Hırsızlık davasında mağdurun bipolar affektif bozukluk nedeniyle algılama yeteneğinin tespiti mümkün olmadığından mahkûmiyet kararının bozulması.
Özet: Yargıtay, ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldırarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kuran Bölge Adliye Mahkemesi kararını, mağdurun eylemler sırasındaki algılama yeteneğinin tam olarak tespit edilememesi nedeniyle bozmuştur; zira Adli Tıp Kurumu raporu, mağdurun bipolar affektif bozukluğu olduğunu ancak tam bir akli sağlık içinde bulunduğu serbest ara devrelerinin de bulunduğunu belirtmiş olup, bu belirsizliğe rağmen mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunarak dosya yeniden inceleme ve hüküm verilmek üzere ilgili daireye gönderilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/29292 E.  ,  2026/4114 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/2971 E., 2022/2505 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM: İlk Derece Mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin "suç vasfında hata yapıldığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine, dosya kapsamında katılanın bankalardan kredi çekerek elde ettiği parayı sanığa teslimine dair belge olmadığına, katılanın belli zamanlarda akli melekelerinin yerinde olduğuna ve kararın sanık lehine bozulması talebine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Adli Tıp Kurulu Başkanlığı 4. İhtisas Kurulunun katılan hakkında 19.06.2019 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda düzenlenen raporunda; katılanın şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak, algılama yeteneğini etkileyecek mahiyet ve derecede, nöbetleri ile seyreden ve arada tam bir akli sağlık içinde bulunduğu serbest ara devrelerden oluşan bipolar affektif bozukluk denilen akıl hastalığının bulunduğu; bu durumda sanık ile katılan arasındaki para alışverişi esnasında katılanın algılama yeteneğine haiz olup olmadığının tespitinin mümkün olmamasına karşın, sanık hakkında beraat kararı yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği karar yerindedir. İncelemeler, akıl hastalığı yönünden yaptığı değerlendirmeler, katılanın vesayet altında kalmış olması yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme yerinde olduğundan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği kanaatindeyim.