İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında yerel mahkemenin davanın reddi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi.
Özet: Davacı şirket, davalı şirkete faturalı ticari mal satışlarından kaynaklanan 1.446.010,68 TL tutarındaki cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Davalı şirket, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesi ve delil sunumunda usul eksiklikleri bulunduğunu iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekili bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/712 KARAR NO: 2026/782T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 23/12/2021NUMARASI: 2018/892 Esas - 2021/1002 KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2026Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında sözleşme bulunduğunu, bu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin davalı şirket tarafından talep edilen ürün ve malları davalı şirkete ve/veya teslim edilmesini belirttiği şubelerine ve/veya mağazalarına fatura karşılığında teslim edildiğini ancak davalı şirketin bahse konu satımlardan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, satış bedellerini usulüne uygun olarak tam bir şekilde ödememiş olduğunu, taraflar arasında mevcut olan ticari ilişki nedeniyle müvekkili şirketin, davalı şirketten takip tarihi itibariyle 1.446.010, 68 TL cari hesap alacağı bulunduğunu, müvekkili şirketin bu alacağını tahsil edebilmek amacıyla davalı şirket hakkında .... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı ilamsız icra takibini başlattıklarını, davalı şirketin bahse konu icra takibinde borcun tamamına ve imzaya herhangi bir sebep göstermeksizin itiraz ettiğini ancak tarafların ticari defter ve belgeleri ile dayanağı faturaların incelenmesiyle müvekkili şirketin, davalıdan dava konusu takip tarihi itibariyle takip tutarı kadar alacaklı olduğunun anlaşıldığını, takip konusu alacak faturadan kaynaklı cari hesap alacağı olduğundan daha açık bir deyişle davalı şirketin itiraz edebileceği herhangi bir imzası bulunmadığından davalı şirket tarafından hangi gerekçeyle hangi belgedeki imzaya itiraz edilmiş olduğunun da taraflarınca anlaşılamadığını, bahse konu takibe haksız olarak itiraz eden davalı tarafın 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 67nci maddesi uyarınca takip konusu alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesinin de gerektiğini belirterek açıklanan nedenler ile davalı tarafın .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu usul ve yasaya aykırı borca ve imzaya itirazının iptaline, dava konusu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, davalı tarafın takip konusu alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını, bu nedenle zamanaşımı itirazları mevcut olduğunu, itirazın iptali davalarının bir yıllık süre içinde açıldığını ancak karşı tarafın işbu huzurdaki davayı 1 yıllık sürenin sonrasında ikame etmiş olup yasal süreye uymadıklarını, işbu sebeple huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, huzurdaki davada zamanaşımı itirazları bulunduğunu,“Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.” hükümlerinin haiz olduğunu ancak davacı tarafından dava dilekçesi ile herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, akabinde davacı tarafından tensip zaptına binaen delil dilekçesi sunulmuş olup davacıya söz konusu tensip zaptının hangi tarihte tebliğ edildiğinin, mahkemece verilen süre içerisinde delil dilekçesi ve eklerinin sunulup sunulmadığının taraflarınca bilinmediğini, müvekkili şirkete yalnızca dava dilekçesinin tebliğ edildiğini, delil dilekçesi ile delil dilekçesine ek olarak sunulan belgelerin ve tensip zaptının müvekkili şirkete tebliğ edilmeyerek işbu kanun hükümlerine aykırı hareket edildiğini, usul ve yasaya aykırı deliller ile delil listesine itirazlarını sunarak davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinin açıkça Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ na aykırı olup davanın usulden reddi gerektiğini, davacının iddialarının hiçbirinin ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılmadığını, davacının dayandığı delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini belirtmesinin zorunlu olduğunu, ancak davacının dilekçesinde yalnızca müvekkili şirketin borçlu olduğu iddiasında bulunduğunu; ancak hangi alacak kalemlerine ilişkin bir borç doğduğunu dahi belirtme zahmeti içine girmediğini, davacı tarafından kanun lafzına ve amacına aykırı bir şekilde hareket edilerek taraflarının savunma hakkının kısıtlandığını, davacı tarafından müvekkili şirkete karşı .