İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde, pandemi sonrası değişen koşullar nedeniyle banka promosyonu sözleşmesinin uyarlanması, feshi, cezai şart ve sebepsiz zenginleşme talepli ihtilaflı dava.
Özet: Bu dava, bir kurumun banka promosyonu sözleşmesinden kaynaklanan alacak iddialarını ele almaktadır; davacı kurum, pandemi nedeniyle uyarlanan ve maaş hacmi artan sözleşmede bankanın promosyon bedelini emsalin altında tutarak kendisini feshe zorlaması üzerine ödediği cezai şart bedellerinin, haksız tahsil edilen faizin ve sebepsiz zenginleşmeden doğan kar payının iadesini talep ederken; davalı banka ise iddiaların zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin basiretli bir tacir gibi öngörülebilir koşullar altında imzalandığını ve feshin akde vefa ilkesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/645
KARAR NO : 2026/394
DAVA : Banka Promosyon Alacağından Kaynaklanan Davalar (Finans İhtisas) (Tazminat)
DAVA TARİHİ : 10/01/2023
KARAR TARİHİ : 21/05/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA VE İSTEM :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin 15 personelinin olduğunu, söz konusu personellerin banka promosyonu alabilmeleri için 19/03/2021 tarihinde davalı banka ile sözleşme imzaladıklarını, sözleşme uyarınca da davacının tüm maaş hesaplarını davalı bankaya taşıyacak ve davalı bankanın da 15 personel için toplam 114.902,83 TL para yatıracağını, davalı bankanın ise her personele 3.586,67 yıllık promosyon ödeyeceğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra 19/04/2021-17/05/2021 tarihleri arasında ülke çapında pandemi nedeniyle kapanma kararı aldığını, davalı bankanın bu durumu sözleşmenin uyarlanması sebebi saydığını ve davacılardan uyarlama talep ettiğini, davacıların olumlu karşılaması üzerine sözleşmenin bitiş tarihinin 4 daha uzatıldığını ve uzatma protokolünün 30/04/2021 tarihine kadar uzadığını, davacıların davalıya yatırdığı maaş miktarının % 46 arttığını, davalı bankanın pandemi nedeniyle kapanmayı uyarlama sebebi saymışken, elde ettiği karlılığın ve yatırılan maaş miktarının artması ve promosyon tutarının emsal rakamların çok altında kalmasını uyarlama sebebi olarak kabul etmediğini ve fesih sebebi saydığını beyan ettiğinden, davalı bankanın, işlem temeli çöken 19.03.2021 tarihli sözleşmeyi uyarlamak yerine, davalının davacıları feshe zorlanması ve sebepsiz olarak 106.500,00 TL ödemek zorunda bırakılmaları nedeniyle, davacıların ödediği cezai şart ile geçmiş dönem bedellerine karşılık gelen 106.500,00 TL'nin kısmi dava olarak şimdilik 100,00 TL'sinin ödeme tarihten itibaren ticari avans faizi ile davacılara ödemesine, talebin kabul görmemesi halinde sözleşmenin 5.2. Maddesindeki kanuni faiz oranına aykırı olarak tahsil edilen 60.875,00 TL'nin kısmi dava olarak ödeme tarihten itibaren ticari avans faizi ile şimdilik 100,00 TL'sinin davacılara ödenmesine, davalı bankanın davacılara ait 2.282.195,22 TL'yi hesaplarında tutması ve bankacılık işlemlerinde çalıştırarak sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle elde ettiği karın kısmi dava olarak dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile şimdilik 100,00 TL'sinin davacılara ödemesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bankanın genel müdürlük adresinin ...olup, İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunu, davacı tarafından talep edilen alacak tutarının zamanaşımına uğradığını, davacının açmış olduğu ihale üzerine müzakelereler neticesinde nihai hale getirilerek akdedilen protokole yönelik işlem temelinin çöktüğü iddiası hukuki dayanktan yoksun olup kamu kurumu olan davacı tarafından buna dayanılmasının mümkün olmadığı, Protokolün akdedildiği dönemde davacının dayandığı pandeminin ilk çıktığı tarihten bir yıl sonraya karşılık gelmesine ve protokol'ün 3.4. maddesinde davacının herhangi bir sebeple 3.1. maddede belirtilen dışında herhangi bir talepte bulunamayacağı düzenlenmesine rağmen yapılan uyarlama talebi müvekkil banka tarafından kabul görmediğini, dava konusu protokol, 2021 yılının Mart ayında, süre uzatımına ilişkin ek protokol ise 2021 yılının Nisan ayında imzalandığını, bilindiği üzere kürsel pandemi ülkemizde ilk ve en güçlü etkilerini 2020 yılının Şubat ayında göstermeye başladığını,... savaşına ilişkin gelişmelerin kamuoyunun gündeminde olduğunu, dolayısı ile kamu kurumu olan ve bir tacirden de daha basiretli davranma yükümlülüğü olan davacıların protokolün akdedildiği anda pandemi ve savaş gündemi zaten mevcutken bu hususu öngöremediğinden bahisle huzurdaki davayı ikame etmesi açık kanun hükmü karşısında dayanaksız olduğunu, protokol ile düzenlenen cezai şart miktarının ahlak ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddiasının tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, herhangi bir haklı nedene dayalı olmaksızın gerçekleştirilen fesih nedeniyle doğan ve davacılar tarafından ödenen fesih bedeli bedelinin istirdatına yönelik talebin akde vefa ilkesine ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu, davacının müvekkil bankaya yönelik sebepsiz zenginleşme iddiası afaki ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm açıklanan sebeplerle davacının dürüstlük kurulanına aykırı şekilde ikame etmiş olduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, Maaş Protokolü, ödeme evrakları, ek protokol, ihtarname, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı...
Dava dosyası, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/01/2023 tarih ...Esas ve... Karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine finans ihtisas mahkemesi olan Mahkememize tevzi edilmiştir.
Taraf delilleri toplanmış, dava konusu maaş ödeme protokolü, ödeme belgeleri ve faturalar celp, edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Mahkememizce bankacı bilirkişi ...'den alınan 13.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Protokolün 3.1 nolu maddesi hükmüne göre; davacı/Kuruluşların personel maaş ödemelerini Protokol süresi boyunca davalı/Banka aracılığıyla yapması karşılığında davalı/Banka, personel başına 3.586,66 TL promosyon ödemesi yapacaktır. Davacı/kuruluşların personel sayısındaki artış, promosyon tutarının arttırılması hususunda talep hakkı doğurmayacaktır. Protokolün 3.2 nolu maddesi hükmüne göre; Protokol tahtında yapılan promosyon ödemesi Protokol süresi boyunda minimum 15 personele ait maaş ödemelerinin davalı/Banka aracılığıyla yapılması koşuluyla yapılmıştır. Davacı/kuruluşların bünyesindeki personel sayısının artması halinde, yeni katılan personelin maaş ödemeleri de işbu Protokol kapsamında olacaktır. Protokolün 3.4 nolu maddesi hükmüne göre; Protokol süresi boyunca davalı/Bankaca kendisine işbu Protokolün 3.1 nolu maddesi uyarınca yapılan ödeme dışında hiçbir ad ve nam altında nakdi ve/veya ayni bir talepte bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder, Protokolde yer alan bu hükümler gereğince, gerek Protokolde belirlenen sürenin gerekse Ek Protokol ile uzatılan sürenin (01.08.2024 tarihine kadarki sürenin) sonuna kadar davacı/Kaymakamlığın promosyon tutarında artış veya güncelleme yapılmasını talep etme hakkı bulunmadığı kanaatine varılmakta olup, Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Kanaatimizce, bu hükümler Protokolün bünyesine de uygundur. Zira “hayatın olağan akışına” göre davalı/Banka, Protokol süresinin sonuna kadar Protokolde belirtildiği gibi, personel başına 3.586,66 TL promosyon ödemesi yapılacağı hususuna güvenerek bu Protokolü davacı/Kuruluşlar ile akdetmiştir. Dolayısıyla da, “hayatın olağan akışına” göre, bu miktarda sonradan artış yapması, davalı/Bankanın başlangıçta yaptığı planlama ile örtüşmeyecek ve davalı/Bankanın zarara uğramasına yol