İdarenin kamulaştırdığı ancak kadastro çalışmalarıyla şahıs adına kaydedilen taşınmazın tapu iptali ve idare adına tescil talebi, 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmiştir.
Özet: Davacı idare, 1974te kamulaştırılıp bedeli ödenen ancak 1986daki kadastro çalışmalarıyla eski malikleri adına yeniden tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren on yıllık yasal süre içerisinde tapu iptal tescil davası açılmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesindeki kamu malları için getirilen istisnanın Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gerekçeleriyle davayı reddetmiş; temyiz incelemesinde de bu kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/4745 Esas, 2025/1988 KararKARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Seferihisar 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/14 Esas, 2023/646 KararTaraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 36 ncı maddesine dayanan kamulaştırmadan sonra alınan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... köyü 35 72... (eski 2 83... ) parsel sayılı taşınmazın İzmir Seferihisar Gümüldür Yolu yapımı sebebiyle 30.07.1974 tarihli ve 1974/187 sayılı kamu yararı kararı ile kamulaştırıldığını, kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun yapılarak kamulaştırma bedeli olarak takdir edilen 10.112,00 TL'nin zilyet ...’e ödendiğini ve ... adına yol olarak tapuya tescil ve terkin edildiğini; ancak kamulaştırma sonrası kadastro çalışmaları yapıldığını ve taşınmazın yeniden eski malikleri adına tapuya kayıt edildiğini ileri sürerek yapılan işlemin hatalı olması sebebiyle taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptal edilerek davacı idare adına tapuya kayıt ve tescil ile yol olarak terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın usulüne uygun yapılan kamulaştırılma işleminin göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zilyetlikten kamulaştırma işlemleri yapıldıktan sonra dava konusu taşınmazın kadastro işlemleri kapsamına alındığı, 28.12.1986 tarihinde kesinleşen kadastro tutanağına göre dava konusu taşınmazın 2 83... parsel numarası ile davalıların kök murisi ... oğlu ... adına tescil edildiği, 10 yıllık yasal süre içerisinde tapu iptal tescil davası açıldığına dair herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığının dosya kapsamıyla sabit olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesine göre kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, bu maddenin devam cümlesinde kamu malları için getirilen istisna hükmünün Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31-77 sayılı kararı ile iptal edildiği, dava konusu yolun kadimden beri kullanılan yol olmadığı da açık olduğu, bu hali ile davalıların murisi adına oluşan tapu kaydı kesinleşmiş olup ortada geçerli bir kamulaştırma işleminden bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiş olmasının sonuç itibarıyla doğru olduğu gerekçesi ile davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırmadan sonra alınan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.