Alüminyum profil sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin ve hissedarının artan maliyetler ve ekonomik dalgalanmalar nedeniyle borç ödeme acziyeti yaşaması üzerine konkordato başvurusuna dair dava.
Özet: Alüminyum profil sektöründe faaliyet gösteren bir şirket ile hissedarı, küresel ve ulusal ekonomik dalgalanmalar, enflasyon, yüksek faizler, savaşların ticaret üzerindeki olumsuz etkileri, nakit akışı bozukluğu ve döviz kurlarındaki yükseliş gibi etkenlerle kötüleşen mali yapıları nedeniyle ödeme acziyetine düşerek konkordato talebinde bulunmuştur; bu talep kapsamında, banka kredileri, tedarikçi borçları ve şahsi kefaletlerden kaynaklanan borçların Mart 2027den itibaren 24 ayda eşit taksitlerle, konkordatoya tabi borcun tamamı ve bir defaya mahsus %25 faizle ödenmesi teklif edilmektedir.

T.C.
İSTANBUL2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2025/882 EsasKARAR NO : 2026/447DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))DAVA TARİHİ : 03/12/2025KARAR TARİHİ : 21/05/2026Mahkememizde görülmekte olan konkordato davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacılar vekili dava dilekçesi ile ;müvekkili şirketin ... ŞİRKETİ ("...") ... Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ... sicil mükellefi olduğunu, alüminyum profil sektöründe "..." konularında faaliyetini gerçekleştirdiği, şirketin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ndeki sicil numarasının ...' olduğunu, müvekkilinin ... müvekkil şirketin hissedarı olduğunu, ..., ... Şirketi’nde %100 pay sahibi ve ortağı olduğunu, ..., ilgili şirketde münferiden temsil ve ilzam yetkilisi olduğunu, müvekkilinin konkordato ön projesinde detaylı olarak izah edileceği üzere müvekkil şirketin bankalara ve finansal kiralama şirketine olan borcuna kefil olmaktan kaynaklanan borç ve şahsi kredilerinden kaynaklı borçları bulunduğunu, kendileri bütün emek ve mesaisini müvekkil şirket için harcamakta ve şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlamak için maddi ve manevi her türlü destekte bulunduğunu, müvekkilinin hissedarı olduğu şirket ile birlikte Sayın Mahkemenize konkordato talebiyle başvurduğunu, şirket tarafından kullanılan banka kredilerinde müteselsil kefalet sebebiyle ve de ön projede detaylı olarak izah edildiği üzere şahsi borçları bulunduğunu, hem kefalet hem de şahsi borçları sebebiyle konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldıklarını, şirketin mevcut sermayesi 3.500.000,00-TL olup ortakların sermaye taahhütlerinden dolayı borcu bulunmadığını, müvekkili şirketi temsil ve ilzama şirket ortaklarından ... münferiden yetkili olduğunu, yapılan mali inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, müvekkil şirketin, mali yapısının bozulduğu ve işletme sermayesinin yetersiz kaldığı, vadesi gelen ödemeleri yapabilmesi için gerekli nakit fonlarını sağlayamadığı, satıcılara olan borçların ve kullanılan banka kredilerinin ödenememesi riski ile karşı karşıya kalınması ile müvekkillerin Borç ödeme acziyeti içerisinde olduğu kanaatine varıldığını, müvekkili şirketin, alüminyum profil sektöründe faaliyetlerini yürüttüğünü, çok çeşitli ürünlerin imalatını gerçekleştirerek bu ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, Dünya ve Türkiye’deki ekonomik konjonktürlerin negatif yönde etkileri nedeniyle şirket finansal açıdan zorluklarla karşılaştığını, şirketin faaliyette bulunduğu sektörler ve sektörlerin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ile maliyetlerin her geçen gün enflasyon baskısı nedeniyle büyük artış göstermesi nedeniyle müvekkiller konkordato talebinde bulunmak zorunda kaldığını, müvekkillerinin yüksek kapasite ile çalışan, işleyen, üretime devam eden ve ekonomik krize rağmen birçok aileye ekmek kapısı olan bir kuruluş olduğunu, konkordato ön projesinde detaylı olarak izah edileceği üzere, gerek ülke ekonomisindeki dalgalanmalar, gerekse dünya genelinde yaşanan likidite sıkıntısı müvekkil şirketi olumsuz etkilediğini, maliyetlerin artması, piyasa genelindeki