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasıyla 1.446.010,68 TL asıl alacak iddiasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından taraflarınca borca, takibe ve sair tüm hususlara itiraz edildiğini, buna binaen davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde huzurdaki itirazın iptali davasının ikame edildiğini, davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıya ilgili ödemeler yapılarak işbu tarihe kadar sözleşme uyarınca tüm yükümlülüklerin yerine getirilmiş olduğunu, davacının başlattığı ilamsız icra takibinde borcun sebebi olarak 07.09.2017 tarihli sözleşmeyi dayanak olarak gösterdiğini, söz konusu sözleşmeye istinaden davacının müvekkili şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını belirterek açıklanan nedenler ile itirazın iptali davasının 1 yıllık süre içerisinde açılması gerekiyorken davacı tarafından işbu yasal süreye uyulmamış ve 1 yıllık süre geçtikten sonra işbu dava ikame edilmiş olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davacının davasının usulden reddine, davacının bir cari hesap alacağı iddiasında bulunmuş olup söz konusu alacak iddialarının hiçbir surette kabulü mümkün olmamakla birlikte TTK 101. Maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan huzurdaki davada zamanaşımı itirazları doğrultusunda usulden reddine, davacının delil dilekçesi ile ekleri taraflarına tebliğ edilmemiş olup, dava dilekçesi de HMK’ nın 119. Maddesinin e ve f bentlerine aykırılık teşkil ettiğinden davasının usulden reddine, davacının afaki ve müvekkil şirket ticari defter ve kayıtlarıyla uyuşmayan alacak iddiaları gerçeği yansıtmadığından ve müvekkili şirketin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığından davanın tümden reddine, taraflar arasında imzalanan çerçeve sözleşme uyarınca davacı şirket üretim hataları, kalite sorunları, ürünlerdeki şişmeler gibi ayıplardan sorumlu olduğundan ve mail yazışmalarıyla görüleceği üzere bu konular kendisinin de kabulünde olduğundan haksız ve mesnetsiz davasının tümden reddine, davacının herhangi bir hak ve alacak iddiasını kabul etmemekle birlikte davacının cari hesap ekstresi olduğunu iddia ettiği evrak bakımından taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunmayıp söz konusu cari hesap taraflar arasında kesilmediğinden muaccel olmayıp işbu sebeple davacının davasının reddine, davacının icra inkâr tazminatı talebinin tümden reddi ile davalı tarafa %20’ den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin yasal faizi ile birlikte karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...6100 sayılı HMK.nın 222.maddesinde ise ticari defterlerin delil olması düzenlenmiş olup; mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olduğu, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın, ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği bulunmayacağı gibi, hükme dayanak teşkil edemeyecektir. Davacı şirket ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda verilen bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2016 ve 2017 yıllarına ait ticari defterlerinin e-defter olarak tutulduğu, 2016- 2017 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış beratlarının yasal süreler içinde alınmadığı, 2016 ve 2017 yılı envanter defterlerinin inceleme için ibraz edilmediğinin belirtildiği, bu durumda adı geçen davacı şirket ticari defterlerinin sahibi lehine delil hakkına sahip olamayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır. 16.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 2016-2017 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil hakkını haiz olduğu görülmüştür. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre de davacının ticari defterlerinin lehine delil olarak kabulüne olanak yoktur. Davacı tarafça ileri sürülen alacağın varlığı başka deliller ile de kanıtlanamamıştır. Nitekim teknik inceleme sonrası davacının sağlıklı ve dayanıklı gıda üretiminde kusurlu olduğu kanaati oluşmuştur. Neticeten davacı şirket ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfını haiz olmadığının kabul edildiği, davalı şirketin kayıtlarının doğruluğunun kabul edilmesi gerekeceği, bu durumda davalı şirket kayıtlarının ticari defter kayıtları ile uyumlu olduğu ve birbirleriyle örtüştüğünün belirlendiği göz önüne alındığında 27.07.2017 tarihi itibariyle davalının davacıya bakiye borcunun da olmadığı göz önüne alınarak davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın alacağının tahsilini iddia ederek başlattığı icra takibinde ve iş bu itirazın iptali davasında kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kusurlu üretim yaptığı iddiasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, dosya kapsamında yer alan TSE raporları incelendiğinde, müvekkili şirketin denetim sırasında sorgulanan kriterlere göre yeterli olduğunun açıkça belirtildiğini, bunun yanında, her ne kadar davalı Mahkeme dosyasına sunduğu TSE Raporu ile müvekkili şirketin yetersiz puan aldığını ileri sürmekte ise de yine davalı şirketin talebi üzerine yapılan denetim sonrası hazırlanan 06.05.2015 tarihli TSE raporunda, müvekkili şirketin "denetimde sorgulanan kriterlere göre iyi konumda firmalar" anlamına gelen B kategorisinde yer aldığını, anılan sözleşme maddesi çerçevesinde, müvekkili şirketin sorumluluğunun ürünlerin davalı yan depolarına teslim edilmesine kadar olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda; iade edilmek istenen ürünlerin davalı yan mağaza veya depolarından teslim alınması sorumluluğunun müvekkili şirkete ait olmadığı ortada olmasına rağmen müvekkili şirket tarafından davalı ile olan ticari ilişkilerin korunması amacıyla birçok kez, kendi sorumluluğu olmamasına rağmen ayrıca nakliye ayarlayarak davalı tarafından iade edilmek istenen ürünler davalı yan depo veya mağazalarından bizzat iade alındığını, müvekkili şirket tarafından davalı yan için üretilen tüm ürünler, davalı tarafından müvekkili şirkete verilen reçeteler ve yine davalı tarafından belirlenen standartlar doğrultusunda üretilip ve paketlendiğini, dolayısıyla, davalı tarafından gerekli kontroller gerçekleştirilerek fatura ve imzalı irsaliye ile teslim alınan ürünlerin müvekkili şirket tarafından kusurlu üretildiği ve/veya taşındığı iddiasıyla iadesinin talep edilebilmesi veya imha edilerek karşılığının müvekkili şirkete yansıtılabilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında gerçekleştirilen ticaret süresinde, davalı yanca ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile ürünler müvekkili şirkete iade edilmeksizin ve müvekkili şirket tarafından tüm ürünler fatura ve imzalı irsaliye ile teslim edilmiş olmasına rağmen ekinde irsaliye olmaksızın iade faturaları kesilmiş olup; müvekkili şirket tarafından da işbu haksız faturaların davalı yana iade edildiğini, bunun yanında davalı tarafından, müvekkili şirket ile çalışılmayan bölgeler için dahi müvekkili şirkete iade faturaları kesildiğini, huzurdaki dosya kapsamında ikame edilen itirazın iptali davasına konu icra takibi, davalı şirket tarafından haksız ve hukuki dayanağı bulunmaksızın kesilen ve müvekkili şirketçe kabul edilmeyen faturalara ilişkin olup; işbu faturaların tamamı klasörler halinde huzurdaki dosya kapsamında bulunduğunu, mahkeme tarafından objektif kriterlerden uzak, tek taraflı ve yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın hazırlanan bilirkişi raporlarının hükme esas alındığını, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2020 tarih, 2019/296 E. ve 2020/301 K. Sayılı eksik