İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, internet sitesi üzerinden yetkisiz marka ve ürün fotoğrafı kullanımı nedeniyle açılan marka hakkına tecavüz ve tazminat davası.
Özet: Davacı şirket, Türkiyede tek yetkili kullanıcısı olduğunu iddia ettiği markasının, davalının izinsiz şekilde internet sitesi üzerinden ürün fotoğraflarını ve markayı kullanarak satış yapması nedeniyle marka hakkına tecavüz edildiğini, bunun sonucunda maddi, manevi ve itibar zararına uğradığını belirterek, tecavüzün önlenmesi, zararların tazmini (daha sonra lisans bedeli yöntemiyle hesaplanması talep edilen) ve kararın ilanını talep etmiş; davalı ise davacının marka sahibi olmadığını ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunmadığını, kendi satışlarının davacının markasıyla ilgisi olmadığını ve iddiaların ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.
İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/119 EsasKARAR NO: 2023/46DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 17/12/2020KARAR TARİHİ : 07/06/2023Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ...Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş' nin “...” markasını Türkiye’ de kullanmaya tek yetkili şirket olduğunu, davalının ise herhangi bir yetki sözleşmesine dayanmadan... isimli internet sitesi üzerinden müvekkili şirketin ürünlerinin fotoğraflarını ve “...” markasını kullanarak satış yaptığını, bu taklit ürünlerden ve satışlarından dolayı müvekkilinin büyük zararlara uğradığını ayrıca markaya olan güveni de sarstığını, gelen müşteri şikayeti üzerine bizim ürünümüzü sipariş verdiklerini ancak başka ürün geldiğini öğrendiklerini, davalı şirkete 17/12/2019 tarihinde ihtarda bulunulduğunu, 05/12/2020 tarihinde ikinci ihtarda bulunulduğunu ancak ürünler kaldırılmadığını, marka hakkına tecavüzün olduğunu belirtmiş, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL maddi, 50.000,00-TL manevi, 20.000,00-TL itibar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının “...” markalı ürünlerin fotoğraflarının kullanılmasının bu markayla satış yapılmasının engellenmesine, müvekkil lehine hüküm kurulması halinde kesinleşen mahkeme hükmünün günlük gazete vb. vasıtalarla ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama safahatında davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile hesap yöntem tercihinin SMK 151/2-c bendine göre lisans bedeli hesaplanmasının talep edildiği, bu şekilde ıslah yapıldığı anlaşılmıştır. SAVUNMADavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş' nin dava konusu olan "..." markasınn sahibi olmadığını, markanın sahibinin ... olduğunu, marka sahibi ile davacı şirket yetkilisinin aynı kişi olmasının markadan dolayı tüzel kişi anonim şirket olan davacının dava açma hakkının bulunduğu ve davada taraf sıfatı bulunacağı sonucunu doğurmayacağını, bu sebeple öncelikle davacının dava açma ehliyetinin bulunmaması sebebi ile davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacının davasının değerinin 80.000,00-TL olup davacı tarafça ödenen harç bedelinin bu değer üzerinden yatırılmadığını, harcın eksik olduğunu, öncelikle bu eksikliğin giderilmesini, müvekkilinin davacının markasını kullanmadığını, müvekkili tarafından internet üzerinden yapılan satışta ürünün davacının marka adı ile satılmadığını, ürün satılırken "Açık Kasa Su Arıtma Cihazı İçin 8'li Su Arıtma Filtresi" olarak satışa sunulmuş olduğunu, davacı tarafından üretilerek piyasa da belli bir kalite veya tanınmışlık unsuru bulunmadığını, hatta davacı şirketin markanın sahibi olmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu, davacının dayandığı vakıayı ve talep ettiği zarar ve tazminatları ispat etmesi gerektiğini belirtmiş, öncelikle davanın usulden reddine, bu talep kabul edilmez ise esasa ilişkin itirazları bakımından esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERTPMK kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." markasının Türkiyede kullanılan üretim ve dağıtım hususlarında tek yetkilisi olduğunu, davalı şirketin herhangi bir izin ve lisansı bulunmaksızın... isimli internet sitesi üzerinden bu markaya ilişkin ürünlerin satışa sunulduğunu, müvekkilinin bu durumdan zarara uğradığını, davalının bu eylemi nedeniyle müvekkilinin satışlarının düştüğünü, davalı şirkete bu hususta ihtar gönderdiklerini, herhangi bir sonuç alınamadığını iddia ederek, markaya tecavüz nedeniyle 10000,00 TL maddi tazminat, 50000,00 TL manevi tazminat ve 20000,00 TL itibar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine ayrıca tecavüzün önlenmesine ve sonuçların giderilmesine, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili beyan dilekçesi ile, davaya konu tazminata ilişkin hesap yönteminin 6769 sayılı SMK'nun 151/2-b bendinde düzenlenen yönteme göre sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç olarak talep etmiş, yargılama safahatında sunduğu ıslah dilekçesi ile tazminatın 6769 sayılı SMK'nun 151/2-c maddesinde düzenlenen sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakka bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun bir şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli şeklindeki hesap yöntemine göre hesaplanmasını ve davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafın markasının müvekkili tarafından kullanmadığını, müvekkilinin su arıtma tesisi kurulum ve işletmeleri ile ilgili faaliyetler yürüttüğünü, müvekkilinin herhangi bir su filtresi üretmediğini, satışını yaptıkları su filtresinin ise davacı tarafın markası ve ürünleriyle bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Dava, marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir. Dosya mahkememizce marka uzmanı, bilişim uzmanı ve mali müşavirden oluşan heyete tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. Dosyada mevcut 07/09/2021 tarihli raporda davacı tarafından markalı ürünlerinin satışının yapıldığı iddia edilen...com internet sitesinde davacı tarafça belirtilen linklerin yayında olmadığı, güncel olmadığı, bir takım linklerde "..."ibaresinin kullanılmış olabileceği, bir takım linklerin yayınlanıp yayınlanmadığı, satış yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, davalının marka hakkına tecavüz teşkil edece herhangi bir eyleminin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, bu hususta dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı hususlarına yer verilmiştir. Dosya kapsamına ve teknik verilere uygun olduğu değerlendirilen söz konusu rapor mahkememizce benimsenmiş, hükme esas alınabilir kabul edilmiştir. Davacı vekili duruşmada yeniden bilirkişi raporu aldırılmasını talep etmiş, tazminata ilişkin hesap yöntemini ıslah suretiyle değiştirdiklerini bildirmiş, mahkememizce bu talep kabul edilerek, 19/10/2022 tarihli 7 nolu celsede bilirkişi heyetinden davacı tarafın talepleri ve hesap yöntemine ilişkin beyanı da gözetilerek ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, duruşma ara kararı hazır olan davacı vekiline tefhim edilmiş ve aynı ara kararda bilirkişi ücretini ikmal etmek üzere davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmiş, ayrıca taraflara incelemeye esas olmak üzere sunmak istedikleri belgeler var ise sunmaları için de 2 haftalık kesin süre verilmiş ve verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ve dosyanın mevcut haliyle karara bağlanacağı duruşmada hazır bulunan davacı vekiline ihtar edilmiştir. Bir sonraki duruşma ise 15/02/2023 tarihinde yapılmıştır. Bu duruşma tarihine kadar bilirkişi ücreti yatırılmamıştır. Bir sonraki duruşma ise 07/06/2023 tarihinde yapılmıştır. Davacı vekili 07/06/2023 tarihindeki duruşmada tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ıslah talebini kabul etmediklerini ve süresi içerisinde bilirkişi ücretini yatırmayan davacı tarafın bu talebini kabul etmediklerini beyan etmiştir. Şu halde davacı tarafın dayandığı ve talep ettiği bilirkişi raporunun gideri 19/10/2022 tarihli duruşmadan 2 hafta sonra 02/11/2022 tarihinde yatırılması gerektiği halde bu ara kararın kurulup tefhim edildiği 19/10/2022 tarihinden 07/06/2023 tarihine kadar yaklaşık 8 ay boyunca yatırılmamıştır. Kaldı ki bu süre içerisinde davacı tarafça bu bilirkişi ücreti herhangi bir mazeretin bulunması halinde bu beyan edilmek suretiyle ikmal edilebilirdi. Diğer taraftan davacı tarafa kesin ve ihtaratlı sürede bu yönde davacı tarafça herhangi bir irade gösterilmediği bu şekilde yargılamanın sürüncemede bırakıldığı kanaati mahkememizde oluşmuştur. Bu itibarla davacı vekilinin 07/006/2023 tarihli karar duruşmasında yeniden bilirkişi incelemesi talep etmesi mahkememizce kabul edilmemiştir. Kaldı ki davalı tarafın bu hususta muvafakatı da bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 94. Maddesinde kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğu, hakimce tayin edilen sürelerin ise kesin olduğuna karar verilebileceği, bu takdirde hakimin tayin ettiği kesin süreye konu işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklayacağı ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının açıkça tutanağa geçirilerek ihtar edileceği, kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan tarafın yeniden süre isteyebileceği, ancak bu şekilde verilecek ikinci sürenin kesin olduğu ve yeniden bu konuda süre verilemeyeceği, kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkının ortadan kalkacağı açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nun 281. Maddesinde bilirkişi raporuna karşı itirazların ve yeni bilirkişi veya ek bilirkişi raporu taleplerinin rapor tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istenebileceği