talep düşüklüğü, yüksek faiz giderleri müvekkil şirketi finansal dar boğaza soktuğunu, ... arasında yaşanan savaş, yakın zamanda .. ve ... arasında yaşanan savaş ve bu savaşın bölge coğrafyalara da yayılma riski sebebiyle Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinde ciddi bir ekonomik kaygı baş gösterdiğini, ciddi anlamda tüketimde talebinden azalma meydana geldiğini, Türkiye ve Avrupa ülkeleri arasında resesyon yaşanacağı ekonomistler tarafından dile getirildiğini, bu durum da, sürekli çalışılan yerli ve yabancı müşterilerin birinci derecede etkilenmesine, bunun sonucu siparişleri iptal etme, ürün alımını durdurma vb. kararlar almalarına neden olduğunu, müvekkillerinin müşterilerinin bu kararları üzerine, ürün sevkiyatı yapılamadığı için zarar etmelerine ve ödemelerini alamamalarına sebebiyet verdiğini, nakit akışının tamamen bozulması ile şirket ödemelerini yapamayacak hale geldiğini, şirketin borçlarının vadesi ile alacakların tahsilinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle, tahsilat/ödeme vadeleri arasında uyumsuzluk oluştuğunu, yabancı paraların (USD ve EURO) TL karşısındaki yükselişi stok maliyetlerini yükseltmiş ve kârlılık açısından önemli gider ve maliyet unsuru olduğunu, müvekkillerinin VADEYE DAYALI konkordato talebinde bulunmaktadır. Müvekkiller, konkordato sürecinde elde edilecek ticari kârlar, ticari alacaklardan ve stoklardan yapılacak tahsilat tutarları ile borçlarını ödeyebilecek durumda olduğunu, bu bağlamda, konkordato teklifinin alacaklıları tarafından kabul edilmesi ve mahkemece tasdik edilmesi halinde; tasdikten itibaren ilk ödeme Mart 2027 (Her ayın son günü) tarihinden başlamak üzere aylık eşit taksitler halinde son ödeme Şubat 2029 olmak üzere toplamda 24 taksitle ödeme planı yapıldığını, konkordatoya tabi borcun %100’ ne bir defaya mahsus olmak üzere %25 oranında işletilecek faizle birlikte ödenmesi teklif edildiğini, bu kapsamda alacaklıların vazgeçecekleri bir alacakları olmayacağını, konkordato tasdik talebinin kabulüne, tensip kararı ile birlikte, İİK 287. Maddesi uyarınca müvekkil şirket ve davacı şirket ortakları hakkında üç ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, konkordato teklifine ilişkin olarak prosedürün işletilmesi kapsamında müvekkil şirket ve davacı şirket ortaklarına en az bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmesine, geçici mühlet kararı verilmesi halinde kararın verildiği tarih ile konkordato tasdiki veya konkordato talebinin reddine dair kısa kararın verileceği tarih arasındaki süre ile sınırlı olmak üzere ve müvekkillerin düzenlediği çeklerin bankalara ibraz edilmesi halinde bu çeklere "karşılıksızdır" kaşesi yerine, "konkordato tedbir şerhi" kaydının düşülmesine, müvekkilleri tarafından müstakbel alacağın temliki sözleşmelerinin İİK 294 uyarınca hükümsüz olduğunun tespitine, müstakbel alacağın temliki sözleşmelerinin İİK 294 uyarınca hükümsüz olduğunun tespitine, bankalara tahsil ve/veya teminat için verilen çeklerin ve/veya tahsil edilen bedellerin müvekkillerimize iadesine, şirketin büyüklüğü, çalışan sayımız ve usul ekonomisi göz önünde bulundurarak komiser tayinine ve gerekli sürecin yürütülmesine, mühlet içinde davacılar aleyhine 6183 Sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hangi nedene dayanırsa dayansın her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmamasına, mühlet tarihinden itibaren yeni icra ve iflas takibi sebebiyle borçluya ödeme emri gönderilmemesine, daha önce başlatılmış olan takiplerin durdurulmasına, müvekkillere ait malvarlığına konulan haciz bulunması halinde hacizlerin tamamının kaldırılmasına ve mühlet tarihinden itibaren hiçbir haciz işlemi yapılmamasına, İİK'nın 206. Maddesinin 1. sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için başlatılmış olan takiplerde muhafaza tedbirlerinin alınmamasına ve rehinli malın satışının yapılmasının tedbiren önlenmesine, bankalarca yapılan muhafaza işlemlerinin kaldırılması ve şirketin banka hesaplarındaki blokelerin