Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kazı çalışmasıyla altyapı hasarı iddiasıyla açılan tazminat davasında, yüklenici sorumluluğu ve bilirkişi raporları ışığında kusur değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının altyapı tesisatına davalı şirketin kazı çalışmaları esnasında zarar verildiği iddiasıyla açtığı tazminat davasını ele almakta olup, davacı 3.582,49 TL maddi zarar talep ederken, davalı ise işin üçüncü bir şirkete ihale edildiğini belirterek sorumluluğu reddetmiştir; yapılan bilirkişi incelemesinde davacıya ait kablonun kriterlere uygun döşenmediği, hasarın ve sorumluluğun net olarak tespit edilemediği, ikaz bulunmadığı belirtilmiş ve mahkeme, Türk Borçlar Kanununun 49. maddesi ile "kimse kendi kusurundan faydalanamaz" ilkesi çerçevesinde zarara uğrayan tarafın kusurunun da tazminat miktarını etkileyebileceğini değerlendirmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/418 EsasKARAR NO : 2026/476DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 07/05/2024KARAR TARİHİ : 28/04/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...... Mahallesi ..... Caddesi ile ..... Sokak Çatalca/İstanbul kesişiminde 25.08.2023 tarihinde ......Beton Elemanları ve Hazır Beton Fabrikaları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ekipleri tarafından yapılan altyapı kazı çalışmaları esnasında müvekkil şirkete ait altyapı tesisatının hasara uğratıldığını, hasarın ardından, müvekkili şirket teknik elemanları tarafından durum tutanakla tespit edilmiş, akabinde hasarın giderilmesi için gerekli çalışmalar yapıldığını, hasara ilişkin “Hasar Tespit Tutanağı” ekte sunulduğunu, meydana gelen hasar nedeni ile müvekkili şirket 3.582,49TL zarara uğratıldığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; 3.582,49-TL zararın hasar tarihi olan 25.08.2023 tarihinde itibaren T.C Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslara uygulanan değişen oranlarda avans faizi ile birlikte, vekalet ücreti, yargılama masrafları ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi ve yargılama sonuçlanıncaya kadar müvekkili şirket alacağının tahsilini teminen davalı ...... Beton Elemanları ve Hazır Beton Fabrikaları Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi nezdinde ve tespit edilmesi halinde 3. kişiler nezdindeki hak ve alacaklarının kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin altyapı ve üstyapı ihtiyaçlarına kaliteli çözümler getirmek amacıyla 1986 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, faaliyetleri, kamu ihale mevzuatı uyarınca yürütülmekte olup, Sayıştay denetimine tabi olduğunu, müvekkili şirket tarafından kazanın meydana geldiği iddia edilen işin yapımı Kamu İhale Kanunu uyarınca Avrupa Yakası Ana Ulaşım Yollarında Geometrik Düzenleme (UTK) Bakım Onarım ve Yapım İşi Kapsamında; Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü 3., 4. Ve 5. Bölgeler Yapım İşine Ait Sözleşme ile ...... Makina Sanayi İhracat İthalat Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ihale edildiğini, söz konusu sözleşme incelendiğinde görüleceği üzere iş tümüyle Yüklenci Şirket'e devredildiğini, davacının iddia ettiği gibi bir kaza ve zarar varsa bundan müvekkili şirket değil, dava dışı yüklenici şirketin sorumlu olduğunu, izah edilen nedenlerle davanın ..... Makina Sanayi İhracat İthalat Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ihbarına; huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine; vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE:Dava, alt yapı kablolarına zarar verilmesi nedeni ile oluşan hasara ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı şirkete ait alt yapı kablolarına davalı şirket tarafından zarar verilip verilmediği, kusur ve sorumluluğun kime ait olduğu ve zarar miktarına ilişkindir.Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde 25/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda hasar bedelinin 1.903,44 TL olduğu belirtilmiştir. Rapora ilişkin itirazlar ve feri müdahilin olay yerine ilişkin itirazları kapsamında yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle yeni bir rapor alınmasına karar verilmiştir. İşbu raporda olay yeri ve keşif yerinin bire bir uyuştuğu, ..... 'a ait yer altı kabblosunun kriterlere uygun döşenmediği, hasar derecesi ve kullanılan malzemeye ilişkin okunaklı belge olmadığı, sorumluluğun tespit edilemediği, ikaz olmadığı belirtilmiştir.Bilirkişi incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu içerisine takdiri delillere ilişkin kısımda düzenlenmiş, ayrıca hâkimin bilirkişi raporunu serbestçe değerlendireceği ilgili kısımda vurgulanmıştır. Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinden maksat ise, hâkimin, söz konusu raporun içeriği hakkında, kanunun aradığı ölçüde bir kanaate ulaşıp ulaşmadığını özgürce değerlendirebilmesidir. Başka bir anlatımla, delillerin serbestçe değerlendirilmesiyle, raporun öngörmüş olduğu sonucun (vakıa tespiti veya vakıalar hakkında varılan sonuç) hâkimin tek başına kanunun aradığı ölçüde kanaat edinmesi için yeterli kabul edilemeyeceği, hâkimin rapor içeriğini denetleyebileceği ifade edilmektedir.Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi uyarınca; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kanun maddesinde de belirtildiği gibi, esas olan bir kimsenin kusuru ile başkasına verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olmasıdır, ancak zarar her zaman yalnızca zarar verenin kusurundan doğmamaktadır.Zarar görenin (mağdur) kusurlu davranışının da zararın doğmasına veyaortaya çıkan zararın artmasına sebep olması mümkündür. Hatta zarar gören, zarara rıza göstermiş dahi olabilir. “Kimse kendi kusurundan faydalanamaz” ilkesi gereği, zarar görenin kusuru halinde zararın tamamının zarar veren tarafından tazmin edilmesi, zarar verenin durumunu adalete aykırı bir şekilde ağırlaştıracaktır.Zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına neden olan davranışı,sorumluluğun paylaştırılması ve tazminatın belirlenmesinde önemli bir ölçüttürZarar görenin kusuru Latince’de, “faute concomitante” şeklinde ifade edilmektedir. Türk Hukukunda, zarar görenin kusuru kavramını karşılamak üzere doktrin ve uygulamada çeşitli terimler tercih edilmektedir. Doktrinde ve Yargıtayda, zarar görenin kusurunu ifade etmek üzer sıklıkla kullanılan terimler “müterafik (birlikte) kusur”, “ortak kusur” şeklindedir (Başak Z Baysal, Zarar Görenin Kusuru (Müterafik Kusur) (1. Bası, On İki Levha 2012) 31). Birlikte (müterafik) kusur, zarar gören kişinin kusurlu bir davranışıyla kendisine karşı işlenen haksız fiilden bir zarar doğmasına veya zararınartmasına neden olması şeklinde tanımlanabilir. Zarar görenin kusuru, zararı önlemek için gereken davranışta bulunmamasına dair bir değer yargısı hükmüdür. Hukuka aykırılık ise, kişinin hukuk normuna aykırı davranmasıdır.Burada kusur, başkasına zarar veren iradeye veya ahlaka aykırılığı değil,zarar görenin kendi menfaatini korumak için gerekli özeni veya çabayıgöstermemesi ya da tamamen aksi yönde hareket etmesidir. Öte yandan,bazı hallerde zarar görenin kusurdan bağımsız bir davranışı zararın doğ-masına, artmasına veya zarar verenin durumunun ağırlaşmasına neden olabilir. Dolayısıyla, birlikte kusurdan bahsedebilmek için zarar görenin hukuka aykırı fiilinin bulunması gibi bir şart yoktur. “…Şu hâlde, söz konusu orman emvalinin zarar gören araçla taşınmasının bölüşük kusur niteliğinde olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 44. maddesi uyarınca zarar miktarından takdir edilecek oranda bir indirim yapılması gerekir. Mahkemece, bu yönün değerlendirilmemesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…” Yargıtay ..... HD, 5.5.2014, Tarih, ...... Esas, ..... Karar."...Ayrıca, araç alım satımı işi ile uğraşan davacı tarafın, satışa esas olan belgeleri incelememiş olmaları, noterde satış işlemi yapılırken kullanılan belgelerdeki farklılığı görmemiş olmaları, kendilerinden beklenen özenli bir araştırma yapmamaları nedeni ile; davacının da bölüşük kusurunun varlığı kabul edilmelidir. O halde mahkemece; davacının bölüşük kusuru nedeniyle, toplam zarar miktarından uygun bir indirim yapıldıktan sonra kalan miktardan davalı noterlerin sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bölüşük kusuru olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir…" Yargıtay ..... H.D.,17.05.2017 Tarih, ..... Esas, ...... Karar ."