inceleme neticesinde verilen haksız, usul ve yasaya tamamen aykırı kararının kaldırılmasına, haklı davalarının kabulü ile davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına, dava konusu alacakları likit olduğundan, haksız olarak takibe itiraz eden davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, sözleşme ve açık hesap alacağından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafından davalı hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında "sözleşme ve cari hesap ekstresinden kaynaklanan bakiye alacak" borcun sebebi gösterilerek 1.446.010,68 TL alacağın tahsili için 07.09.2017 tarihinde ilamsız takip başlatılmış , itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında Çerçeve Sözleşme imzalanmış olup, bu sözleşmenin her türlü hukuki ve ticari ilişkilerde uygulanacağı, verilecek her türlü siparişler açısından özel koşullar ve eklerinin bu sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu, sözleşmede alıcı sıfatıyla yer alan davalı şirketin, sözleşmede satıcı sıfatıyla yer alan davacı şirkete kâr veya sürekli alım taahhüdü vermediği, davalı şirketin üçüncü kişiler ile de aynı konularda çalışabileceği kararlaştırılmıştır. Çerçeve Sözleşmesi'nin 4.maddesi "Emtianın, Satıcı veya üçüncü kişi tarafından, Satıcının kabul ve taahhüt ettiği tarih, saat, miktar ve ambalajda teslim edilmesi sözleşmenin asli unsurudur. Satıcı, şahit numuneli alımlarda, emtianın şahit numune ile birebir aynı olacağını garanti etmiştir. Nakliye kapalı kasa kamyon ile yapılacaktır. Nakliye, yükleme, boşaltma, teslim ve hammaliye giderleri ile her türlü hasar ve ziyanın riski Satıcıya aittir.", Sözleşmenin 5.maddesi "Satıcı, emtianın, terkibi, spesifikasyonları, kalitesi, ambalajı, etiketi, geri kazanılabilir ambalaj sembolü, ve/veya Bakanlık'tan alınmış izin ve kod numarası dahil üzerindeki beyanlar açısından emtianın teslim edileceği ve/veya satılacağı ülkenin gıda, tüketici, çevre, sağlık vb. Mevzuatına genel örf ev adete uygun olduğunu, aksi durumda doğacak zararlar dışında, Sözleşmede yazılı cezai şartı da tazmin etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir.", Sözleşmenin 7.maddesi "Satıcı, bu sözleşme konusu alım satımlarda Türk Ticaret Kanunu' nun 25/3 maddesinin uygulanmayacağını, ayıp ihbar süresinin emtianın tesliminden itibaren altı ay olduğunu, partiler halindeki teslimatta sürenin son partinin teslim tarihinden başlayacağını, açık veya gizli ayıp halinde herhangi bir muayene ve ihbar yükü olmaksızın, üçüncü kişiye satılmış olsa dahi, emtiayı her zaman iade alacağını kabul ve taahhüt etmiştir." , Sözleşmenin 8.maddesi "Satıcı, bu sözleşme ve/veya eklerindeki yükümlülüklerinden herhangi birini ihlali halinde ve/veya siparişi verilen emtiayı şahit numuneye birebir uygun olarak ve/veya süresinde ve/veya eksiksiz ve/veya ayıpsız olarak teslim etmediği takdirde, Alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları saklı kalmak kaydıyla ve her iki halde de siparişin %20'si tutarında cezai şartı derhal nakden ve def'aten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir. Cezai şartta tenkis mümkün ve muteber değildir. Sadece kısmi teslimat yapıldığı ve/veya emtiada kısmi ayıplar bulunması veya sair herhangi bir yükümlülüğün kısmen ifası halinde de bu hüküm geçerlidir. Cezai şart, oluşacak maddi zararlar içerisinde değerlendirilmeksizin, maddi zararlardan mahsup edilmeksizin ayrı olarak hesap edilecek olup Alıcının fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklıdır.", Sözleşmenin 9.maddesi "Alıcı tarafından verileri her sipariş birbirinden bağımsız olarak değerlendirilecek olup, bir siparişte ortaya çıkacak alıcıdan kaynaklı olanlar dahil herhangi bir aykırılık ya da problem, satıcının diğer alıcı siparişlerini teslim ve sözleşme ile taahhüt ettiği yükümlülüklerini yerine getirmesine engel oluşturmaz. Satıcı her koşulda siparişleri tedarik ve teslimi taahhüt etmektedir." şeklindedir.Taraflar arasında 28.07.2015 tarihli fason üretim sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 2. Maddesi: “...