İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, bankanın müteselsil kefile karşı açtığı itirazın iptali davasında, dolandırıcılık iddiasıyla kaldırılan ihtiyati haciz kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir bankanın itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin, asıl borçlu şirkete kefil olan davalının hile ve sözleşme geçersizliği iddialarıyla talep ettiği ihtiyati haczin kaldırılmasına dair ara kararını davacı banka vekilinin istinaf etmesi üzerine, dosyanın incelenmesiyle; davacı, kredi sözleşmelerinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve ihtiyati haczin devamını talep ederken, davalı ise banka çalışanlarının kefalet limitini hileli ve usulsüz yollarla artırdığını, sözleşmelerdeki imzaların eksik, geriye dönük ve geçersiz olduğunu savunarak ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/882
KARAR NO:2026/944
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:12/03/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI:2025/735 Esas
DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, ihtiyati haczin kaldırılması talebinin kabulüne dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden davacı davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile ... Şirketi arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri ve ticari kredi kartı sözleşmesi kapsamında kredi tahsis edildiğini, davalının ise sözleşmeleri müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçlunun piyasaya borçlanması ve çeklerinin karşılıksız çıkması üzerine sözleşmeyi feshederek kredinin geri ödenmesi için Kadıköy ... Noterliğinin 19.07.2024 tarihli ihtarnamesi ile borçluları temerrüde düşürüldüğünü, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında başlatılan takipte, yetkiye, borca, faize, faiz oranına, imzaya ve kefalete haksız olarak itirazı ile takibin durduğunu, davalının kefalet limiti kapsamında toplam 2.800.000,00 TL alacağı karşılayan mal varlığının ihtiyaten haczi ile davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi ihtiyati haczi değerlendirdiği 10.11.2025 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati haciz talebinin kabulü ile davacının 2.800.000,00 TL alacağının tahsilini teminen İİK'nın 257/1.maddesi uyarınca %15 oranında 420.000,00 TL teminat karşılığı tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı bankadan 28.02.2023 tarihinde kullandığı 10 taksitli kredinin ödendiğini, bunun dışında bir kredi kullanmadığını, daha sonra davacı bankanın çalışanının müvekkilini arayarak, müvekkilinin ortağı olduğu ... Şirketi adına kredi kullanmasını istediğini, bu arada müvekkilinin Kartal ... Noterliğinin 13.12.2023 tarihli hisse devri payını ...'a devrettiğini ve mobil internet şifresi ile hesaplarına giremediğini, davacı banka çalışanının devir ile hesapların devredenin erişimine kapandığının bildirdiğini, aynı çalışanın bir kaç üç gün sonra müvekkilini arayıp dışarıda görüşmek istediğini, banka çalışanının ....Şti.’nin hesaplarından kredi kullanarak araç aldığını ve taksitleri ödeyeceğini bildirdiğini, davacı çalışanı ...'in müvekkilini 14.06.2024 tarihinde banka şubesinin yanındaki börekçiye çağırarak kredi sözleşmesini kaybettiğini, müvekkilinin daha önce çekmiş olduğu bir kredinin imzalarının eksik olduğunu belirterek müvekkiline bir takım sözleşmeler imzalattığını, ancak sonradan öğrenildiğine göre imza ile kefaletin 1.700.000,00 TL’ye çıkarıldığını, banka şube müdürünün müvekkiline, baka çalışanı ...'in denetimde olduğunu ve 2023 tarihli sözleşme ve belgelerde eksiklik olduğu sözleyerek 500.000,00 TL olan kefaletini 600.000,00 TL daha artırması ve bunun duyulmadan kapanması gerektiğini, aksi halde işlerinden olacaklarını, kendisi ile ...'in ödemeleri yapacağını denetimden geçmeleri için bunun şart olduğunu söylediğini, banka çalışanlarının müvekkilinden habersiz olarak şirket hesaplarından kredi kullandığını, hile ile müvekkilinin kefaletinin artırıldığını, kullanılan kredilerin borçlarının ödenmediğini, ... sözleşmesinin birçok