ve bir takım durumlarda bir defaya mahsus olmak ve 2 haftayı geçmemek üzere ek süre verilebileceği hususu düzenlenmiştir. Yine kanunun 120.maddesinde yargılama harçları ile gider avansının dava açarken mahkeme veznesine davacı tarafça yatırılmasının zorunlu olduğu, eksiklik bulunması halinde mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya 2 haftalık kesin süre verileceği, taraflardan birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324.madde hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir. Buradaki atıf gereği kanunun 324.maddesinde ise taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorunda olduğu, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmeleri halinde gider avansının yarı yarıya taraflarca ödeneceği, taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde diğer tarafın bu avansı yatırabileceği, diğer tarafça da yatırılmaz ise talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu hususları düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın dayandığı delilin ikamesi için gerekli gider avansı kesin süre verilmek suretiyle davacı tarafa tefhim edilmiş, bu hususta verilen iki haftalık kesin süre de delil ikamesi gider avansı davacı veya davalı tarafça ikmal edilmemiş bu sebeple kanundaki açık hüküm gereğince davacı taraf ikamesini talep ettiği bilirkişi raporundan vazgeçmiş sayılmalıdır. Mahkememizce bu husus bu şekilde uygulanmış ve kabul edilmiştir. 6769 sayılı SMK'nun 29.maddesinde marka hakkına tecavüz ve bu husustan kaynaklı tazminat taleplerine sebebiyet veren haller düzenlenmiştir. Kanunda düzenlenen fiillerin bir veya bir kaçı gerçekleştiğinde kanunda düzenlenen tazminat halleri gündeme gelecektir. Yine 6098 sayılı TBK'nun 49.maddesinde haksız fiil ve tazmin sorumluluğuna ilişkin genel düzenlemeler bulunmaktadır. Bu genel düzenlemeler kapsamında tazminat talep edilebilmesi hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. 6769 sayılı SMK'nun 29.maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7. Maddede belirtilen şekillerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarma, ithal işlemine tabi tutma, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları 3. Kişilere devretmek şeklinde belirtilen eylemlerin marka hakkına tecavüz sayılacağı düzenlenmiştir. Yine kanunun 149.maddesinde sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin, fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini ve bu kararın ilanı hususlarında mahkemeden talepte bulunabileceği hususları düzenlenmiştir. Somut olayda davacı taraf dava dışı adına tescilli "..." şeklindeki markanın lisans yoluyla kullanımının kendisine geçtiğini, davalı tarafın söz konusu marka ve markaya ilişkin ürünleri "...com" isimli internet sitesi üzerinden satışa sunduğunu, bu şekilde marka haklarının tecavüze uğradığını iddia ederek maddi manevi ve itibar tazminatı taleplerinde bulunmuştur. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda davacı tarafça iddia edilen tecavüz fiilleri tespit edilememiştir, bu itibarla davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır. Davacı tarafın itibar tazminatı talebine ilişkin iddialarını dosya kapsamında ispat edemediği anlaşılmaktadır. Zira itibar tazminatına hükmedilebilmesi, davalı tarafın marka hakkına tecavüz sayılacak eylemler yanında bu markaya ilişkin ürünleri üretmesi ve üretilen bu ürünlerin marka hakkı sahibinin ürünlerinden daha vasıfsız veya kalitesiz olması gerekmektedir. Somut olayda davalı tarafın tecavüzlü eylemleri tespit edilemediği gibi davacı tarafın markası adı altında herhangi bir ürün ürettiği ve bu ürünün de davacının ürününden vasıfsız ve kalitesiz olduğu hususları ispat edilememiştir. Bu itibarla davacı tarafın tüm tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mezkur nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın REDDİNE,Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (maddi tazminat talebi yönünden) hesap ve takdir edilen 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre (manevi tazminat talebi yönünden) hesap ve takdir edilen 15.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı duruşmada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.'ne göre ( itibar tazminatı talebi yönünden) hesap ve takdir edilen 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Alınması gereken 5464,80 TL karar harçtan davacı tarafından yatırılan 1366,20 TL peşin harcın mahsubu ile eksik 4098,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Kalan ve kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep beklenmeksizin ilgili taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren 2 hafta süre içinde, e İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar usulen okunup anlatıldı. 07/06/2023 Katip ...E imza Hakim ...eimza