Şirketin ihyası davasında mahkeme, ticaret sicilinden terkin edilmemiş ve tüzel kişiliği devam eden şirket için davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
Özet: Davacının aleyhine açılan rücuen tazminat davası nedeniyle hukuki varlığını sürdürmesi gereken bir şirketin ihyasını talep ettiği davada, mahkeme şirketin ticaret sicil kaydının aktif olduğunu, resen terkin veya tasfiye edilmiş olmadığını, dolayısıyla tüzel kişiliğinin hala devam ettiğini ve mevcut durum itibarıyla ihyaya konu bir şirket bulunmadığını belirterek, davacının bu talebinde hukuki yararının olmadığına karar vermiş ve bu dava şartı eksikliği nedeniyle davayı reddetmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/226 Esas
KARAR NO : 2026/437
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 13/03/2026
KARAR TARİHİ : 22/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirket ve başka şirketlerinde bulunduğu şirketlerin aleyhine rücuen tazminat istemiyle İstanbul ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ........ Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, anılan dosyada verilen ara karar ile ihyası istenen şirket hakkında şirketin ihyası davası açmak üzere taraflarına süre verildiğini beyanla şirketin ihyasını, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirkete tasfiye memuru atanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin ticaret sicil kaydının aktif olduğunu, şirketin resen terkin kapsamında olmadığını, şirketin tasfiyeye de girmediğini, müvekkili müdürlükçe herhangi bir işlem de tesis edilmediği, dava konusu şirketin tüzel kişiliği sona ermediğinden, davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
İhyası istenen şirketin terkinden önceki merkez adresi itibariyle mahkememizin yetkili bulunduğu anlaşılmıştır.
Ticaret Sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 Sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. Maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.
Somut olayda şirketin resen terkin veya tasfiye sürecinde olmadığı, şirketin ticaret sicilinde terkin edilmemiş olduğu, halen tüzel kişiliğini koruduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nun dava şartları başlıklı 114. maddesi; "(1)Dava şartları şunlardır: a)Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b)Yargı yolunun caiz olması. c)Mahkemenin görevli olması. ç)Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d)Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e)Dava takip yetkisine sahip olunması. f)Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g)Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ)Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h)Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı)Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i)Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2)Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmünü amirdir.
Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır.
Somut olayda ihyası istenen şirketin ticaret sicil kaydı ve davalı ...... cevap dilekçesi incelendiğinde; resen terkin işleminin yapılmadığı, sicilden terkin edilmediği, sicilden terkin edilmeyen şirketin tüzel kişiliğinin halen devam ettiği ve taraf ehliyetinin bulunduğu bu nedenle davacının talebinde hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla HMK 114/h maddesi uyarınca davada davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması HMK nun 114/h maddesi gereğince dava şartlarından olmakla, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar vermek gerekmiş, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1- DAVANIN REDDİNE,
2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacının yapmış olduğu tüm masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tarihinde AAÜT üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-HMK 333 maddesi gereğince tarafların artan masrafı olur ise karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, tarafların yokluklarında kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
22/04/2026
Başkan ....
e-imzalıdır
Üye .....
Üye ......
Katip ......
e-imzalıdır