyon kanalının sahibi olduğunu, elliyi aşkın markasında "..." "..." "..." gibi "a" ve "a+" esas unsurlarının yer aldığını, davalı markasının müvekkilinin piyasaya sürdüğü yeni bir seri olarak algılanabileceğini, markalar kapsamındaki emtiaların da benzer olduğunu, müvekkilin tanınmışlığının işaretler arasında iltibasa neden olacağını, sözü edilen tanınmışlık nedeniyle müvekkilin farklı sınıflarda dahi korunması gerektiğini, davalının da kötüniyetli olarak bu şöhretten yararlanma amacında olduğunu, ayrıca davalı markasının haksız rekabete yol açacağını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve tescili halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep edilmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma ilamında da belirtildiği üzere davalı başvuru markası kapsamında yer alan emtialar ile davacının markalarından sadece 2015/... sayılı "a+" markası arasında, bütünsel kompozisyonlarında birebir aynı unsurları içeriyor olmaları ve yine kapsamlarındaki emtiaların aynı olması nedeniyle anılan markanın kapsamında yer alan 35. sınıftaki "iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri" emtiaları yönünden benzerlik bulunduğu, zira dava konusu taraf markalarının esaslı unsurları aynı olup, davalı markasının davacı markasını aynen içerdiği, şekil unsuru ile kısmi ayrılmaya gitse de şekil unsuru, benzer mal ve hizmet sınıfları yönünden yeterli ayırt ediciliği sağlayacak kuvvette olmadığı, dolayısıyla dava konusu markalar arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu gerekçesiyle anılan emtialar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. IV. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istekleri halinde davalılara iadesine, 23.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.