Elektrik şirketlerinin perakende satış ve sayaç okuma hizmet bedellerini yasalara aykırı olarak kwh üzerinden fazla tahsil etmesine ilişkin alacak davası kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı tedarikçi şirketlerden elektrik enerjisi alımı sırasında, 2006-2015 yılları arasında, sözleşmelerde, ilgili yasal mevzuatta ve yargı kararlarında sabit bir bedel olarak düzenlenmesi gereken perakende satış hizmet bedeli ile fatura/sayaç okuma hizmet bedelinin, tüketilen elektrik enerjisi miktarı (kWh) üzerinden oransal olarak haksız ve fazla tahsil edildiğini iddia ederek, bu hukuka aykırı uygulamalar neticesinde oluşan alacağın tahsilini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2026/7
KARAR NO : 2026/1552
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2025
NUMARASI : 2022/986 E - 2025/729 K
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 02/06/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde;
Müvekkili şirketin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak amacı ile 2011 Ekim (Ekim ayı dahil) - 2015 Aralık (Aralık ayı dahil) dönemleri arasında,
- 1)... İşletmelerine ait ... tesisat/ sayaç numaralı; ... (...) 391105 (... Enerji) ... (... Toptan Satış) ... (... Toptan Satış) ...(... ... Perakende Satış) ... (... ... Perakende Satış) ... (...) ve...’ye ait abone numaralı ve bu abone numaraları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numaraları da dahil olmak üzere;
2) KUYULAR 1 İşletmelerine ait ... tesisat/ sayaç numaralı ; ... (... ) ...( ... Enerji) ...( ... Toptan Satış) ... (... Toptan Satış ) ve...'ye ait abone numaralı ve bu abone numaraları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numaraları da dahil olmak üzere;
3) KUYULAR 2 İşletmelerine ait ... tesisat/ sayaç numaralı ;... (...) ... (... Enerji) ve...'ye ait abone numaralı ve bu abone numa- raları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numa- raları da dahil abonelikler kapsamında davalı şirketlerden elektrik enerjisi satın aldığını,bu kapsamda taraflar arasında “elektrik satış sözleşme”leri akdedildiğini,
Davalı Şirketlerin, müvekkil şirketin satın almış olduğu elektrik enerjisinin miktarını tespit etmek ve faturalandırmak üzere sayaç okuma, faturalama gibi diğer hizmetler hizmetler karşılı- ğında “Perakende Satış Hizmet Bedeli” ,”fatura/sayaç okuma/ Hizmet Bedeli” tahsil ettiğini,
Ancak bu “Perakende Satış Hizmet Bedeli”,”Fatura/Sayaç Okuma Hizmet Bedeli” hem yasal düzenlemeler hem de akdedilen sözleşmeler uyarınca, sabit bir ücret olması gerekirken davalı şirket- lerce tüketilen enerji miktarı kwh üzerinden nispi olarak, sözleşmelere, yargı kararlarına, mevzuata ve hukuka aykırı olarak fazla tahsilat yapıldığını,
Bilindiği üzere, elektrik tüketim bedellerinin EPDK tarafından belirlenen tarife usul ve esaslar üzerinden düzenlenen tarife kararına göre faturalandırıldığını ve fatura kalemleri ile kalem- lerin birim fiyatlarının mevcut tek bir tarifede belirlendiğini, dağıtım ve iletim sistemi kullanıcılarının tamamı aynı tarife düzenlemesine tabi olup, tarife tablolarında sistem bağlantılarına ve ikili anlaşma- larına uygun olan tarife grubuna göre faturalandırıldığını,
Hem 4628 sayılı hem 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda perakende satış hizme- tinin perakende satış lisansına sahip şirketlerce, elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında tüke- ticilere sağlanan diğer hizmetler olarak tanımlandığını,
Perakende satış hizmeti kapsamının, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nde, elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında, tüketicilere sağlanan sayaç okuma, faturalama gibi diğer hiz- metler olarak belirlendiğini, sayaç okumaya ilişkin perakende satış hizmet bedelinin sayaç okuma maliyetlerini yansıtan bir bedel olduğunu, söz konusu bedel tüm sistem kullanıcılarından, yargı karar- larına, mevzuata ve hukuka aykırı olarak, 2006-2015 yılları arasında kwh (birim enerji) başına belirlenen bir bedel olarak tahsil edildiğini,
Taraflar arasından akdedilen her iki sözleşmelerde tüketiciye aktif elektrik enerjisinin fatura edileceği ve dağıtım şirketi tarafından tedarikçiye fatura edilecek sayaç okuma, perakende satış hizmet bedeli, dağıtım sistemi kullanım bedeli, iletim sistemi kullanım bedeli, TRT payı, Enerji Fonu, Belediye tüketim Vergisi varsa trafo kaybı gibi bedellerin faturaya ilave edileceğinin düzenlendiğini, bunun dışında bir bedelin faturaya yansıtılacağına dair bir düzenleme de yapılmadığını,
EPDK'nın 875 sayılı kararı ile; “Bu dokümanın I. Bölümünde, ilk uygulama döneminin her tarife yılı için bölgeler bazında işletme maliyeti, yatırım bütçesi, toplam tüketim ve talep değerleri, yük profil- leri, şebeke büyüklükleri, kayıp/kaçak hedefleri, verimlilik parametreleri, abone sayıları, vs. konularında yapı- lan kapsamlı çalışmaların sonucunda, 4628 sayılı Kanun ve ikincil mevzuatı kapsamında ...’ın 20 dağıtım bölgesinin gelir gereksiniminin hesaplanması ve tarife metodolojileri açıklanmakta, II. Bölümünde ise 24.05. 2006 tarih, 26177 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10.5.2006 tarihli, 5496 sayılı Elektrik Piyasası Kanu- nu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde belirlenen Geçiş Dönemi tarife uygulamaları açıklan- maktadır.” denildiğini,
