Danıştay 4. Dairesi, Boğaziçi Kanunu kapsamında ruhsatsız yapı yıkım kararını hukuka uygun bulurken, cezaların şahsiliği ilkesi gereği malike değil yapıyı yapana uygulanması gereken idari para cezasını iptal etmiştir.
Özet: Davaya konu olan ruhsatsız çatı ve kapalı garaj yapımına ilişkin uyuşmazlıkta, alt mahkemelerce, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu gereği yapının yıkımına dair idari işlem hukuka uygun bulunarak davanın bu kısmı reddedilirken, 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca taşınmazın maliki olan davacıya uygulanan idari para cezasının, cezaların şahsiliği ilkesi gereği fiili yapanın net olarak belirlenmemesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak iptaline karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/778Karar No : 2025/5205 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ...sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ..., ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde, daha önce 1 No'lu yapı tatil tutanağı ile mühürlenmiş ruhsatsız yapının üstüne çatı ve ön cepheye kapalı garaj yapıldığının ... tarih ve ... sayılı ... nolu yapı tatil tutanağı ile tespit edildiğinden bahisle, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca söz konusu ruhsatsız yapının yıkılmasına ve 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca davacı adına 365.198,71-TL tutarında idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Beykoz Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile mahkeme kararında metnine yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmaz üzerinde ruhsatsız şekilde yapı yapıldığının usulüne uygun şekilde düzenlenen yapı tatil tutanağı ile sabit olduğu anlaşıldığından, ... tarih ve ...sayılı Beykoz Belediyesi Encümen kararının söz konusu ruhsatsız yapıların 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca yıkılmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, para uyarısı yönünden ise, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinde para cezası yaptırımının uygulanacağı ruhsata aykırı veya ruhsatsız "yapının sahibi" ibaresinden, ister yapının mülkiyetine sahip kişiler isterse kiracı, yapı malikinin yakını, intifa hakkı sahibi gibi üçüncü kişiler olsun inşai faaliyeti yapan kişilerin anlaşılması gerektiğinin açık olduğu, bahse konu taşınmazın tapuda maliki olarak görünen davacının ise sadece bu nedenle ruhsatsız yapıyı yaptığı kabul edilerek yapı sahibi olarak nitelendirilemeyeceği, dolayısıyla cezaların şahsiliği ilkesi gereği imara aykırı yapıyı yapanın açık ve net olarak belirlenmesi ve yapıyı yapana para cezası verilmesi, birden fazla yapı sahibi bulunması halinde ise her bir kişi yönünden ayrı ayrı sorumluluk ve ceza miktarının gösterilerek işlem tesis edilmesi gerektiği, bu kapsamda davalı idarece, uyuşmazlık konusu ruhsatsız yapıların kim ya da kimler tarafından yapıldığı hususunda gerekli araştırma yapılarak, mevzuata aykırı inşai faaliyeti yapan kişi veya kişilerin tespit edilmesi ve idari yaptırımın da bu kişi veya kişilere uygulanması gerekirken, bu hususta gerek dava konusu işlemde gerekse yapı tatil tutanağında para cezasına konu fiili kimin işlediğine, diğer bir ifadeyle “yapı sahibinin” kim olduğuna dair herhangi bir tespitte bulunmaksızın, davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde, daha önce 1 no'lu yapı tatil tutanağı ile mühürlenmiş ruhsatsız yapıların üstüne çatı ve ön cepheye kapalı garaj yapıldığının tespit edildiği gerekçesiyle, doğrudan davacı adına idari para cezası uygulanmasına ilişkin tesis edilen dava konusu encümen kararının bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin yıkıma ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, para cezasına ilişkin kısmı yönünden ise işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından yapıdaki ruhsata aykırılıkların giderilmesi için herhangi bir süre verilmediği, 1 aylık yasal süre dolmadan yıkıma ilişkin işlemin tesis edilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğu, taşınmazın davacı tarafından kiraya verildiği, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi uyarınca davacının işlemediği bir fiil nedeniyle cezalandırılamayacağı, yıkıma yönelik davanın reddedilmesi nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI :Para cezasının usul ve mevzuata uygun olarak belirlendiği, cezanın muhatabının davacı olduğu hususunun yapı tatil tutanağı ile tespit edildiği, aksini ispat külfetinin davacıda olduğu, mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye göre karar verildiği ileri sürülmektedir.DAVACININ SAVUNMASI : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : Davalının temyiz istemi yönünden: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, dava konusu işlemin para cezasına ilişkin kısmı yönünden iptaline ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davacının dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.Davacının temyiz istemine gelince: 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı; İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemektir" hükmüne, 11. maddesinde; "Boğaziçi Alanındaki yapılar, kazı izni verildiği günden itibaren Boğaziçi İmar Müdürlüğünce inşaat ruhsatına ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen esaslara göre denetlenir. Boğaziçi İmar Müdürlüğü, denetleme sırasında inşaat ruhsatı ve eklerine ve bu Kanunla belirlenen imar mevzuatına aykırılıkları bir tutanakla tespit eder. Tutanak tanziminde mal sahibi veya müteahhit veya fenni mesulün bulunması esastır. Bunların bulunmamaları halinde inşaatta çalışan herhangi bir kişinin bulunması da yeterlidir. Terkedilmiş bir inşaatta tutanak, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. İnşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırılığı tespit edilen yapılar için, tutanak tanzimi ile birlikte inşaat mühürlenir. Yapının mühürlendiğini belirten belge ve levhalar yapının muhtelif cephelerine asılır. Bu suretle durum mal sahibine veya müteahhide veya fenni mesule tebliğ edilmiş sayılır..." hükmüne; aynı Kanunun 12. maddesinde; "Kullanma izni verilen yapıların, Boğaziçi İmar Müdürlüğünce tespit edilecek önceliklere göre ve bir program dahilinde, projelerine ve imar mevzuatına uygunluğu denetlenir. Denetleme sırasında tespit edilen aykırılıklar bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen esaslara göre tespit edilir ve derhal Boğaziçi İmar Müdürlüğüne bildirilir. Tutanak tanziminde mal sahibi veya yönetici veya kiracının bulunması esastır. Terkedilmiş yapılarda tutanak Boğaziçi İmar Müdürlüğünce görevlendirilecek asgari üç görevli tarafından tanzim edilir. Yapıda imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentiler, bu kanunun 13. maddesinde belirtilen esaslara göre Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yıkılır ve yıktırılır..." hükmü, "Yıkım işleri" başlıklı 13. maddesinde, "Yıkım işleri: Aşağıda belirtilen yapılar Boğaziçi İmar İdare Heyetinin kararı ve Boğaziçi İmar Müdürünün yazılı emri ile yıkılır veya yıktırılır.a) İnşaat ruhsatı olmayan yapılar,b) Yapının, inşaat ruhsatı ve eklerine ve imar mevzuatına aykırı yapılmış bölümleri,c) Boğaziçi İmar Müdürlüğünce mühürlenerek yapımı durdurulmuş yapıların mühürlendikten sonra yapılan ilaveleri,d) Yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklikler ve eklentileri. Bu Kanun hükümlerine göre yıkılması gereken yapılar tespit edildiğinde Boğaziçi İmar Müdürlüğünce derhal valiliğe bildirilir. Vali, Boğaziçi İmar İdare Heyetini en geç yedi gün içinde toplayarak konunun karara bağlanmasını sağlar ve kararı Boğaziçi İmar Müdürlüğüne gönderir. Yıkım emri 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine bağlı kalınmaksızın güvenlik kuvvetleri veya belediye zabıta kuvvetleri tarafından mal sahibine veya müteahhide tebliğ edilir. Bu tebligat onbeş gün içinde tamamlanır. Tebligatın bu şekilde yapılması mümkün olmadığı takdirde, yıkım emri yapı mahallinde görülebilecek bir yere onbeş gün müddetle asılır ve bu işlem bir tutanakla belirlenir. Bu suretle durum mal sahibi veya müteahhide tebliğ edilmiş sayılır. Tebligatın tamamlanmasından itibaren onbeş gün içinde yapı, mal sahibi veya müteahhit tarafından yıkılmadığında, yıkım işlemi Boğaziçi İmar Müdürlüğünce yerine getirilir ve yıkım masrafları % 20 fazlası ile mal sahibi veya müteahitten tahsil edilir." hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 46. maddesinde; 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 6. maddesiyle oluşturulan kurulların kaldırılarak, görev ve sorumlulukların 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun 2. maddesinde belirlenen ve 22/07/1983 onay tarihli plana göre Boğaziçi alanında gösterilen "Boğaziçi Sahil Şeridi" ve "Öngörünüm" bölgelerindeki uygulamalar İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığınca, "Gerigörünüm" ve "Etkilenme" bölgelerindeki uygulamaların da ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarınca yerine getirileceği, düzenlemelerine yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 18 Mayıs 2018 tarihli ve 30425 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddesinin birinci fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir." hükmüne, dördüncü fıkrasında; "Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir." hükmü; dokuzuncu fıkrasında "Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlarda bulunan yapılar ile