...Tazminat hukuku ilkeleri gereğince davalı, kusurlu eylemi nedeniyle oluşan gerçek zararın tümünden sorumlu ise de davacının bölüşük kusurlu bulunması durumunda, bu kusur oranında indirim yapılarak kalan tutardan davalı sorumlu tutulmalıdır. Davacının, elektrik kablolarını döşemeden önce Çevre Kurulu'ndan izin almamak biçimindeki savsaması, davalının böyle bir hattın varlığını öğrenememesine yol açarak zararlı sonucun doğmasında etkili olmuştur. Diğer yandan, zarara uğrayan kabloların, yerin 45 cm altına döşenmesi ve yönetmelikte belirtilen standartları içermiyor olması da, zararın meydana gelmesine neden olan etkenlerdendir. Yerel mahkemece, açıklanan olguların davacının bölüşük kusurun oluşturduğu gözetilerek, belirlenen zarardan, uygun bir indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, kabul edilen tutardan ½ oranda indirim yapılmak suretiyle, kararın düzelerek onanması uygun görülmüştür." Yargıtay ...... H.D.,23.10.2010 Tarih, ...... Esas, ...... Karar .Dosya, tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde;Zamanaşımı itirazı incelendiğinde; Türk Borçlar Kanunu Madde 72 zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlenmiştir. Somut olayda, hasarın gerçekleşme tarihi 25/08/2023 olup TBK madde 72 uyarınca zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalının pasif husumet itirazı incelendiğinde; Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Davalı ile feri müdahil ve ihbar olunan arasındaki ilişkinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davanın esası bakımından incelendiğinde; davacı tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiği, hasara konu yerin fotoğraflarının çekildiği bunların dosya içerisine sunulduğu anlaşılmıştır. 6098 Sayılı TBK 49. maddesi gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK madde 50/1.fıkrası gereğince, zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olup ispat yükü davacı üzerindedir. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporlarında; hasar gören kablonun ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun döşenmediği, hasar bedelinin 1.903,44 TL olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bu raporlar mahkememiz bakımından delillerin serbestçe değerlendirilmesiyle raporun öngörmüş olduğu sonucun (vakıa tespiti veya vakıalar hakkında varılan sonuç) hâkimin tek başına kanunun aradığı ölçüde kanaat edinmesi için yeterli kabul edilemeyecek, hâkim rapor içeriğini denetleyebilecektir. Davacı tarafından yer altına kablo döşemesi yapılırken 30.11.2000 tarih ve 44246 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve ..... Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esasları dikkate alınması gerekmektedir. Davalı taraf ise kazı çalışmaları yaparken kablolara zarar vermemek koşuluna dikkat etmesi gerekmektedir. Dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı gibi davacının zararının olduğu ve bu zararın davalının yaptırmış olduğu kazı neticesinde doğduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının yönetmeliğe uygun döşeme yapmamış olması zararın meydana gelmesine neden olan etken ise de davalının da gerek Aykomeden izin almaması, aldığı yer bakımından ise taahhütnamenin 2-d bendi uyarınca "altyapı kurumunda görevli teknik personelin hazır edilmemesi" gerek davacı tarafından krokilerin alınmadan ve kablo döşeme derinliği denetlenmeden kazının yapılması, yapılırken gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedenleri de zararın oluşumundaki etkenlerdendir. Tüm bu nedenlerle tarafların zararın oluşumunda müterafik (birlikte) kusurlu oldukları kabul edilmiş olup mahkememizce eşit kusur oranının hakkaniyete uygun olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle 951,72 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir ve aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere;1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 951,72TL'nin 25/08/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00TL ilam harcından peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 362,58TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafından sarf edilen 427,60TL Başvuru Harcı, 427,60TL Peşin harç olmak üzere toplam 855,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 3.600,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 956,37TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 3.600,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 2.643,62TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen 4.000,00TL bilirkişi ücreti, 905,00TL posta masrafı, olmak üzere toplam 4.905,00TL den kabul red oranına göre hesaplanan 1.303,05TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 7-Davalı tarafından sarf edilen 7.000,00TL bilirkişi ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 5.140,38TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davalı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 951,72TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.630,77TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin yüzüne karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.28/04/2026Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır