İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, tasfiye halindeki şirketin malvarlığının muvazaalı satışıyla ilgili ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusu hakkında inceleme kararı.
Özet: Bir şirket ortağının, tasfiye memurunun muvazaalı ve değerinin çok altında gerçekleştirdiği, şirketin belirli taşınır varlıklarının (makine, ekipman ve binalar) satış işleminin iptali ve bu varlıkların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla talep ettiği ihtiyati tedbir talebi, ilk derece mahkemesince taşınırların sicil kaydının olmaması ve ana davanın doğrudan konusu olmaması gerekçeleriyle reddedilmiş olup, bu ret kararı telafisi güç zararların doğacağı ve tedbir şartlarının mevcut olduğu iddialarıyla istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1032 KARAR NO: 2026/1185T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİARA KARAR TARİHİ: 12/03/2026 NUMARASI: 2026/215 Esas (Derdest)DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/06/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİTALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı bulunan müvekkilinin ortağı olduğu .... Şti. Tasfiye halinde olup, şirkete ... tasfiye memuru olarak atandığını, ...'ın tasfiye sürecinin bir bölümünü yürüttüğünü, usulsüz işlemler yapması nedeniyle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/4 e. Sayılı dosyasıyla görevden azledildiğini, şuan güncel olarak Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tasfiye memuru olarak görev yaptığını ancak davalı tasfiye memurunun, göreve başladığı günden itibaren kanunun kendisine yüklediği asli görevleri ihlal ettiğini, şirket aktiflerini korumak ve dürüstlük kuralı çerçevesinde paraya çevirmek yerine, muvazaalı işlemlerle malvarlığını eksiltici eylemlerde bulunduğunu, 23.12.2024 tarihinde tasfiye memurluğundan müvekkilinin bilgisi dışında davalı ...Şirketine satılan; 2 Adet ...Marka 2011 Model ... (.... Muh. Hes. Kodlu), 35 Adet Tüm hatları dahil...Seti ( ....10. Muh. Hes. Kodlu), Trafo Malzemesi, Elektrik Dağıtım Panosu dahil tüm hatlarıyla birlikte 2 adet Elektrik Üretim Binası (....04, ....05, ....06, ....07, ....08, ....09, Muh. Hes. Kodlu) menkuller olduğunu, işbu taşınırların sıradan bir vatandaşın dahi anlayacağı şekilde değerinin çok altında 10.862.400-TL bedel ile satıldığını beyan ederek öncelikle, ileride telafisi imkansız zararların doğmasını ve davanın konusuz kalmasını önlemek amacıyla dava konusu (2 Adet ...Marka 2011 Model ... (.... Muh. Hes. Kodlu), 35 Adet Tüm hatları dahil...Seti ( ....10. Muh. Hes. Kodlu), Trafo Malzemesi, Elektrik Dağıtım Panosu dahil tüm hatlarıyla birlikte 2 adet Elektrik Üretim Binası (....04, ....05, ....06, ....07, ....08, ....09, Muh. Hes. Kodlu) taşınırların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için takdiren teminatsız olarak tapu kaydı üzerine ivedilikle ihtiyati tedbir konulmasına, aksi kanaatte olunması halinde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı tasfiye memuru tarafından diğer davalı ortağa yapılan muvazaalı ve emredici hükümlere aykırı olarak yapılan tasfiye satış işleminin TBK md. 19 ve md. 27 gereğince butlanı nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...-Somut olayda davacı vekilinin talebi; dava konusu (2 Adet ...Marka 2011 Model ... (.... Muh. Hes. Kodlu), 35 Adet Tüm hatları dahil...Seti ( ....10. Muh. Hes. Kodlu), Trafo Malzemesi, Elektrik Dağıtım Panosu dahil tüm hatlarıyla birlikte 2 adet Elektrik Üretim Binası (....04, ....05, ....06, ....07, ....08, ....09, Muh. Hes. Kodlu) taşınırların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için sicil kaydı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. -Belirtilen ilkeler doğrultusunda ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde; davacı vekilinin tedbir talebinin yerinde olmadığı, davacının talebinin tasfiye işlemlerinin butlanına ilişkin olduğu, tedbir talep edilen taşınırların mevcut bir sicil kaydının olmadığı, davacının tedbir talebinin uygulanma imkanının bulunmadığı, 6100 sayılı HMK'nun 389.maddesinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceği, ilgili taşınırların işbu davanın doğrudan konusu olmadığı HMK'nun 389, 390/3.maddeleri karşısında tedbir talebinin hukuki ve fiili dayanaklarının bulunmadığı sonucuna varılmış ve ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda anılan hususlara ilişkin herhangi bir inceleme ve gerekçe ortaya konulmayarak sadece sicil kaydının bulunmadığı gerekçesine dayanılmak suretiyle talebin reddedilmesinin ihtiyati tedbirinin gerekliliği yönündeki gerekçe yönünden yetersiz ve denetime elverişsiz olduğunu, tasfiye memuru tarafından şirket malvarlığına dahil davaya konu taşınırların muvazaalı satım işlemleri ile devri halinde davacı açısından telafisi güç ve imkansız zararların doğacağını, tedbir şartlarının somut olayda açıkça mevcut olduğunu, davacı bakımından telafisi imkânsız zarar tehlikesi bulunduğunu, butlan davasına konu eşyaların taşınmaz niteliğinde olmadığını, bu nedenle sicil numarası aranmasına ilişkin değerlendirmenin hukuken yerinde olmadığını, ihtiyati tedbir taleplerinde kesin ispatın aranmadığı, yaklaşık ispatın yeterli olduğu dikkate alındığında, somut olayda davacının iddialarını destekleyen kuvvetli emareler mevcut olduğunu, tedbir şartlarının gerçekleştiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Talep, tasfiye halindeki şirket menkullerinin muvazaalı şeklide emredici hükümlere aykırı olarak satıldığı iddiasıyla butlan nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespitine ilişkin davada menkullerin 3. Kişilere satış ve devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir olarak müdahalenin menine karar verilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut uyuşmazlıkta: dosyaya sunulan deliller ile davacının yaklaşık olarak haklılığının ispat edilmediği, davacının tüm iddialarının ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep edenin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir talep eden vekilin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/06/2026