Aynı kararda Perakende Satış Hizmeti tarifesinin belirlenmesinde, mevcut aktif enerji kullanımı yerine abone başına fiyatlandırmanın, perakende satış hizmeti ile ilgili endeks okuma, faturalandırma vb. abone hizmetleri gibi faaliyetlerin maliyetinin ilgili mevzuatta da belirtildiği üzere abone başına sabit bir ücret olarak yansıtılmasının kabul edildiğini,
Danıştay 13. Dairesi’nin 06.04.2011 tarih ve ... E. 2011/1368 K. Sayılı kararı ile Elektrik Piyasası Kanunu’nun Geçici 9. Maddesi gereğince 875 sayılı enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun Kararı (ekte yer almaktadır.) ile onaylanmış olan 20 Dağıtım Şirketi için Gelir Gerek- sinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisinin perakende satış hizmeti tarifesinin kwh bazınsa belirlenmesine ilişkin II. Bölümünün B bendinin iptaline karar verildiğini, iptal edilen mezkür hüküm 2006-2010 tarihleri arasında uygulandığını,
EPDK kararlarına göre; 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 9. maddesine göre, EPDK’nın 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı Kurul kararı ile onaylanan “20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimleri Hesaplaması ve Tarife Metodolojisi”nin geçiş dönemi tarife uygulamalarına ilişkin II. Bölüm Perakende Satış Hizmeti Tarifesinin Hesaplanması Değişikliği başlıklı 2/B maddesinde; geçiş dönemi süresince iletime doğrudan bağlı aboneler haricindeki tüm abone grupları için Perakende Satış Hizmeti Tarifesinin kWh bazında belirlendiğini, buna göre bir ... şirketinin Perakende Satış Hizmeti bedelini kWh üzerinden hesaplamak suretiyle elektrik üreticisi şirketten tahsil ettiğini, üretici şirketin, Perakende Satış Hizmeti bedelinin kWh üzerinden hesaplanmak suretiyle tahsiline ilişkin uygulamanın hukuka aykırı olduğunu, buna son verilmek suretiyle mevzuata uygun bir uygu- lama yapılması istemiyle EPDK’ya başvurduğunu, söz konusu başvurunun EPDK’nın 23.01.2008 tarih ve 2073 sayılı işlemi ile reddedildiğini, bunun üzerine ret işlemi ve 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı EPDK Kurul kararının perakende satış hizmeti bedelinin (PSHB) kWh bazında belirlenmesine ilişkin geçiş dönemi tarife uygulamalarına ilişkin II. Bölüm Perakende Satış Hizmeti Tarifesinin Hesaplan- ması Değişikliği başlıklı 2/B maddesinin iptali istemiyle iptal davası açıldığını, Danıştay 13. Dairesi' nin 06.04.2011 tarih ve E...., K.2011/1368 sayılı kararıyla, EPDK’nın 23.01.2008 tarih ve 2073 sayılı başvurunun reddi işlemini ve 24.08.2006 tarih ve 875 sayılı Kurul kararının perakende satış hizmeti bedelinin (PSHB) kWh bazında belirlenmesine ilişkin kısmının iptal edildiğini,
Danıştay'ın ilgili kararında " alıntısı yapılan mevzuat hükümleri ile dava konusu metodolojisine göre, perakende satış hizmeti, perakende satış lisansına sahip şirketler tarafından, elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında, tüketicilere sağlanan sayaç okuma, faturalama gibi hizmetlerden meydana gelmektedir. Sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin, abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerek- tiği ortadadır. Kaldı ki buna ilişkin maliyetlerin metodolojisinin I. Bölümünde abone başına sabit bir ücret olarak belirlendiği açık bir şekilde ifade edilmiştir./ Bu durumda, perakende satış hizmet tarifesinin, geçiş döneminde tüketici tarifelerinin dengelenmesi bakımından kWh bazında belirlenmesine ilişkin 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisinin, Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları Başlıklı II. Bölümün (B) bendi ile perakende satış hizmeti bedeli uygulamasının sona erdirilmesi ve perakende satış hizmeti bedelinin mevzuata uygun olarak belirlenerek uygulama yapılması konusunda yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem hukuka uygun bulunmamıştır.”denilmekle buna göre davalı tarafın sabit bedel olarak tahsil edilmesi gereken ... bedelini kwh baz alarak hukuka aykırı olarak tahsiline olanak veren ve gerekçe olabilecek bir yasal düzenleme bulunmadığını,
Danıştay 13. Dairesi’nin mezkur hükmüne ilişkin iptal kararı da göz önüne alınarak pera- kende satış hizmeti fiyatının EPDK tarafından yeniden değerlendirildiğini ve 01.08.2002 tarihli ve 24843 sayılı Resmi Gazete ’de yayınlanan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (ekte yer almaktadır.) ile eklenen, 2011-2015 döneminde Perakende Satış Hizmeti Tarifesinin Kwh Bazında Belirlenmesine İlişkin Geçici 11. Maddenin 31.12.2011 tarihli ve 28159 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığını,
Danıştay'ın bu kararında yukarıda açıklaması yapılan Danıştay 13. Dairesi’nin 06.04.2011 tarih ve ... E. 2011/1368 K. Sayılı kararına ve bu kararda 875 sayılı kararın iptaline ilişkin tüketiciler yönünnden farklılık gösteren bir bedel olmadığı, fiyat eşitleme mekanizması içerisinde farklılık göstermeyeceği yönünden karar verildiğini,
Bunun yanı sıra ”……. 4628 sayılı kanun’un 09.07.2008 tarihli ve 5784 sayılı kanun’un 7. maddesiyle değişik geçici 9. maddesindeki düzenleme uyarınca ikinci uygulama dönemine ilişkin olarak 01.01.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ... şirketleri tarafından serbest olan ve olmayan tüketicilere uygulanacak tarife bileşenleri ve bu tarife bileşenlerinde ilişkin bedel- lerin, 28.12.2010 tarih ve 2999 sayılı ve 29.12.2010 tarih ve 3002 sayılı kurul kararları ile yeniden belirlendiğini,