açacaktır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Kanaatimizce, davacı/Kuruluşların TBK.md.138 hükmü uyarınca Protokolün “değişen durumlara uyarlanmasını” davalı/Bankadan talep etme hakları da bulunmamaktadır. Zira TBK.md.138 hükmünün yorumundan çıkan anlama göre; bir sözleşme ile borç altına girmiş olan kimse için, sözleşmenin devamı sırasında değişen ve önceden öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü durumlar sebebiyle sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödemesi aşırı ölçüde güçleşirse/zorlaşırsa a da güçleşmiş/zorlaşmış olduğu “hayatın olağan akışına” uygun kabul edilirse) sözleşmenin değişen durumlara uyarlanmasını, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönmeyi (feshi) talep etme hakkına sahip olur. Yani bu hükmün amacı, sözleşmenin akdedilmesinden sonra önceden tahmin edilemeyecek derecede değişen ekonomik koşullar vb. sebebiyle sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödemesi aşırı ölçüde güçleşen (zorlaşan) borçluyu korumaktır. Oysaki dava konusu Protokol ile davacı/Kuruluşlar “sözleşme süresi boyunca personellerinin maaşlarını davalı(Bankaya ödeme borcu” altına girmişlerdir. Kanaatimizce, sözleşmenin devamı sırasında değişen ekonomik koşullar sebebiyle davacı/Kuruluşların bu borçlarını ödemelerinin aşırı derecede güçleştiği/zorlaştığı söylenemez (kabul edilemez). Bu sebeple davacı/Kuruluşların, TBK.md.138 hükmü uyarınca sözleşmenin değişen durumlara uyarlanmasını veya feshini (dönmeyi) talep etme hakkına sahip olmadıkları kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. 3) Yukarıda açıklanan bu durumlar sebebiyle; davacı/Kuruluşların, Protokolde belirlenen promosyon tutarının arttırılmasına ilişkin taleplerinin davalı/banka tarafından kabul edilmediği (reddedildiği) gerekçesiyle Sözleşmeyi haksız olarak feshettikleri kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Protokolün 5.maddesinin 2.paragragındaki hükme göre; davacı/Kuruluşlar Protokolü süresi dolmadan önce haksız olarak feshettikleri takdirde, işbu Protokolün 3.1.maddesinde belirtilen, davalı/Bankaca davacı/Kuruluşlara ödenen tutarı, ödeme yapılan tarihten itibaren, işbu Protokolün sona erdirilme tarihine kadar geçecek günlere ait işleyecek “kanuni (yasal) faizi” ile beraber, Cezai Şart olarak, söz konusu durumun meydana geldiği günü takip eden günden itibaren 3 işgünü içinde davalı/Bankaya ödemeyi, bunun ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde, davalı/Bankaca cari en yüksek kredi faizinin 50 fazlası oranında temerrüt faizi ve bunun gider vergisi ile birlikte nakden ve def'aten ödeyecektir. Davacı/Kuruluslar. sözlesmenin sirasi Holmatan Ansa cöüşlaamari halam 4) Davacı/Kuruluşların ayrıca, 40.273 TL tutarında ödeme yaptıkları anlaşılmaktadır. Davalı/Banka, davacı/Kuruluşlara gönderdiği 22.09.2022 tarihfi Yazısında, “Protokolün 3.2.maddesi uyarınca kıstelyevm hesaplanan promosyon İadesi tutarının 40.273 TL olduğunu” bildirmiştir. Ancak, Protokolün 3.2. maddesinde yer alan hüküm incelendiğinde ve ilgili yorum kuralları Işığında yorumlandığında, Protokolün davacı/Kuruluşlar tarafından süresinden önce haksız olarak feshedilmesi halinde, davacı/Kuruluşların herhangi bir. promosyon tutarını davalı/Bankaya ödeme yükümlülüğü altına girecekleri yönünde bir anlam çıkartılamamıştır. Dolayısıyla da söz konusu hüküm ile, davacı/Kuruluşların davalı/Bankanın iddia ettiği gibi bir tutarı davalı/Bankaya iade etme yükümlülüğü altına girmedikleri kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Bu sebeplerle, 40.273 TLlik tutarın davacı/Kuruluşlardan haksız olarak tahsil edilmiş olduğu, bu nedenle de dava tarihi itibariyle davacı/Kuruluşların 40.273 TL'nin iadesini talebe hak kazandıkları; talepferi gereği ödeme tarihinden itibaren işletilecek “avans faizi” ile birlikte iadesini talebe hak kazandıkları, kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen mahkemeye aittir. 