Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, sahte imza iddiasına dayalı menfi tespit davasında, zorunlu arabuluculuk tutanağı eksikliği nedeniyle davacının davasını geri almasına dair gerekçeli karar.
Özet: Davacı, adına sahte kimlik ve imza kullanılarak oluşturulduğunu iddia ettiği borçlar nedeniyle açtığı menfi tespit davasında, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan zorunlu arabuluculuk sürecini tamamlamadan dava açtığı tespit edildiğinden, mahkemece verilen kesin süreye rağmen bu usuli eksikliği gidermeyerek davanın usulden reddini engellemek ve yasal prosedüre uygun şekilde yeniden açmak amacıyla davasını geri çekme beyanında bulunmuştur.

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/349 Esas - 2026/423

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/349 Esas
KARAR NO : 2026/423
BAŞKAN : ......
ÜYE : ......
ÜYE : ......
KATİP : ......
DAVACI : ......
DAVALI : ......
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 25/04/2026
KARAR TARİHİ : 20/05/2026
KARAR Y. TARİHİ : 25/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Davacı dava dilekçesinde; 2005-2009 yılları arasında ......’da ikamet ettiği dönemde, kardeşi ... tarafından adına sahte kimlik tanzim edilerek borçların üretildiğini, imza ve rızasının bulunmadığını, HMK m. 209 uyarınca, sahtelik iddiası ciddi emarelere dayandığından takiplerin teminatsız durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini kesinleşmiş ilama rağmen davalı banka tarafından konut ödemelerine el koyarak yaptığı tahsilatların haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek yapılacak bilirkişi incelemesi ve yargılama neticesinde; şahsına ait olmayan sahte imzalarla üretilen listedeki 21 adet icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini, (Menfi Tespit) ve bu takiplerin sahtelik nedeniyle iptalini, borçlu olmadığı bir borç için aleyhine haksız ve kötü niyetli takip başlatan/devam ettiren alacaklılar aleyhine, takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere Kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, tüm yargılama giderleri ile takdir edilecek vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı tarafa dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
KABUL VE GEREKÇE:
Dava menfi tespit istemine ilişkindir.
19 Aralık 2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi'nde; ''dava şartı olarak arabuluculuk'' Ticaret Kanunu'na eklenmiş olup (TTK'nın 5/A Md'si) , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4. madde ve diğer kanunlarda da belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat ve alacak talepleri hakkında dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
5 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan '7445 sayılı Kanun'un 31 maddesinde itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları arabuluculuk kanun yoluna tabi tutulmuş, madde kapsamı bu şekilde değiştirilmiştir. Yasa koyucu itirazın iptali ve menfi tespit davaları yönünden arabulucuya başvurulmasını dava şartı olarak düzenlenmiş olup yasa metni yoruma yer vermeyecek şekilde açık olarak düzenlenmiş, uygulamadaki farklılıkların önüne geçilmiştir.
6235 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-9, 18/A-10 maddesi gereğince Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Arabulucu; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir.
6235 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesinde; ‘Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usuldan rededileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açılmadığından anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.’ denilmektedir.
Mahkememizin 27/04/2026 tarihli tensip tutanağı ile "1) Dava dilekçesi ekine "Arabuluculuk Son Tutanağı"nın aslının eklenmemesi nedeniyle 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile değiştirilen 6325 sayılı Kanunun 4. bölümünden sonra gelmek üzere eklenen "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/a-2. maddesi gereğince davacı tarafça "Arabuluculuk Son Tutanağı'nın aslının veya arabulucu tarafından onaylı suretinin, tensip zaptının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği aksi takdirde (dava şartı yokluğu nedeniyle) HUAK 18/A-2 ve HMK. 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilebileceğinin ihtaratına (tensip zaptının tebliği ile ihtaratın yapılmış sayılacağına)," denilerek davacı yana kesin süre verilmiştir.
Davacı 28/04/2026 tarihli dilekçesi ile, HMK 123 maddesi uyarınca arabuluculuk dava şartı noksanlığını gidermek üzere davanın usulüne uygun şekilde yeniden açılmasına zemin hazırlamak amacıyla davasını geri aldığını beyan etmiştir.
Davacının geri alma dilekçesi HMK 123 maddesi uyarınca davalı yana tebliğ edilmiş, davalı yan süresinde herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Her ne kadar davacı yan davasını geri aldığını beyan etmiş ise de, HMK 123 maddesinde de açıkça belirtildiği üzere davanın ancak davalının açık rızası ile geri alınabileceği, mahkememizce davalı yana geri alma dilekçesinin tebliğ edilmesine rağmen davalının muvafakate ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmakla, bu yönüyle davaya devam edilmiştir. (......'nun 11/03/2021 tarih, ......)
Açıklanan nedenlerle, davanın TTK'unun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK'unun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. (Emsal ...... Dairesinin 23/06/2026 tarih, ......)
HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın TTK'unun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi göndermesi ile HMK'unun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/05/2026
Başkan ......
¸e-imza
Üye......
¸e-imza
Üye ......
¸e-imza
Katip ......
¸e-imza