İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında ayıplı mal ihbarı ve delillerin istinaf incelemesi sonucu verdiği karar.
Özet: Davacının ticari alacak iddiasıyla başlattığı icra takibine, davalının ayıplı mal ve süresinde ayıp ihbarı yaptığı savunmasıyla itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi davalının WhatsApp yazışmaları ve tanık beyanlarıyla ayıp ihbarını ispatladığına hükmederek davayı reddetmiş; davacı ise istinaf başvurusunda, delillerin usulüne uygun sunulmadığını, tacirler arası ayıp ihbarının yazılı olması gerektiğini ve davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre borçlu olduğunu ileri sürmüştür.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1869
KARAR NO: 2026/769
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/09/2022
NUMARASI: 2020/73 Esas - 2022/489 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalı adına fatura düzenlendiğini, ürünlerin teslim edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhinde İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını fakat takibe haksız olarak itiraz edildiğini, itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... Mayıs 2019 tarihinde fatura karşılığı müvekkile gönderdiği sütlerin müvekkilin talebinden fazla olarak gönderildiği, davacı çalışanlarının satılamayan ürünleri geri alacağını belirttiği, karşılıklı görüşmeler neticesinde son kullanma tarihi dolmayan ve satışına başlanılan sütlerin 3.şahıs şirketler tarafından bozuk olması nedeniyle iade edildiği, bu hususa ilişkin davacı çalışanlarından olan ... ve ...isimli kişilere ayıp ihbarında bulunulduğu, verilen cevapta ise bozuk olan mallar için iade faturası düzenlenmesine gerek olmadan ürünlerin iade alınacağı hususunun belirtildiği, davacının ihbar ile ayıbı kabul etmesine rağmen kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı, anılan nedenlerle icra takibinin iptalini ve davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davalının dayandığı whatsapp yazışmalarının HMK’nin 202/2. maddesi uyarınca delil başlangıcı niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla yukarıda değinilen hususlar da gözetilerek tarafların dayanmış olduğu tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilmek suretiyle davacı davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...sayılı icra takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı, davalının kısmi itirazı ile icra takibinin 8.389,41 TL üzerinden durmuş olduğu, davacı tarafın itirazın iptali talebiyle mahkememizde süresi içerisinde huzurdaki davayı ikame etmiş olduğu, yapılan yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesinde ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yapıldığının anlaşıldığı, ihtilafa konu ürünlere ilişkin davalının ayıp ihbarında bulunduğu, ayıp ihbarını mahkememiz nezdinde delil başlangıcı whatsapp yazışmaları ve davacı şirket çalışanı tanık ......'ın tanıklık beyanları ile ispatladığı, davalının üzerine düşen ayıp ihbarını yerine getirdiği, bu haliyle davalının sözleşmenin tarafı olan davacı şirketten sözleşmeden dönme hükümleri çerçevesinde satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu anlaşılmakla davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar davacı taraf alacak iddiasının kanıtlayamadığı sabit ise de davanın kötüniyetle açıldığının da sabit olmaması nedeniyle davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmakla koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkikata geçilip bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra açıkça karşı çıkılmasına rağmen davalı tarafın sunduğu (sözde) whatsapp yazışmaları ve yine bu aşamadan sonra dinlenen tanık beyanının hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın yasal süre geçtikten sonra delil bildirme talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, tacirler arası ayıp ihbarının yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporu ile davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede; davalının, kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 10.073,80-TL borçlu olduğunu, davalının ayıp iddiasına istinaden herhangi bir iade faturası düzenleyip kendi defterine dahi kaydetmediğini, tacirin defterine işlediği her kaydın aleyhine delil teşkil ettiğini, burada delil olanın fatura değil, ticari defterler olduğunu, davalının ayıp iddiasına ilişkin olarak yaptırdığı bir tespitte bulunmadığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalının itiraz edilen asıl alacak tutarı olan 7.323,80-TL nin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura (açık hesap) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyası ile "..faturalardan kaynaklanan bakiye alacak " borcun sebebi gösterilerek 10.073,80 TL asıl alacak ve 1.065,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 11.139,41 TL alacağın tahsili istemiyle17/12/2019 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine fatura ve sevk irsaliyesi örneklerinin eklendiği, borçlunun yetki itirazı ile birlikte 2.750 TL borçlarının bulunması nedeniyle 7.323,80 TL lik asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz kısmına itiraz edildiği, İstanbul Anadolu 15. İcra hukuk mahkemesinin 2020/319 e. 2020/556 K. Sayılı ilamıyla borçlunun yetki itirazının kaldırılmasına takibin devamına karar verildiği, itiraz edilmeyen kısımın icra dairesine 23/07/2020 tarihinde ödendiği, itiraz edilen asıl alacak ve takibe kadar işlemiş faiz tutarı toplamı 8.389,41 TL yönünden itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın 05/03/2020 tarihinde açıldığı görülmektedir.
Davacı taraf davalıya satıp teslim ettiği ürünlerin bedelinden bir kısmının ödenmediğini iddia ederken davalı taraf kendisine teslim edilen ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunduklarını, davacı tarafça bu ürünlerin iade faturası düzenlenmesine gerek olmadan geri alınacağını kabul ettiğini belirterek davanın reddini savunmaktadır.
Açık hesap ilişkisi: önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.
Somut olayda: Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile; Davacı ticari defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğinde bulunduğu, 5,000 TL nin üzerindeki alışların BA formuyla bildirilmesi gerektiğinden bu miktarı aşan faturalar Yönünden BA formlarının davalı tarafça ostim vergi dairesine bildirildiği, yasa gereği bildirim zorunluluğu altında kalan kısımların ise bildirilmediği, davacının düzenlediği irsaliyeler üzerinde teslim alan kısımlarında çeşitli isimlerin bulunduğu, takibe dayanak faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 10.073,80 TL alacaklı olduğu, takip ve dava tarihinden sora 2.750 TL tahsilat ile 28/07/2020 tarihi itibarıyla 7.323,80 TL alacağı kaldığı rapor edilmiştir.
Davalı ticari defterleri üzerinde talimat ile yapılan bilirkişi incelemesi raporu ile; davalının ticari defterlerinin sahibi ve halefleri lehine delil olma niteliğine bulunduğu, davacı tarafından davalı adına 32.167,80 TL tutarlı 6 adet fatura düzenlendiği, takibe dayanak yapılan bu faturaların davalı defterinde aynen kayıtlı olduğu, davalının 21.500 TL ödemesi ve 594,00 TL davacıya düzenlediği faturanın mahsubu ile takip ve dava tarihi itibarıyla 10.738,0 TL borçlu olduğu, davalı ticari defterlerinde yer almayan 28/07/2020 tarihinde 2.750 TL Finansbanktan ödendiği bakiye 28/07/2020 tarihi itibarıyla bakiye borcun 7.323,80 TL olduğu, davalı tarafın bozuk olduğunu iddia ettiği sütle ilgili herhangi bir iade faturası düzenlenmediği rapor edilmiştir.
Dava konusu fatura içeriği malların davalıya satılıp teslim edildiği, bir kısım bedelin ödendiği, takip tarihi itibarıyla ödenen ve ödenmeyen kısmın taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davalıya satılıp teslim edilen süt emtiasının ayıplı olup olmadığı, ayıbın süresinde ve usulünce davacıya ihbar edilip edilmediği, davalının süresinde cevap vermediği ve delil de bildirmediği davada bilahare tanık deliline dayanarak ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat edip edemeyeceği, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabul edilmesi ihtimalinde davalı tarafça ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklı usulünce açılmış bir dava veya takas defi bulunmadığı durumlarda ayıp nedenine dayanarak davanın reddine karar verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Dava dilekçesinin davalıya 26 Mart 2020 tarihinde tebliğ edildiği, Covid tedbirleri kapsamında 13/03/2020 ile 15/06/2020 tarihleri arasında HMK'da düzenlenen süreler yönünden sürenin durduğu, cevap dilekçesi 7221 sayılı kanunun geçici 1. Maddesine göre sürenin 15/06/2020 tarihine kadar uzadığı, bu süreye 15 gün ilavesi ile davalının cevap verme süresinin 30/06/2020 tarihinde sona erdiği, davalının ise cevap dilekçesini bu sürenin geçmesinden çok sonra 28/09/2020 tarihinde sunduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK 128 maddesince davalı tarafça süresi içinde cevap dilekçesi sunulmamış olmakla davacını dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılır.