üreteceği ürünlerle ilgili Türk Gıda Kodeksi, Türk Gıda Kodeksi Ürü Tebliği, TSE Standartları, Tarım Bakanlığı ve diğer resmi ve özel kuruluşlarla ilgili tüm kanuni yükümlülüklerini yerine getirecektir”, sözleşmenin 5. Maddesi: “Satıcı emtianın, terkibi, spesifikasyonları, kalitesi, ambalajı, etiketi, geri kazanılabilir ambalaj sembolü ve/veya Bakanlık'tan alınmış izin ve kod numarası dahil üzerindeki beyanlar açısından emtianın teslim edileceği ve/veya satılacağı ülkenin, gıda, tüketici, çevre sağlık vb. mevzuatına, genel örf ve adete uygun olduğunu, aksi durumda doğacak zararlar dışında, sözleşmede de yazılı cezai şartı da tazmin etmeyi kabul ve taahhüt etmiştir.”, sözleşmenin 8. Maddesi: “Satıcı, bu sözleşme ve/veya ekindeki yükümlülüklerden herhangi birini ihlali halinde ve/veya sipariş verilen emtiayı şahit numuneye birebir uygun olarak ve/veya süresinde ve/veya eksiksiz ve/veya ayıpsız olarak teslim etmediği takdirde, alıcının sözleşmeyi fesih ve/veya devam etme hakları saklı kalmak kaydıyla ve iki halde de siparişlerin %20” si tutarında cezai şartı derhal nakden ve defaten ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.”, sözleşmenin 10.maddesi: "... ... ....markalı ürünlerle ilgili her türlü hammadde temininden ve mamul ürün elde edildikten sonra, ürün A101 depolarına teslim edilene dek geçen aşamalarda oluşabilecek zarar, ziyan ve hasardan ...sorumludur." şeklindedir. Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4)Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli ve ticari ilişkinin tespiti için mahkemece ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiştir.Davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonunda tanzim edilen 16.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 2016 yılı defterlerin açılış ve kapanış beratlarının (onaylarının) yasal süresi içinde yapılmadığı, 2017 yılı defterlerinin açılış beratlarının yasal süresi içinde yapılmadığı, söz konusu yıllara ait envanter defterlerinin sunulmadığı, davacının dava konusu borca dayanak olan cari hesap ekstresine göre 17.06.2017 tarihinde devir olarak davalıdan 1.446.010,68 TL alacaklı olarak gözüktüğü belirtilmiştir.Davacının, davalı şirkete veya davalının davacıya düzenlediği faturaların incelenmesinde; davacının 2017 yılının Mayıs ayında 11.345,08 TL satış iade faturası tanzim ettiği, davalı tarafça davacı şirkete düzenlenen “aksiyon- ciro primi- ceza- analiz - afiş destek ve tesis kalite sorunları” açıklamalı faturaların tamamının davacı şirket tarafından davalı şirkete yeniden fatura edildiği, tarafların hesap hareketlerindeki yoğunluğun birbirine düzenledikleri iade faturalarının tekrar tekrar yeniden düzenlenmesinden kaynaklandığı, davalı tarafından davacı şirkete dönem içinde sevkiyat yaptığı bölgelere satışa destek adı altında düzenlenen aksiyon faturaları toplamının 126.266,17 TL olduğu, davalı tarafından davacı şirkete “ciro primi” adı altında düzenlenen faturalar toplamının 77.563,24 TL olduğu, davacının ciro primi açıklamalı faturalara TTK 21/2 maddesi hükmüne göre süresi içinde itiraz ettiği ve süresi içinde iade faturaları düzenlediği, davalı tarafından davacı şirkete “afiş destek” adı altında düzenlenen faturalar toplamının 6.897,67 TL olduğu, bu faturalara davacının TTK 21/2 maddesi hükmüne göre süresi içinde itiraz etmediği, süresinden çok sonra iade faturaları düzenlediği, davalı tarafından davacı şirkete “analiz” adı altında düzenlenen faturalar toplamının 1.080,29 TL olduğu, bu faturalara, davacının TTK 21/2 maddesi hükmüne göre süresi içinde itiraz etmediği, süresinden çok sonra iade faturaları düzenlediği, davalı tarafından davacı şirkete “ceza” adı altında düzenlenen faturalar toplamının 1.626,74 TL olduğu, bu faturaya, davacının TTK 21/2 maddesi hükmüne göre süresi içinde itiraz etmediği, süresinden çok sonra davacının bahse konu ürünlerin sevkinin davalı tarafından yapıldığı yönünde itirazı neticesinde iade faturasını düzenlediği, davalı tarafından davacı şirkete “tesis kalite