Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari hizmet sözleşmesinden doğan alacak davasında, davalının imza inkârı ve sözleşme aslının sunulmaması nedeniyle yetki şartının uygulanamaması üzerine genel yetki kurallarını değerlendiriyor.
Özet: Davacı tarafın ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, davalının sözleşmedeki imzanın yetkisiz kişiye ait olduğunu ve sözleşmenin geçerliliğini reddederek yetki itirazında bulunması üzerine, mahkeme, davacının sözleşmenin aslını sunamaması ve e-posta yazışmalarının sözleşmenin kesin halini teyit etmemesi nedeniyle sunulan belgeye itibar edilemeyeceğine hükmetmiştir; bu sebeple, sözleşmede kararlaştırılan yetki maddesinin uygulanamayacağına ve genel yetki kuralı gereğince davalının yerleşim yeri mahkemesinin (Şanlıurfa) yetkili olduğuna dair değerlendirme yapmıştır.

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/838 Esas - 2026/451

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/838 Esas
KARAR NO : 2026/451
HAKİM : ......
KATİP :......
DAVACI : ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av. ......
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/11/2025
KARAR TARİHİ : 02/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili Mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 03/06/2025 tarihli sözleşme akdedildiğini, ...... Fuarına katılım ve sözleşme bedelinin ödenmesi ile sözleşmenin diğer yükümlülüklerinin taahhüt edildiğini, ancak davalının 11.07.2025 ve 15.08.2025 vadeli ödemelerini yapmaması sebebiyle ihtarname gönderildiğini, ihtarname tebliğine rağmen davalının ödeme yapmaması üzerine sözleşmenin .... Noterliği’nin 01.09.2025 tarih ve ...... yevmiyeli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshine dayalı yasal haklar saklı kalmak üzere sözleşmenin 28. maddesine uygun olarak haklı gerekçelerle sözleşmenin feshedildiğini ve sözleşme bedeli olan 18.720 Euro ile sözleşme cezai şartı olarak kabul edilen 18.720 Euro toplamı 37.440 Euro’nun ödenmesi ihtar edildiğini ve ihtarnamenin davalıya 03.09.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı vekili tarafından davalı adına imzası bulunan kişinin yetkili olmadığından bahisle taraflar arasındaki sözleşmenin inkar edildiğini, sözleşmenin 39. maddesinde ...... Mahkemeleri ile İcra Müdürlüklerin yetkili kılındığını iddia ederek davaya konu sözleşmeye ilişkin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan 10-Euronun ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıllık Euro mevduatına uyguladıkları en yüksek ve değişen oranlarda Euro faizi ile birlikte tahsili veya fiili ödeme tarihindeki kur karşılığı Türk Lirasının tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet ve görev itirazlarının bulunduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ayrıca dosyaya sunulan sözleşmeyi kabul etmediklerini, sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, taraflar arasında görüşmeler yapıldığını ancak sözleşme ilişkisi kurulmadığını, Mahkememizin yetkisiz olduğunu, davanın müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu Şanlıurfa Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizce tensip zaptı düzenlenerek tarafların bildirdiği deliller toplanmış, dava miktar itibariyle basit yargılama usulüne tabi olduğundan ön inceleme duruşma günü tayin edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 138.maddesi hükmüne göre; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir, gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir."
6100 sayılı HMK'nın, ''Yetki itirazının ileri sürülmesi'' başlıklı 19/2.maddesi hükmüne göre; ''Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.''
Davalının yetki itirazının yasal süresinde ve usulüne uygun ileri sürdüğü görülmekle, yetki itirazının incelenmesine geçilmiştir.
Davacı tarafça dosyaya yazılı sözleşme sureyi sunulmuş olup bu sözleşme davalı tarafça kabul edilmemiştir. Davalı sözleşmenin müvekkili şirket yetkili tarafından imzalanmadığını iddia etmektedir. Yazılı sözleşmeye itibar edebilmek için öncelikle imzaya yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir. Davacı taraf sözleşme aslını dosyaya sunmamıştır. Dolayısıyla imza incelemesi yaptırılamamıştır. Diğer taraftan, dosya kapsamındaki mail yazışmaları incelendiğinde, taraflar arasında bir kısım görüşmeler yapıldığı, sözleşme yapılmasına karar verildiği ve sözleşme metni yazıldığı, daha sonra bu metin üzerinde revizyon yapılmasının kararlaştırıldığı görülmektedir. Yazışmalardan dava dilekçesinin ekinde sunulan sözleşmenin taraflar arasında imzalanıp imzalanmadığı, maillerde üzerinde konuşulan metin olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Davalının itirazları ve dosyadaki delil durumu karşısında sözleşmeye itibar etmek mümkün olmamış, TBK'nın 89.maddesinin yetki yönünden uygulanması imkanı kalmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesine göre ; " (1) Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. (2) Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir."
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerine değerlendirme yapıldığında; huzurdaki dava için yetkili mahkeme davalı şirketin adresinin bulunduğu ...... Mahkemeleridir. ...... Mahkemeleri huzurdaki dava için yetkili ve görevlidir. Anılan gerekçe ile davanın usulden reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin yetkisizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-ç ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,
2-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın ...... Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde...... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/06/2026
Katip ......
¸e-imza
Hakim ......
¸e-imza