İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ticarethane elektrik aboneliğinde kaçak kullanım iddiaları nedeniyle elektriği kesilen işletmenin menfi tespit davasına ilişkin istinaf başvurusu değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari işletme sahibi davacının, elektrik şirketinin kendisini kaçak elektrik kullanmakla suçlaması ve bu gerekçeyle yüksek bir fatura düzenleyip elektriğini kesmesi üzerine açtığı menfi tespit davasını konu almaktadır; davacı, sayaca herhangi bir müdahalede bulunmadığını ve kaçak kullanım olmadığını ileri sürerek faturaya borçlu olmadığını, elektrik kesintisinin yoğun iş döneminde işletmesinin ekonomik çöküşüne yol açacağını belirtmekte; davalı şirket ise sayacın giriş klemenslerine müdahale edilerek usulsüz elektrik kullanıldığını tespit ettiklerini savunarak davanın usulden reddini talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/317
KARAR NO : 2026/1105
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/596
KARAR NO : 2024/951
DAVA TARİHİ : 29/08/2019
KARAR TARİHİ : 24/12/2024
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAİRE KARAR TARİHİ : 22/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/05/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2024 Tarih ve 2020/596 Esas 2024/951 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 23210964 tesisat numaralı elektrik abonesi müvekkili ...'ın ... Mah. ... Cad.No... adresinde 11/04/2018 tarihinden itibaren plastik hurda malzemelerinin geri kazandırılarak tarla seraları üretimi işinde faaliyet gösteren .... Şti. nin şirket yetkilisi olduğunu, müvekkilinin sahibi olduğu işyerinde hammadde olarak gelen hurda plastik parçaların makinelerden geçilerek işlenmeye hazır hale dönüştürülmesi ve sonrasında oluşan plastik hammaddesi ile tarla seralarında kullanılan plastik branda, muşamba vb her türlü maddelerin üretiminin yapıldığını, yaklaşan kış sezonu öncesi ile sonbahar aylarının başına doğru olan dönem müvekkilinin işyerinin en yoğun dönemi olduğunu kış sezonu öncesi tarımla uğraşan üreticilerin seralarını kurabilmeleri için siparişlerin yetiştirilmesi ile teslimatını kısa sürede yapılmasının gerektiğini, davalı şirket nezdinde kendi şahsı adına "Tek Terimli Tek Zamanlı Ticarethane AG grubunda", müvekkilinin adresindeki şirketi için işyeri elektrik aboneliği olan müvekkilinin bu zamana kadar olan tüm faturalarını eksiksiz olarak ödediğini, ekonominin zor şartları ndeniyle en fazla bir iki gün geciktirdiğini, müvekkilinin işyerinde kullandığı elektriğin fatura ödemesinin gecikmesi nedeiyle 2019 yılı Şubat ayında elektriği davalı şirket görevlileri tarafından kesildiğini, akabinde ertesi günü faturanın ödenmesi nedeniyle tekrar davalı şirket görevlileri tarafından bağlandığını, davalı şirket görevlilerinin müdahalesi haricinde müvekkilinin elektrik sayacına hiçbir zaman hiçbir suretle müdahalesinin olmadığını, kaçak elektrik kullanılmasına yönelik herhangi bir girişimde bulunulmadığını, ancak davalı şirket tarafından müvekkilinin elektriğinin 2019 yılı Şubat ayından bu yana kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle 23/08/2019 tarihinde son ödeme tarihi dahi gelmeden usule ve yasaya aykırı olarak kesildiğini, müvekkilinin tüm çalışma düzeninin bozulduğunu, müvekkilinin işyerinin tüm çalışma düzeninin elektriğe ihtiyaç duyan makineler üzerine kurulu olduğunu, elektriğin olmaması ve makinelerin çalışmamasının tüm müşterilerin kaçmasına, siparişlerin yetişmemesine ve müvekkilinin işyerinin ticari olarak mahvına sebep olacağını, bu nedenle kaçak kullanımı sözkonusu olmadığından 40.166,59 TL lik fatura nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, elektriğin kesilmesi siparişlerin ve teslimatların yetiştirilememesi nedeniyle müvekkilinin ticari işletmesinin mahvına neden olacağında ve borçların ödenmesini daha da zorlaştıracağından öncelikle teminatsız, mahkemece kabul görmediği takdirde belirlenecek oranda teminat karşılığı elektriğin tedbiren bağlanmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT :
Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; dava konusu aboneliğin ticarethane aboneliği olduğunu, öncelikle davanın ticari dava kapsamında olması ve zorunlu arabuluculuk sürecine tabi olması gerektiğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, sistem üzerinde yapılan incelemede 23210964 tesisat numaralı aboneliğin 10/10/2017 tarihinden itibaren ... ünvanı ile kullanımda olduğunu, 20/10/2017 tarihinde takılmış olan 61061784 Köhler arka sayaçta 23/08/2019 tarihinde kesme iş emrini yerine getirmek için gidildiğinde Sayaç giriş klemenslerine müdahale edilerek (3 faz şöntleyerek) kaçak elektrik kullanıldığının tespit edildiğini bildirerek, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; ceza mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Her ne kadar mahkememizce Menderes 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/595 esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine bir süre karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan gerekçe ile ceza yargılaması sonucu delil yetersizliğinden beraat kararı verildiğindinden bekletici mesele ara kararından dönülmüştür.
