İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı ile davalının tacir sıfatı ve cevap süresi iddialarına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, ticari mümessillik başvurusuna ilişkin ödenen teminatın iade edilmemesi üzerine açtığı itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davalının tacir olmadığı ve davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğini belirterek görevsizlik nedeniyle usulden reddetmesi üzerine, davalı vekili, cevap süresi beklenmeden ve müvekkilinin 6493 sayılı Kanun kapsamında BDDK/TCMB tarafından denetlenen ödeme hizmetleri kuruluşu olması nedeniyle tacir vasfına sahip olduğunu iddia ederek kararı istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/779
KARAR NO:2026/947
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:10/03/2026
NUMARASI:2026/150 Esas - 2026/190
DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ticari mümessili sıfatıyla hizmet sağlamak amacıyla 2023 yılında başvuruda bulunulduğunu, taraflar arasında 23.10.2023 tarihli temsilcilik sözleşmesi düzenlendiğini, bu başvuru kapsamında müvekkilince 31.10.2023 tarihinde 1.000 USD teminat ödendiğini, görüşmelerin olumsuz neticelenmesi ile ödenen miktarın 04.11.2024 tarihinde iade edildiğini, ancak davalının yeniden müvekkiline ulaşarak ticari mümessillik başvurusunun tekrar değerlendirileceğinin bildirip 207.250 TL teminat istendiğini, bunun üzerine 13.05.2025 tarihinde 57.500 TL ve 17.05.2025 tarihinde ayrı ayrı 100.000 TL ile 49.750 TL'nin davalı hesabına gönderildiğini, ancak davalının ödemeye rağmen talebe cevap vermediğini, araştırma üzerine davalının çalışanı ... tarafından kandırıldığı ve tekrar bir ticari mümessillik başvurusu yapılmasının mümkün olmadığının bildirildiğini, teminatın tahsili için İstanbul 9. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, anılan kişinin davalının çalışanı olduğunu, davalının da adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğunu, paranın davalının hesabına gönderildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını, alacağın %20'inden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Dava dilekçesi ve ekleri UETS aracılığıyla 02.03.2026 tarihinde davalıya gönderilmiş ve belgeler aynı tarihte tebligat alınana başarılı bir şekilde ulaştırılmış, 07.03.2026 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda iki haftalık cevap süresinin 21.03.2026 tarihinde dolduğu, davalı vekilinin 06.03.2021 tarihli dilekçe ile cevap süresinin uzatılmasını istediği, mahkemece bu konuda bir karar verilmeden 10.03.2026 tarihinde görevsizlik kararı verildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Somut olayda, dava sözleşmeye dayalı teminat alacağı için başlatılan takibe itirazın iptali talebine ilişkin olup ...Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında "davalı ...'in işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu" şeklinde bildirildiği, yapılan incelemeler sonucunda davalının tacir olmadığı, yapılan işin esnaf işletme düzeyini aşarak ticari işletme düzeyinde gelir elde ettiğinin söylenemeyeceği, davanın mutlak ticari davalar arasında da düzenlenmediği anlaşılmakla davaya bakma görevi genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olup mahkememizin görev alanında değildir.HMK 114.maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği..." gerekçesiyle, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davaya cevap vermediği husunun doğru olmadığını, 02.03.2026 tarihinde müvekkili şirketin UETS hesabına gönderilen tebligatın 07.03.2026 tarihi itibariyle açılmış sayıldığını ve son cevap gününün 21.03.2021 tarihi olduğunu, cevap süresi beklenirken mahkemenin karar verdiğini, cevap süresi beklenmeden davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin ve cevap verilmediğinin gerekçeli karara yazılmasının hatalı olduğunu, bu hususun tavzihi için 27.03.2026 tarihinde UYAP sistemine gönderilen dilekçenin de değerlendirilmediğini,Müvekkilinin 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun'u kapsamında, ödeme hizmetleri yönünden BDDK'ya bağlı olduğunu, 01.01.2020 tarihinden itibaren düzenleyici ve denetleyici kurum olarak TCMB tarafından yetkili kılındığını, müvekkilinin tacir konumundaki acente/ temsilcileri vasıtasıyla para transferi, fatura ve ödeme gibi ödeme hizmetleri sunduğunu, bununla birlikte, müvekkilinin sahibi olduğu Kliq uygulaması dahilinde müşterilerine e-para/e-cüzdan hizmeti de sunduğunu, müvekkiline temsilcilik başvurusunda bulunan ve şirketin CRM sisteminde kaydı bulunan kişilerin temsilcilik sözleşmesi