sayfasında müvekkilinin imzasının bulunmadığını, sözleşmenin koşulları, faiz ve tutarı gibi unsurların geçersiz olduğunu, el yazısı ile alınan tüm onam ve beyanların 12 puntodan küçük olduğunu ve geçmiş tarihli olarak alındığını, geriye yönelik imzalatılan kefalet arttırım imza tarihlerinde müvekkilinin şubede olmadığını belirterek ihtiyati haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince itirazın değerlendirildiği 12.03.2026 tarihli ara kararda; "...somut olay değerlendirildiğinde dava, davacı banka ile asıl borçlu ... Şirketi arasında akdedilen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerine dayalı alacağın, asıl borçlu şirket ve müteselsil kefil davalı tarafından ödenmediğinden bahisle, alacağın tahsili amacıyla davacı tarafça başlatılan İstanbul Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...sayılı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.Mahkememizce daha evvel her ne kadar alacağın varlığı, miktarı ve muaccel olduğu hususunda kanaat uyandırıcı nitelikte olduğu ve bu haliyle de İİK'nın 257/1. maddesindeki şartların mevcut olduğu, taraflar arasında düzenlenen genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri, davacı banka tarafından hesabın kat edilerek durumun davalı borçluya bildirilmiş olması dikkate alındığında talep edilen ihtiyati haciz bakımından İİK 258. maddesindeki yaklaşık ispat şartının oluştuğu gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, davalı tarafça dosyaya sunulan cevap dilekçesi ve ekleri, İstanbul Anadolu 41. İş Mahkemesi'nin 2025/220 Esas ve İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi'nin 2025/798 esas sayılı(Mahkemenin bölünmesi sonrası İstanbul Anadolu 57. İş Mahkemesinin 2026/821 esas sayılı) dosyaları kapsamı, bu dosyalar kapsamında ...Bankası A. Ş. vekillerince sunulan beyan ve deliller dikkate alındığında, itiraz sebeplerinin 2004 sayılı İİK'nın 265. maddesinde öngörülen sebeplerden olduğu, eldeki dosya kapsamında talep edilen alacağın varlığı ve miktarı anlamında ihtiyati haciz kararı verilmesi için gerekli şartların bu aşamada gerçekleşmediği, alacağın varlığı ve miktarının taraflar arasında ihtilaflı olup, yapılacak yargılama sonucunda belirli hale geleceği..." gerekçesiyle, 10.11.2025 tarihli ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İİK'nın 257 ve devamı maddelerine göre ihtiyati hacze karar verilebilmesi için alacağın varlığına tam olarak kanaat getirilmesi zorunlu olmadığını, yaklaşık ispatı sağlayacak delillerin yeterli olduğunu, alacak ve fer'ilerinin varlığının yaklaşık ispat seviyesinde karşılandığını, alacağın varlığına şüphe bulunmadığını, sözleşmelerdeki imzalarının sonradan atıldığına ve takibe konu kredilerinin bir kısmından sorumlu olmadığına yönelik iddialarda ispat yükünün davalıda olduğunu, imzanın davalıya ait olmadığına ilişkin bir itiraz bulunmadığını, davalı ile... arasındaki görüşmelerin müvekkilini bağlamayacağını, davalının kefalet sorumluluğunda geçersizlik bulunmadığını, sözleşmelerde borçlu şirket yetkilisi ile kefilin imzasının bulunduğunu, davalının imzaya itirazı yokken varlığı açık olan bir alacağa yönelik itirazın soyut beyanlarla kabul edildiğini, WhatsApp mesajlarının kişisel veri olması, diğer tarafın dosyada taraf olmaması nedeniyle delil niteliği bulunmadığını, kefaletten rücu edilemeyeceğini ve borcun tamamen ödenmesine kadar sözleşmelerdeki sorumluluğun devam edeceğini, kefil olunan alacağın doğumuna kadar kefillikten dönülmesinin mümkün olmadığını,Davalının 21.02.2023 tarihli Ticari Kredi Kartı Sözleşmesinde imzası bulunduğunu, bu sözleşmede herhangi bir eksiklik bulunmadığını, geçersizliği iddia edilen kısmın... ile ilişkilendirilen Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan 600.000 TL artırım tutarına ve 1.700.000 TL tutarlı kefaletine ilişkin olduğunu, ayrıca çek yasal yükümlülük tutarlarının da ... kapsamında davalının sorumluluğunda olduğunu, davalının şirket yetkilisi olduğu ve şirket hesabına aktif olarak kullandığı dönemde 14.04.2023 tarihli