Bu Danıştay kararına ilaveten Danıştay 13. dairesi’nin 31.03.2015 tarih ve 2011/691 E.2015/1262 K. sayılı kararı ile " Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği'nin 11. maddesinin ve dava konusu kararların (EPDK’nın 28.12.2010 tarih ve ...sayılı 29.12.2010 tarih ve 3002 sayılı kararları) bu yönetmelik maddesine göre tesis edilen kısımlarının serbest tüketiciler yönünden iptaline…” karar verildiğini, bu kararda " perakende satış hizmeti fiyatının abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiğinden aksi yönde hüküm getiren, dava konusu yönetmeliğin iptali istenilen 11. maddesinde ve dava konusu kararların bu yönetmelik maddesi hükmünün yansıtıldığı kısımlarında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”, ayrıca “….bu yönetmelik maddesi, 31.12.2011 tarih ve 28159 sayılı resmi gazete’de yayımlanan yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmış ise de; uygulama işlemlerinin de dava konusu edilmiş olması karşısında davanın bu bölümünün de esastan karar bağlanması gerekeceği kuşkusuzdur.” gerekçesi ile perakende satış hizmet bedelinin kwh üzerinden hesaplanarak nispi olarak alınmasına ilişkin mevzuat düzenlemelerini iptal ettiğini,
Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11. Maddesi, eşitlik ilkesine aykırı olup, perakende satış hizmet bedelinin sayaç okuma, faturalama hizmetlerine karşılık olarak alınan bir bedel olduğunu, sayaç okuma ve faturalandırmanın enerji tüke- timi arttıkça maliyeti artan bir bedel olmadığını ,bu durumun bahsi geçen her iki Danıştay kararında da açıkça belirtilip hukuki olarak gerekçelendirildiğini, bu kapsamda da Yönetmeliğin 11. Maddesinin iptal edildiğini,
Kaldı ki bu dava konu abonelikte, sayaç/ endeksi okuma ve faturalandırma işleminin ... tarafından yapıldığını ve müvekkili şirkete ayrıca fatura edildiğini, davalı şirketlerin ise , ... tarafından sayaç/endeks okuma işleminin uzaktan izleme scada sistemleri üzerinden yapılıp EPİAŞ’a bildirildiğini, buna göre davacı şirketin hem sayaç/endeks okuma işlemi hem de perakende satış bedeline konu faturalandırma işlemini yapmadığını,
Davalı tarafından 2011 yılında da sayaç okuma başına alınması gereken PSHB bedeli tek kalem altında ve tüketilen enerji miktarı olan kwh üzerinden hesaplanarak hukuka ve mevzuata aykırı olarak fazla tahsilat yapıldığını ,
9.7.2008 tarihli ve 5784 sayılı Kanun (ekte yer almaktadır.) ile Kanun'un geçici 9 uncu maddesinin değiştirildiğini, bu değişiklikle; 1.1.2011 (dâhil) ile 31.12.2012 (dahil) arasında dağıtım şirketlerince uygulanacak tarifelerde ulusal tarife uygulamasının gereklerinin esas alınacağı, ulusal tarifelerde çapraz sübvansiyon uygulanacağı ve ulusal tarifenin Kurumca hazırlanacağı hüküm altına alındığını,
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 29.12.2010 tarih ve 3002 sayılı kararı ile “Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 29.12.2010 tarihli toplantısında; 1.1.2011 tarihinden itibaren uygu- lanmak üzere ekteki 21 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların onaylanmasına” karar verilmiştir.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 28.12.2011 tarihli toplantısında, 29.12.2010 tarihli ve 3002 sayılı Kurul Kararı ile 1.1.2011 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilen 21 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslarda değişiklik yapılarak; 3607 sayılı Kurul kararı ile “Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 28.12.2011 tarihli toplantısında, 29.12.2010 tarihli ve 3002 sayılı Kurul Kararı ile 1.1.2011 tarihinden itibaren uygulanmasına karar verilen 21 Dağıtım Şirketi İçin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların 14 üncü maddesinin “Perakende satış hizmeti fiyatları, abone grupları ve/veya gerilim seviyeleri bazında ayrı ayrı olmak üzere sabit ve/veya değişken bir bedel olarak belirlenir. Sayaç okumaya ilişkin perakende satış hizmeti fiyatı okuma başına uygulanır.” şeklinde değiştiril- mesine” karar verildiğini,
Bu çerçevede de hem dağıtım sistemi hem iletim sistemi kullanıcıları için meri yasal düzenlemeler incelendiğinde, dava konusu 2006-2011 dönemi içinde uygulamaya konu bir maktu bedel bulunmadığını, davalı tarafından 2011 yılında da sayaç okuma ve faturalandırma başına alın- ması gereken ... bedeli tek kalem altında ve tüketilen enerji miktarı olan kwh üzerinden hesapla- narak hukuka ve mevzuata aykırı olarak fazla tahsilat yapıldığını beyanla,
Davalı şirketler tarafından, müvekkili şirketten 2011 Ekim (Ekim ayı dahil) - 2015 Aralık (Aralık ayı dahil) dönemleri arasında,
1) ... İşletmelerine ait ... tesisat/ sayaç numaralı; ... (...) 391105 (... Enerji) ... (... Toptan Satış) ... (... Toptan Satış) ... (... ... Perakende Satış) ... (... ... Perakende Satış) ... (...) ve...’ye ait abone numaralı ve bu abone numaraları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numaraları da dahil olmak üzere;