Yapılan yargılama toplanan deliller ve tüm dosya içeriği ile davacı şirketin kaçak elektrik kullanımı yaptığı, davalıya bu kullanımdan ötürü 40.166,59-TL borçlu anlaşıldığından, mahkememize açılan iş bu menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN:
Davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle;
-ceza dosyasının kesinleşmediğini,
-davalı kurumun bahse konu sayacı incelemeden kaçırdığı, ilk andan beri sayacın çekişme konusu olduğu bilinmesine rağmen imha ettiği, bu itibarla kendi dayandığı delilin davalı şirketçe imha edildiği, bu itibarla davalı şirketin iddialarını ortaya koyabilecek herhangi bir delilin bulunmadığı, davalının iddialarını ispat edemediğini,
- söz konusu elektrik sayaçları da mekanik bir insan ürünü olup bozulmaları veya arızalanmaları her zaman mümkündür. ancak davalı şirket sayacı imha ettiğinden dolayı , müvekkilin sayaçta var olması muhtemel bir hata sebebiyle sorumlu tutulacak olması da usul ve yasaya aykırı olduğunu,
- sayaçlar her zaman dışarıya açık bir şekilde bulunduğundan dolayı , davalı şirket yetkilileri veya harici şahıslarca da kontrolsüz bir şekilde müdahale imkanı vardır. bundan dolayı müvekkilin sorumlu tutulması mümkün olmadığını,
-davacının kaçak elektrik tutanağına kadar gelen tüm elektrik faturalarını ödemiş olup tutanak tarihi itibariyle ödenmemiş borcu bulunmadığını,
-sahibi olduğu şirket sürekli olarak, davalı şirketin kabulünün aksine, 3 vardiya halinde günün 21 saati çalışan bir işyeri olmadığını, işyerinin bu şekilde çalıştığının ispat yükü davalı şirkette olup bu yönde hiçbit bilgi veya belge de bulunmadığını,
-söz konusu 3 rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yeni bir heyetten rapor aldırılması gerekli olmasına ve Y.3.H.D 2021/6651 E. 2021/10565 K.sayılı kararı da bu yönde olmasına rağmen, yerel mahkemece söz konusu çelişkiler giderilmeksizin karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; dava dışı abone olan şirketin yetkilisi olan davacının sayaca müdahale ederek kaçak elektrik kullanması iddiasıyla düzenlenen kaçak tüketim faturası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacı abone şirket yetkilisinin, kaçak elektrik tespit tutanağında belirlendiği şekilde sayaca müdahale ederek kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı, davalı şirket çalışanlarının elektrik borcunun ödenmemesinden dolayı 2019 yılı Şubat ayında davacı abonenin elektriğini kesme, borcun ödenmesi üzerine açma işlemi yapıp yapmadıkları, bu işlemlerin sayaca müdahale niteliğinde olup olmadığı, sonradan düzenlenen kaçak elektrik tutanağındaki sayaca müdahale (3 faz şöntleme) işleminin davalı çalışanları tarafından 2019 yılı Şubat ayında yapılan elektrik kesme/açma işlemleri sırasında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, sonucuna göre davacının dava konusu fatura nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu ise ne miktarda borçlu olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; .... Sitesi ... Mah. .... Cadde No:.... adresindeki işyeri için .... A.Ş. ile ... arasında 10.10.2017 tarihinde "ticarethane" abone grubu üzerinden 5050083 nolu Elektrik Abonelik sözleşmesi akdedildiği, anılan işyerinde kurulu elektrik abonelik tesisat numarasının ise 23210964 olduğu, abonelik sözleşmesine göre davacının kurulu gücü 23,22 KW – bağlantı gücü ise 21,22 KW olduğu, abonelik başlangıcında söz konusu işyerine .... marka – 61061784 seri nolu kombine elektrik sayacı (0) endeks değeri ile yeni olarak takıldığı, davacının işyerine ait elektrik borcu ödenmediğinden .... A.Ş. tarafından 12.02.2019 tarihinde enerji kesme işlemi yapıldığı, borcun ödenmesi üzerine 14.02.2019 tarihinde enerjinin tekrar bağlandığı ve sayaç klemens kutusu açma işleminin ardından P/6288839 seri nolu mühür ile mühürlendiği, davalı ...