Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz terkini davasında 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca depo süresi usulsüzlükleri ve değerleme hataları nedeniyle bozulan kararlar.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve yol olarak terkin davasında, ilk derece mahkemesinin bedelin süresinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine dair kararı istinaf tarafından onanmış, ancak Yargıtay bu kararı, sürelere ilişkin usul hataları olmasına rağmen idarenin bedeli yatırması nedeniyle esasa girilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur; bozma sonrası ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ve bedelin tespitine dair kararının ise taşınmazın niteliğinin yanlış değerlendirilerek eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle tekrar bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/59 Esas, 2025/183 KararKARAR : KabulTaraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 88, 1 57... parsel (yenilemeyle 222 41... , 3 ve 4 parsel) sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazların yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 26.04.2019 tarihli ve 2017/216 Esas, 2019/209 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin verilen süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.02.2021 tarihli ve 2019/1603 Esas, 2021/250 Karar sayılı kararı ile davacı idareye iki kez süre, bir kez kesin süre verildiği, ikinci kez verilen sürenin yasa ile öngörülen 15 günlük süreden daha kısa olduğu anlaşılmakla birlikte kesin sürenin yasa ile öngörülen 15 günlük süreden fazla olduğu anlaşıldığından bu durum idarenin lehine olup, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülen koşulların yerine getirildiği sonucuna varıldığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin davanın usulden reddine dair kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacı idareye kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edilmesi için verilmesi gereken süre 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca 15 gün olması gerekirken, yasal olmayan şekilde "gelecek duruşma gününden 3 gün öncesine kadar kesin süre" verilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi İlk Derece Mahkemesince tespit edilen kamulaştırma bedelinin bloke edilmesi için ilk kez 21.01.2019 tarihli celsede idareye gelecek celseye kadar süre verildiği, ancak ilk sürede depo edilmesi gereken kamulaştırma bedelinin eksik gösterildiği, 18.03.2019 tarihli celsede ise idareye ikinci kez süre verildiği, sonraki celse tarihi 26.03.2019 olup, duruşma gününden 3 gün öncesine kadar süre verildiği gözetildiğinde idareye ikinci kez verilen sürenin 15 günden az olduğu anlaşıldığından idareye ilk ve ikinci kez verilen sürelerin usulüne uygun olmadığı, idareye üçüncü kez 26.03.2019 tarihli celsede son kez, gelecek celse tarihi olan 26.04.2019 tarihinden 3 gün öncesine kadar kesin süre verildiği, idarenin ise 26.04.2019 tarihinde depo kararını yerine getirdiği, dekontu Mahkemeye sunduğunun tespit edildiği, bu itibarla Mahkemece verilen ilk ve ikinci sürelerin usulüne uygun olmadığı ve idarenin depo kararını yerine getirdiği anlaşıldığından, usul ekonomisi de gözetilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarihli ve 2021/406 Esas, 2022/57 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 88 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, arazi niteliğindeki dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazlara net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, bu nedenle davacı idare vekilinin tüm, davalı vekillerinin aşağıdaki husus dışında kalan temyiz itirazlarının yerinde bulunmadığı, şöyle ki dava konusu 88 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan ve 1/5000 ölçekli ... Planında akaryakıt istasyonu alanında kalan kısmıyla ilgili olarak ilgili kamulaştırma projesinin getirtilmesi sağlanıp bu proje eklenmek suretiyle otoyol kamulaştırması sebebiyle dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan kısımlarının imar durumunun ne şekilde etkileneceği, imar planındaki konumu itibarıyla akaryakıt istasyonu ruhsatı verilip verilemeyeceği ya da davacı tarafından böyle bir başvuru yapılıp yapılamadığı hususları da ilgili Belediye Başkanlığından sorularak, taşınmaza ulaşımın engellenip engellenmeyeceği, otoyola çıkışın mümkün olup olmayacağı ve bu nedenlerle arta kalan kısmın kullanılmaz hale gelip gelmeyeceği veyahut değer kaybı olup olmayacağı, Karayolları Kenarında Yapılacak ve Açılacak Tesisler Hakkında Yönetmelik hükümleri de gözetilerek bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının tespitinde dikkate alınan unsurların mükerrerlik oluşturacak şekilde objektif değer artış oranının tayininde de esas alındığını, müvekkili idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin düşük olduğunu, Orman Bölge Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro İl Müdürlüğünün ağır kusur üstü suç öğeleri barındıran kanuna aykırı işlemleri bulunduğu gibi raporları hükme esas alınan bilirkişilerin tarafsızlığının şüpheli olduğunu, dava konusu taşınmazların kadastro yenileme işlemi sonucunda parsel numaraları, yüzölçümleri ve kamulaştırılan alanlarının değiştiğini, bu haliyle hükmen tescilin mümkün olmadığını, bu hususun bilirkişi ek raporunda tespit edildiği hâlde, yeni duruma göre rapor alınmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî NitelendirmeUyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Hükme esas alınan bilirkişi ek raporu ile dosyaya sunulan yeni tapu kayıtlarından dava konusu 88, 1 57... parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesinin (a) bendi uyarınca yapılan yenileme işlemi sonucunda pasife alındığı, yerlerine 222 41... , 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların oluşturulduğu ve yüzölçümlerinin değiştiği anlaşılmış olup bu durumda fen bilirkişisinden yeni duruma göre ek rapor alınmak suretiyle ulaşılacak sonuç doğrultusunda hüküm kurularak hükmün infazının sağlanması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.