5) Davacı/Kuruluşlar ayrıca, sözleşme süresi boyunca davalı/Bankaya Protokole istinaden yatırılmış olan toplam 2.282.195,22 TL tutarındaki personel maaşlarının davalı/Banka tarafından işletilmesi suretiyle davalı/Banka tarafından elde edilmiş olan gelirin “sebepsiz zenginleşme” hükümlerine istinaden iadesini talep etmişlerdir. Ancak davalı/Bankanın söz konusu Protokolü davacı/Kuruluşlar ile akdetmesinin ve bu Protokol ile onlara promosyon ödeme borcu altına girmesinin “amacı (sebebi) zaten, davalı/Bankaya yatırılan personel maaşlarını işletmek suretiyle gelir elde etmesidir. Bu nedenle, davalı/Bankanın işbu 2.282.195,22 TL tutarındaki personel maaşlarını işletmek suretiyle sebepsiz zenginleştiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla da davacı/Kuruluşların, iddia ve talep ettikleri gibi, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir iade alacakların bulunmadığı kanaatine varılmakta olup. takdiri tamamen Mahkamava aittir..." şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Mahkememizin 12/05/2025 tarihli celse 1.nolu ara kararı ile, sözleşmesinin feshi nedeniyle cezai şart miktarının hesaplanması ve davacılar tarafından fesih nedeniyle davalıya iadeten ödenen toplam miktarın sözleşmeye göre geçerli olup olmadığı ve fazladan tahsil edilen miktar bulunup bulunmadığı hususunda mali bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi SMMM...tarafından düzenlenen 11/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ". 1) Davacı Kuruluşlar ile Davalı Banka arasında imza altına alınan Maaş Ödeme Protokolünün madde hükümlerinden Madde 3.1'de Banka tarafından yapılacak Promosyon tutarının hesaplanması kişi başı 3.586,66 TL ye bağlanmış olduğu ve bu hesaplamaya göre Davalı Banka tarafından Davacı Kuruluşlara toplam promosyon olarak 53.800,00 TL (15 kişi x3.586,66 TL) ödeme yaptığı, 2) Davacı Dikili Kaymakamlığı 08/09/2022 tarihli yazısı ile personel maaşlarına yapılan zam ve iyileştirmelerle ilgili olarak (IS kişi) için toplam 167.569,74 TL ye arttırılan maaş ödemeleri için Davalı Banka'dan promosyon tutarının kalan süre için yeniden güncellenmesini talep ettiği, Protokol hükümlerine göre Promosyon tutarının hesaplanması ve ödemesi çalışan sayısına göre yapılmış olduğundan, Kuruluşların çalışanlarının toplam maaş lutarlarındaki değişikliğin promosyon tutarına etkisinin olmadığı, e 3) Protokol hükümlerinden Madde 3.4 de "Kuruluşlar, Protokol süresi boyunca Bankaca kendisine işbu Protokolün Madde 3.| uyarınca yapılan ödeme dışında hiçbir ad ve nam altında nakdi ve/veya ayni bir talepte bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder.” şeklinde hüküm olduğu ve taraflar arasında imza allına alınmış olması nazarı dikkate alındığında Davacı tarafın promosyon tutarındaki artış talebinin haklı nedene dayanmadığı,. 4) Davacı .... Kaymakamlığı'nın 15/09/2022 tarihli yazısı ile tek taraflı protokolü feshetme talebini beyan ettiği, Protokol hükümlerinden Madde 5 içerisindeki Protokolün süresinden önce feshettiği takdirde işbu Protokolün madde 3.1'de belirtilen Bankaca Kuruluşlara ödenen tutarı ödeme yapılan tarihten itibaren işbu Protokolün sona erdirilme tarihine kadar geçecek günlere ait işleyecek Kanuni Faiz ile beraber Cezai Şart olarak hüküm altına alınmış olmasından dolayı, Davalı Banka tarafından cezai şart olarak hesaplama yapması haklı nedene dayandığı, e 5) Davalı Banka tarafından hesaplanarak 22/09/2022 tarihli yazısı ile Davacı Kuruluşa bildirdiği, Kıstelyevm olarak 40.273,00 TL Promosyon İade Bedeli ile 60.875,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 106.455,00 TL nin Davacı Kuruluş tarafından Maaş Ödeme Protokol'ünün fesh edildiği tarih olarak kabul edilen 28/09/2022 tarihinde 106.500.090 TL nin ödenmiş olduğu, « 6) Davacı Kuruluş'un 15/09/2022 tarihli yazısı ile sözleşmenin feshi için geri ödenmesi gereken meblağın kanuni faizi ile birlikte bildirilmesini talep etmesi üzerine Davalı Banka tarafından bildirilen Kıstelyevm olarak 40.273,00 TL 4 cezai şart olarak bildirilen 60.875,00 TL faiz toplamının 101.148,00 TL (Yüzbirbin YüzkirksekizTL) olduğu, buna göre toplam üzerinden Davacı Kuruluş tarafından 5.307,00 TL fazla ödeme yapıldığı, . 7) Davacı Kuruluş tarafından fesih tarihi (28/09/2022) itibari ile iade ödemesinin yapılmış olması sebebi ile ödenmesi gereken cezai şart olarak konulan kanuni faiz tutarının 5.412,03 TL olduğu, buna göre promosyon iade bedeli 40.273,00 TL ile birlikte toplamda 45.685,03 TL geri ödeme tutarının olduğu, 8) Davalı Banka tarafından cezai şart olarak hesaplanan ve Davacı Kuruluşa bildirilen 60.875,00 TL tutarındaki cezai şart tutarının 5.412,03 TL olması gerektiği, buna göre Davacı Kuruluş tarafından 55.462,97 TL fazla ödeme yapıldığı, . 9) Davacı Kuruluş tarafından fazla ödenen 55.462,97 TL nin toplamda fazla ödenen 5.307,00 TL ile birlikte 60.679,97 TL (55.462,97 TL * 5.307,00 TL) nin Davalı Banka tarafından Davacı ...'a iade edilmesi gerektiği" şeklinde rapor ibraz edilmiştir.
Davacı vekili 03/03/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile; 60.679,97 TL'nin fazla ödeme tarihi olan 22.09.2022'den itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, taraflar arasında akdedilen "Maaş Ödemeleri Protokolü" uyarınca sözleşmenin davacı tarafından haklı feshi iddiası nedeni ile sözleşme kapsamında ödenen bedellerin iadesi ile davalının sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında elde edilen kârın tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Davacının iddiasının, davalı ile yapılan maaş ödemelerine ilişkin promosyon sözleşmesi kapsamında personellere yapılan ödemelerin arttığı, davalı bankaya artış oranı dikkate alınarak ödenen promosyon bedelinin uyarılaması için başvurulduğu fakat davalının talebi kabul etmemesi nedeni ile sözleşmenin haklı olarak feshedildiği ve davalı bankanın sözleşmenin feshi nedeni ile talep ettiği ve davacının ödediği bedelin haksız olması nedeni ile öncelikle bedelin tamamının iadesi, mümkün olmaması halinde cezai şartın bedelinin iadesi ve davalı bankanın maaşların hesapta kaldığı süre boyunca elde ettiği kârın tahsili istemi şeklinde olduğu,
Davalının savunmasının ise, davacının fesih nedeninin yerinde olmadığı, uyarılama talebinin yerinde olmadığı, davacının sözleşmeyi haksız olarak feshi nedeni ile sözleşmede kararlaştırılan oranda tazminata hak kazandığı şeklinde olmakla;
Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının sözleşmeyi haklı nedenlerle feshedip feshetmediği, davacının haksız nedenle sözleşmeyi feshi halinde davalıya ödemesi gereken bedelin ne kadar olduğu ve davacının alacak kalemleri ile sebepsiz zenginleşme taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde başta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Sözleşmeye Aykırılık" ve "Sözleşmenin İçeriği"ne dair hükümleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri esas alınmıştır. Taraflar tacir olup, aralarındaki ilişki ticari bir iş niteliğindedir. Bu nedenle temerrüt faizi ve ticari dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen 19.03.2021 imza tarihli "Maaş Ödeme Protokolü", mahiyeti itibarıyla sui generis (kendine özgü) yapıda olup, bünyesinde hem vekâlet hem de hizmet sözleşmesi unsurlarını barındıran, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Davalı banka, işbu protokol ile davacı kurumun çalışanlarına yönelik maaş ödeme hizmetini ifa etmeyi ve bu hizmetin bir karşılığı (ivazı) olarak promosyon bedeli ödemeyi taahhüt etmiştir. Davacı taraf ise, protokolün vade sonuna kadar çalışanlarının maaş ve diğer yan ödemelerini münhasıran davalı banka kanalıyla gerçekleştirmeyi borçlanmıştır.
