İşveren tarafından sağlanan araçla işe ulaşım sırasında meydana gelen iş kazası sonrası maddi ve manevi tazminat talebinin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalı şirket aracıyla işe giderken şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanması nedeniyle açtığı maddi ve manevi tazminat davasını özetlemektedir; davacı, kusuru olmaksızın vücudunda çok sayıda kırık, kalıcı işlev kaybı ve engellilik oluştuğunu iddia ederek tedavi giderleri, kazanç kaybı ve manevi zararlarının tazminini talep ederken, davalı şirket, kazaya karışan aracın servis aracı olmadığını, davacının şoförden kendisini almasını rica ettiğini ve emniyet kemeri takmamasının yaralanmalarının şiddetini artırdığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/894 E., 2025/266 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 3. İş MahkemesiSAYISI : 2016/1099 E., 2023/575 K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı ... ve ... ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve ... ... Şirketi vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirket tarafından tahsis edilen araç ile ulaşımın sağlandığını, dava konusu kazanın ise, 28.10.2016 tarihinde 08.10 sularında ... Mahallesi ... Mahallesi arasında ... hakimiyetinde bulunan 06... plakalı ...marka aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu gerçekleştiğini, davacının hiç kusuru olmaksızın iş kazasından zarar gördüğünü ve yaralandığını, 28.10.2016 tarihinde davacıyı iş yerine götürmek için 06... plakalı araç ile diğer davalı ...'in şoför olarak dava dışı ...'un yolcu olarak geldiğini, davacının arka koltukta oturduğunu, araca biner binmez emniyet kemeri takmaya çalıştığını, ancak arka koltukta bulunan emniyet kemeri arızalı olduğundan takamadığını, talihsiz kazanın gerçekleştiği gün farklı bir araç ile farklı bir şoför geldiğini, farklı güzergah kullanıldığını, kaza öncesi günlerde... isimli şoför tarafından ulaşımın sağlandığını, kaza günü ise ...'in geldiğini, uyuşmazlık konusu trafik kazasının davalı Şirket aracıyla davalı şirket çalışanının şoförlük yaptığı sırada iş yerine giderken gerçekleştiğini, sağ kolunda kırık sebebiyle platin takma operasyonu geçirdiğini, sağ el parmaklarda işlev kaybı yaşandığını, sol kolunda dirseğin dağılması sebebiyle platin takıldığını, sol elde bulunan iki parmağın tamamen kullanılmadığını, yaşadığı işlev kaybı sebebiyle imza atamadığını ve kalem tutamadığından vekalet verirken parmak basmak zorunda kaldığını, sağ bacağında bulunan kaval kemiğinde kırık olması sebebiyle sağ bacağına platin takıldığını, ayağa destekli desteksiz kalkamadığını, ayağa kalkıp kalkamayacağı hakkında kesin bir bilgi alınamadığını, kafasında kırık ve çatlaklar bulunduğunu, sol köprücük kemiğinde kırık mevcut olduğunu, kalça kemiğinde kırık mevcut olduğunu, ihtiyaçları için destek aldığını, annesi ve ablasının yardımlarının söz konusu olduğunu, davacının sürekli fizik tedavi alması gerektiğini, yatalak olması ve ulaşımın zor şartlar altında gerçekleşiyor olması sebebiyle fizik tedavi için doktorun gün aşırı eve geldiğini, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya tamamen yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik gücün sarsılmasından doğan kayıplar olarak maddi tazminat ve manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait 06... plakalı araçla işe gitmekteyken kaza geçirdiğinden bahisle maddi manevi tazminat davası açıldığını, davacının kusursuz olduğu iddiasının yerinde olmadığını kazaya karışan araç şirketinin servis aracı olmayıp, şirketin dışarıdaki işlerini yapmak için kullanıldığı bir hizmet aracı olduğunu, normal şartlarda her gün işe gelmek için davacının da kullandığı servisin, kazanın olduğu gün aynı güzergahta servis hizmetini verdiğini, davacının servis güzergahına kadar yürümemek için ...'in kullandığı araç ile kendisini evin önünden almış olup bu hususta kesinlikle davalı müvekili şirket yetkililerinin bilgisinin olmadığını yukarıda bahsettiği üzere, kazaya karışan aracın servis aracı değil, hizmet aracı olduğunu ve servis yapmasını yasak olduğunu, kazanın gerçekleştiği tarihten bir gün evvel geç saatte iş bittiği için söz konusu aracın diğer davalı ...'de kaldığını, sabah da davacının kendisinden ricası üzerine davacıyı evinin önünden alarak işe gelirken kaza yaptıklarını, davacı yanın emniyet kemerini takmadığı için kazada ağır yara aldığını, aynı kazada araç içerisinde sürücü ... ve yolcu ...'