Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında feragatin sigorta şirketine sirayeti hususunda ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Trafik kazası sonucu yaralanan ve motosikleti hasar gören davacının maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davacının asli sorumlulardan (araç sürücüsü ve sahibi) feragat etmesinin müteselsil borçlu olan sigorta şirketine de sirayet edeceği gerekçesiyle davayı reddetmiş; davacı vekili ise bu feragatin sigorta şirketine karşı davayı etkilememesi gerektiğini, aksine bir irade beyanı olmadığını ve sigorta şirketinin durumunu ağırlaştıracak bir rücu ilişkisi bulunmadığını belirterek, ilk derece kararının kaldırılmasını talep eden istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİTÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARIİNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:05/02/2026DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:13/05/2026KARAR YAZIM TARİHİ:22/05/2026Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/10/2024 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motorlu bisikleti ile davalı ... adına kayıtlı, davalı ... idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen kazada davacı müvekkilinin dizinden yaralandığını ve motorlu bisikletinin pert derecesinde hasar gördüğünü, söz konusu kazada davalı ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunu, kuryelik yapan davacının 3 ay iş göremez durumda kalıp yaklaşık 150.000,00 TL gelir kaybına uğradığını, 04/11/2024 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurduğunu ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, hayatı boyunca ağrı çekeceği için ve yürüyüşünde meydana gelen aksama sebebiyle yaşam kalitesinin oldukça düşeceğini, ağır üzüntü ve psikolojik travma geçirdiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 300,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00'er TL refakatçi ücreti, kazanç kaybı ve hastane masrafı ve 200.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.DAVALI CEVABININ ÖZETİ:Davalı ... Sigorta AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sigortalı aracın kusurlu olması halinde kusur oranında sınırı sorumlu olduğundan öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerine ilişkin tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, davacının kask takmadığını ve müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminat rakamından ayrı ayrı hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini beyanla davanın reddini istemiştir.Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir.DELİLLER:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/02/2026 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, nüfus kayıtları, tüm dosya kapsamı.İDM KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; davacı tarafın 19/09/2025 tarihli dilekçesi ile davalılardan ... ve ... yönünden davadan feragat ettiği, davacı vekilinin 05/02/2026 tarihli duruşmada davalı asiller yönünden manevi tazminat haricinde herhangi bir ödeme almadığını iddia ederek davadan feragat ettiğini beyan ettiğini, müteselsil borçlu sigorta şirketinin iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştırdığından eyleminin sorumluluğuna katlanması gerekenin davacı olduğunu, feragatten diğer davalı sigorta şirketinin de yararlanması gerektiğinden feragatin diğer davalıya da sirayeti nedeni ile sigorta şirketi hakkında da davanın ret kararı verildiğini, davacı yan her ne kadar beyan dilekçesi ile emsal karar sunarak sirayetin söz konusu olmadığını ileri sürmüş ise de sunulan emsal kararın eldeki somut olaya uygulanamayacağını beyanla davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu feragat beyanlarında davalı ... Sigorta AŞ yönünden davanın devamına yönelik iradelerinin açıkça beyan edilmesine rağmen feragatin sigorta şirketine de sirayet ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, taraflar arasında bir rücu ilişkisi bulunmadığından feragat sonucu davalı sigorta şirketi'nin durumunu ağırlaştıran hiçbir durumun söz konusu olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.İSTİNAFA CEVAP: Davalılar istinafa cevap vermemişlerdir.G E R E K Ç EUyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakınları da manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.Davacı taraf, 25/10/2024 tarihli kazada kaza nedeniyle müvekkilinin yaralandığını, davalı sürücü ...'ın tam kusurlu olduğunu, davalı ...'ın işleten sıfatıyla ve diğer davalı şirketin de poliçe dolayısıyla doğan maddi ve manevi zarardan sorumluluğu bulunduğunu beyanla maddi ve manevi tazminat istemli eldeki davayı açmış, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;Davacı vekili ilk derece mahkemesine sunduğu 19/09/2025 tarihli dilekçesi ile davalılardan ... ve ... yönünden maddi ve manevi tazminat davasından feragat ettiğini bildirmiştir. Davacı vekili duruşmadaki beyanında manevi tazminat talebi bakımından karşı taraf gerçek kişilerle anlaşma sağlandığı, maddi tazminat yönüyle davalı sigorta şirketinden tahsilat yapılacağı için maddi tazminattan da feragat edildiğini ifade etmiştir.Davalıların gerek Karayolları Trafik Kanunun gerekse Borçlar Kanunun ilgili hükümleri gereğince davacıya karşı kusurları oranında müteselsilen sorumlulukları bulunduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.Somut olayda müteselsilen sorumlu olanların bir kısmı yönünden davacının davadan feragat ettiği sabittir. Bu durumda somut olaydaki uyuşmazlığın çözümünde Türk Borçlar Kanunu'nun 166/2 ve 168/2 maddesi hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK'nın 166 maddesinde; ''Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.'' hükmü bulunmaktadır.TBK'nın 166/2 maddesi gereğince borçlulardan biri alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.Yine TBK'nın 168/2 maddesi gereğince alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumu iyileştirirse bunun sonuçlarına katlanır.İşletenin sürücüye kusuru oranında rücu hakkı vardır. İşletenin sürücüye rücu hakkını ortadan kaldırır şekilde sürücüyü ibra eden ya da sürücüden feragat eden alacaklı işletene de başvuramayacaktır. Zarar görenin sürücüden dolayı feragati nasıl işleteni borçtan kurtarıyor ise sigortacıyı da sorumluluktan kurtarır. Zira, asıl olan sürücünün sorumluluğudur. Müteselsil sorumlulardan biri hakkında feragat, diğer müteselsil sorumlulular yönünden de teselsülden feragat niteliğini taşır.Davacı taraf, henüz yargılamanın başında, maluliyet raporu, kusur raporu ve aktuer rapor alınmadan, başka bir anlatımla zararın belirlenmesi için herhangi bir işlem yapılmadan ve davalı sürücü ve işletenden doğan maddi zarara mahsuben bir tazminat almadan, davalı sürücü ve işleten yönüyle davadan feragat etmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ...-..., ...-... E.K. sayılı ve Yargıtay 4. HD nin ... E. ... K. sayılı sayılı emsal nitelikli kararlarında da açıklandığı üzere kusurlu bulunan davalı sürücü ve işletenden feragat edilmesinin sigortacı şirkete de sirayet edeceği ve sürücü ile işletenden feragat edilmiş olması nedeni ile sorumluluklarının ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır.Tüm dosya kapsamı uyarınca yapılan inceleme neticesinde; davanın maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup davacı vekilinin davalı sürücü ve işleten yönünden herhangi bir ödeme almadığını iddia ederek davadan feragat ettiğini beyan ettiği, davacı müteselsil borçlulardan birinin durumunu (sürücü ve işleten yönünden feragat ettiğinden) iyileştirirken diğer müteselsil borçlu sigorta şirketinin iç ve dış ilişkideki durumunu ağırlaştırdığından eyleminin sorumluluğuna katlanması gereken davacı olup, feragatten diğer davalı sigorta şirketinin de yararlanması gerektiğinden feragatin diğer davalıya da sirayeti nedeni ile sigorta şirketi hakkında da davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamakta olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Hal böyle olunca; açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-Davacı adli yardımdan faydalandığından alınması ertelenen 2.062,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 732,00 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,3-Dava adli yardımlı görüldüğünden istinaf aşamasında suç üstü ödeneğinden karşılanan 575,00 TL tebligat giderinin davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,4-Yapılan sair istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine,İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 13/05/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi....