İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalıların icra dairesi yetkisine ve sözleşmedeki imza aidiyetine yönelik itirazlarının mahkemece resen değerlendirilmesi.
Özet: Bir bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan alacağını tahsil etmek amacıyla müteselsil borçlu ve kefillere karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davalıların icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı üzerine mahkeme, yargılamanın ön şartı olarak resen incelediği yetki hususunda, taraflar arasındaki sözleşmenin yetkili mahkeme ve icra daireleri bölümünün boş bırakıldığını tespit etmiştir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/6 Esas
KARAR NO : 2020/63
DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/09/2019
KARAR TARİHİ : 05/02/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı borçlu şirketler arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden borçlu şirketlere kredi kullandırıldığını, sözleşmede davalıların müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile yer aldığını, borçluların ödeme taahhüdünü yerine getirmemeleri nedeniyle hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi yapıldığını, davalıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak itiraz ettiklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, sözleşme kapsamında davalıların sorumlu oldukları nakdi ve gayri nakdi alacakların miktarlarının belirlenerek takip talebinde gösterildiğini, kefaletleri nedeniyle gösterilen miktarlardan sorumlu bulunduklarını, uygulanan faiz oranının taraflarca akdedilen sözleşme ile kabul edilen faiz oranı olup takip talebinde faiz oranlarının açıkça belirtildiğini bildirmiş, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmesinde müvekkili davalı...nin imza ve yazı örneklerinde yapılan incelemede Genel Kredi Sözleşmesinin 43. ve 46. sayfasında müvekkiline atfen atılmış olan tarihin yanındaki paraf imza ve yazı örneklerinin müvekkiline ait olmadığı hususunda bilirkişi tarafından görüş bildirildiğini, "20/11/2013" tarih ibaresinin müvekkilinin yazı örnekleri ile uyuşmadığını, bu tarihin yanındaki paraf imzaların müvekkiline ait olmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi uyarınca kefaletin usul ve yasaya uygun olarak verildiğinin kabulü için kefalet tarihi ve kefalet limitinin kefil olanın eli ürünü olması gerektiği gibi bu durumun kamu düzeninden olması nedeniyle mahkemece resen nazara alınması gerektiğini, sözleşmedeki imzaların müvekkili...e ait olmaması nedeniyle müvekkili hakkında takip yapılması ve ihtiyati haciz kararı alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava, davalıların müteselsil borçlu ve kefil sıfatı ile yer aldıkları ticari nitelikli genel kredi sözleşmesinden doğan borcun süresinde ödenmediği iddiası ile hesabın kat edilmesinden sonra yapılan icra takibinde davalıların icra dairesinin yetkisi ile borca ve ferilerine ilişkin yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyasında; davacı banka, davalılar hakkında takibe ve davaya konu genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan nakdi ve gayri nakdi alacaklarının tahsili için 10/08/2018 tarihinde ilamsız icra yoluyla takip yapmış, ödeme emrinin davalılara tebliğinden sonra davalılar vekili yasal itiraz süresi içinde uyap üzerinden sunduğu itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesinin Tire İcra Dairesi olduğunu bildirerek icra dairesinin yetkisine itirazla birlikte müvekkillerinin borcu bulunmadığını iddia ederek borcun tamamına ve ferilerine itiraz etmiş, bu nedenle takip durmuştur.
İtiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmemiş olması nedeniyle dava yasal süre içinde açılmıştır.
İtirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edildikten sonra mahkemenin yetkisine itiraz edilmesi halinde İ.İ.K'nun 50. maddesi hükmü göz önünde tutularak öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığının belirlenmesi halinde icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın iptaline karar verildikten sonra mahkemenin kendi yetkisini incelemesi gerekmektedir.
Yetkili icra dairesinde takip yapılması, geçerli bir icra takibinin varlığı yönünden zorunlu olup bu durum itirazın iptali davalarında dava şartlarından biridir. İcra müdürlüğünün yetkili olduğunu resen inceleme yetkisinin bulunmaması nedeniyle, bu dava şartı mahkeme tarafından resen gözetilmek zorundadır.
Somut olayda, davalı tarafça icra takibinin yetkisine itiraz edilmiş, buna karşın mahkememizin yetkisiz olduğu konusunda ilk itirazda bulunulmamıştır.
Her ne kadar davacı tarafın dava dilekçesinde yetki itirazına ilişkin hiçbir açıklamaya yer vermediği gibi davalı tarafın cevap dilekçesinde de bu konuda bir açıklama ve istemde bulunulmamasına rağmen itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması nedeniyle icra dairesinin yetkisi yukarıda açıklanan yargılama usulü kuralları çerçevesinde mahkememizce resen incelenmiştir.