sorunu” adı altında düzenlenen faturaların toplamının 132.252,03 TL olduğu, bu faturalara, davacının TTK 21/2 maddesi hükmüne göre süresi içinde itiraz etmediği, süresinden sonra iade faturaları düzenlediği, taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu olan diğer faturaların davalı tarafça davacı şirkete düzenlenen ürün iadelerine ilişkin faturalar olduğu, bu faturaların tamamının davacı şirket tarafından davalı şirkete yeniden fatura edildiği , davacı tarafından davalı için imal ettirilen ve üretimi yapılan ambalaj malzemesi ve ambalaj fatura bedelinin 275.679,06 TL olduğu belirtilmiştir. Davalı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonunda alınan bilirkişi raporunda, davalının 2015-2016-2017 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, incelenen davalı ticari defter kayıtlarının birbirleriyle örtüştüğü, davalı ticari defterlerinin davalı şirket lehine delil vasfını haiz olduğu, davalı şirketin dava konusu edilen faturalarının e- fatura olarak tanzim edildiği, davalı şirketin davacı şirkete borçlu gözükmediği, davacının dava konusu borca dayanak olarak koyduğu 01.01.2016-17.06.2017 tarihine kadar olan faturaların ekstre üzerinde tarih ve numaralarının bulunmadığı, açıklamalarda muhtelif faturalar, dekont işlemleri, genel gider faturaları olarak genel açıklamalarda bulunulduğu, bu nedenle davacı cari hesap ekstresi ile karşılaştırma yapma imkanı bulunmadığı tespit edilmiş olup; davacı ticari defter incelemesi ile yapılan karşılaştırma sonucu alınan ek bilirkişi raporunda, taraflar arasında devam eden borç-alacak bakiyelerinin bir birlerine hiçbir ay ve yılsonu devirlerinde eşit olmadığı, bunun daha çok her iki taraf arasında tanzim edilen iade faturalarının defalarca tekrarından meydana geldiği, davalının tanzim ettiği iade faturalarının davalı şirket kayıtlarında tek tek belirtildiği ve bunlarının çoğunun davacı tarafından kayda alınmadığı, davacı şirket kayıtlarının incelemeye elverişli olmadığı, dava konusu alacak faturaları olarak kayıtlarda gösterilen faturaların fatura numaraları bulunmadığı, muhtelif faturalar denildiği, bunlardan da alacağın hangi faturalardan olduğunun belirlenme imkânı bulunamadığı, davalı şirket iade faturalarının teknik ve muhasebesel inceleme neticelerine göre uygunluğunun kabulü gerektiği, davacı şirket kayıtlarının ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir.Somut olayda davanın ve takibin dayanağı sözleşme ve cari hesap ekstresinden kaynaklanan bakiye alacak olup, sözleşmenin haklı veya haksız feshine veya feshe bağlı bir alacak talebi söz konusu değildir. Tartışılması ve değerlendirilmesi gereken husus, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasındadır .1.Fatura düzenlenmesi, dayanağı kanıtlanamayan faturaların, düzenleyenin ticari defterlerinde kayıtlı olması, faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı) İspat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden üzerinde olup, faturalara konu malları teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı). Ticari defterlerin usulüne uygun tutulması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz.İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.Somut uyuşmazlıkta davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı izahtan vareste olup, davacı , davalı tarafından düzenlenen afiş destek bedeli (6.897,67 TL) açıklamalı faturaları ticari defterlerine kaydetmiş ve süresinden sonra iade faturası düzenlemiştir. Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. Bu halde afiş destek bedeli faturaları hakkında davacı tarafça düzenlenen iade faturaları, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi dayanağı kanıtlanmayan bu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davacının iddialarını ispata elverişli olmadığından davacı lehine de sonuç doğurmayacaktır.2.Taraflar arasında imzalanıp kabul edilen Fason Üretim Sözleşmesinin 12.maddesinde fason üretilecek ürünler ile ilgili ambalaj malzemelerinin davacı tarafından temin edileceği düzenlenmiş olup, davacının ambalaj bedeli açıklamalı 275.679,06 TL tutarındaki faturası davalı ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Bu durumda ispat külfeti bu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Taraflar arasında ambalaj malzeme bedeli ile ilgili olarak kararlaştırılan açık bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi davacı tarafça istinaf dilekçesinde belirtilen 11.09.2014 tarihli davalıya ait e postada davacı ile çalışmama kararı alınması halinde dahi ambalaj stokunda firmalarının zor durumda bırakılmayıp, çözüm sağlanacağı şeklinde yer alan ifadeden ambalaj malzeme bedelinin davalı tarafından kabul edildiği sonucuna ulaşılamaz. Dolayısıyla davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bu fatura yönünden davacı, alacaklı olduğunu dosya kapsamındaki deliller ile ispatlayamamıştır. 3. Davalı tarafından düzenlenen analiz bedeli , ceza bedeli, tesis kalite sorunu bedeli açıklamalı faturalara ilişkin olarak davacı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı tarafından süresinden sonra iade faturası düzenlendiği tespit edilmiş olmakla birlikte davalı tarafından tanzim edilen bu faturaların davacı ticari defterlerine kaydedildikten sonra iade edilip edilmediği bilirkişi raporundan anlaşılamamaktadır. Diğer yandan davalı tarafça ciro primi ve aksiyon giderlerinin davacıdan istenebilmesi ya da davacıya ödenecek satış bedelinden bu tutarların düşebilmesi için sözleşmede açık hüküm olması ya da taraflar arasında bu yönde uzun zamandan beri devam eden davacının da kabul ettiği bir fiili uygulama bulunması gerekir.Bu durumda dosyanın daha önce rapor sunan bilirkişiler dışında mali müşavir ve sektör uzmanı bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile öncelikle davacı ticari defterleri üzerinde yeniden inceleme yapılarak analiz bedeli, ceza bedeli, tesis kalite sorunu, ciro primi ve aksiyon giderleri konusunda davalı tarafça düzenlenen faturaların, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının incelenmesi, ticari defterlere işlendikten ve itiraz süresi geçtikten sonra davacı tarafından iade faturası düzenlenmiş olması halinde yukarıda yer verilen 1.maddeye göre değerlendirme yapılması, bu faturaların davacı ticari defterlerine kaydedilmemiş veya ticari defterlere işlendikten sonra süresi içinde itiraz edilerek iade fatura düzenlenmiş olması halinde çerçeve sözleşmesi hükümlerinin değerlendirilmesi suretiyle bu faturaların tanzim şekli ve dayanaklarının araştırılması , ciro primi ve aksiyon giderleri yönünden ayrıca taraflar arasında teamül oluşup oluşmadığı yönünde taraf ticari defterleri üzerinde yeniden inceleme yapılması ve belirtilen hususlarda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.4.Davalı ile akdedilen çerçeve sözleşmesi ve fason üretim sözleşmesi gereği davacının, emtianın, terkibi, spesifikasyonları, kalitesi, ambalajı, etiketi, geri kazanılabilir ambalaj sembolü ve/veya Bakanlık'tan alınmış izin ve kod numarası dahil üzerindeki beyanlar açısından gıda, tüketici, çevre sağlık vb. mevzuatına, genel örf ve adete uygun olması konusunda sorumluluğu bulunmakta olup, çerçeve sözleşmesinin 7.maddesinde de açık veya gizli ayıp halinde, herhangi bir muayene ve ihbar yükü olmaksızın üçüncü kişiye satılmış olsa dahi davacının, emtiayı her zaman iade alacağı hususu kararlaştırılmıştır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, TSE Muayene Gözetim Merkez Başkanlığınca hazırlanan 12.02.2015 tarihli denetim raporunda davacı tarafından davalı için üretilen ürünlerde ayrıntılı raf ömrü belirleme çalışmasının yapılmadığı bilgisine yer verilmesi nedeniyle davacının üretimhane şartlarına göre ürünlerin miatlarının gerçekçi olarak kabul edilemediği, satışa arz edilen reyondaki ürünlerin bombaj yapması ve iadeye ayrılma sebeplerinin ana unsurunun bu olduğu, davacı tarafından ürünlerin sevki sonrası ürün girdi kontrolünde, beyaz peynir merkezi ısısının 9,2 santigrat olarak tespitinin nakil esnasında soğuk zincir kurallarına uyulmadığını gösterdiği, girdi kontrollerinde