İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, antifiriz üreticisinin kaçak elektrik kullanımına ilişkin borçlu olmadığına ve itirazın iptaline yönelik istinaf başvurularında teknik hata iddialarını değerlendiriyor.
Özet: Antifiriz üreticisi bir şirketin, elektrik sağlayıcısı tarafından 2.387.470,35 TL tutarında kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla elektriğinin kesilmesi ve faturalandırılması üzerine, bu durumu teknik bir hataya bağlayarak borçlu olmadığını talep ettiği, elektrik sağlayıcısının ise şirketin itirazının iptaliyle icra takibinin devamını istediği davada, ilk derece mahkemesinin faturanın büyük kısmından şirketi borçsuz bularak kısmen kabul ettiği, ancak itirazın iptali davasında belirli bir miktar için icra takibinin devamına karar vermesi üzerine, şirketin kaçak kullanım tespitlerinin teknik yönden yeterince incelenmediği gerekçesiyle istinaf yoluna başvurduğu hukuki bir uyuşmazlıktır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2132
KARAR NO : 2026/1473
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/05/2025
NUMARASI : 2024/551 E - 2025/460 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 18/05/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin antifiriz üretimi yaptığını ve her ay düzenli olarak elektrik ödemelerini yaptığını, 17/01/2024 tarihinde davalı kurum yetkilileri tarafından müvekkili şirkete gelindiğini, kaçak elektrik kullandığından bahisle elektriğinin kesildiğini, yapılan kesinti işlemi öncesi herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediğini, müvekkili şirkete ilgili adreste kaçak elektrik kullandığından bahisle 2.387.470,35 TL tutarında kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini, yapılan bu haksız uygulama ile müvekkilinin mağdur edildiğini belirterek, davanın kabulü ile ... hizmet no’lu aboneliğe ilişkin kaçak elektrik kullanıldığından bahisle tanzim edilen 17/01/2024 son okuma ve 2.387.470,35 TL bedelli faturaya ilişkin olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasını kabul etmediklerini, müvekkili tarafından tahakkuk ettirilen faturaların usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiğini, davacının sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vermek suretiyle mevzuata aykırı şekilde elektrik enerjisi kullandığının tespit edildiğini, kamu hizmeti yürüten müvekkili şirket tarafından düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olduğunu, yapılan hesaplamaların mevzuata uygun olduğunu, davacının kamu zararına sebebiyet verdiğini beyanla , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA;
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan davanın dava dilekçesinde özetle: davalı hakkında kaçak elektrik tutanağı düzenlendiğini, kaçak elektrik bedelinin ödenmemesi üzerine İstanbul 2.İcra Müdürlüğü’nün ...esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, yapılan hesaplamaların mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin ihtiyaçları doğrultusunda 06/10/2023 tarihinde akım trafosunun davacı yetkililerinin muayene ve kontrolü altında değiştirildiğini, 11/01/2024 tarihinde tutulan tutanakta kaçak kullanım yapıldığı iddiasında bulunulduğunu, kaçak elektrik kullanıldığı iddiasının hukuka aykırı olduğunu, hesaplamaların mevzuata aykırı olduğunu, müvekkilin kaçak elektrik kullanmadığını belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf Konusu Mahkeme Kararı ;
Mahkemece yapılan yargılama sonunda ;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
Davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddine,
1-Davacının davalı tarafça tahakkuk ettirilen 17/01/2024 tarih 2.387.470,35-TL'lik kullanım bedelinin 2.287.889,00-TL'lik kısmı bakımından borçlu olmadığının TESPİTİNE fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
Birleşen 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/485 Esas Sayılı Davasının Kısmen Kabul Kısmen Reddine,