Davaya konu genel kredi sözleşmelerinin "Yetkili mahkeme, icra daireleri ve kanuni düzenlemeler" başlıklı 19. maddelerinde yetkili mahkeme ve icra dairelerine ilişkin bir bölüm ayrılmasına rağmen yetkili icra dairesi ve mahkemesi bölümü boş bırakılmış, bir yer adı yazılmamış, aynı paragrafta kredinin sonradan başka bir şubeye nakdedilecek olması halinde nakdedilen şubenin bulunduğu yer mahkeme ve icra dairelerinin de yetkili kılındığı, ayrıca bu durumun müşterinin ikametgahı ve bulunduğu yerin veya müşteriye ait mal ve değerlerin veya kredinin nakdedildiği şubenin bulunduğu yerin adli mercilerine başvurulmasına engel olmayacağı kararlaştırılmıştır. Bunun yanında taraflar arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinde başkaca bir yetki düzenlemesine yer verilmemiştir.
Sözleşmelerde yetkili kılınan bir yer belirlenmemekle birlikte yukarıda açıklanan ilave yetkili yerler belirlenmiş, kanunen yetkili mahkeme ve icra dairelerinin yetkileri saklı tutulmamıştır.
Davaya konu kredi sözleşmelerinde yer alan borçluların sözleşmedeki yazılı adresleri ile davalıların tamamının yerleşim yerleri Tire'dir. Bunun yanında kredi sözleşmesinin yapıldığı şube davacı bankanın Tire Şubesi'dir. Davalılar itiraz dilekçesinde takibin yetkisiz icra dairesinde yapıldığını, yetkili icra dairesinin Tire İcra Dairesi olduğunu bildirmişlerdir.
Kredi sözleşmelerinde taraflarca uyuşmazlığın çözümündeki yetkili yerin belirlenmediği, sözleşmede yalnız kredinin şubeler arası nakledilmesi ile müşterinin yerleşim yeri ve mal varlığının bulunduğu yerin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafça dava dilekçesinde icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın iptali konusunda hiçbir açıklamaya yer verilmediği ve bu konuda bir delil ve belge sunulmadığı gibi davaya konu kredinin bir başka şubeye nakdedildiğine dair bir iddiada bulunulmadığı, sözleşmedeki tarafların yerleşim yerinin İzmir olduğu ya da İzmir'de mal varlıklarının bulunduğu yönünde bir iddiada da bulunulmadığı, davaya konu kredi sözleşmelerinde yer alan borçlular ile davalı müteselsil kefillerin tamamının adreslerinin Tire olarak yazılı olduğu, bu duruma göre takibin İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesi ile HMK'nun yetkiye ilişkin düzenlemelerine göre yapılabileceği, bu bağlamda alacağın para borcundan kaynaklanması nedeniyle TBK'nun 89. ve HMK'nun 10. ve 14. maddeleri ile Türk Ticaret Kanunu'nun 7. maddesinde düzenlenen teselsül karinesinin somut olayda uygulanması gerektiği, buna göre takibin sözleşmelerin düzenlendiği ve ifa edileceği yerde yapılabileceği gibi genel yetki kuralı gereğince sözleşmede taraf olan borçlular ile müteselsil kefillerin yerleşim yeri mahkemesinin yetki alanında da yapılabileceği, sözleşmelerin düzenlendiği ve ifa edileceği yerin davacı bankanın Tire Şubesi olup HMK'nun 6. ve 7. maddeleri uyarınca sözleşmede taraf olan bütün borçluların sözleşmedeki yazılı yerleşim yerlerinin de Tire olduğu göz önünde tutulduğunda Tire İcra Dairesi'nin yetkili olduğu, bu durumda İzmir İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olup icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığı anlaşılmakla geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle dava koşulu gerçekleşmediğinden HMK'nun 114 (2) ve 115 (2) maddeleri uyarınca özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle;
1-Dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Davacı bankanın...Yönetimi A.Ş'nin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6741 sayılı Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesi ve 24/01/2017 tarih 2017/9756 kararname eki ve kararın 2. bendi gereği harçtan muaf olması nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı taraf yararına A.A.Ü.T'nin 7 (2) maddesi uyarınca takdir edilen 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/02/2020
Başkan...
E-İmzalıdır
Üye...
E-İmzalıdır
Üye ...
E-İmzalıdır
Katip...
E-İmzalıdır