Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası sonucu bedensel güç kaybı oranında artış yaşayan davacının sigorta şirketinden ek tazminat talepli istinaf davasını incelemektedir.
Özet: Davacı, davalının sürücüsünün kırmızı ışık ihlaliyle neden olduğu trafik kazasında ağır yaralanıp aracının perte çıkması üzerine, başlangıçta %5 bedensel güç kaybı üzerinden uzlaşılan tazminatın, tedavi sürecindeki komplikasyonlar ve artan maluliyet oranı (%15.2) ile iş göremezlik süresinin (6 ay) uzaması nedeniyle oluşan ek maddi kayıplarının karşılanması için sigorta şirketinden talep ettiği ek tazminat davasında, davalı tarafın zararın zaten ödendiği ve yeni delil sunulmadığı yönündeki savunmasına karşın, artan zararlarının giderilmesini istemektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/834 - 2026/834

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/834
KARAR NO : 2026/834
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/10/2024
NUMARASI : 2023/174 ESAS - 2024/1089 KARAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 04/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 16.09.2018 tarihinde müvekkili adına kayıtlı ... plakalı aracı ile Sincan istikametinden Etimesgut istikametine seyir halinde giderken, Sincan ilçesinde bulunan ... Ayakkabı Giyim Konfeksiyon Deri Tekstil San. İç ve Dış Tic. Limited Şirketi adına kayıtlı ... plakalı aracın sürücüsü ...'ın kural ihlali yapması ve kırmızı ışıkta geçmesi sonucu Etimesgut ilçesi Ahimesut Bulvarı Kent Konseyi kavşağında trafik kazası yaptıklarını, trafik kazası sonucunda müvekkilinin aracında ağır hasar oluştuğunu, aracın perte çıktığını, müvekkilinin, kaza esnasında yüzüne patlayan airbag sebebiyle sol elmacık kemiği, sol gözaltı obita kemiği ve burun kemiklerinde kırılmalar meydana geldiğini, yaralandığını, müvekkilinin kazadan sonra uzun bir süre araç kullanamadığı gibi sokaklarda yürürken bile kazanın etkisinden dolayı tedirginlikler yaşadığını, altı ay boyunca hastanelere gidip geldiğini, bu sebeple yüzündeki dış görünümünün değişmesinden dolayı iş arkadaşları ile eşi ve çocuklarının da kendisine karşı bakışlarının değiştiğini hissetmesi, aynı zamanda da burun kemiklerinin de kırık ve ameliyatının da zor olması ve işlem yapılamamasının üzüntüsü ile birlikte nefes alamama sorunları da oluştuğundan psikolojisinin ve ruh sağlığının bozulduğunu, müvekkilinin dava süreci devam ederken Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Plastik Cerrahi Polikliniğinde burun kemiklerinin kırık olması ve nefes alamama sorunlarının devam etmesinden dolayı yeniden 18.11.2019 tarihinde burnunun sağ tarafı ve üst çatısının kırıkları ameliyat ile düzeltildiğini, sol gözaltı orbita kemiğine takılan platinin baskı yapması ve gözün göz çukuruna düşmesi tehlikesi olduğundan sol taraf burun kemiği düzeltilemediğini, müvekkilinin, davalı sigorta şirketi ile anlaşma yaptıktan sonra "bedensel güç kaybı oranında artış" olması nedeni kendisine ek ödeme yapılması konusunda davalı sigorta şirketine 02.11.2022 tarihinde mail yolu ile başvuru yaptığını, davalı sigorta şirketinin 14.11.2022 tarihinde herhangi bir ek ödeme yapılmayacağı yönünde cevap verdiğini, müvekkilinin davalı sigorta şirketi ile %5 oranındaki vücut genel gücü kaybı oranı üzerinden anlaşmış olduğunu, ancak daha sonra müvekkilinin gerekli tüm tedavi ve önlemleri almış olmasına rağmen vücut genel gücü kaybı oranı %15,2'ye, iş göremezlik halinde kaldığı sürenin de 6 aya çıktığını, söz konusu oran ve sürelerdeki bu artış nedeni ile müvekkilinin maddi anlamda büyük bir kaybı oluştuğunu belirterek, talep artırım hakkı saklı kalmak kaydı üzere; 10,00TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 03/03/2023 tarihli dilekçesi ile müvekkili için talep edilen 10,00TL'lik maddi tazminat talebinin bedensel güç kaybı nedeni ile oluşan zarara ilişkin olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde; bahsi geçen ... plakalı aracın, müvekkili şirkete, 21.03.2018-2019 tarihleri arasında 4101800358199 numaralı KTK Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde kişi başına 360.000,00TL ile sınırlı olup, müvekkili şirket tarafından davacıya yapılan 55.000,00TL maddi tazminat ödemesi sonucunda bakiye 305.000,00TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitinin bildirmesinin bu miktarın mutlak surette ödeneceği ve davayı kabul anlamında olmadığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödeme ile davacının zararı tam ve eksiksiz bir şekilde karşılandığını, davacı vekili dava dilekçesinde maluliyet oranında artış olduğunu iddia etmişse de maluliyetinin arttığına dair yeni bir tedavi evrakı ve yeni bir belge sunmadığını, davayı ve zararı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının gelişen zararı söz konusu ise tedavisinin devam ettiği belirtilerek dosyaya yeni tedavi evraklarının sunularak gelişen zararın söz konusu olup olmadığının özellikle belirtilmesi ve buna göre tespitin yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik zararı ve geçici bakıcı gideri zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının kaza tarihinden itibaren işleyecek faiz talebinin haksız olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, bir sureti dosya