Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin sürücüsü bilinmeyen araçla trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle açılan belirsiz alacak tazminatı davasında yerel mahkeme ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Trafik kazası sonucu sürücüsü ve plakası belirlenemeyen bir aracın çarpmasıyla kalıcı sakatlık yaşadığını iddia eden davacı, maddi tazminat talebiyle açtığı davada, yerel mahkemece yapılan incelemede, sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı, geçici iş göremezlik süresinde ise kaza anında 18 yaşını doldurmamış ve gelir getirici bir işte çalışmaması nedeniyle herhangi bir kazancının olmadığı tespit edildiğinden geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili ise bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
ERZURUMBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2024/1728 KARAR NO : 2026/505T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 19/11/2024 (Karar)NUMARASI : 2023/469 Esas, 2024/485 KararDAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : 26/03/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.11.2019 tarihinde sürücüsü ve plakası bilinemeyen ... marka beyaz renkli bir araç yaya konumunda bulunan müvekkiline çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, kaza meydana geldiğinde araç sürücüsünün aracından inerek müvekkilin yanına gelip ne olduğunu sorduğunu, akabinde ‘bir şey olmaz’ diyerek aracına binip uzaklaştığını, müvekkilinin olaydan sonra ambulans yardımı ile hastaneye gittiğini, sürücüsü ve aracın olay yerinden ayrılmış olması nedeniyle kaza tespit tutanağı tutulamadığını, müvekkilinin kolluğa giderek şikayetçi olduğunu, olay nedeniyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/... soruşturma numarası ile taksirle yaralama suçundan soruşturma başlatıldığını, soruşturma sonunda daimi arama kararı verildiğini, müvekkilinin bu olay sebebiyle hastanede tedavi gördüğünü, malul kaldığını, ...Üniversitesi Adli Tıp ABD tarafından 30...2022 tarihli Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik esas alınarak düzenlenen maluliyete ilişkin raporda maluliyetin % 3 olarak tespit edildiğini, müvekkilinin öğrenci olduğunu, müvekkilimin iş gücü kaybından dolayı sigorta şirketine müracaat ettiklerini, 163684 numaralı hasar dosyası açıldığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile sonuçlandığını, maddi tazminatın belirsiz olduğunu alınacak uzman bilirkişi raporu sonucunda davanın belirli hale geldikten sonra dava taleplerini artırmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi tazminata yönünden belirsiz alacak davası açtıklarını, müvekkilinin yaralanması sebebiyle oluşan maluliyetten kaynaklı şimdilik daimi iş göremezlik nedeniyle 50,00-TL, geçici iş göremezlik nedeniyle 50,00-TL olmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süresinin dolduğunu, zorunlu arabuluculuk başvurusunun usule uygun yapılmadığını, müvekkil şirketin KTK gereği yaptırılması zorunlu olduğu halde ZMSS yaptırılmamış veya plakası tespit edilemeyen araçların motorlu araçların işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya sakat kalmasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı meydana gelen bedeni zararları söz konusu sigorta mevzuatı çerçevesinde araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve kaza anında geçerli limitler dahilinde karşılandığını, müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının maluliyet oranının tespiti gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri sigorta poliçesi teminatı dışında olduğunu, davacının kalıcı iş göremezlik zararının oluşmadığını, müvekkil şirketin davacının talepleri bakımından bir sorumluğunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davası olduğundan, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda davacının maluliyetinin tespiti kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e göre yaptırılmıştır. Yine bu ilamlar doğrultusunda aktüerya raporu TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlettirilmiştir.Davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporunda yukarıda belirtildiği şekilde, davacının sürekli iş göremezliğinin bulunmadığı ancak üç ay süre ile geçici iş göremezliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının kaza tarihi ve sonrasındaki üç aylık dönemde 18 yaşını doldurmamış olduğu ve gelir getirici bir işte çalışmaması nedeniyle herhangi bir kazancının bulunmadığı dikkate alındığında, geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceğinden, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle "Davanın reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF İTİRAZLARI: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin maluliyetinin belirlenmesinde ATK raporunun esas alındığını, ancak söz konusu rapora karşı itirazlarının göz ardı edildiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin vücudunda kemik kırıkları meydana geldiğini, sol ayak bileğinde meydana gelen kırık ve şişlikler nedeniyle hareket kısıtlığını ve ayağını kullanmama gibi sorunlarla karşılaştığını, vücut eklem hareketlerinde kısıtlılık oluştuğunu, maluliyet oranının bu kadar düşük olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin hakkını zedeler mahiyette olduğunu, .... Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen raporda aynı yönetmeliğin esas alınmasına rağmen müvekkilinin maluliyetinin %3 olarak belirlendiğini, ancak ATK tarafından müvekkilinin maluliyetinin olmadığı yönünde görüş bildirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, her iki rapor arasında çelişki olduğunu, müvekkilinin şikayetlerinin henüz geçmediğini, vücudundaki sekellerin iyileşmesinin tamamlanmadığını, vücudunda kalıcı sekeller oluştuğunu, kaza sonrası psikolojik yıpranması nedeniyle müvekkilinin iyileşme süresinin devam ettiği hususları göz önüne alındığında belirlenen süreden daha uzun bir müddet sonra iyileşebileceğinin ortada olduğunu, kazadan kaynaklı vücudunda oluşan sekellerin müvekkilinin malul kalmasına neden olduğunu, tüm bunlara rağmen ATK tarafından hatalı değerlendirme yapılan raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmamasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, aktüer raporunun hatalı olduğunu, rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, karar gerekçesinin aksine trafik kazalarında meydana gelen yaralanmalara ilişkin belirlenen tazminatın sadece gelir getiren işte çalışan kişinin kaza akabinde işte çalışamaması nedeniyle uğradığı maddi zarar olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu zararın efor tazminine ilişkin olduğunu, yani kişinin trafik kazasında yaralanması halinde kendi işlerini görmesi nedeniyle daha fazla güç, çaba ve efor harcamasından kaynaklı zararına ilişkin olup sadece çalışmamasından kaynaklı alması gereken ücreti alamaması olarak değerlendirilemeyeceğini, geçici de olasa kişinin vücudunda meydana gelen hasarın karşılığına ilişkin olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde sürücüsü ve plakası bilinemeyen ... marka beyaz renkli bir araç yaya konumunda bulunan müvekkiline çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin kalıcı olarak sakatlandığını, kaza meydana geldiğinde araç sürücüsünün aracından inerek müvekkilinin yanına gelip ne olduğunu sorduğunu, akabinde ‘bir şey olmaz’ diyerek aracına binip uzaklaştığını, müvekkilinin olaydan sonra ambulans yardımı ile hastaneye gittiğini, sürücüsü ve aracın olay yerinden ayrılmış olması nedeniyle kaza tespit tutanağı tutulamadığını, müvekkilinin kolluğa giderek şikayetçi olduğunu, olay nedeniyle taksirle yaralama suçundan soruşturma başlatıldığını, soruşturma sonunda daimi arama kararı verildiğini, müvekkilinin bu olay sebebiyle hastanede tedavi gördüğünü, malul kaldığını, iddia ederek maddi tazminat talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, davacı vekilince davacının yaralandığı, bu nedenle iş göremezlik halinin oluştuğu gerekçesiyle belirsiz alacak davası açılmış, aynı dilekçe ile ...Üniversitesi Adli Tıp Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından davacının yaralanmasına ilişkin düzenlenen 30...2022 tarihli rapor alındığı, bu raporda davacının tüm vücut özür oranının % 3 olduğunun belirtildiği ileri sürülmüştür. Dava dilekçesi ekinde iş bu raporun bir örneği dosyaya sunulmuş ancak mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 29.04.2024 tarihli raporu esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Mahkemece esas alınan ATK raporunda, "davacının 22...2024 tarihli muayenesinde; kazada sol ayak bileğinin kırıldığını, ameliyat olmadığını, psikiyatrik takip ve tedavi görmediğini ifade ettiği, fizik muayenesinde her iki hemitoraks solunuma eşit olarak katıldığı, ral ronküs duyılmadığı, Ortopedi muayenesinde; Alt ekstremite uzunlukları sağ ve sol 92 cm, kruris çevresi sağ ve sol 34 cm olduğu, Sağ ve sol diz fleksiyon: 130 derece, ekstansiyon: 0 derece olduğu, sağ ve sol ayak bileği dorsifleksiyon: 15 derece, plantar fleksiyon: 60 derece, inversiyon 25 derece, eversiyon 15 derece olduğu, “27.12.2019 tarihli kruris grafilerinde sol fibula distal metafizde lineer kırık ” tespit edildiğine göre; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu" rapor edilmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 29.05.2024 tarihli itiraz dilekçesinde ise, davacının kazadan kaynaklı vücudunda kırıklar oluştuğu, sol ayak bileğinde meydana gelen kırık ve şişlikler nedeniyle hareket kısıtlılığı ve ayağını kullanmama gibi sorunlarla karşılaştığı, merdiven inip çıkarken zorluk ve şişme yaşadığı, davacının vücut eklem hareketlerinde kısıtlılık oluştuğu, 29.04.2024 tarihli rapor ile 30...2022 tarihli raporlar arasında çelişki oluştuğu, bu çelişkinin giderilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak mahkemece 10...2024 tarihli duruşmada davacının bu talebi hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir ara karar oluşturulmadan dosyanın aktüerya uzmanı bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Somut olayda, dosya kapsamında bulunan hastane evraklarına göre, davacının kaza nedeniyle sol ayak bileğinin kırıldığı, her iki hemitoraks solunuma eşit olarak katıldığı, ral ronküs duyulmadığı, alt ekstremite uzunlukları sağ ve sol 92 cm, kruris çevresi sağ ve sol 34 cm olduğu, Sağ ve sol diz fleksiyon: 130 derece, ekstansiyon: 0 derece olduğu, sağ ve sol ayak bileği dorsifleksiyon: 15 derece, plantar fleksiyon: 60 derece, inversiyon 25 derece, eversiyon 15 derece olduğu, dosyaya 27.12.2019 tarihli kruris grafilerinde sol fibula distal metafizde lineer kırık oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça dava dilekçesinde, somut olaya konu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle ...Üniversitesi Adli Tıp Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapora göre davacının % 3 maluliyeti oluştuğu belirtilerek belirsiz alacak davası açılmıştır. Ancak, mahkemece davacının dosyaya ibraz ettiği yukarıda belirtilen 29.04.2024 tarihli rapor ile 30...2022 tarihli raporlar arasında çelişki giderilip davacının maluliyet oranı netleştirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu durumda mahkemece davacıya ait tüm tedavi evraklarının dosyaya celbi sağlandıktan sonra tüm delillerle birlikte dosyanın ... Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Üst Kuruluna gönderilerek, olay tarihinde davacının yaşı da dikkate alınarak olay tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre vücuttaki yaralanmanın ve sürekli işgöremezliğin trafik kazası sonucu meydana gelip gelmediği, sakatlığın kalıcılığı, tıbbi tedaviye cevap verip vermediği, tedavi durumuna göre "gelişen durumun" olup olmadığı, varsa hangi tarihte sonlandığı ve davacının kaza nedeniyle maluliyet oranının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenerek çelişkilerin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve HMK 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, dosyanın usulü kazanılmış haklara riayet edilerek yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacının sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacının sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.