2) KUYULAR1 İşletmelerine ait ... tesisat/ sayaç numaralı ; ... (... ) ...( ... Enerji) ...( ... Toptan Satış) ... (... Toptan Satış ) ve...'ye ait abone numaralı ve bu abone numaraları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numaraları da dahil olmak üzere;
3) KUYULAR 2 İşletmelerine ait ... tesisat/ sayaç numaralı ;... (...) ... (... Enerji) ve...'ye ait abone numaralı ve bu abone numa- raları ile sınırlı olmamak ve sayaç ve sözleşme kapsamında olan ve tespit edilemeyen abone numa- raları da dahil aboneliklere ilişkin olarak fazla, hatalı, sözleşmelere ve mevzuata aykırı olarak tahsil edilen, elektrik faturalarında yer alan perakende satış hizmeti-sayaç okuma/faturalandırma bedeli ve bu bedel üzerinden tahakkuk ettirilen KDV bedeli dâhil toplam alacak 10.000 ₺ (on-bin Türk Lirası) tutarın (HMK uyarınca toplanacak deliller ve bilirkişi incelmesi neticesinde yapılacak tespitle müd- deabihin artırılması, ıslah, evvele, atiye ve fazlaya dair tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla); her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber iadesine kara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... A.Ş. ve ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ; Dava konusu bedeller Kurul tarafından düzenlenen, yasal mevzuat uyarınca elektrik tedarikçisi şirket tarafından elektrik enerjisi kullanan müşterilerinden tahsili zorunlu olan bir bedel olduğunu, faturadaki kalemlerin neredeyse tamamının Kurul Kararları çerçevesinde elektrik enerjisi kullananlara yansıtıldığını,Elektrik Piyasası Kanunu'nda, elektrik tarifelerinin belirlenmesi konusunda EPDK'ya düzenleme yetkisi verilmiş olmasının yanında bu düzenlemelerin dışına çıkılması halinde idari para cezası gibi ciddi müeyyidelerin öngörüldüğünü, Kanunun 17/4 maddesi; “Kurul onaylı tarifelerin hüküm ve şartları, bu tarifelere tabi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bir gerçek veya tüzel kişinin tabi olduğu tarifede öngörülen ödemelerden her hangi birisini yapmaması halinde, söz konusu hizmetin durdurulmasını da içeren usul ve esaslar amir olduğunu, EPDK tarafından düzenlenmiş tarife kalemleri yönetmelikle düzenlenir.” hükmü dışında bir unsur tüketiciye yansı- tılamayacağı gibi EPDK tarafından belirlenmiş bir tarife kaleminin uygulanmaması seçeneği de olma- dığını, ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrasında Kurul'a ihlalin devamı halinde lisans iptali yaptırımını uygulama yetkisi de verildiğini, EPDK'nın müvekkili şirketin üye olduğu bir üst örgütlenme, bir çatı örgütü, bir sektör birliği yahut alelade dernek olmadığını, davalı şirket ile müvekkili şirketin faaliyette bulunabilmek için lisans aldığı ilgili bağımsız idari otorite olan EPDK'nın kararlarına ve talimatlarına aykırı hareket edemeyeceğini, ayrıca mevzuattaki kanun ve ikincil mevzuat hükümleri ile de bağlı olduğunu, tüm bu gerçekler ortadayken müvekkili şirketin idarenin düzenleyici işlemlerine dayanarak tahsil ettiği bedellerin hukuksuzluğunun iddia edilemeyeceğini, eldeki davanın idari yargıda açıl- masının gerektiğini, davacının, davasını dayandırdığı Danıştay kararının 2015 yılında verildiğini, zamanaşımı üresinin bu tarihten itibaren hesaplanmasının gerektiğini, dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresinin dolduğunu, bir an için sözleşmeden doğan zamanaşımı uygulanacak olsa bile dava tarihi olan 12.03.2022’den geriye 10 yıl gidildikten sonra bulunan 12.03.2012’den önceki taleplerin zamanaşımına uğradığını, 2011 Ekim-2012 Mart döneminin her halükârda zamanaşımına uğradığını, faturaların şeffaf ve denetime açık olduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak faturaları incele- mesinin gerektiğini, ödeme yaparken de herhangi bir ihtirazi kayıt düşmediğini,
Davanın dayanağını oluşturan ve Danıştay tarafından iptaline karar verilen 29.12.2010 tarihli ve 3002 sayılı kararının sadece 1 yıl yürürlükte kaldığını, iptal edilen kısım ise sadece 01.01.2011ve 01.04.2011 tarihi arasında düzenlenen bir tarife tablosuna kadar olan dönem için olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği şekilde geniş bir zaman aralığı bulunmadığını,EPDK Tarifeler Dairesi Başkanlığı’nın 21.01.2014 tarih ve ... sayılı yazısı (EK-1) ile 25.09.2014 tarih ve 58072 sayı yazısında (EK-2), Danıştay 13. Dairesi'nin 875 sayılı Kurul kararının ekinde yeralan EK 2’sini teşkil eden 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisi’nin II. bölümü’nün “Perakende Satış Hizmeti Tarifesinin Hesaplanması Değişikliği”bendini iptal ettiğini ancak dağıtım şirketlerinin tüketici- lerden perakende satış hizmet bedelini kWh üzerinden tahsil etmesinin esas dayanaklarının Danıştay tara- fından iptal edilen düzenleme ile aynı düzeyde düzenleyici işlemler olan elektrik faturalarındaki pera- kende satış hizmet bedeli dedahil bedellerin yer aldı fonsuz elektrik tarifelerinin onaylandığı EPDK kararları olduğunu,faturalarda yer alan diğer bedeller gibi perakende satış hizmet bedellerinin de bu Kurul kararlarıçerçevesinde tahsil edildiğini, bu Kurul kararlarının hiçbiri hakkında Danıştay tara- fından verilen bir iptal kararı olmadığını ve kararların tümünün yürürlükte oldukları dönemde uygu- landıkları,perakende satış hizmet bedelini tüketicilerden tahsilinin dayanağının fonsuz elektrik tarife- lerinin onaylandığı Kurul kararları oluğundan Tarife Metodolojisinin söz konusu hükmünün Danıştay
