Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, askeri araç kazası nedeniyle ZMMS kapsamında talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı istinaf başvurusunu inceliyor.
Özet: Davacılar, sigortalı askeri araçta yolcu olarak bulunan oğullarının tek taraflı trafik kazasında vefat etmesi üzerine, destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle sigorta şirketine dava açmış olup, mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları neticesinde, sürücünün tali kusurlu olduğu, ölenin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ihtimalleri değerlendirilerek davacıların toplam zararı tespit edilmiş, Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan ödeme mahsup edildikten sonra, poliçe limitini aşan zararlar için proporsiyon hesabı uygulanarak anne ve baba için talep edilen tazminat miktarları belirlenmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/377 - 2026/870
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/377 KARAR NO : 2026/870T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 31/12/2025NUMARASI : 2024/403 ESAS - 2025/1058 KARARDAVANIN KONUSU : TazminatKARAR TARİHİ : 04/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 08/06/2026Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIDavacılar vekili dava dilekçesinde, 10/03/2018 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı askeri araç ile tek taraflı kaza yapması sonucu, davacıların araçta yolcu olarak bulunan oğulları ...’un vefat ettiğini, desteklerinin ölümü nedeniyle maddi açıdan mağdur olduklarını, Yayladağı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/233 nolu soruşturma dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda sürücü ...’ın tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı aracın davalı şirkete ait 30333177/310 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olup kaza tarihi itibarıyla kişi başına ölüm halinde 360.000,00 TL teminat sağladığını, davalıya 30/10/2018 tarihinde başvuru yapıldığı halde 8 iş günü içinde ödeme yapılmadığını ve davalı şirketin 12/11/2018 tarihi itibarı ile temerrüte düştüğünü, sigorta poliçesini düzenleyen acentenin bulunduğu yerin Ankara olduğundan Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek, şimdilik anne ... için 50,00 TL, baba ... için 50,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) temerrüt faizi ile birlikte poliçe limiti sınırları içinde davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini müvekkili ... için 213.453,43 TL olarak, müvekkili Mustafa için 146.546,56 TL olarak belirleyerek davalıdan tahsilini istemiş, 2.kaldırma kararı sonrası 01/12/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle davacı ... için talebini 19.015,62 TL daha artırarak toplam 232.469,05 TL'ye yükseltmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkil şirketin genel müdürlük adresinin Sarıyer/İstanbul olması nedeniyle davanın yetkisiz Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçede yazılı azami teminat limitleri, özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları ile sınırlı olduğunu, sigortalının kusuru oranında ve bedeni zararlarda azami 330.000,00 TL ile sorumlu olduklarını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, kazada müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini, davacıların müteveffanın desteği olduğunun ve bakım ihtiyacı içinde bulunduklarının ispatlanması gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesabının 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS Genel Şartları uyarınca TRH 2010 ölüm tablosu ve %1,8 teknik faiz oranı dikkate alınarak lisanslı aktüerler tarafından yapılması gerektiğini, davacıların kaza nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan elde ettikleri gelirlerin ve bağlanan aylıkların peşin sermaye değerinin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, kaza nedeniyle birden fazla kişinin zarar görmesi halinde teminatın paylaştırılması (proporsiyon) gerektiğini, faizin ise ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olarak talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece Dairemiz kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin ikinci kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda Milli Savunma Bakanlığı tarafından 27/06/2018 tarihinde ödendiği kabul edilen nakdi tazminatın rapor tarihine göre güncellenerek 28.985,29 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın davacıların toplam zararından mahsup edildiği, müteveffanın müterafik kusurunun bulunmadığı kabul edildiğinde bakiye zararın poliçe limitini aştığı ve bu nedenle yapılan proporsiyon (garame) hesabı ile davacı anne ...'un poliçe limiti dahilindeki zararının 232.469,05 TL, davacı baba ...'un ise 127.530,95 TL olduğunun; müteveffanın %20 müterafik kusurlu olduğunun kabulü halinde ise yine zararın poliçe limitini aştığı ve proporsiyon hesabı ile davacı anne ...'un poliçe limiti dahilindeki zararının 233.968,99 TL, davacı baba ...'un ise 126.031,01 TL olduğunun belirtildiği, bu raporun hükme esas alınması gerektiği, dosya kapsamın kesinleşen ceza mahkemesi dosyası kapsamına göre; 10/03/2018 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı askeri aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacıların oğlu ...'un vefat ettiği, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, bu hususun mahkemece aldırılan bilirkişi raporları ile tespit edildiği gibi, Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/334 Esas sayılı dosyasında da mahkemece alınan aynı raporların hükme esas alınarak sanığın mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın istinaf incelemesinden geçerek 12/05/2025 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle kusur durumunun yeniden araştırılmasına gerek görülmediği, tanık beyanlarından aracın kapısının çarpmanın etkisiyle açıldığı ve vefat edenin araçtan düştüğünün anlaşıldığı, askeri nitelikteki bir araçta emniyet kemeri takma zorunluluğunun sivil araçlardaki gibi değerlendirilemeyeceği ve bu durumun illiyet bağını kesen veya zararın artmasına neden olan bir müterafik kusur olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılarak bu yöndeki savunmaya itibar edilemeyeceği, davanın HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle talep artırım ve ıslah dilekçesi kapsamında karar verilebileceği, hükme esas alınan 11/11/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda, Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından ödenen 103.122,50 TL'nin ödeme tarihi olan 27/06/2018'den rapor tarihine kadar güncellenerek 28.985,29 TL olarak hesaplandığı, bu tutarın davacıların toplam zararından mahsup edildiği, bakiye zararın kaza tarihi itibarıyla geçerli olan 360.000,00TL'lik poliçe limitini aştığı, bu nedenle KTK'nın 96. maddesi uyarınca yapılan garame (proporsiyon) hesabı sonucunda davacı anne ...'un poliçe limiti dahilindeki zararının 232.469,05 TL, davacı baba ...'un ise 127.530,95 TL olduğunun tespit edildiği anlaşıldığından; “Davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 232.469,05 TL, davacı ... için 127.530,95 TL olmak üzere toplam 360.