Birleşen dosya davalısının İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takibine itirazının 99.581,35-TL asıl alacak, 1.346,42-TL gecikme faizi, 269,28-TL KDV kısmına İTİRAZININ İPTALİ ile takibin 99.581,35-TL asıl alacak, 1.346,42-TL gecikme faizi, 269,28-TL KDV üzerinden DEVAMINA,
Birleşen dosya davacısının icra inkar tazminatının alacak likit olmadığından REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İstinaf Başvuruları ;
1-Asıl dava davacısı ve birleşen dava davalıları ... .... Ltd. Şti. Ve ... vekilince verilen istinaf dilekçesinde ;" bilirkişi raporlarına itirazlarımızda "kaçak elektrik tüketimi"ne ilişkin tespitlere itiraz etmişsek de bu itirazımız teknik yönden incelenmemiş ve değerlendirilmemiştir. Kaçak elektrik tüketimi tespiti hayatın olağan akışına aykırıdır. kaçak kullanım bulunmamaktadır. R fazına ait gerilim kablosunun sayaç klemensinden çıkık olması durumu kaçak elektrik kullanma amacı ile yapıldığı anlamına gelmez. R fazına ait gerilim kablosunun sayaç klemensinden çıkık vaziyette olmasının sebebi, klemensin iyi sıkılmamış olması veya benzeri bir teknik hatadan kaynaklanmaktadır. Kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkilin sayaca takılı olması gereken R fazının bilinçli olarak çıkararak kaçak kullanım yaptığı düşünülse dahi, ... firmasının kaçak elektriğe yönelik hesapladığı tutar mevzuata açıkça aykırı, kötü niyetli ve fahiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu,birleşen itirazın iptali davası yönünden davacı ... A.Ş.'nin kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerekmektedir. ... elektrik tüketimini osos kayıtları ile kolayca takip edebilmesine ve kullanılan elektriği tespit edebilmesine rağmen 30 kat fazla miktarda icra takibi düzenlenmiştir. Davacı ...'ın önce fahiş tutarda fatura tanzim ettikten sonra yargılama aşamasında fatura bedellerini kendiliğinden düşürmüştür. ... fatura bedellerini düşürmesine rağmen dava ve icra takibinde kendisinin iptal ettiği fatura üzerinden takibe ve davaya devam etmiştir. Yine müvekkile fahiş tutardaki faturalar üzerinden ihtiyati haciz uygulanmıştır. Bu durum ...'ın kötüniyeti açıkça göstermektedir.
Birleşen itirazın iptali davasının davalı ... yönünden husumet nedeniyle usulden reddi gereklidir.Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemez; dava, sıfat yokluğundan / husumetten reddedilir.Birleşen davada dava konusu takipte borçlu olarak davada davalı olarak taraf gösterilen ..., elektrik abonelik sözleşmesinin tarafı olmadığı gibi aboneliğin tüketicisi de olmadığı, Bu sebeplerle ;Asıl dava yönünden; davanın kısmen reddine ilişkin menfi tespit talebinin reddedilen kısmı olan 99.581,35 TL bakımından kararın kaldırılmasına, menfi tespit davamızın tümüyle kabulüne, Birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulüne ilişkin itirazın iptali talebinin kabulüne ilişkin kısmın kaldırılmasına, itirazın iptali davasının tümüyle reddine,Birleşen dava yönünden; itirazın iptali talebinin reddine karar verilen kısım üzerinden davacı ... aleyhinde kötüniyet tazminatı talebimiz hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğinden, reddedilen kısım üzerinden davacı ...'ın %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,Birleşen dava yönünden; elektrik abonelik sözleşmesinin tarafı ve aboneliğin tüketicisi olmayan davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine " karar verilmesi istenmiştir.
2- Davalı,birleşen dosya davacısı ... vekilince verilen istinaf dilekçesinde ; " karara dayanak alınan bilirkişi raporunda dava konusu alacak bakımından kaçak elektrik tüketim süresi, günlük çalışma süresi ve kaçak kullanımın başlangıcı hatalı olarak belirlendiğinden kaçak tüketim bedeli eksik ve hatalı belirlendiği gibi ayrıca mevzuata aykırı olarak kaçak ek tüketim bedeli hesabı yapılmayarak da hatalı sonuçlara ulaşılmış olduğu, mahkemece hükme dayanak alınan ve tarafımızdan itiraz olunun bilirkişi kök ve ek raporunda tutanak tarihi olan 10.01.2024 ile 31.12.2023 tarihleri arasındaki 11 gün üzerinden kaçak tüketim hesabı yapılmış olup gerek kaçak tüketim süresi, gerekse kaçak kullanım başlangıç tarihi hatalı tespit olunmuştur. Raporda süre hesabına dayanak