engellenmesi yolunda tedbir uygulanmasına, müvekkili şirketin mülkiyetinde olup muhafaza altına alınmış makine, teçhizat ve araçların yediemin olarak müvekkillere teslimine, müvekkillere ait yakalama şerhi konulan tüm araçların kayıtlarındaki yakalama şerhinin kaldırılmasına, müvekkillerin banka hesaplarına geçici mühletin ilan tarihi ve sonrasında gelecek olan hakediş bedelleri ve alacakları konusunda alacaklı bankaların kendi alacakları yönünden takas-mahsup işlemi yapmalarının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, İİK m.286 vd hükümlerinden kaynaklanan konkordato talebine ilişkindir.İİK m.286 vd.hükümleri çerçevesinde konkordato müessesesinin dürüst borçlular tarafından talep olunabileceğine dair normatif bir düzenleme mevcut olmasa dahi doktrinde de kabul olunduğu üzere konkordato esasen elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir.Mahkememizce 05/12/2025 tarihi itibariyle davacı şirket ve davacı gerçek kişi lehine üç ay süre ile geçici mühlet kararının verildiği, 27/02/2026 tarihi itibariyle ise iki aylık geçici mühlet kararının verildiği, akabinde komiserlerin görevlerine devam ettiği sabittir. 12/04/2026 tarihli komiser heyeti görüşünde"Davacı borçluların komiser heyeti tarafından verilen talimatlara uymadığı, Konkordato sürecinin gerektirdiği mali şeffaflık ve iş birliği yükümlülüklerini yerine getirmediği, Kesin mühlet kararına esas teşkil edecek mali verilerin sunulmadığı, davacı tarafından hazırlanan ve mali güvence raporuna esas alınan verilerle 30.09.2025 tarihi itibarıyla 31.513.684.75 TL borca batık olan davacı şirketin, diğer bütün bilanço kalemleri sabit kalmak üzere, bilrikişi marifeti ile tespit edilen stok ve duran değerlerin dikkate alınarak hazırlanan rayiç bilançoya göre 10.04.2026 tarihi itibarıyla 39.501.899,71TL borca batık olduğu hususları dikkate alındığında; İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca konkordato talebinin REDDİNE karar verilmesinin uygun olacağı"şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizin 16/04/2026 tarihli duruşmasında "dosyada bulunan 12/04/2026 tarihli komiser heyeti raporundaki ve önceki raporlarındaki tespitler dikkate alınarak muhasebesel, işletmesel açıdan iştirak edilip edilmediği, İİK m.292 gereği projenin başarılı olup olmayacağı, İİK m.292 gereği iflâsın açılmasını gerektiren hal olup olmadığı, Değerlendirmeler de gözetildiğinde rayiç olarak şirketin batık olup olmadığı, Mevcut kaynakların projenin başarıya ulaşması için yeterli olup olmadığı, Faaliyetinin devam edip etmediği, şirketin borca batık olup olmadığı noktalarında inceleme yapmak üzere bilirkişiye teslimine" şeklinde ara karar oluşturularak tahkikata yön verilmiştir. Bilirkişinin 18/05/2026 tarihli raporunda" Rapor içerisinde arz ve izah olunan nedenlerle; ... AŞ. YÖNÜNDEN Raporun içerisinde yer alan tespitler sonucunda borçlu şirketin 31.12.2025 tarihi itibariyle rayiç değerlere göre özvarlığının (-) 26.264.293,73 TL olarak hesaplandığı ve Şirket'in rayiç değerlere göre BORCA BATIK OLDUĞU, Konkordato talep eden şirket tarafından güncel mali verilerin dosyaya sunulmaması, şirket yetkilisinin (...davacılar ve vekilleri ile gerçekleştirilen görüşmede yeni sipariş teminine ve satışların artırılmasına yönelik çeşitli girişimlerin sürdüğünün, ancak geçici mühlet süresi içerisinde herhangi bir sipariş alınamadığının ve fiili bir satış gerçekleştirilemediğinin...) yönündeki beyanları ve komiser heyeti tarafından sunulan raporda yer alan bilgiler kapsamında borçlu şirketin konkordatosunu başarıya ulaştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel OLMADIĞI, B- ... YÖNÜNDEN: * Davacı gerçek kişi'nin tacir sıfatının bulunmadığı, * Davacı gerçek kişi'nin projesinin diğer davacı şirketle ile sıkı sıkıya bağlı olması ve rapor içerisinde yapılan açıklamalar ışığında; davacı gerçek kişinin konkordatosunu başarıya ulaştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olmadığı, Sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır." şeklinde tespit ve değerlendirmelerini sunmuştur.