Ş. görevlilerinin 23.08.2019 tarihinde bu işyerinde yaptığı denetlemede; ‘Sayacın giriş klemenslerine müdahale ederek (3 fazın şöntlenerek) kaçak elektrik kullanıldığı’ yönünde K-1924 seri nolu Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı düzenledikleri, bu tutanağın düzenlenmesi sırasında; sayacın klemens kutusunun mühürsüz olduğunun tespit edildiği, davalı ...Ş. görevlilerince işyerindeki elektrikli alıcıların tespit sırasında elektrik şebekesinden çektiği akımlar pens ampermetre cihazı ile ölçüldüğü, R fazı üzerinden 33 Amper, S fazı üzerinden 27 amper, T fazı üzerinden ise 34 amper akım çekildiği tespit edilip tutanağa işlendiği, tutanakta işyerinin plastik fabrikası olarak faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirket yetkilisi ... hakkında Menderes 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/595 Esas, 2021/751 Karar sayılı ilamı ile karşılıksız yararlanma suçundan, katılan (davalı) şirketin şikayeti üzerine açılan kamu davası sonucunda, katılan kurumda davaya konu sayacın bulunmadığının bildirildiği, mahkemece sayaç üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığı, sayacın elektrik tüketimini sağlıklı bir şekilde kaydetmesini engelleyecek oranda müdahale edilip edilmediğinin belirlenmediği, bu itibarla sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle CMK nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu'nun 53.maddesi hükmünde, "Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de bağlı değildir. Bundan başka ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez." denilmektedir. Aynı düzenleme yeni Türk Borçlar Kanununun 74.maddesi hükmünde de “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklinde önceki kanuna paralel şekilde düzenlenmiştir.
Yukarıda geçen açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakimi, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir.
Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesiyle ve buna etkili tespit edilen olgularla bağlı kalmaksızın, taraflarca ileri sürülen delilleri toplayıp, tümünü birlikte değerlendirerek bir sonuca varmalıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Görülmektedir ki, ceza mahkemesinin “delil yetersizliğine dayanan beraat kararının” hukuk hakimini bağlamayacağı ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hakimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hakimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hakimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır. (Yarg 3hd.Esas: 2015/3852 Karar : 2015/6427 Esas: 2013/13370 Karar: 2013/16329)
Yukarıda belirtilen nedenlerle Ceza Mahkemesinde saptanan maddi olguların Hukuk Hâkimini bağlayacağı, ceza davasının istinaf incelemesinde henüz istinaf incelemesinde olması ve sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması gerekçesiyle yerel mahkemece beraate karar verildiği nazara alınarak sonuçlanmasının bekletici sorun yapılması, ceza davasında belirlenen maddi olgularla dava konusu uyuşmazlıkta yer alan unsurlar karşılaştırılmak suretiyle sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yukarıda açıklanan şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Hmk 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/12/2024 Tarih ve 2020/596 Esas 2024/951 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Belirtilen eksiklikler giderilerek hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi için dosyanın mahkemesine İADESİNE,
İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan toplam 615,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince kurulacak hükümde dikkate alınmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.