İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında, asıl alacak ödendikten sonra feri alacaklar için hukuki yarar bulunup bulunmadığına dair verilen istinaf kararı.
Özet: Bir alacaklının, ticari satıştan kaynaklanan alacağının tahsili için başlattığı icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, borcun asıl kısmının dava açılmadan önce ödenmiş olması nedeniyle davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir; davacı vekili ise, borçlu tarafın haksız itirazı nedeniyle oluşan icra masrafları, icra inkar tazminatı ve icra takibinden doğan vekalet ücreti gibi feri alacaklar yönünden hukuki yararın devam ettiğini ve davanın esasına girilmesi gerektiğini savunarak bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:2026/777 KARAR NO:2026/931T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:03/02/2026NUMARASI:2025/629 Esas - 2026/108 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili alacağının tahsili için 12.05.2025 tarihinde İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesi ... Sayılı dosyasında davalılar-borçlular aleyhine icra takibi başlattığını, ancak davalı-borçlunun haksız icra takibine itiraz ettiğini, işbu itirazın taraflarına tebliğ edilmediğini, borçluların itirazlarının varit olmadığını, müvekkil, davalı ... Şti'ye satıp teslim ettiği 50 metre uzunluğunda 3/4 hidrolik hortumun karşılığı olan 22.033,20 TL için 08.04.2025 tarihli faturayı kestiğini, bunun yanında müvekkilinin, davalıya sattığı ve teslim ettiği 39.9 metre uzunluğunda 1/4 hidrolik hortum ve 20 metre uzunluğunda 1/2 hidrolik hortumların karşılığı olan 35.997,18-TL için 10.02.2025 tarihli faturayı kestiğini, bu kesilen faturalarda belirtilen tutarların davalı borçlu şirket tarafından süresi içerisinde ödenmediği için 12.05.2025 tarihinde İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesi ... Sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini, işbu icra takibi açıldıktan sonra davalı şirketin 16.05.2025 ve 23.05.2025 tarihinde takibe konu olan borca dayanak faturalarda gösterilen miktarlar olan 22.033,20-TL ve 35.997,18-TL değerinde müvekkili şirkete haricen ödeme yaptığını, ilgili harici ödemelerin taraflarınca icra dosyasına beyan edilerek, harçlarımnın da ödendiğini, davalı/borçlu şirket tarafından icra takibi ikame edildikten sonraki ödemeleri nedeniyle, başkaca bir bilirkişi incelemesine dahi girilmeksizin davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğini ve talep edildiğini, davalının işbu icra takibini açılmasına sebebiyet verdikten ve itiraz ederek iş bu icra takibini durdurduktan sonra ve bu vesile ile takipten haberdar iken iş bu ödemeleri yaptığını, haliyle borcundan dolayı alacaklı davacı taraflarınca yapılmış olan masrafların, yersiz itiraz nedeniyle duran takip ve icra inkar tazminatı alacağı ve icra takibinden doğan vekalet ücreti alacaklarının bulunduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu ödemeler ve takibe dayanak belgeler ile İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesi ... Sayılı icra takibinin haklı bir takip olduğunu, davalı yanca yapılan itirazların haksız olduğunu iddia ederek, itirazın fatura bedelleri yönünden iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, harici ödemelerin borcun infazında dikkate alınmasına ve %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; takibe dayanak fatura borçları ödendiğinden takibin tümden devamı talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın ancak takibin ferileri bakımından itirazın iptalini isteyebileyeceğini ancak bu alacakların hesaplanmasının da yargılamayı gerektirdiğini, davacı tarafın alacağın likit olduğundan bahisle icra inkâr tazminatı talep ettiğini, asıl borcun tamamının huzurdaki dava açılmadan ve hatta takibe itiraz edilmeden ödendiğini, takip öncesi işlemiş faiz ve feriler bakımından da icra takibine itirazlarının haklı olduğunu savunarak, davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda dava dilekçesi ile davalının takibe konu asıl alacağı ödediği belirtilmiş ve icra dosyası incelendiğinde yapılan harici ödemelerin icra dosyasına bildirildiği anlaşılmıştır. İşbu davada ise davacı vekili tarafından davanın yalnızca asıl alacak yönünden açıldığı hususunda mahkememizce tereddüt bulunmamaktadır. İcra takibi 12.05.2025 tarihinde açılmış, davalı tarafça 23.05.2025 tarihinde ise davalı tarafça asıl alacak miktarı ödenmiştir. İşbu dava ise 19.07.2025 tarihinde açılmıştır. Dava tarihinden önce, icra takibinden sonra ödeme yapılması nedeniyle bu kısım yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuki yarar, HMK'nin 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınabileceğinden..." gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu takip nedeniyle 10.02.2025 tarihli 35.997,18 TL tutarlı fatura, 08.04.2025 tarihli 22.033,20 TL tutarlı fatura bedeli takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edildiğini, borçlu tarafından öncelikle takibe itiraz edildiğini ardından ise 16.05.2025 tarihinde 35.997,18 TL, 23.05.2025 tarihinde 22.033,20 TL'yi müvekkili şirkete haricen ödendiğini, ödemelerin derhal icra dairesine bildirildiğini, tahsil harçlarının taraflarınca ödendiğini, ancak davalının takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibi durduğunu, müvekkilinin takibi başlatmakta haklı olduğunu, bunun sonradan yapılan ödemeyle sabit olduğunu, yapılan ödemelerin sadece fatura bedeline ilişkin olduğunu, bunun haricinde takip tarihine kadar işlemiş faiz, icra takip masrafları, vekalet ücreti ve tahsil harcını kapsamadığını, mahkemece her ne kadar davanın asıl alacak yönünden açıldığı, asıl alacağın ödenmiş olması nedeniyle de dava açılmasında hukuki yarar kalmadığı kanaatine varılmışsa da bunun kabulünün mümkün olmadığını, iş bu davanın asıl alacağın ferilerine ilişkin haklarından dolayı açıldığını, dava dilekçesinde aynen belirtildiğini, müvekkilinin dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, itirazın iptali ile icra takibi açıldıktan sonra davalı tarafından yapılan harici ödemelerin borcun infazı aşamasında dikkate alınmasını karar verilmesinin talep edildiğini, davanın asıl alacak olarak nitelendirmesinin kabulünün mümkün olmadığını, her ne kadar asıl alacak borçlu tarafından haricen müvekkili şirkete ödenmişse de asıl alacağa ilişkin faiz alacağının, icra takip masrafları ve icra vekalet ücreti alacağı bakımından borçlunun itirazının bertaraf edilmesinin zorunlu olduğunu, hukuki yararın bulunduğunu, YHGK 2020/445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararında da açıkça mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında herhangi bir işlem yapılamayacağından icra takibinde istenen alacağın ferileri ve icra giderleri yönünden hukuki yararın bulunduğunun belirtildiğini, davalının yaptığı harici ödeme ile borcu tevilli olarak kabul ettiğini ancak takibe itiraz ederek müvekkilini alacağı ulaşmaktan alıkoyduğunu, mahkeme süreçlerine mahkum ettiğini, İİK'nın 67.maddesi uyarınca müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalı tarafça takibe ve borca 26.05.2025 tarihinde itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde borcun olmadığının belirtildiği, 10.02.2025 tarihli başlatılan icra takibine konu 35.997,18 TL bedelli faturanın 16.05.2025 tarihinde, 23.05.2025 tarihinde ise 22.033,20 TL faturanın ödendiği, ödemelerin faturaların bedellerine dair olduğu, sonraki aşamada ise ödeme belirtilmeksizin takibin tamamına itiraz edilmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının iş bu itirazın iptali davasını açmakta davacının hukuki yararının olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında 10.02.2025 tarihinde İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında, 35.997,18 TL tutarında 10.02.2025 tarihli fatura ile 22.033,20 TL tutarında 08.04.2025 tarihli fatura ile işlemiş faizler olmak üzere toplam 