talebine istinaden çek karnesi düzenlendiğini ve 04.05.2023 tarihinde teslim edildiğini, mahkemenin kabule gerekçe yaptığı İstanbul Anadolu 41. İş Mahkemesinin 2025/220 Esas dosyasının işçi işveren alacağından ve İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2025/798 Esas sayılı (Mahkemenin bölünmesi sonrası İstanbul Anadolu 57. İş Mahkemesinin 2026/821 esas sayılı) dosyasının ise müvekkilince... hakkında dava dışı firmanın ... numaralı kredisine ilişkin olarak açılan itirazın iptali davası olduğunu, müvekkilince... aleyhine takip başlatılması, davalının kefalet sorumluluğunda geçersizlik nedeni olmadığını, bankanın teftişi sonucunda...'ın sorumluluğunun olduğu değerlendirilerek hakkında icra takibi başlatıldığını, bu davaların müvekkilinin alacağının mevcudiyetine zarar vermediğini, davalının taksitli ticari kredilere yönelik imzalanan sözleşmelerde birtakım imzaların geçersiz olduğunu, haberi olmadan kredi kullanıldığını ve kredilerin... tarafından harcandığını, eş söyleyişle sözleşmede hata ve hile bulunduğunu iddia ettiğini, bu iddianın davalı tarafından ispatlanması gerektiğini, ticari faaliyeti devam eden bir şirketin hissedarı ve yetkili olduğu değerlendirildiğinde basiretli bir tacirin kredi sözleşmelerine imza atarken yanıltığını hatta birden fazla kere yanıltıldığı iddia etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve davalı iddialarının gerçeği yansıtmadığını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, itirazın kabulüne dair kararın kaldırılmasına ve ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, İİK'nın 265/5 maddesi uyarınca ihtiyati hacze itiraz eden borçluların yaptığı itirazın reddine dair ara kararın istinafına ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına borçlu ... vekilince yapılan itirazın kabulüne dair verilen ara karara karşı, alacaklı/davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Borçlu ... Şirketi ile ihtiyati haciz isteyen banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmelerine, aleyhine ihtiyati haciz istenen diğer borçlular müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imza atmıştır. Banka borcunun süresinde ödenmemesi üzerine, keşide edilen Kadıköy ... Noterliğinin 19.07.2024 tarihli ihtarıyla 522.660,62 TL nakdi kredi ile 369.000,00 TL gayri nakdi borcun ödenmesini istemiştir.İtiraz eden davalı/ borçlu şirket adına olan bir krediye kefil olarak imza attığını, bu kredinin ödenerek borcun kapatıldığını,13.02.2023 tarihli Kartal ... Noterliğinin limited şirket pay devir sözleşmesi ile şirketteki payını diğer borçlu ...'a devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, banka çalışanı ...'ın şirket adına usulsüz krediler kullandırdığını ve hile ile imzalarının banka şubesi çalışanı ve müdürünce alındığını, bankada yapılan teftiş sonucu çalışanın usulsüzlüğünün belirlendiği ve talep konusu borç nedeniyle kefaleti bulunmadığını belirterek ihtiyati hacze itiraz etmiştir.Mahkemece, davacı bankanın kendi çalışanı aleyhine İstanbul Anadolu 41.İş Mahkemesinin 2025/220 Esas ve İstanbul Anadolu 26.İş Mahkemesinin 2025/798 Esas sayılı (bölünme sonucu İstanbul Anadolu 57.İş Mahkemesinin 2026/821 Esas) dosyalarındaki davacı beyanlarına göre alacağın varlığı ve miktarı konusunda yaklaşık ispat bulunmadığı ve bu nedenlerin İİK'nın 265.maddesi anlamında ihtiyati hacze itiraz nedeni olduğu kabul edilerek, borçlu ...'ın itirazının kabulü ile bu borçlu yönünden ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural olarak ihtiyati haciz istenemeyecek ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gerekenin, alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir.İİK'nın 265/1. maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haciz kararına, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 31.03.2010 tarihli ve 2010/2747 Esas, 2010/3719 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.07.2015 tarihli ve 2015/2724 Esas, 2015/8815 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati haciz kararına itiraz sebepleri sınırlı olarak gösterilmiştir. Anılan maddede borçlunun, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edebileceği düzenlenmiş olup, bu itiraz sebepleri sınırlıdır. Davalının teminata veya icra dairesinin yetkisine yönelik bir itirazı bulunmamaktadır. Bu nedenle ihtiyati haczin dayanağı sebeplere ilişkin itiraz bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.İstanbul Anadolu 57.İş Mahkemesinin 2026/821 Esas sayılı dosyasının UYAT'taki suretinin incelenmesinde, banka tarafından çalışanı ...'a karşı banka teftiş kurulunca hazırlanan rapora göre ... numaralı Taksitli Ticari Kredinin tahsisinde rol oynadığı ve tahsis edilen kredi ile kendisine yarar sağladığının belirlendiği belirtilerek kredi borcunun tazmini istenmiştir.İstanbul Anadolu 4.İş Mahkemesinin 2025/220 Esas sayılı dosyasının UYAP'taki suretinin incelenmesinde, ... tarafından işçilik alacaklarının tahsili davası açıldığı, bu davaya verilen cevap dilekçesinin ikinci sayasında, banka çalışanın borçlu şirketin kredilerinde yapılan usulsüzlüklerin anlatıldığı, buna göre paranın bir kısmının banka çalışanının kendi uhdesine geçirdiği anlaşılmıştır.Buna göre somut olayda, itiraz edenin itirazı İİK'nın 265. maddesine ihtiyati haciz sebebine ilişkindir. Ancak itirazda ileri sürülen bu hususlar esasında ihtiyati hacze itiraz nedenleri değildir. Davacı, kefalet artırım sözleşmesinin davalı banka çalışanı tarafından kendisine sonradan banka şubesi dışında imzalatıldığını ve banka çalışanının dava dışı şirket hesabından kredi kullandığını, ancak bu kredileri ödeyeceğinin davalıya ifade edildiğini itirazında ileri sürmektedir. Bu durumda, davalı, davacı banka çalışanının, davalının kefili olduğu kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandığını bildiği, buna rağmen banka çalışanının şube dışına getirdiği sözleşmeleri imzaladığı itiraz beyanlarından anlaşılmaktadır. Diğer yandan bankanın bir kısım alacakları da esasında artırılmamış hali ile kefalet sözleşmesinin limiti içinde kalmaktadır. Bu nedenle davacının ileri sürdüğü itiraz sebebinin ihtiyati hacze itiraz sebepleri arasında bulunmaması, bir kısım alacağın artırılmamış hali eli kefalet limiti içinde kaldığı, bir kısmının ise itiraz edilmeyen kredi kartı alacağına ilişkin olması nedeniyle davalının itiraz nedenleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile itirazın kabul edilmesi hatalı olmuştur. Bu hususun düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemenin ihtiyati hacze yönelik itirazın kabulüne ilişkin 12.03.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, ihtiyati hacze yönelik itirazın dairemizce değerlendirilmesine ve ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın kabulüne dair verdiği 12.03.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, iş bu kaldırma kararı ile daha önce verilen ihtiyati haciz kararı avdet edeceğinden Dairemizce yeniden ihtiyati haciz kararı verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;İİK'nın 265/5 ve HMK'nın 353/1.b.2. maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati hacze itirazın kabulüne dair verdiği 12.03.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati haciz kararına itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-İİK'nın 265. maddesi uyarınca davalı şirket vekilinin vekilinin ihtiyati hacze yönelik itirazının reddine; Dairemizin iş bu ret kararıyla birlikte ilk derece mahkemesinin 10.11.2025 tarihli ihtiyati haciz kararı davalı ... yönünden avdet ettiğinden yeniden ihtiyati haciz kararı verilmesine yer olmadığına,
2-Davacı tarafından yatırılan 2.002 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; 732,00 TL istinaf karar harcının ise talep hâlinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarfedilen 2.002 TL başvuru harcı ile 315,00 TL posta giderinin, ilk derece mahkemesince, hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
4-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 14.05.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca karar kesindir.