Hizmet tespiti davasında hak düşürücü süreye ilişkin istinaf başvurusunun reddi üzerine, davalı kurumun feri müdahil sıfatıyla düzeltilerek onanması kararı.
Özet: Bir işçinin 01.08.1999-01.11.1999 tarihleri arasındaki fiili çalışmasının tespitini talep ettiği hizmet tespiti davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı hak düşürücü süreden reddetmesi üzerine davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur; Yargıtay, davacının diğer itirazlarını reddederek, Sosyal Güvenlik Kurumunun ilgili kanun uyarınca davaya "feri müdahil" olarak katılması gerekirken "davalı" olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu tespit etmiştir. Bu hatanın yeniden yargılama gerektirmemesi nedeniyle Yargıtay, bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırarak, ilk derece mahkemesi hükmünün karar başlığındaki "davalı" ibaresinin "feri müdahil" olarak düzeltilmesi suretiyle oy çokluğuyla onanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1894 E., 2025/58 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 1. İş MahkemesiSAYISI : 2023/1 E., 2023/216 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde sigorta başlangıç tarihinin başlangıcı 01.08.1999 olarak tespiti ile 01.08.1999 tarihi ila 01.11.1999 tarihleri arasında fiilen ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava açma süresinin geçmesinden sonra açıldığından dolayı hak düşürücü süre nedeni ile reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... yasal süresi içinde cavap dilekçesi ibraz etmemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süreden reddine dair karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının sigorta bildiriminin bulunduğunu, hak düşürücü süre işletilemeyeceğini, Mahkemece eksik araştırma yapılarak karar verildiğini, Hukuk Genel Kurul kararının dava tarihinden sonrasında alındığını, söz konusu davanın açılmasında davacının bir kusuru bulunmadığını ve o an ki hukuk normları ve içtihatlarına göre bu davayı açtığını, bu nedenle davacının yargılama giderlerine ve avukatlık ücretine mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet tespiti talebine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6552 sayılı Kanun'un 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64. maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesine eklenen 4. fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Eldeki davanın, 04.01.2023 tarihinde açılması karşısında, Kurumun fer'i müdahil Kurum sıfatını haiz olması gerektiği belirgindir. Mahkemece, karar başlığında Kurumun davalı olarak gösterilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeple;1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,2. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, temyiz itirazılarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün karar başlığındaki "Davalı " ibaresinin silinerek yerine "Fer'i Müdahil" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan vekili ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oy çokluğuyla, 03.03.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık hizmet tespit davasında 01.08.1999-11.02.2000 tarihleri arasında blok çalışması olduğunu iddia eden, ancak 01.11.1999 tarihinden sonra hizmeti kuruma bildirilen davacı sigortalının bildirim tarihi 01.11.1999 öncesi hizmetinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. 2.Somut uyuşmazlıkta davacının hizmeti 01.11.1999 tarihinde davalı işveren üzerinden kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Mahkemece blok çalışmada kayıt öncesi hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. 3.Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine çoğunluk tarafından blok çalışmada kayıt öncesi 01.11.1999 öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı, gerekçesi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. 4.Çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir(Y. HGK. 01.07.2019 tarih ve 2016/21-1238 E, 2019/834 K). Belirtmek gerekir ki “hak düşürücü süre, bildirimsiz kalan çalışmalar yönünden öngörülmüştür. Belgelerden birisinin dahi Kuruma verilmiş olması veya Kurumca, fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti hâlinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir. Sigortalının kayda dayanan çalışması bildirilmiş veya kurumca saptanan çalışması var ise bu bildirilen veya saptanan hizmeti ile blok çalışmanın da zamanaşımına uğramadığı kabul edilmelidir. 5.Dairemizin 2021/10293 E, 2022/1056 Karar sayılı karşı oy gerekçelerinde ayrıntılı olarak açıklandığı gibi blok çalışmalarda kuruma bildirilen süre var ise sonraki çalışma için hak düşürücü süreye uğramaz kabulü önceki çalışma içinde kabul edilmeli ve hak düşürücü süre uygulanmamalıdır. Davacının 01.08.1999 tarihi ile sonrası kayda giren 01.11.1999 tarihini takip eden çalışmaları blok çalışmaya dayanmaktadır. Bu blok çalışma içinde kuruma intikal eden süreler olduğuna göre hak düşürücü süre önceleri içinde geçerli olmayacaktır. Blok çalışmanın bölünmezliği söz konusudur. Bu nedenle çoğunluğun hak düşürücü süre yönündeki onama gerekçesine katılınmamıştır.