olarak sayacın OSOS üzerinden en son okuma tarihi ile kaçak tespit tarihi arasındaki süre olması gerektiğini belirtilerek sayacın en son endeks tespiti yapılan tarih itibariyle 11 gün süre için kaçak tüketim faturası tahakkuk edilebileceğini beyan edilmiştir. Buna yönelik olarak OSOS kayıtlarının kaçak tespiti bakımından esas alınmasının mümkün olmadığı, hatta bu konuda EPDK'dan görüş alındığı belirtilerek ilgili görüşü ek olarak bilirkişinin incelemesine sunmuş isek de, bilirkişi tarafından EPDK görüşüne itibar olunmayarak ek rapor düzenlenmiş ve bu hatalı rapor hükme esas alınmış olduğu, EPDK'nın E-44831307-110.03.01-997004 sayılı görüş yazısında özetle, sayaç mahallinde yapılan en son işlem tarihinin esas alınması gerektiği, uzaktan okuma yapılan tarihlerin maddenin düzenleme alanında olmadığı belirtilmiş olduğu, OSOS çerçevesinde yapılan sayaç okumalarının, fiziken sayaç mahallinde yapılmaması nedeniyle sayaca müdahale tespitine sınır olarak getirilmiş işlemler arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla söz konusu düzenleme, yerinde yapılan sayaç okumasını kapsamakta olup dağıtım şirketi personelinin zaten sayaç mahalline gitmediği OSOS gibi uzaktan okumaları kapsamamaktadır." denilerek huzurdaki dava dosyamızda karşılaşılan, madde metninin bilirkişice tamamen hatalı yorumlandığı hususu ortaya konulmuş olup, işbu EPDK görüş yazısı gereği kaçak elektrik hesabının, son okuma tarihi dikkate alınarak 11 gün üzerinden yapılması hatalı olduğundan ve Yönetmelik gereği 90 gün üzerinden yeniden yapılması gerektiği ifade edilmiştir. Okuma işlemi sayaç yerinde yapılmadığından ve öncesinde de herhangi bir sebeple son 3 ay içinde kesme, açma, mühürleme, sayaç değişikliği gibi işlem yapılmadığından kaçak tüketim süresinin 90 gün olarak belirlenmesi gerektiği açık olup bu yöne ilişkin itirazlarımızın gerek bilirkişi gerekse yerel mahkemece cevapsız kalması hatalı olmuştur. Yukarıdaki EPDK görüşü gereği davacının kaçak kullanım süresinin 20.10.2023 tarihinde başladığı gözetildiğinde kaçak kullanım suresinin 90 günle sınırlı olarak hesaplanması gerektiği,Ayrıca diğer bir mevzuata aykırı yön ise hükme dayanak alınan bilirkişi kök ve ek raporunda kaçak başlangıcı olarak 31.12.2023 tarihinin düşük tüketimin başlangıcı sayılması ve 06.10.2023 tarihinde sayacın akım trafosunun müvekkil elemanlarınca muayene ve kontrol ile değiştirildiği gözetildiğinde, bu tarihten önce sayaç R fazına ait gerilim kablosunun sayacın klemensinden çıkık olmasına dayalı bir kaçak tüketimden söz edilemeyeceğinin belirtilmesi olmuştur. Zira buna dayalı olarak kaçak tüketim başlangıç tarihi hatalı belirlendiği gibi kaçak ek tüketim hesabı da yapılmamıştır. Ancak müvekkil şirket tarafından yapılan değerlendirmede, R fazı gerilim ucunun ilk çıktığı tarih 20.10.2023 olarak belirlenmiştir. Bu bakımdan kaçak kullanım başlangıç tarihine ilişkin rapor somut gerçekliğe aykırı olduğu gibi kaçak ek tüketim hesabı yapılmaması da mevzuata aykırı olduğu,mahkemece günlük kaçak çalışma süresi tespiti de hatalı yapıldığından eksik bedel belirlenmiş olduğu, mahkeme kararında %5 olarak hesaplanması gereken Belediye Tüketim Vergisinin hatalı olarak %1 olarak hesaplanması suretiyle eksik hesaplama yapıldığı, icra inkar tazminatı talebinin kabulü yerine reddinin hatalı olduğu,
Birleşen davada davalı taraf için hükmolunan vekalet ücretinin yanlış takdir edildiği, Para alacağına ilişkin davalarda hüküm altına alınan miktar AAÜT 13. maddesine göre hesaplanmak gerekir. İlgili hükmün 3. fıkrasında ise, davanın kısmen kabulü kısmen reddi halinde, Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek vekalet ücretinin, davacı vekili lehine belirlenen vekalet ücretini geçemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre birleşen davada davacı müvekkil avukatı lehine 30.000,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesine rağmen, AAÜT 13/(3) maddesine aykırı olarak davalı yan yararına 314.431,43 TL vekalet ücretine hükmolunmasının hatalı olduğu ileri sürülerek, kararın kaldırılması istenmiştir.
HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Asıl dava ; menfi tesbit ,birleşen dava itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davanın dayanağı olan İstanbul 2.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 2.414.210,01-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusunun vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği ve takibin durmuş olduğu anlaşılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; davacı-davalı ... tarafından , "Akçaburgaz Mahallesi ....Sokak No:.. Esenyurt/İstanbul" adresinde ... numaralı sayaç üzerinden ilgili kullanım yerinde sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasına sebebiyet vermek suretiyle mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edildiği gerekçesiyle , Şirket yetkililerince ... tahakkuk numaralı kaçak elektrik tüketim tahakkuku düzenlenmiş, 90 gün için kaçak ve 275 gün için kaçak ek tüketim hesabı ile , 917.914,78-TL kaçak tahakkuk bedeli, 1.469.555,57-TL kaçak ek tahakkuk bedeli tanzim edilmiş olduğu görülmektedir.
Mahkemece yargılamada alınan elektrik mühendisi bilirkişi raporunda özetle;Davacının işyerinde davacı kurum elemanlarınca Kaçak Tespit Tutanağı ile tespit edildiği şekilde, sayaca giren kablolara müdahale edilmek suretiyle sayacın eksik tüketim kaydetmesine sebebiyet vererek kullandığı elektriğin, 30.05.2018 tarihli EPTHY nin 42.1-c maddesine göre kaçak elektrik tüketimi olduğunu, kurum tarafından yönetmeliğin 45-3-c maddesine göre 2 vardiya çalışma varsayılarak günlük çalışma süresi 14 saat alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmış ancak ekli tabloda da incelendiği üzere endekslerdeki T1-T2 ve T3 değerleri, davacının vardiyalı çalışma yaptığını gösterir nitelikte olmadığından ve davacının iş yerinde 2 vardiya çalışma yapıldığına dair hiçbir belge ya da tespit bulunmadığından tek vardiya ve dolayısıyla 7 saat alınarak hesaplama yapılması gerektiği,Kaçak Tüketim Miktarı 11 gün X 7 Saat X 105 kw : 8085 kwh hesaplandığı, (Bağlantı gücü ile yapılan hesaplamalarda 0,6 faktörü kullanılmamaktadır. Eksik Tüketim Bakımından İnceleme : Davalı kurum tarafından kaçak tüketim süresi yönetmelikte belirlenen sayaçta yapılan son okuma ile kaçak tespit tarihi arasındaki sınır süre olan 90 gün olarak alınmış , eksik tüketim hesabı yapılırken de ; Yönetmelikte ( eksik tüketim ve kaçak tüketim süresi toplamda 12 ayı geçemez ) dendiğinden (365 gün -90 gün :275 gün) için hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Ancak davacının tesisatında 06.10.2023 tarihinde akım trafosu değişimi yapıldığı dikkate alınmadan ve günlük ortalama tüketim eğilimleri incelenmeden eksik tüketim gününün tespit edildiği görülmüştür.Dava konusu tesisatın düzenli kontrol ve okuma yapılan bir abonelik mevcut olup, davalıca cevap dilekçesinde; 06/10/2023 tarihinde sayacın akım trafosunun ... yetkililerinin muayene ve kontrolü ile değiştirildiği beyan edilmiş olması sebebi ile 10.06.2023 tarihinde sayaçta böyle bir işlem yapılması karşısında bu tarihinden öncesine dair sayaç R fazına ait gerilim kablosunun sayacın klemensinden çıkık olmasına dayalı bir kaçak tüketimden söz edilemeyeceği, Kaçak tüketimi nedeniyle davacının kaçak elektrik bedeli ödeme yükümlülüğünün dava konusu kaçak elektrik faturasının son ödeme tarihi olan 25.01.2024 tarihi itibariyle 99.581,35-TL olduğunu, davacı adına düzenlenen kaçak elektrik ve eksik tüketim tahakkuk faturalarının toplamı (917.914,78-TL+ 1.469.555,57-TL =) 2.387.470,35-TL olduğu görüşü bildirmiştir.
Bilirkişiden itirazlar sebebiyle asıl dosya yönünden ek rapor, birleşen dosya yönünden kök rapor alınmış olup,sözkonusu raporda ; Yapılan hesaplamalar bakımından davalı / birleşen davada davacı itirazları bakımından kök raporda değiştirilecek bir husus bulunmadığını, ... Ltd.Şti'nin işyerinde ... elemanlarınca Kaçak Tespit Tutanağı ile tespit edildiği şekilde sayaca giren kablolara müdahale edilmek suretiyle sayacın eksik tüketim kaydetmesine sebebiyet vererek kullandığı elektriğin 30.05.2018 tarihli EPTHY nin 42.1-c maddesine göre kaçak elektrik tüketimi olduğunu, bu tüketimi nedeniyle davacının kaçak elektrik bedeli ödeme itirazın iptali davasının dayanağı olan İstanbul 2. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle Enerji Bedeli/Asıl Alacak 99.581,35-TL, Gecikme faizi 1.346,42-TL, Faiz KDV 269,28-TL olmak üzere toplam 101.197,05-TL olduğunu, davacı adına yapılan icra takip talebi 2.414.210,01-TL, ... Ltd.Şti'nin hesaplanan borcunun 101.197,05-TL olduğunu görüşü bildirilmiştir.