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 340.984,40 TL'sine 14/11/2018 temerrüt tarihinden, 19.015,60 TL'sine 01/12/2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, davacı ... yönünden fazlaya ilişkin 19.015,61 TL'lik istemin reddine, ” karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacılar vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi tarafından davacıların zararının düşük hesaplandığını, 2330 sayılı Kanun ödemesinin sosyal ödeme olup tazminattan düşülmesinin doğru olmadığını, davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinin de doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ölenin müterafık kusurunun nazara alınması gerektiğini, müteveffanın babasının bakiye ömrünün rapor tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, kaza tarihi itibarıyla belirlenmesinin doğru olmadığını, nakdi tazminat ödemesinin tamamının mahsubu gerekirken 1/2sinin mahsubunun doğru olmadığını, hesabın 1.8 teknik faize göre yapılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇEİstinaf talebinde bulunan davacılar vekili ve davalı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, mahkemece Dairemiz ikinci kaldırma gereğine uygun olarak aktüer raporun alındığı, raporun yerleşik Yargıtay içtihatlarındaki yönteme uygun ve karar vermeye elverişli olduğu, davacıların destek zararının gerçek zarar ilkesine uygun ve sigortanın limiti kapsamında zararın limitten fazla olması nedeniyle usulüne uygun olarak yapılan garame hesabı ile belirlendiği, ifa amaçlı olarak yapılan 2330 sayılı kanun gereği ödemenin de kaldırma kararımız gereğine uygun olarak tazminattan mahsup edildiği, kesinleşen ceza dosyası ile dosyamız kapsamına göre kusur durumunun da doğru olarak tespit edildiği, davacılar desteğinin de müterafık kusurunun ispatlanmadığı, davalı sigorta şirketinin ancak limit ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, ikinci kaldırma kararı sonrası yapılan ıslahla limit aşılacak şekilde davanın ıslah edildiği ve bu nedenle de davanın kısmen reddine karar verilmesi gözetildiğinde davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin tüm, davalı sigorta vekilinin bu hususlara yönelik istinaflara itibar edilmemiştir.Ancak, mahkemece 16/03/2020 tarihinde verilen “Açılan davanın kabulüne, 213.453,43 TL'nin ...'a ait olmak üzere, 146.546,56 TL'nin ...'a ait olmak üzere, 14/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara ödenmesine” dair kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmediği, sonraki verilen iki karar davacı vekili tarafından istinaf edilmişse de ilk karardaki bu miktarların davalı sigorta lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği ve mahkemece bu husus gözetilerek bu miktarları aşmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, davacı ... yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek ilk karardaki miktar olan 213.453,43TL’den fazla olarak 232.469,05 TL’ye karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı sigortanın bu hususa yönelik istinafının kabulü ile bu yanılgının düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmediğinden hükmün Dairemizce düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II- Davalı Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 31/12/2025 tarihli, 2024/403 Esas - 2025/1058 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, buna göre;1-Davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 213.453,43TL, davacı ... için 127.530,95 TL destekten yoksun kalma tazminatının 14/11/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Kabul edilen miktar üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 23.292,64 TL karar ve ilam harcından 35,90 TL peşin harç, 70,00 TL ıslah harcı, 1.230,10 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.336,00 TL harcın düşümü ile eksik kalan 21.956,64 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacılar tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 TL peşin harç, 70,00 TL ıslah harcı, 1.230,10 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.371,90 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,4-Davacıların karşıladığı 294,13 TL yazışma gideri, 7.850,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.144,13 TL yargılama giderinin, kabul / talep oranına göre hesaplanan 7.457,50 TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,5-Davalının karşıladığı 330,00 TL yazışma giderinden ibaret yargılama giderinin, ret / talep oranına göre hesaplanan 16,56 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan 313,44 TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,6-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 360.000,00 TL üzerinden takdir edilen 54.400 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden takdir edilen 20.031,23TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,8-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN II-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine, III-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 360,00 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davacılara verilmesine, IV- İstinaf başvurusu reddedilen davacılardan alınması gereken 732TL istinaf karar harcı peşın alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,V- Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına VI- Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine, VII-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip *Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.