imzaladığını, teminat yatırdığını, müvekkilinin kural, politika ve prosedürlerine uygun olarak diğer işlemleri tamamlayarak acente/temsilci adaylarının değerlendirildiğini, olumlu yönde karar verildiğinde temsilcilik sözleşmesini imzalayarak ilgili adayın aktivasyon sürecinin tamamlandığını, bu kişinin TCMB'ye acente/temsilcisi olarak bildirilerek internet sitesinde temsilcisi olarak yayımlandığını,Davacının da 23.10.2023 tarihinde temsilcilik sözleşmesi imzaladığını iddia ettiğini, davacının 2023 yılında temsilcilik başvurusunda bulunduğunu, temsilcilik sözleşmesini imzalayarak müvekkili şirkete sunduğunu ve teminatını yatırdığını, ancak müvekkilince davacının uygun bir acente/ temsilci olmadığının değerlendirildiğini ve teminatın iade edildiğini, dolaysıyla taraflar arasında 6493 sayılı Kanun kapsamında hiçbir zaman ve hiçbir biçimde temsilcilik ilişkisi kurulmadığını, davacının ayrıca 2025 yılında temsilcilik başvurusunda bulunduğunu ve bu başvuru kapsamında müvekkil şirkete teminat ödediğini iddia ederek teminatın iadesini talep ettiğini, bu iddianın doğru olmadığını, mevzuat uyarınca e-para/e-cüzdan hesabı işleten bir ödeme ve e-para kuruluşu FAST sistemine dahil olana kadar nezdinde tutulan hesaplara ayrı IBAN özgülenmesinin mümkün olmadığını, e-para kuruluşunun e-para hesaplarını işletirken 5411 sayılı Bankacılık Kanun'a tabi bir banka ile çalışması, banka nezdinde e-cüzdan hesaplarına özgülediği bir mevduat hesabı açması gerektiğini, müvekkilinin Kliq markası altında e-para hesaplarını işletirken bir banka ile çalışmak zorunda olduğunu, davacının temsilcilik başvurusu kapsamında teminatın yatırılıp yatırılmadığı hususunun ticari dava olduğunu, davacının telekomünikasyon teçhizatının perakende ticareti ile iştigal ettiğini, az kazanç elde ederek ticari hayatını sürdürebilmesinin mümkün olmadığını, davacının 2023 yılında temsilicilik başvurusu kapsamında müvekkil şirkete 1.000 USD nakdi teminat yatırdığını ve bunun iade edildiğini, 2025 yılı içerinde muhtelif tarihlerde toplamda 207.250,00 TL tutarında teminat yatıran kişinin esnaf faaliyetinde bulunamayacağını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın görevli olan ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki temsilcilik sözleşmesi kapsamında yatırıldığı belirtilen teminatın iadesi amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece dava dilekçesi ve eklerinin 02.03.2026 tarihinde davalı şirketin UETS hesabına gönderildiği, 07.03.2026 tarihi itibariyle tebligatın açılmış sayıldığı ve cevap süresinin 21.03.2026 tarihinde dolacağı anlaşılmaktadır. Cevap süresi dolmadan davalı vekilince 07.03.2026 tarihinde cevap süresinin uzatılması istenmiştir. Mahkemece cevap süresi beklenmeden ve bu talep ile ilgili bir karar verilmeden 10.03.2026 tarihinde görevsizlik kararı verilmiştir.HMK'nın 138. maddesinde ön inceleme aşamasında, mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. Buna göre kural olarak açık şekilde mahkemenin görevsiz olduğunun anlaşılması hâlinde görevsizlik kararı verilmesi mümkün ise de, mahkemece cevap dilekçesi sunulması için davalıya tebligat yapılarak bir usul süreci başlatıldıktan sonra, bu usul sürecinin tamamlanmasının beklenmeden karar verilmesi hukuka aykırıdır. Bu nedenle mahkemece, davalının cevap dilekçesi sunması için başlatılan usul sürecinin tamamlanmasının beklenerek, cevap dilekçesinin sunulması halinde görev hususunun buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir.Diğer yandan, dava dilekçesinde davacının, davalı şirketin ticari mümesili olarak 23.10.2023 tarihinde sözleşme imzalandığı, bu sözleşme kapsamında alınan teminatın iade edildiği, sözleşme sürecinin olumsuz sonuçlanması üzerine bu kez davalı çalışanın isteği ile yeniden imzalanacak ticari mümesillik için davalı hesabına 207.250 TL ödendiğini ileri sürülmektedir. Davacının iddia ettiği ticari mümesillikten kaynaklanan bir talep bulunması hâlinde bu tür bir dava TTK'nın 4/1-c maddesi uyarınca mutlak ticari davadır. Ayrıca bu tür bir sözleşmenin niteliğinin değerlendirilerek, sözleşmenin acentelik sözleşmesi kapsamında olması hâlinde bu kez de acenteliğin TTK'da düzenlenmesi nedeniyle bu tür bir ticari ilişkiden kaynaklanan dava da ticari dava niteliğinde olacaktır. Ancak mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve niteliği değerlendirilmeden eksik inceleme ile görevsizlik kararı verilmiştir. Bu nedenle belirtilen hususlarda deliller toplanarak taraflara açıklama yapma imkanı tanındıktan sonra görev hususunda karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.