Yine davalı tarafça cevap süresi içinde HMK 129/1-e hükmünce delil bildirmediği gibi aynı maddenin 2. Fıkrası atfıyla HMK 121 maddesi kapsamında dayandığı delileri de ibraz etmediği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince yapılan 29/09/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında;
Davalı vekiline HMK.nun 147. maddesindeki açıklamayı içeren tahkikat duruşma gün ve saatini bildirir davetiye gönderilmesine, çıkartılacak davetiyeye ön inceleme duruşma tutanak örneğinin de eklenmesine,
2-Taraflara delil listeleri ile ilgili, HMK 140/5 maddesi gereğince tarafların dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz dosyaya sunmadıkları belgeleri varsa mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için 2 haftalık kesin süre verilmesine, Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, dair ara karar kurulduğu, duruşma zabtının ihtar şerhi ile birlikte davalı vekiline 05/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin sürede yine herhangi bir delil ibraz edilmediği sabittir.
İlk derece mahkemesince 03/03/2022 tarihli 9. Celsede davalının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiş, 14/04/2022 tarihli 10. celsede bu sefer önceki ara kararından rücu edilerek HMK 145. maddesindeki istisna düzenleme gerekçe yapılarak davalı vekilinin tanık dinletme talebinin kabulü ile tanığın bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince davalının süresinde sunmadığı whatsap yazışmaları delil başlangıcı olarak kabul edilerek tanığın dinlendiği gerekçeli kararda belirtilmiş ve tanık beyanına itibar edilerek ayıp ihbarının ispatlandığını, bu haliyle davalının sözleşmeden cayma hakkına sahip olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle TTK 21/1-c maddesine göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
Ayıbın açıkça belli olmadığı durumlarda alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde durumu bu süre içinde davalıya bildirmek zorundadır. Ayıp ihbarının tespit, ihtar, tutanak gibi belgeler ile ispatlaması gerekir. Ayıp ihbarının tanık deliliyle ispatı mümkün değildir
Somut olayda süresinden sora sunulan whatsap yazışmalarında dahi ayıp ihbarı niteliğinde bir beyan bulunmadığı, bu belgeye dayanılarak delil başlangıcı bulunduğundan bahisle tanık deliline dayanma imkanı yoktur. Bu durumda tanık beyanı esas alınarak ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü mümkün olmadığı gibi satım konusu ürünlerin ayıplı olduğu da ispatlanmış değildir.
Kaldı ki davalı tarafça teslim edilen malların / hizmetin ayıplı olduğu savunulmuş olmakla birlikte ürünlerin ayıplı olduğu, ayıbın süresinde ihbar edildiği kabul edilmesi ihtimalinde davalı tarafça ayıptan kaynaklı bir dava açılmadığı gibi usulünce takas defi veya mahsup itirazında da bulunulmadığı anlaşılmakla bu savunmaya itibar edilme imkanı yoktur.
Bu durumda her iki tarafın ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 10.073,80 TL alacağı bulunduğu sabittir. Davalı tarafça bu miktarın 2.750,00 TL kısmı kabul edilip bakiyesine itiraz edilmiş olmakla itiraz edilen asıl alacak 7.323, 80 TL yönünden davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçe olduğunu ispatlayamamıştır. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. Maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur.
İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117.maddesi koşullarına bağlıdır. Buna göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir.
TBK 117/2 maddesi gereği borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmiş olması veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemiş ise bu günün geçmesiyle temerrüd oluşur. Haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmemde ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirim şarttır.
Bu durumda, davacı davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamaz.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, faturaya dayalı ve davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
Davalı tarafın süresinde vermediği cevap dilekçesi ile kötü niyet tazminatı talebi savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğundan bu hususta hüküm kurulmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın Kısmen KABULÜ İLE; davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı kısmi itirazın 7.323, 80 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden değişen oranlarda işleyecek avans faizi uygulanması suretiyle devamına,
2-Davacının işlemiş faiz talebinin reddine,
3-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 1.464,78 TLicra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Alınması gerekli olan 500,28 TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 87,58 TL harcın, mahsubu ile bakiye 412,70‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
6- Davacı tarafından yatırılan 87,58-TL peşin harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,
7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 287,00 TL, bilirkişi ücreti 2.350,00 TL, olmak üzere toplam 2.691,40 TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına göre ( dava % 87,30 kabul ) hesap ve takdir olunan 2.349,60- TL' sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 7.323, 80 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 1065,61- TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
10-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 1.152,40-TL sinin davalıdan 167,60-TL sinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
11-Karar kesin olduğundan HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine,
12-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 72,00 TL olmak üzere toplam 292,70 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026