arasına alınan Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/207 Esas 2022/335 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının ..., davalıların ... ve ... Ayakkabı Giyim Konfeksiyon Deri Tekstil Sanayi İç Ve Dış Ticaret Limited Şirketi olduğu, uyuşmazlığın 16/09/2018 tarihinde, ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası sebebiyle maddi manevi tazminat isteminden kaynaklandığı, mahkemece alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 02/06/2021 tarihli maluliyet raporunda davacının vücut genel çalışma gücünden %15,2 oranında kaybettiği, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının rapor edildiği, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararda 435.709,26TL maluliyet zararına hükmedildiği, kararın istinaf edilmeksizin 08/09/2022 tarihinde kesinleştiğinin tespit edildiği, davacı yanın davası artan maluliyet iddiasına dayandığı, bu iddiasını Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/207 Esas - 2022/335 Karar sayılı dosyasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 02/06/2021 tarihli maluliyet raporunda tespit edilen 15,2 oranında maluliyet iddiasına dayandırdığı, mahkemece davacının hastaneye sevki sağlanmış ve yapılan muayenesi sonucunda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen 09/05/2023 tarihli raporda davacının özür oranının %10 olduğunun belirlendiği, raporlar arasındaki farklılığın giderilmesi, davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti için dosyanın İstanbul ATK'ya gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunca davacı hakkında düzenlenen 05/06/2024 tarihli maluliyet raporunda, davacının tüm vücut engellilik oranının % 6 olduğu, dava konusu olaya bağlı yeni gelişen bir durumun bulunmadığı, maluliyet oranında artış veya herhangi bir azalmanın meydana gelmediğinin rapor edildiği, 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesinde; “Bu Kanun'la öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” biçiminde düzenleme getirildiği, görüldüğü gibi madde, anlaşma belgesinin iptali için zarar görene yetersizlik, zarar verene de fahişlik iddiası ile iptal hakkı tanımış, iptal sebebi olarak da objektif bir unsur olarak bu yetersizliğin veya fahişliğin açıkça belli olması halini kabul ettiği, davacı tarafından, dava dilekçesinde TBK'nin 28. maddesine dayanılmadığı gibi anlaşma belgesi gereği yapılan 55.000,00TL'lik ödeme kabul edilirken davacı tarafından fazlaya ilişkin haklar yönünden herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği, davacı iddiasının artan maluliyet olduğu ve %5 üzerinden anlaşılmasına rağmen Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/207 Esas - 2022/335 Karar sayılı dosyasında belirlendiği üzere davacının maluliyetinin %15,2 olduğunun iddia edildiği, ancak mahkemece alınan maluliyet raporunda artan maluliyet bulunmadığının belirlendiği gibi davacının maluliyetinin de %6 oranında olduğunun tespit edildiği, bu sebeple açıkça yetersizlik objektif unsurunun bulunmadığı, anlaşma belgesinin tanzim tarihinin 08/04/2019 olduğu, arabuluculuğa başvuru tarihinin 05/01/2023, son tutanağın düzenlendiği tarihin 25/01/2023 olduğu, dava tarihinin ise 17/02/2023 tarihi olduğu, madde metninde belirtilen 2 yıllık sürenin de dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 16.09.2018 tarihinde tamamen karşı tarafın kusurundan dolayı yaşanan çift taraflı trafik kazası sonucu yaralandığını, Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11.02.2019 tarihli ve 318 sayılı Sağlık Kurulu Heyetinden çıkan %5 (yüzdebeş) maluliyet raporu ile ... Plakalı Aracın 4101800358199 Trafik Sigorta Poliçe numaralı davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne iş gücü kaybı nedeniyle maddi tazminat için 04.03.2019 tarihinde başvuruda bulunduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından %5 (yüzdebeş) maluliyet raporuna istinaden müvekkiline mail yoluyla son olarak 55.000 TL (ellibeşbintürklirası) değerinde teklif sunulduğunu, müvekkil de o an zaten hem sağlık sorunlarıyla uğraştığı hem de ekonomik olarak sıkıntıda olması nedeni ile %5 (yüzdebeş)'lik maluliyet raporuna karşılık bu teklifi kabul etmek zorunda kaldığını, müvekkilin 08.04.2019 tarihinde arabuluculuk anlaşma belgelerini imzalayıp kargo ile kendisine mailde belirtilen adrese gönderdiğini, taraflar arasında yüz yüze bir aracubulucuk süreci yaşanmadığını, müvekkilinin kazadan sonra uzun bir süre araç kullanamadığı gibi sokaklarda yürürken bile kazanın etkisinden dolayı tedirginlikler yaşadığını, altı ay boyunca hastanelere gidip geldiğini, müvekkilin açmış olduğu dava süreci devam ederken Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından müvekkil 24.06.2020 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dâhili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edilerek "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti" nin yapılması istendiğini, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 02.06.2021 tarihli ve 72446162/641.03.01/1001 sayılı yazısı gereği "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmenliği" ne göre vücut genel gücünden %15,2 (yüzdeonbeşvirgüliki) oranında kaybetmiş olduğu ve 6 (altı) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının kanaatine varılarak rapor düzenlendiğini ve mahkeme tarafından bu rapor esas alınarak hesap bilirkişisinden rapor alınmış ve buna göre de dosyada karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, müvekkil %5'ten %15,2'ye yükselen bu maluliyet oranı nedeni ile davalı sigorta şirketi ile anlaşma yaptıktan sonra "bedensel güç kaybı oranında artış" olması nedeni kendisine ek ödeme yapılması konusunda davalı sigorta şirketine 02.11.2022 tarihinde mail yolu ile başvuru yaptığını, bu kapsamda müvekkilinin davalı sigorta şirketi ile %5 oranındaki vücut genel gücü kaybı oranı üzerinden anlaşmış olduğunu, ancak daha sonra müvekkilin gerekli tüm tedavi ve önlemleri almış olmasına rağmen vücut genel gücü kaybı oranı %15,2'ye, iş göremezlik halinde kaldığı süre de 6 aya çıktığını, müvekkilin davalı sigorta şirketi ile yapmış olduğu 08.04.2019 tarihinde yapmış olduğu anlaşma sırasında esas alınan rapor, Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11.02.2019 tarihli ve 318 sayılı Sağlık Kurulu Heyetinden çıkan müvekkilin %5 (yüzdebeş) maluliyeti olduğunu gösteren rapor olup, ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan rapor ise İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunca düzenlenen 05/06/2024 tarihli müvekkil davacının tüm vücut engellilik oranının % 6 olduğu maluliyet raporu olduğundan bu durumda ortada %1 (yüzdebir) oranında bir artan maluliyet oranı bulunduğunu, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında hukuka aykırı şekilde bir zamanaşımı hususuna da değindiğini, ancak bu gerekçe tamamen usul ve yasaya aykırıdır. Zira müvekkilin artan maluliyet durumu daha sonra ortaya çıktığını, burada ilk derece mahkemesinin belirtmiş olduğu gibi bir zaman aşımının uygulanma imkanı bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf eden davacının sıfatına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasa'da belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerekir.
Bazı hallerde, zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli, yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir.
Buna karşılık ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, kısaca, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık "gelişen durum" ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olmayacaktır (HGK, 15.11.2000 gün ve: 2000/21-1609 K: 2000/1699, 4.HD 13.05.1980 gün ve 1980/3493-6206 sayılı; 26.01.1987 gün, 1986/7532 esas, 1987/485 karar sayılı kararı).
Gelişen durumun varlığı halinde, gelişen durumun sona ermesinden itibaren zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekir. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceğinin tespiti önemlidir.
2918 sayılı KTK’nun 111. maddesinde, “Bu Kanun'la öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da,yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu maddede düzenlenen sürenin hukuki niteliği zamanaşımı süresi olmayıp, “hak düşürücü süre” olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK’nin 109.maddesindeki zamanaşımı sürelerinden yararlanamayacak, iki yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir.
Davacı tarafından düzenlenen 08/04/2019 tarihli ibranameden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre 8/4/2021 tarihinde sona ermiştir. Davacı vekili tarafından dava açılmadan önce 5/1/2023 tarihinde arabuluculuğa başvuru yapılmış, anlaşamama son tutanağının 25/1/2023 tarihinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından dava ise 17/02/2023 tarihinde açılmıştır.
Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle uygulanan kısıtlamalardan kaynaklanan yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli ve Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi ve salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince tüm adli süreler, 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulmuştur.
7226 Sayılı Yasanın Geçici 1.Maddesi ile; "Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” şeklinde düzenleme yapılmış, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile belirtilen sürelerin durdurulmasının 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı belirtilmiş, bu duruma göre durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren sürelerin tekrar işlemeye başlayacağı ve durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere 15 gün daha uzamış sayılacağı belirtilmiştir.
Açıklanan yasal düzenlemelere göre davalının ödeme yaptığı tarihten itibaren KTK’nın 111. maddesinin 2. fıkrası gereğince iki yıllık sürenin 13.03.2020 tarihi ile 15.06.2020 tarihleri arasında durduğundan hak düşürücü sürenin dolduğu 20.03.2021 tarihine 95 gün eklense dahi 2 yıllık hak düşürücünün geçmiş olduğu ve Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan alınan raporda artan maluliyetin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, başvuru sırasında peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurma harcı peşin yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf talebinde davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf talebinde davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın davacıya iadesine
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.