ambalajların ıslanmış olduğu, ambalaj içerisinde kıl ve sinek ölüsü olduğu, ürün etiketlerinin okunamaz hale geldiği, bazı ürün etiketlerinde çift son kullanım tarihinin basılı olduğu, soğuk hava deposu ve satış reyonlarındaki ürünlerde de bombaj oluşumu gibi sorunların davacının üretimhanede hijyen ve sanitasyon kurallarına yeterince riayet etmediği, mikrobiyel üreme ve kontaminasyonlara kaynak oluşturduğunun göstergesi olduğu , bu durumun iadeye ayrılan ürünlerin sayısal olarak artışına sebebiyet verdiği, TSE Raporunda temizlik, dezenfeksiyon, ürün güvenliği konularını kapsayan “Kritik Uygulamalar” kısmında 100 üzerinden 64 puan almasının ürünün güvenli gıda olarak halka sunumunda önem arz ettiği, davacının sağlıklı ve dayanıklı gida üretiminde kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir. Taraflar arasında ürünlerdeki bozulmalara ve etiketlerdeki son kullanma tarihine ilişkin sorunlara ilişkin birçok yazışma bulunduğu, içeriği davacı tarafça inkar edilmeyen birçok yazışmada ürün iadesi konusunda işlem yapılacağının ve ürünlerin son kullanma tarihlerine ilişkin sorunların çözüleceğinin beyan edildiği görülmektedir.Davacı, davalı şirketin iade faturası olarak düzenlediği bir kısım faturalarda belirtilen ürünlerin kendisine teslim edilmediğini; bir kısım iade faturalarında ve irsaliyelerde adet ve kgları belirtilen ürünlerin kendisine eksik teslim edildiğini; davalı tarafından ürün teslim edilmediği gerekçesi ile düzenlenen bir kısım iade faturalarına konu ürünleri davalıya teslim etmiş olduğunu; davalı şirketin iade faturası olarak düzenlediği bir kısım faturalarda belirtilen ürünlerin, son kullanma tarihi geçtiği iddiasıyla düzenlenen ürünler olduğunu; davalı hatasından kaynaklı olarak saklama koşulları nedeniyle bozulmuş, tarihi geçmiş ürünlerin iadesine ilişkin olarak iadesi mümkün olmadığı halde hakkında fatura düzenlendiğini iddia etmiş; davalı ise mal kabul sırasında depoda ve mağazada yapılan kontrol sırasında tek ürün üzerine aynı son kullanma tarihinin iki defa basılmış olduğunu ; birçok üründe son kullanma tarihi ve parti no bilgilerinin silik olduğunu , son kullanma tarihi ve parti bilgilerinin koli içindeyken bir üsteki ürünün tabanına bulaştığı hususlarında davacı ile mail yazışmaları yapıldığını; davacı tarafından teslim edilen bir kısım ürünlerin bozuk olması, bir kısım ambalajlı ürünlerde şişme/bombaj oluşması nedeniyle durumun davacıya bildirildiğini; davacının fason üretim sözleşmesinde ayıplı ürünleri iade alacağının kararlaştırılması nedeniyle davacıya yapılan iadelerin ve iade faturalarının haklı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar varsa bu faturalar yönünden davacı ticari defterlerinin lehine delil teşkil edebilmesi için belgeleme ve kaydın belgeye dayanması ilkesine (TTK'nın 64/2. maddesi ve gerekçesinden) uygun olması gerekir. Bunun yanı sıra kaydın dayandığı belge dayanağının da ispatlanması gerekir. Davalı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturaları var ise bu faturalar yönünden faturanın dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekir. Somut olayda taraf defterleri arasındaki uyumsuzluk her iki taraf arasında tanzim edilen iade faturalarından ve bu faturaların tekraren iade edilmesinden kaynaklanmakta olup, hükme esas alınan bilirkişi raporu iade faturaları yönünden denetime elverişli değildir. Bu durumda taraf ticari defterleri üzerinde yeniden inceleme yapılarak dosyanın mali müşavir ve sektör uzmanı bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile davalı tarafça düzenlenen (teslim edilmeyen ürünlere yönelik iade faturaları, iade edilen ürünlere yönelik iade faturaları, tarihi geçmiş ürünlerin iadesine yönelik iade faturaları) iade faturaları yönünden, iade faturası içerikleri ile dayanak belgeler ile taraflar arasında imzalanan çerçeve ve fason üretim sözleşmesi hükümleri ve dosyaya sunulu mail yazışmaları, TSE denetim raporları değerlendirilmek suretiyle alınacak rapor sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2026