tarafından iptali sonrasında alınan bedellerin hukuka aykırı olduğunun saptanmasının yanlışolduğunun ifade edildiğini, ayrıca, dava konusu dönemde kWh üzerinden uygulanmış ... bedelinin geçmişe yönelik sabit bir bedel olarak uygulanmasının ancak Tarifeler Metodolojisinin iptal edilen söz konusu hükmü ile birlikte aynı dönemde yürürlükte olan Kurul kararlarının da iptali ile mümkün olabileceğini, mezkûr Kurul kararlarına ilişkin herhangi bir iptal kararı olmadığından Danıştay kara- rının geçmişe yönelik uygulanmasının da söz konusu olmayacağının belirtildiğini,davacı tarafından işaret edilen Danıştay 13. Dairesi'nin kararı ile iptal edilen kararın 28.12.2010 tarih ve 2999 sayılı Kurul kararı olduğunu, ancak dağıtım şirketlerinin tüketicilerden perakende satış hizmet bedelini kwh üzerinden tahsil etmelerinin esas dayanakları normlar hiyerarşisinde Danıştay tarafından iptal edilen düzenleme ile aynı düzeyde düzenleyici işlemler olan elektrik faturalarındaki perakende satış hizmet bedeli de dahil bedellerin yer aldığı fonsuz elektrik tarifelerinin onaylandığı EPDK kararları olduğunu, yukarıda yer verilen Kurul Kararları çerçevesinde fonsuz elektrik tarifelerin uygulandığını, söz konusu dönem- lerde faturalarda yer alan diğer bedeller gibi perakende satış hizmeti bedellerinin sayılan Kurul Kararları çerçevesinde tahsil edildiğini, işaret edilen Kurul Kararlarından hiçbirisi hakkında Danıştay tarafından verilmiş bir iptal kararı bulunmadığını ve kararların tamamının yürürlükte olduklarıdönemde uygulandığını, perakende satış hizmet bedelinin tahsilinin dayanağı olan ve yukarıdaişaret edilen kurul kararları mevcut olduğundan Tarife Metodolojisinin söz konusu hükmünün Danıştay tarafından iptali sonrasında ilgili dönemde alınan bedellerin hukuka aykırı hale geldiğinin kabul edilemez olduğunu, dava konusu edilen dönemde kwh üzerinden uygulanmış olan perakende satış hizmeti bedelinin geçmişe yönelik olarak sabit bir bedel şeklinde uygulanmasının ancak Tarife Metodolojisinin iptal edilen söz konusu hükmü ile birlikte aynı dönemde yürürlükte olan kurul karar- larının da iptali ile mümkün olabileceğini, söz konusu dönemlerde uygulanmış olan
kurul kararlarına ilişkin verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından huzurdaki davanın reddinin gerektiğinin açık oldu- ğunu, müşterilerin perakende satış hizmeti bedeli ödememelerinin hukuka uygun olmadığını, söz konusu dönemde perakende satış hizmet bedellerinin iadesi yönünde kararverilmesi halinde ilgili tüketiciler o döneme ilişkin perakende satış hizmet bedeli ödememişolacaklarını, perakende satış hizmet bedeli; sayaç okuma, faturalama, müşteri hizmetleri karşılığında dava konusu dönemde tüm tüketicilerden alınan bir bedel olduğunu, tüketicilerin sözkonusu dönemde perakende satış hizmet bedeli ödememeleri hukuka uygun olmadığını, iptaledilen düzenlemenin uygulandığı dönem için hesaplanmış olan perakende satış hizmet bedelinin bugün uygulanan ve sadece sayaç okumaya ilişkin sabit ücret ile aynı kabul edilmesi mümkünolmadığını, dava konusu dönemde uygulanan perakende satış hizmet bedeli ile bugün uygulanan sayaç okuma bedeli birbirinin aynısı olmadığını, bu bedeller biririnin yerine geçen bedeller olmadığını, Danıştay kararı sadece serbest tüketiciler açısından veril- diğini, davacının serbest tüketici olmadığını, davacının serbest tüketici olduğu dönem varsa da ... A.Ş.’ye müzekkere yazılarak sorulmasını talep ettiklerini, Davacının huzur- daki davanın dayanağı olarak gösterdiği Danıştay 13. Dairesi'nin temyiz incelemesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen 2015/3403 E. ve 2017/2449 K. sayılı kararında "kararın serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanacağı" nın belirtildiğini, söz konusu dönemde serbest tüketici olmayanların bu iptal kararına dayanarak dava açamayacağının açıkça ortada olduğunu beyanla; öncelikle müvekkili şirket dosyanın tefriki ile İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirlenmesine,dava dilekçesinde açık şekilde talep sonucu belirtilmediği için dava dilekçesinin red- dedilmesini ve davanın açılmamış sayılmasına,aksi kanaatte olunursa davacıya bu hususların açıklan- ması için kesin süre verilmesine, sonuçta davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete davanın izafe edildiği dönemler Ekim,Kasım,Aralık 2011 yıllarına ait 31.10.2011, 30.10.2011 ve 31.12.2011 olduğunu, ayrıca sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın Türk Borçlar Kanu- nu'nun m.82 gereği hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğraya- cağını, davanın açıldığı 05.01.2022 itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunu,
Davaya konu alacak kalemleri müvekkil şirket ... ve ...'a ödediğinden ve söz konusu iptale konu kararların ve yönetmelik hükümleri EPDK'ya ait olduğundan cevap ve savun- malarının alınması için açılan davanın ihbarını talep ettiklerini, ... ... A.Ş. ile imzalanan Sistem Kullanım Sözleşmesinin ekte sunulduğunu, anılan sözleşme davaya konu alacak kalemlerinin dağıtım şirketine ödendiğini gösterdiğini,