Hazineye ait sosyal donatı için tahsisli araziler üzerinde bulunan yapılar bu madde hükümlerinden yararlandırılmaz." hükmü; onbirinci fıkrasında ise, "Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, başvuru süresi 15/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.), bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi (31/12/2018 tarih ve 538 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, yapı kayıt bedeli ödeme süresi 30/6/2019 tarihine kadar uzatılmıştır.) halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği düzenlenmiş olup; başvuranların beyanına göre Bakanlık veya yetkilendireceği kurum ve kuruluşlarca verilen yapı kayıt belgelerinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar ilgililere geçici süreliğine bazı haklar tanıdığı; 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesinin 9. ve 11. fıkralarında ise, anılan Kanun hükmünden yararlanması yasaklanan yapı ve alanların belirlendiği, bu bağlamda, anılan Kanun hükmü uyarınca yapı kayıt belgesi verilemeyecek yapılardan olduğu ya da alanlarda bulunduğu anlaşılan ya da Kanun'da açıkça belirtildiği üzere 31/12/2017 tarihinde ve bu tarihten sonra yapıldığı tespit edilen veyahut ilgili özel kanunlarındaki düzenlemeler ile korunan doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanları, kültür varlıkları, ormanlar, meralar ve kıyılar gibi alanlarda bulunan yapılar hakkında, aslında düzenlenmemesi gereken yapı kayıt belgesinin düzenlendiğinin anlaşılması durumunda, söz konusu yapı kayıt belgesinin, yapı kayıt belgesini düzenleyen idare tarafından iptal edilmesi gerektiğine kuşku bulunmamaktadır. Ayrıca yapı sahibinin beyanına dayalı düzenlenen yapı kayıt belgesi ile kayıt altına alınan yapıların, belgenin düzenlenmesine temel oluşturan 3194 sayılı Kanunun Geçici 16. maddesi ile belirlenen şartları taşımadığının ilgili idaresince tespiti halinde anılan Kanuna dayanılarak hazırlanan Tebliğin 8. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yine yetkili idaresince iptal edilmesi ve bu belgenin sağladığı hakların geri alınması mümkün olduğu gibi, yargısal incelemesi devam eden davalarda da Yasanın istisna kapsamına aldığı alanlarda yapılan yapılar ile 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığı idaresince somut olarak kanıtlanan yapıların yapı kayıt belgesi ile sağlanan haklardan yararlanamayacağı da açıktır. Dosyanın incelenmesinden; İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ..., ... ada, 276 parsel sayılı taşınmazın 26/09/2009 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli Beykoz ilçesi Boğaziçi alanı gerigörünüm ve etkilenme bölgeleri koruma amaçlı uygulama imar planında "B lejantlı konut alanı, ilköğretim tesis alanı, otopark alanı ve yol " olarak planlandığı, davacı tarafından, uyuşmazlık konusu yapılar için iki adet yapı kayıt belgesi alındığı, bunlardan birincisinin, ... tarihli, ... başvuru numaralı yapı kayıt belgesi olduğu, bu belgenin, anılan adreste ... Dış Kapı No: ..., Ada: ..., parsel ... sayılı yerde, 1697,58 m² yapı alanı, 11 ticari bağımsız bölüm için alındığı, ikincisinin ise, ... tarihli, ... başvuru numaralı yapı kayıt belgesi olduğu, bu belgenin, anılan adreste ... Ada: ..., parsel ... sayılı yerde, 203,00 m² yapı alanı, 1 ticari bağımsız bölüm için alındığı, davalı idare tarafından, yapıların 31/12/2017 sonrası yapıldığı için davacı tarafından sunulan yapı kayıt belgelerinin bir hükmünün bulunmadığının savunulduğu, söz konusu iki adet yapı kayıt belgesinin iptal edilip edilmediğine ilişkin bilgi ve belge istenilmesine ilişkin olarak idare mahkemesince verilen ara kararına cevaben verilen, İstanbul Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün ...tarih, ... sayılı yazısında, belirtilen iki adet yapı kayıt belgesinin bulunduğunun tespit edildiği belirtildiği, yazıda, yapı kayıt belgelerinin iptal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir bilgi verilmediği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, İdare Dava Dairesince anılan yapı kayıt belgelerinin hukuka uygun olup olmadığı veya geçerliliğini sürdürüp sürmediği yönünde herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan, yıkıma ilişkin kısmı yönünden davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği görülmektedir. Bu durumda; dava konusu taşınmazdaki yapılar için için düzenlenen ... tarihli, ... başvuru numaralı ve ... tarihli, ... başvuru numaralı yapı kayıt belgesinin geçerli olup olmadığı, veya geçerliliğini sürdürüp sürdürmediği hususu araştırılarak açıklığa kavuşturulduktan sonra ortaya çıkacak duruma göre bir karar verilmesi gerektiğinden, eksik inceleme sonucu verilen temyize konu İdare Dava Dairesi kararının yıkıma ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının, dava konusu işlemin para cezasına ilişkin kısmının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,3. Anılan İdari Dava Dairesi kararının, dava konusu işlemin yıkıma ilişkin kısmının oybirliğiyle BOZULMASINA,4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 13/10/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasa'nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Başka bir anlatımla cezaların şahsiliği ilkesi; kimsenin, işlemediği bir eylemden dolayı sorumlu tutulmamasını, suçun işlenmesine bizzat ya da dolaylı olarak katılmadıkça cezalandırılamayacağını belirtmektedir. Anayasanın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "İdari müeyyideler" başlıklı 42. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır, 2. fıkrasında ise; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta; davacının maliki olduğu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi, ..., ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde, daha önce 1 No'lu yapı tatil tutanağı ile mühürlenmiş ruhsatsız yapıların üstüne çatı ve ön cepheye kapalı garaj yapıldığının ... tarih ve ... sayılı 2 No'lu yapı tatil tutanağı ile tespit edildiğinden bahisle yapı sahibi olarak davacı adına 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca idari para cezası verildiği, söz konusu taşınmazın 01.12.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle davacı tarafından ... Lens Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne kiraya verildiği, anılan şirketin halihazırda taşınmazın kiracısı olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu işlemin para cezasına ilişkin kısmın, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gerekçesiyle iptali yolunda verilen karara karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusu, temyize konu İdare Dava Dairesi kararı ile reddedilmiş ise de; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin birinci fıkrasında, imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren sorumlular hakkında müeyyide uygulanacağı hükmüne yer verilmekle, yapı sahibinin somut olarak tespit edilememesi halinde aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihteki sorumluların muhatap alınacağının kabul edildiği, ikinci fıkrasında ise, ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, anılan Kanun hükmünde belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezasının tatbik edileceğinin düzenlendiği; bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 11. ve 12. maddeleri uyarınca düzenlenen mühür fekkine ilişkin 08.10.2021 tarihli yapı tatil tutanağı ve öncesinde düzenlenen 20.09.2018 tarihli 1 no'lu yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarih itibarıyla, davacının maliki olduğu uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kaydında niteliğinin 'arazi' olarak kayıtlı olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan kira sözleşmesinde, 01.12.2014 kira başlangıcı, kiralanan şeyin kullanım amacının, 'ofis katı+depo+otopark ve konteyner alanı olarak yazılı olduğu, taşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak yapıldığı tespit edilen yapılar için davacı tarafından yapı kayıt belgelerinin alındığı anlaşılmakta olup, bu haliyle davacının mevcut aykırılıklara konu imalatlardan yararlandığı gibi, söz konusu imalatları sahiplenerek aykırılığın sürekliliğinin sağlandığı;öte yandan Kanun maddesinde sözü edilen "yapı sahibi" ifadesinin yapının inşası aşamasında "tespiti halinde" malik dışındaki kişilere de para cezası verilebileceği şeklinde anlaşılması gerektiği, imara aykırı imalatların sonradan tespiti halinde ise söz konusu aykırı imalat yapanın bilfiil tespit edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle para cezasının tutanağın tanzim edildiği tarihte tespit edilen yapı sahibine (yapının malikine) verilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu, yapı malikinin ödediği/ödeyeceği para cezasını şayet varsa aykırı imalatı yapandan "rücu davası" yoluyla istemesine herhangi bir engel bulunmadığı hususları gözetildiğinde; yukarıda yer verilen Kanun hükmü uyarınca yapı sahibi sıfatıyla davacıya idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; davacının maliki olduğu taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapılar yapıldığından bahisle verilen idari para cezasında, "cezaların şahsiliği ilkesi" açısından hukuka aykırılık bulunmadığından, işlemin esası yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerekmekte olup; işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu İdare Dava Dairesi kararının anılan kısmının bozulması gerektiği oyuyla, Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.