Hukukumuzun temel taşlarından olan "Ahde Vefa" (Sözleşmeye Bağlılık) ilkesi uyarınca; taraflar, sözleşme ile üstlendikleri edimleri, kararlaştırılan süre ve şartlar dahilinde dürüstlük kuralına uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdürler. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 112. maddesi kapsamında, borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi, borca aykırılık teşkil etmekte olup; bu durumun hukuki neticesi tazminat veya sözleşmede öngörülen müeyyidelerin (cezai şart) tatbikidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 18/2. maddesi; "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" amir hükmünü vazetmiştir. Basiretli hareket etme yükümlülüğü, tacirin sadece mevcut durumunu değil, gelecekteki ekonomik dalgalanmaları ve personel değişimlerini de öngörerek sözleşme akdetmesini zorunlu kılar. Somut olayda davacı taraf, bir kamu kurumu olup, 3 yıllık bir süreyi kapsayan protokolün altına imza atarken, personel sayısındaki azalış veya operasyonel değişiklikler gibi riskleri üstlenmiş sayılır.
Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlali ile doğabilecek olan fer’i bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etmek imkanını bulacaktır. Zira cezai şart borcun ihlali halinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, TEKİNAY/AKMAN/ BURCUOĞLU/ALTOP, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 341-343).
Ayrıca cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır. (Köksal KOCAAĞA, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003, s. 40-42).
Hukukumuzda cezai şartın türleri seçimlik cezai şart, ifaya eklenen cezai şart ve ifa yerine cezai şart (dönme cezası) olarak düzenlenmiştir.
Seçimlik cezai şart; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179/I. (818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158/I.) hükmüne göre; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir". Bu hükme göre, taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesi ya da ceza koşulunun ödenmesini kararlaştırmış olabilirler. Bu durumda, borçlu borca uygun hareketle yükümlüdür. Ancak, borçlu borca uygun hareket etmediği takdirde, kendisini bir yaptırım beklemektedir. Bu yaptırım, sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun ödenmesidir.
Bu hüküm, borçluya borca aykırı davranarak ve böylece ifası gereken edim yerine kararlaştırılan ceza koşulunu ödeyerek borçtan kurtulma olanağını vermemektedir. Borçlu borca aykırı davrandığı takdirde, sözleşmede ceza koşulu kararlaştırılmasına rağmen, alacaklı borçludan aynen ifayı talep edebilir. Bu nedenle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/I. maddesinde (818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158/I.)’de borçlu ya borca aykırı davranarak bunun yerine ceza koşulu ödeyip borçtan kurtulma yetkisini değil, buna karar verme yetkisini alacaklıya vermiştir. Alacaklı, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, aynen ifayı talep edebileceği gibi, bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Burada, alacaklıya tanınmış bir seçimlik hak söz konusudur. Bu nedenledir ki, ceza koşulunun bu türüne "seçimlik ceza koşulu" (seçimlik cezai şart) adı verilmektedir (Ahmet M. KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Ankara 2012, s. 773).
İfaya eklenen cezai şart; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/II. maddesinde (818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158/II.) "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir".
Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Seçimlik ceza koşulundan farklı olarak, alacaklı ya aynen ifayı ya da cezayı talep etmek zorunda bırakılmamıştır. Alacaklı burada her ikisini de talep yetkisine sahiptir.
Borçlunun borca aykırı davranışı halinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borca aykırılık nedeniyle bir zarara uğramasa bile ifaya ek olarak ceza koşulu talep edebilir. İfaya eklenen ceza koşulu zarar koşulunu gerektirmez.
İfa yerine cezai şart (dönme cezası); 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/III. maddesinde (818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 158/III.) hükmüne göre "Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır".
Somut Olay Bakımından Yapılan Değerlendirmede; 19.03.2021 tarihli Maaş Ödemeleri Protokolü incelendiğinde, davacı ile davalı banka arasında davacının personellerine yapacağı ödemeleri davalı banka üzerinde yapılacak hesap ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme süresinin 3 yıl olarak belirlendiği ve tarafların mutabakatı neticesinde söz konusu sürenin 01/04/2024 tarihinden 01/08/2024 tarihine kadar uzatıldığı anlaşılmaktadır. Davalı bankanın sözleşme uyarınca davacıya 53.800,00 TL promosyon ödenmesini kabul ettiği ve bu bedelin davacının hesaplarına aktarıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının 08/09/2022 tarihinde davalı bankaya başvurarak personel maaşlarında yapılan zam nedeni ile promosyon ödeme tutarının arttırılması talebinde bulunduğu, davalının ise bu talebi kabul etmediği görülmektedir.
Davacının talebinin davalı tarafından kabul edilmemesi üzerine davacının 15/09/2022 tarihli beyanı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği ve davalı bankaya ödemesi gereken bedelin bildirilmesini talep ettiği, davalı bankanın da yazı cevabı ile 40.273,00 TL promosyon iade bedeli ile 60.875,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 106.455,00 TL bedelin davacı tarafından ödenmesi gerektiğini bildirdiği, davacının da bu bedeli davalıya ödendiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği hususunda yapılan incelemede; Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.1. Maddesinin "Kuruluşların Personel Maaş ödemelerini Protokol süresi boyunca Banka aracılığıyla yapması karşılığında Banka, Kuruluşlar'ın talimatı doğrultusunda kişi başı 3.586,66 TL (yazı ile "ÜçBinBeşYüzSeksenAltıTL,AltmışAttıKr.") ödeme yapmayı taahhüt eder. Kuruluşların Personel sayısındaki artış, promosyon tutarının arttırılması hususunda bir talep hakkı doğurmayacaktır." şeklinde kabul edildiği ve 3.4. Maddesinin ise "Kuruluşlar, Protokol süresi boyunca Banka'ca kendisine işbu Protokol'ün madde 3.1 uyarınca yapılan ödeme dışında hiçbir ad ve nam altında nakdi ve/veya ayni bir talepte bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder. " şeklinde kabul edildiği görülmektedir. Bu durumda taraflar arasında akdedilen sözleşmede durum ve şartların değişmesi ve personel sayısının artması halinde davalı bankaya yapılan ödeme miktarlarının artmasının davacıya sözleşmenin uyarılanması talebinde bulunma hakkı vermeyeceğinin taraflar arasındaki sözleşme ile hüküm altına alındığı ve basiretli tacir konumunda bulunan davacının sözleşmeyi yeterince inceleme fırsatına sahip olup gerekli incelemeler yapıldıktan sonra sözleşme hükümlerini kabul ederek sözleşmeyi imzaladığı anlaşıldığından sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak davacının sözleşmeyi davalının uyarlama talebini reddetmesi nedeni ile fesih hakkı bulunmadığından haksız olarak feshettiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının terditli dava olarak açtığı ve ilk olarak talepte bulunduğu ödenen bedelin tamamının iadesi talebinde davacının haklı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sözleşmenin haksız feshi nedeni ile davacının ödeyeceği bedelin hesaplanması bakımından yapılan incelemede; Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5. Maddesinin 2. parağrafının "Kuruluşlar, Protokol süresi içinde Protokol'ün uygulamasını fiilen durdurduğu, vazgeçtiği ya da Protokol'ü süresinden önce feshettiği takdirde, işbu Protokol'ün madde 3.1'de belirtilen Bankaca Kuruluşlar'a ödenen tutarı ödeme yapılan tarihten itibaren işbu Protokol'ün sona erdirilme tarihine kadar geçecek günlere ait işleyecek kanuni faiz ile beraber cezai şart olarak söz konusu durumun meydana geldiği günü takip eden günden itibaren 3 işgünü içinde Banka'ya ödemeyi, bunun ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde Banka'da cari en yüksek kredi faizinin %50 fazlası oranında temerrüt faizi ve bunun gider vergisi ile birlikte nakden ve def'aten ödemeyi kabul ve taahhüt eder.” şeklinde kabul edildiği görülmektedir. Bunun dışında davalı bankanın sözleşme hükümleri uyarınca davacıdan kıstelyevm alacağı talebinde bulunabileceğinin kararlaştırılmadığı ve davacıdan sadece cezai şart isteminde bulunabileceğinin kabul edildiği görülmektedir.