63.038,06 TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, takip konusu faturaların ticari satışa ilişkin e-faturalar olduğu, davalı şirket tarafından takibe konu edilen asıl fatura bedellerinin dosyaya ödendiği, ödeme tarihinden sonra takibe karşı asıl alacak ve ferileri olmak üzere itiraz ettiği, ödeme emrinin borçluya 19.05.2025 tarihinde tebliğ edildiği, itiraz öncesinde fatura bedellerinin ödendiği, davacı şirket tarafından icra takibine itiraz üzerine takibin durması neticesinde arabuluculuk başvurusu sonrasında takip konusu fatura bedelleri harca esas dava değeri olarak gösterilmek suretiyle İİK'nın 67. maddesi gereğince itirazın iptali davasının açıldığı, dava dilekçesinde ödemelerin haricen yapıldığının davalının takipten haberdar iken ödemeleri yaptığını, icra inkâr tazminat alacağı ve vekalet ücreti alacaklarının bulunduğunu belirterek 58.030,38 TL yönünden itirazın iptaline, takip talebinde belirtilen şartlarla takibin devamına, haricen yapılan ödemelerin borcun infazı aşamasında dikkate alınmasına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, tarafların beyanları değerlendirilerek yukarıda yer verilen şekilde davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair hüküm tesis edilmiştir.Dava, İİK'nın 67.maddesi gereğince itirazın iptali istemine ilişkindir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır. Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21/09/2011 tarih 2011/15-494 Esas 2011/555 karar sayılı 19/10/2011 tarih, 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, itirazın iptali davalarında takipten sonra ancak davadan önce yapılan ve tarafların kabulünde olan ödemeler bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Asıl alacak tutarı, takipten sonra ancak davadan önce ödenmiş olmakla birlikte icra takibinde talep edilen icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücreti ödenmemiş olup alacağın ferisi durumundaki bu kalem talepler yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı mevcuttur. Ancak bu talepler hakkında Mahkemece hesap yaptırılmayıp bu kalem taleplere ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ile yetinilmesi ve bu yöndeki taleplerin icra dairesince yapılacak kapak hesabında infazda nazara alınması gerekir. Mahkemece yapılacak iş, asıl alacak da takipten sonra fakat davadan önce ödendiği dikkate alınarak asıl alacağa yönelik olarak dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından asıl alacakla ilgili davanın dava şartı yokluğundan reddine, icra takibinde alacağın fer'ileri olarak istenen talepler yerine getirilmediğinden ve o talepler bakımından itirazın iptaline karar verilmedikçe yerine getirilmesi de mümkün olmadığından icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretine yönelik itirazın iptali ile takibin bu yönler bakımından devamına karar verilmesinden ibaret olmalıdır.Davacı takip talebinde TBK'nın 100. maddesi gereğince kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubunu talep etmiştir. Davaya konu icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlandığından, mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacaktır. Bu nedenle mahkemece ödenen kısma ilişkin icra giderleri ve icra vekalet ücreti, takip sonrası işleyecek faiz hakkında sonuç doğuracak şekilde itiraz konusunda bir karar verilmesini talep etmekte davacının hukuki yararı mevcuttur (Yargıtay 19. HD'nin 22.12.2015 tarihli 2015/7169 E. 2015/17389 K.; 18/02/2015 tarihli 2014/15412 E. 2015/2121 K. 06.11.2012 tarihli 2012/10020 E. 2012/16040 K. Sayılı içtihatları). Ayrıca davalı borçlunun itiraz tarihinde icra takibine itirazının haklı olup olmadığı üzerinde durularak icra inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesi gerekecektir. Eksik inceleme ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile ve hukuki yarara ilişkin dava şartı yanlış değerlendirilerek verilen kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.