İcra ve İflas Kanunu'nun m.292/f.1 hükmü iflasa tâbi borçlu hakkında verilen geçici veya kesin mühletin hangi şartlarda kaldırılarak iflasının açılacağını dört bent halinde düzenlemektedir. Buna göre:"a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa.b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa.c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse" borçlunun iflasına re'sen karar verilebilecektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 292'nci maddesinin birinci fıkrası, madde gerekçesinde de belirtildiği gibi borçlunun mali durumunun düzeltilmesinin mümkün olup olmadığı veya tasdikin sağlanıp sağlanamayacağı noktaları dikkate alınarak yorumlanmalıdır. Öğretide de benimsendiği gibi işletmenin devamına izin verilmesi önemli ve hissedilir ölçüde aktifleri azaltıyor ve/veya pasifleri arttırıyorsa ve bu durum konkordato süreci içinde geri dönüşü mümkün olmayan bir varlık-borç dengesizliğine yol açma ihtimalini gösteriyorsa iflas açılmalıdır.(Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku, 2018, Ankara, m.292, no.8)Ne var ki iflasın derhal açılması "son çare" olmalıdır. Eğer daha uygun tedbirlerle maddede gösterilen riskler aşılabiliyorsa o tedbirlerin uygulanması tercih edilmelidir (Budak/Tunç Yücel, Öztek-Yeni Konkordato Hukuku,2018,Ankara, m.292, no.8)Hal böyle olunca konkordatonun ana amaçlarından birisinin alacaklıların iflasa göre alacaklarını daha uygun şartlarla tahsil edebilmeleri noktasında gerekli şartların oluşturulması,ayrıca işletmenin faaliyetlerine mümkün olduğu takdirde devam etmesi,bu çerçevede konkordato projesinin başarıya ulaştırılması olduğu göz ardı edilemez.Yine konkordato talep eden davacıların konkordato talep ederken alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmelerinin engellenmesi amacıyla 2004 sayılı İİK m.292/f.1-bend(c) hükmü ile kanun koyucu açıkça düzenleme yapmış, borçluların alacaklıların zarara uğratma amacı ile hareket ettiğinin anlaşılması durumunda bu durumu kesin mühletin kaldırılması (konkordato geçici mühlet aşamasında ise geçici mühletin kaldırılması), konkordato talebinin reddi ve hatta davacı borçlu tacir ise iflas nedeni dahi saymıştır.Bu noktada kanun koyucunun, konkordato talep eden davacılar lehine İİK m.294 hükmünde belirtmiş olduğu takip yasağı başta olmak üzere birçok lehe düzenlemeler getirmiş olması karşısında bu hükümlerin uygulanmasının davacı borçlular tarafından talep olunması imkânının kötüye kullanılmaması da esastır.Konkordato ile alacaklılar,iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan ve daha fazla ölçüde alacaklarını elde ederler. 4949 sayılı Kanun ile 2003 yılında yapılan değişiklik sonucunda «alacaklılara da konkordato işlemlerine başlatılmasını isteme hakkı» tanınarak «borçlu ile alacaklılar» arasında eşitlik sağlanmış, başka bir deyişle bu suretle konkordatoda «borçlu ile alacaklıların menfaatleri eşit olarak» gözetilmiştir. Bu eşitliği bozmaya yönelik her türlü çabanın,hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı irdelenmelidir.Bu durumda kanunun konkordato talep eden davacı borçluya,konkordato talep etme ve kanunun kendisine tanıdığı imkânlardan yararlanma imkânını kayıtsız,şartsız ve sınırsız olarak verdiği kabul olunamaz. Zira yukarıda açıklandığı üzere hakkın kötüye kullanılması hukuk düzeni tarafından korunamaz. Hâkim, yukarıda belirtilen yasa maddeleri gereğince yasadaki boşluğu,objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde doldurmak zorundadır. Konkordato kurumu açısından kanun boşluğu olmak bir tarafa,kanun koyucu açıkça alacaklıları zarara uğratma amacına dönük konkordato taleplerinin engellenmesi yönünde de açık düzenleme getirerek konuya dikkat çekmiştir. Dosya incelendiğinde davacılara konkordato projeleri nedeniyle geçici mühlet verildiği daha sonra konkordato komiserlerinin raporları üzerine iki aylık geçici mühlet süresinin uzatılmasına karar verildiği görülmüştür. Geçici mühlet aşamasında bu sefer davacılar için