Cezai şart bakımından önemli bir husus da tutarın iadesinde bir indirim yapılıp yapılamayacağı hususudur. TTK m. 22 uyarınca, tacir sıfatına haiz olan borçlu, TBK m. 182/3'te yer alan "Hakimin fahiş gördüğü cezai şartı tenkis etme" yetkisinden feragat etmiş sayılır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; her iki tarafın tacir olduğu uyuşmazlıklarda, kararlaştırılan cezai şartın borçlunun iktisadi mahvına sebep olacak derecede ağır olduğu kanıtlanmadıkça, Mahkemece resen veya talep üzerine indirim yapılması hukuken imkansızdır. Somut olayda alanında uzman hesap bilirkişisi tarafından yapılan inceleme neticesinde davalının fesih nedeni ile davacıdan 40.273,00 TL asıl alacak, bunun 5.412,03 TL işlemiş faizi olmak üzere 45.685,03 TL cezai şart talep edebileceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Ödenmesi gereken 45.685,03-TL tutarındaki bedel, ticari teamüllere ve hakkaniyete uygun olduğu ve bedelin fahiş bedel olmadığı anlaşıldığından tenkise tabi tutulamayacağı kanatine varılmıştır. Davacı tarafından davalıya 106.455,00 TL ödediği, bu durumda davacının fazla ödediğini beyan ettiği alacak talebinde haklı olduğu anlaşılarak davacının fazla olarak ödediği 60.6479,97 TL'nin davacıya iade edilmesi gerektiğinden davacının terditli talebinin ıslah dilekçesi de dikkate alınarak 100,00 TL alacağın dava tarihinden (10/01/2023), 60.579,97 TL alacağın ise ıslah tarihinden (03/03/2026) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacının sebepsiz zenginleşme nedeniyle kâr talebi bakımından yapılan incelemede ise, maaş promosyon sözleşmelerindeki mantığın ödenecek paranın belirli bir süre bankada tutularak bankaların ticari hayatlarını devam ettirebilmesi olduğundan davacının söz konusu iddialarının ispatına yönelik evrak sunmadığı ve davacının da maaşlar nedeni ile sebepsiz olarak zenginleştiği tespit edilemediğinden davacının bu miktar talebinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :
Davanın KISMEN KABULÜNE,
Davacının asıl talebinin REDDİNE,
Davacının terditli talebinin KABULÜNE,
100,00 TL alacağın dava tarihinden (10/01/2023), 60.579,97 TL alacağın ise ıslah tarihinden (03/03/2026) itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
Davacının sebepsiz zenginleşme nedeniyle kâr talebinin REDDİNE,
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.145,04-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90- TL ile ıslah ile alınan 1.050,00-TL olmak üzere toplam 1.229,90-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 2.915,14-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL ile ıslah ile alınan 1.050,00-TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 179,90 TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 10.875,00-TL olmak üzere toplam 11.054,90-TL yargılama giderinin davanın kabul edilen miktarı üzerinden hesaplanan 10.686,77-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ,
Davalı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi gereğince hesap ve takdir edilen 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.12,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 3.016,10-TL'sinin davalıdan, 103,89-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine,
HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21.05.2026
KATİP
e-imzalıdır
HAKİM
e-imzalıdır