Yine dava konusu yapılan alacak kalemleri iptal kararı öncesinde yasal bir hükme dayanması sebebiyle alındığından işbu davanın açılmasında müvekkili şirkete atfı kabil kusur söz konusu olmadığını, bu sebeple davanın kabulü halinde dahi müvekkil şirketin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, aksi durumun hakkaniyet ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı düşeceğini,
Müvekkil şirketin mevzuat gereği perakende satış hizmeti-sayaç okuma bedelini ihbar ettikleri dağıtım şirketine ödendiğini, müvekkil şirket yalnızca elektriğin tedariğinden sorumlu olmakta ve perakende satış hizmet bedeli/sayaç okuma bedelini aboneden dağıtım/iletim firması adına tahsil etmekte ve mevzuat gereği tahsilatın hemen ardından hiçbir komisyon, bedel kesintisi yapıl- madan dağıtım şirketine ödediğini, dolayısıyla davaya konu alacak kaleminin iadesi konusunda hiçbir kar ve fayda elde etmediğini, müvekkilu şirkete husumet yöneltilemeyeceğini,
Dava konusu ... bedelinin iadesi istemine dayanak teşkil eden kararların EPDK'nın düzenleyici işlem niteliğindeki kararlar olup bu kararlara karşı idari yargıda dava açılacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davacı vekili 21.04.2025 tarihli bedel arttırım dilekçesinde; Dava miktarına ilişkin olarak dönem ve miktarlar için işbu davada tarafların sorumluluk dönemleri ve miktarları kapsamında dava miktarının ayrıştırılması ve bedel artırım taleplerinin kabulü ile, ... ...Anonim Şirketi yönünden 1.000 TL olarak ayrıştırılan dava miktarını 2.067,01 TL artırarak toplam KDV dahil 3.067,01 TL, ... A.Ş. Yönünden 8.000,00 TL olarak ayrıştırılan dava miktarını KDV dahil 1.431.221,50 TL artırarak toplam KDV dahil 1.439.221,50 TL, ... ... A. Ş. yönünden 1.000,00 TL'nin her bir davalı için ayrı olarak ve tanzim edilen her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile beraber iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nce:
-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,
-3.067,01 TL'nin 14.03.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... .... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
-1.439.221,50 TL'nin 14.03.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davalı ... ... A.Ş. aleyhine açılan 1.000,00 TL'lik davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı ve davalı ... A.Ş şirketi tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı ... Şti vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçemiz ve aşamalardaki tüm beyan dilekçelerimizde izah ettikleri üzere 01.01.2012 tarihinden itibaren Danıştay 13. Dairesinin kararı uyarınca perakende satış bedelinin maktu olarak uygulanmasına karar verildiğini, 01.01.2012 tarihinden itibaren... abonelerinden 4,161 TL/Ay şeklinde EPDK tarafından düzeltildiğini, 01.01.2012 tarihinden itibaren söz konusu Danıştay 13. Dairesinin kararı uyarınca perakende satış bedeli maktu olarak uygulandığını, 2011 yılı için de bir uygulama bedeli bulunmadığını, dosya kap- samında bulunan bilirkişi raporunda ... ... A.Ş tarafından PSHB aktif enerji ve/veya başka bir enerji bedeli içerisinden tahsil edilip edilmediğine dair tespit yapılma- dığını,ilgili faturalarda olmadığı söylenen ... bedeline ilişkin tespitler hatalı olup aktif enerji bedeli ve diğer tarife bileşenleri adı altında ... bedeli alındığını, ... bedelinin faturaların muhteviyatında yer alan tüm bedelleri incelenerek rapor düzenlendiği takdirde davalı şirket yönünden de alacak hakkı olduğunun ortaya çıkacağını, ayrıca davalı şirketin faturalarının bazılarında PSHB 0 TL görünmekle beraber tarife hesaplamalarına esas birim fiyatlarına uyuşmayan fatura kalemlerinin olduğu, bu kapsamda PSHB tahsil edildiği, PSHB bedellerinin yer aldığı faturalarda ise hesaplamalarında ve diğer fatura kalemleri hesaplamalarında tarife birim bedelleri ile sözleşme indirim oranlarına ve endeks verilerine uygun olmayan hesaplamalar olduğunun görüldüğünü, bu kapsamda doğru ve tam bir alacak hesabının tespiti ... ve ... kayıtlarının, endeks değerlerinin bilinmesi ve EPDK tarife tablolarına göre formülüze edilmesinin gerektiğini,EPDK kurul kararlarında yer alan formül ve hesaplama kriterleri ile itirazları doğrultusunda yeniden hesap yapılması gerekirken eksik inceleme ile davalı şirket yönünden alacağın bulunmadığı cihetiyle red kararı verilmesinin yasalara aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde: Emsal Yargıtay kararında da belirtildiği üzere "... BEDELİ"ne ilişkin talebin belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını, salt tüketim miktarlarından hareketle davacının Danıştay'ın iptal kararından yararlanabilecek serbest tüketici konumunda olduğunun kabulü hatalı olup serbest tüketici vasfında olup olmadığının mahkemece araştırılmadığını, Danıştay'ın iptal kararı, yalnızca tedarik şirketleriyle ikili anlaşma akdeden serbest tüketiciler için geçerli olup farklı dosyalarda benzer uyuşmazlıklar için düzenlenen bilirkişi raporlarında bu hususun isabetli şekilde tespit edildiğini, ilk derece mahkeme- since bu yönde hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını ve itirazlarının giderilmediğini, hükme esas alınan kök ve ek rapora konu edilen dönemlerin, yetkisizlik ve tefrik öncesi dosyada esas alınan dönemler ile mükerrerlik arz ettiğini ve derdestliğe neden olduğunu, tefrik edilen dosyanın bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.
İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;
Uyuşmazlık, fazla tahsil edilen ... bedelinin istirdatı istemine ilişkin olup davacı elektrik tüketim faturalarına yansıtılan ... (Perakende Satış Hizmet) bedelinin yönetmeliklere ve Danıştay kararlarına aykırı olduğunu, davalı taraf ise yapılan tahsilatın mevzuata uygun olduğunu iddia etmektedir.
1. DAVA TÜRÜ İLE İLGİLİ OLARAK;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 E., 2021/971 K. sayılı kararında." Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir."
şeklinde açıklandığı üzere, davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Belirsiz alacak davası” kenar başlıklı 107. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin dava- cıdan beklenemeyecek olmasıdır. Bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.
Kısmi dava açılabilmesinin ön koşulunu, dava yoluyla yerine getirilmesi istenen edimin bölü- nebilir bir nitelik taşıması oluşturur. Nitekim, 6100 sayılı Kanun'un 109. maddesinin birinci fıkrasında da, talep konusunun, yani istenen edimin, sadece niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, kısmi dava açılması yoluna gidilebileceğine açıkça vurgu yapılmıştır. Edimin bölünüp bölünemeyeceği sorunu ise, bir usûl hukuku sorunu değil; maddi hukuk sorunudur ve edimin bölünebilirliğinden maksat, niteliğinde herhangi bir değişme ve değerinde herhangi bir azalma meydana gelmeksizin kısmen ifasının talep edilebilmesidir.
Kısmi dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alın- masını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edil- meyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde davalı tarafından nispi olarak fazladan alınan ... bedelinin tahsilini davaya konu etmiş olup dava dilekçesine ek olarak elektrik tüketimine ilişkin faturaları eklemiştir. Dava değeri olarak..... TL gösterilmiş ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu açıklanmıştır. Gerek dava dilekçesinde yapılan açıklamalar, gerekse dosya kapsamı incelendiğinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığının, dava dilekçesinde bu hususa ilişkin açıkça bir beyanın bulunmadığının görüldüğü, kaldı ki dava dilekçesine ek faturalardan da anlaşıldığı üzere davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesinin de mümkün olduğu açıktır, bu nedenle de dava konusu edilen alacağın kısmi davaya konu edilmiş olduğu anlaşılmaktadır." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki 2024/2882 E., 2025/3366 K. Nolu 17.06.2025 tarihli ilamı da bu yöndedir.
Eldeki davada da, davacı taraf dava dilekçesine ilgili faturaları eklemiş ve bilirkişi incelemesi yapıldıktan sonra artırılmak kaydı ile dava değerini 10.000,00 TL olarak açıklamış, bilahare her bir davalı yönünden talebini ayrıştırmıştır.
Dava dilekçesinde talebin ileri sürülüş biçimine göre eldeki dava HMK 107. Maddesinde yer alan "belirsiz alacak" değil, HMK 109. Maddesinde yer alan "kısmi dava" şeklinde ileri sürülmüştür.
2. ZAMANAŞIMI YÖNÜNDEN ;
A.) Dava türü ile ilgili olarak; Yukarıda açıklandığı üzere davanın kısmi dava olarak açıldığı, davanın niteliği gereği dava açılan kısım itibariyle zamanaşımı süresinin duracağı , dava konusu edilmeyen kısım itibariyle bu sürenin işlemeye devam edeceği açıktır. Bu durumda dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde dava konusu edilen alacak miktarları itibariyle zamanaşımı süresinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
B.) Zamanaşımı süresi: Uyuşmazlığın abonelik sözleşmesinden kaynaklandığına göre dava konusu alacağa uygulanması gereken zamanaşımı süresi 10 yıl olup bu sürenin de her bir faturanın tahsil edildiği tarihten itibaren başlayacağı gözetilmelidir.
C.) Arabuculuk sürecinin zamanaşımına etkisi: yasal düzenlemeler gereği arabulu- culuk bürosuna başvurulduğu an zamanaşımı durur ve ilk toplantıdan son tutanağa kadar zaman aşımı işlemez. Arabuculuk faaliyeti son tutanak ile sona ördeğinde ,zaman aşımı süresi kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar.