konkordato komiser heyeti sunmuş olduğu 12/04/2026 tarihli raporlarında davacı borçluların komiser heyeti tarafından verilen talimatlara uymadıkları , mali şeffaflık ve iş birliği yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, mali verileri sunmadıkları ve de davacı şirketin de borca batık olduğu şeklinde rapor sunulmuştur. Bilindiği gibi komiser heyetinin talimatlarına uymama ve de konkordato projesinin geçici veya kesin mühlet sırasında başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı durumlarda konkordato komiserlerinin raporu üzerine hemen duruşma günü belirlenir. İcra ve İflas Kanunu'nun m.292/f.1 hükmü gereğince borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa., konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa ,borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse konkordato projesinin onaylanması talebinin reddine karar verilerek borçlunun iflasına karar verilir. Davamızda ise davacılar hem konkordato komiserlerinin talimatlarına uymamışlar hem de davacı şirket borca batık durumda bulunmaktadır. Davacıların konkordato komiserlerinin talimatlarına uymadıklarından konkordato projesinin onaylanması talebinin reddi kararının şartları oluşmuştur. Bu nedenle davanın reddi yoluna gidilmiştir. Konkordato komiserlerinin raporlarının denetimi açısından dosya ayrıca bilirkişiye verilmiş ve bilirkişiden 18/05/2026 tarihli rapor alınmıştır. Bu rapor da incelendiğinde konkordato komiserlerinin gerekçeleri ile benzer olduğu anlaşılmıştır. Gerek konkordato komiserleri raporu ve gerekse bilirkişi raporu göz önüne alındığında konkordato projesinin başarısız olduğu anlaşıldığından davanın reddi yoluna gidilirken tacir olan şirketin borca batık olması ve aynı zamanda konkordato komiserlerinin talimatlarını yerine getirmemesi nedeniyle şirketin iflasına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelere göre; 1-... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasına kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ (Vergi No:...), ... T.C.kimlik numaralı ... tarafından ileri sürülen konkordato taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, 2-Davacı ... ticaret sicil numarası ile ... Ticaret Sicili Müdürlüğünde kayıtlı davacı ... ŞİRKETİ (Vergi No:...) hakkında 21/05/2026 günü saat: 17:15'den itibariyle İFLASININ AÇILMASINA,Bu suretle şirketin İFLASINA, 3-Adı geçen davacı şirket ve gerçek kişi hakkında mahkememizce verilmiş olan tüm mühlet kararlarının ve tüm tedbir kararları daha önce kaldırıldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 4-Adı geçen şirket hakkında verilen iflas kararın derhal ... Nöbetçi İflas Müdürlüğüne ve ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, 5-Davacı şirket hakkındaki iflas tasfiyesinin İİK m.307/f.2 gereği İstanbul İflas Müdürlüğünce adi tasfiye usulüne göre icrasına, 6-Adı geçen davacı şirket hakkında verilen iflas kararının, iflas müdürlüğü tarafından İİK m.166 hükmü çerçevesinde ilan olunmasına, 7-Davacılar tarafından depo edilen tüm iflas avanslarının İstanbul İflas Müdürlüğüne gönderilmesine, 8-... T.C.kimlik numaralı ...' ün 1.sınıf tacir olmadığından iflas kararı verilmesine yer olmadığına, 9-Davacılar ... sicil numarasına kayıtlı davacı ...ŞİRKETİ (Vergi No:...), ... T.C.kimlik numaralı ...'ün konkordato talebinin red olunduğunun, tüm mühlet ve tedbir kararlarının kaldırıldığının, konkordato komiserlerinin görevlerine son verildiğinin daha önce ilan yapılan ticaret sicil gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına, 12-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00 TL karar ve ilamından peşin alınan 614,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına,13-Davacılar tarafından harcanan giderlerin davacılar üzerinde bırakılmasına,14-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde artan tüm avansların iadesine, Dair, davacılar vekili ve bir kısım alacaklılar vekillerinin yüzlerine karşı, diğerlerinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/05/2026Başkan Üye Üye Katip