Kaçak kullanım olgusu yönünden ; dosyaya kaçak tutanağı ibraz edilmiş ise de ,sayaca ilişkin herhangi bir laboratuvar raporu-sonuç tutanağı ibraz edilmemiştir.Sayacın durumunu gösteren fotoğraflar sunulmuştur.
Kaçak tutanaklarının , bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, 6100 sayılı Kanun'un 204. maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. ( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2021 tarihli ve 2021/4894 E., 2021/10580 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.)
Kaçak kullanım olgusunun tesbiti yönünden ,tutanak tanıklarının dinlenmesi, diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gereklidir.
Diğer yandan ; Bilirkişinin ek raporunda ,kaçak kullanım süresi yönünden itirazları karşılayamadığı anlaşılmıştır.
Ek tüketim hesabı yönünden ; Kaçak tutanağı tanzim tarihinde yürürlükte bulunan EPTH 42/1-ç maddesinde " Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır. " hükmü yer almaktadır.
Davacı-davalı ... tarafından ,ek tüketim hesaplamasına esas doğru bulgu ve belgelerin neler olduğu açıklanmamış,yönetmelik hükmüne göre hesaplama yapılmıştır.
Vardiya süresi yönünden ; ilgili yönetmelik hükmü uyarınca ; vardiya sayısının tespitinde kaçak tespiti yapan kuruluşun görevlilerinin tespiti ve şirket kayıtları, bunun mümkün olmaması halinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen resmi belgeler göz önüne alınır. Çalışma saatlerinin ikinci fıkranın (c) bendinde belirtilenlerden daha fazla olmasının tespiti durumunda ise, tespit edilen saatler esas alınır." şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda açıklandığı üzere, Elektirk Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 45 .maddesi, 3. fıkra (c) bendinin uygulanmasında, vardiya sayısının tespitinde kaçak tespiti yapan kuruluşun görevlilerinin tespiti ve şirket kayıtları, bunun mümkün olmaması halinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen resmi belgeler göz önüne alınır. Çalışma saatlerinin ikinci fıkranın (c) bendinde belirtilenlerden daha fazla olmasının tespiti durumunda ise, tespit edilen saatler esas alınır." şeklindeki düzenlemelere uygun bir hesaplama ve değerlendirme yapılmamıştır.Bu sebeplerle ,vardiya hesabında esas alınacak bu bilgi ve belgelerin mahkemece ilgili yerlerden celbi ile,yönetmelik hükmüne göre hesaplama yapılması gereklidir.
Davalı ...'ın husumete ilişkin istinaf sebepleri yönünden ; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50.maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir.Bu halde tüzel kişinin ve organlarının sorumluluğun türünün Borçlar Kanununun 51.maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.mahkemece ,davalının sorumluluğu yönünden bu şekilde bir inceleme ve değerlendirme de yapılmamıştır.
Ancak ;davalı- borçlu ...'ın diğer davalı ... Madeni Yağları Limited Şirketi'nin yetkilisi olup olmadığının usulünca araştırılıp,husumet konusunun değerelndirilmesi gereklidir.
Dava dosyasına delil olarak,her iki tarafça da "Uzman Görüşü" şeklinde mütalaalar sunulmuştur.Uzman görüşleri incelendiğinde, hesaplama yöntem ve gerekçeleri bakımından farklı sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir. Bilirkişi incelemesinde ve mahkemece sözkonusu uzman görüşleri dikkate alınmamıştır.
6100 sayılı HMK’nın 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda tarafın sunduğu uzman görüşünü dava konusu ile ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı HMK’nın 27, Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanması hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı ihlal edilmiş olabilecektir.
Buna göre ,dosya kapsamında alınan raporlar ile , davacı ve davalı tarafça sunulan uzman görüşleri arasındaki çelişkiyi de gideren ,kaçak kullanım olup olmadığı yönünden mevcut delillere göre değerlendirme içeren, itirazları karşılayıcı nitelikte,denetime elverişli bilirkişi kurulu raporu alınması ile sonuca gidilmesi gereklidir.
Tesbit edilen bu hususlar yeniden yargılama gerektirdiğinden, açıklanan nedenlerle; tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan şekilde yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edenlere isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/05/2026