Eldeki davanın açılış tarihi 14.03.2022 tarihidir. Dava şartı arabuluculuk başvurusu 28.10.2021 tarihinde yapılmış, davalı tarafların yetki itiraz nedeni ile dosya Sulh Hukuk Mahkemesine yetki itirazının değerlendirilmesi için gönderilmiş ve Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/188 e. 2022/22 k. sayısı ise kayıtlı dosya ile 24.01.2022 tarihinde "yetki itirazlarının reddine" karar verilerek dosya tekrar Ankara arabuluculuk merkezine gönderilmiştir. Yetki itirazının reddi kararı gereğince de dava şartı arabuluculuk dosyası tekrar aynı arabuculuya 23.02.2022 tarihinde tevdii edilmiştir. Zaman aşımı için başlangıcının ilk arabuluculuk başvuru tarihi olan 28.10.2021 alınması ve davacının talepleri yönünden davalıların cevap ve talep artırımına karşı beyan dilekçelerinde yer alan zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerekmektedir.
3.) DAVACININ SERBEST TÜKETİCİ OLUP OLMADIĞI :
Yargıtay 3. HD'nin 2016/10473 E. 2018/3130 karar nolu 28.03.2018 tarihli ilamında;
"Danıştay 13. Dairesi'nin 06.04.2011 tarih ve ... Esas ve 2011/1365 Karar sayılı kararı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)'nun 875 sayılı Kurul kararının ekinde yer alan 20 dağıtım şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplanması ve Tarife Metodolojisinin Perakende Satış Tarifesinin geçiş döneminde uygulanmasına ilişkin II. Bölümünün B bendini; "sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiğinin ortada olduğu, kaldı ki buna ilişkin maliyetlerin metodolojinin 1. Bölümünde abone başına sabit bir ücret olarak belirlendiğinin açık şekilde ifade edildiği" belirtilmek suretiyle iptal etmiştir.
Anılan Danıştay 13.Dairesi'nin kararı ise; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24.05.2012 tarih ve 2011/1901 Esas - 2012/798 Karar sayılı kararı ile "davacı şirketin ürettiği elektriği serbest tüketicilere sattığı ve perakende satış hizmet tarifesinin Kwh üzerinden alınmasına ilişkin kuralın "Serbest tüketiciler" yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasında bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacının dava konusu işlemlerin iptali isteminin "serbest tüketiciler"e yönelik olduğu dikkate alındığından, Daire kararının da "serbest tüketiciler"le sınırlı olarak uygulanacağı belirtilerek onanmıştır.
İptal kararları, iptali istenen tasarrufu ve ona bağlı işlemleri yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırır, geçmişe etkilidir, işlem hiç yapılmamış gibi hüküm ve sonuç doğurur, işlemden önceki hukuki duruma dönülür ve genel etkilidir.
O halde mahkemece; Danıştay 13.Dairesinin iptal kararının onanmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 24.05.2012 tarihli kararı uyarınca, sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiği, perakende satış hizmet tarifesinin Kwh üze- rinden alınmasına ilişkin kuralın "serbest tüketiciler" yönünden hukuka aykırı olduğu, gözönünde bulundu- rulmak suretiyle ve Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği dikkate alınarak, davacının dava konusu bedellerin tahsil edildiği tarihlerde "serbest tüketici" olup olmadığı konusunda araştırma yapılıp, bu husustaki belge, anlaşma vs. belgeler getirtilerek sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, davacının Serbest Tüketici olduğu kabul edilerek eksik inceleme ve araştırma sonucunda, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru usul ve yasaya aykırıdır" denilmiştir.
Eldeki davada davalı taraf cevap ve beyan dilekçelerinde davacının serbest tüketici olmadığını beyan etmektedir.
Konu ile ilgili olarak alınan bilirkişi raporunda ; "Serbest tüketici ifadesi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimde bulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için teda- rikçisini seçme hakkına sahip gerçek veya tüzel kişidir. Davacı tarafın serbest tüketici şartlamasına sağlama- sına rağmen, bazı dönemlerde tedarikçisini seçmemiştir. Tedarikçisini seçmemiş olsa bile serbest tüketici şartlarını sağlamış olması nedeniyle, serbest tüketici kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir." şeklinde değerlendirme yapılmış, mahkemece bu görüş doğrultusunda karar verilmiş ise de, , davacının dava konusu bedellerin tahsil edildiği tarihlerde "serbest tüketici" olup olmadığı konusunda araştırma yapılıp, bu husustaki belge, anlaşma vs. belgelerin getirtilmediği, bu husustaki itirazların gideril- mediği anlaşılmaktadır.
Buna göre ,mahkemece,
-Öncelikle davacının dava konusu bedellerin tahsil edildiği tarihlerde "serbest tüketici" olup olmadığı konusunda araştırma yapılıp, bu husustaki belge, anlaşma vs. belgelerin celbi,
-Bundan sonra ikisi Elektrik Mühendisi,biri Borçlar Hukuku/ Nitelikle Hesaplamalar konusunda uzman olmak üzere üç kişilik bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen şekilde itirazları giderici, hükme ve yargısal denetime elverişli yeni rapor alınması ,(istinafa gelmeyen ... şirketi yönünden daha önce verilen kararın kesin olduğu gözetilerek) tüm dosya kapsamına göre hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1-a-6 md gereğince tespit edilen eksiklikler yeniden yargılama gerektirdiğinden dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının ve davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/06/2026