ın kazayı hafif sıyırıklarla atlattığını, her iki şahsın kaza sonrası kolluk ifadelerinde emniyet kemerlerinin takılı olduğu için kazayı hafif atlattıkları ve araçtan kendi çabaları ile çıktıklarını, davacının ise,muhtemelen emniyet kemeri takmadığı için araçtan fırladığını düşündüklerini ifade ettiğini, davacı arka koltukta tek başına seyahat ettiğinden orta koltuk veya sol arka koltuğa oturup emniyet kemerini takması gerektiğini, kazanın tamamen davacı işçinin kusuruyla, kendi dikkatsizliği nedeni ile gerçekleştiğinin gözetilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle, davaya konu kaza günü 06... plakalı şirket aracı ile aynı işyerinde çalıştığı davacı ve ...'ı sabah işyerine gitmek için evlerinden aldığını, davacının olay günü işe gitmek için kendisini almasını istediğini, aracın şirketin servis aracı olmadığını, akşam mesaiye kalan işçileri evlerine gitmeleri için verilmiş bir araç olduğunu, olay gününden bir gün önceki akşam mesaiye kaldığı için aracın kendisinde olduğunu, normalde şirket servisini kullandığını, davacının da aynı şekilde şirketin servisini kullandığını, kaza günü sabah 07.40 sıralarında işe giderken ... Mahallesi yakınlarına geldiğinde yolun diğer tarafını rampa ile çıktığı sırada, plakası ve cinsini hatırlayamadığı uzun kamyon ya da tır olduğunu düşündüğü bir araç ile karşı karşıya geldiğini, araca çarpmamak için direksiyonu sağa doğru kırdığını ve aracın hakimiyetini kaybettiğini, taklalar atarak aracın sürüklendiğini, araçtan kendisi ve sağ ön koltukta oturan dava dışı arkadaşı ...'ın kendi imkanlarıyla çıktığını, ancak davacının aracın dışında yola yakın bir yerde hareketsiz olarak yattığını gördüğünü, hemen yanına giderek konuşmaya çalıştıklarını ve sağlık ekiplerine haber verdiklerini, dava dilekçesinde aracın emniyet kemerinin bozuk olduğu ve bunu tarafına bildirdiğini beyan etmişse de bu şekilde bir konuşmanın yaşanmadığını, lakin aracın arka kısmında 3 adet emniyet kemeri olduğunu ve davacının bunlardan herhangi birini takmadığını, davacının bu husustaki iddiaları doğru olmamakla kabul etmediğini, kazada herhangi bir kusuru olmadığını, kazanın olmaması için elinden gelen çabayı sarf ettiğini, bu zamana kadar bu şekilde bir kaza yapmadığını, trafik kurallarına her zaman riayet ettiğini, kaza sonrası davacıya elinden gelen yardımı yaptığını, söz konusu kazada tarafına kusur adledilmesinin hukuka aykırı olduğunu, haksız davanın reddi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Ankara Batı 2. İş Mahkemesinde SGK'nın açtığı rücuen alacak dosyasında sürekli iş göremezlik derecesine itiraz sonucu %51 yerine %39 sürekli iş göremezlik oranına göre gelirin ilk peşin sermaye değeri hesaplanıp mahkemece bu oran üzerinden dosya karara bağlandığından Mahkemece bilirkişi tarafından %39 peşin sermaye değerine göre hesaplanan karşılanmamış gerçek zarar üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilerek her iki davalı müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak maddi tazminat talebinin kabulü ve manevi tazminatın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı ... ve.... A.Ş. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavalı vekili istinaf sebepleri olarak özetle; dava konusu kaza ile müvekkili şirket arasında illiyet bağı olmadığını, öncelikle olayda davalı şirkete yüklenecek bir kusurun da bulunmadığını, davacının şirket bünyesinde grafiker olarak çalışmaktayken, 28.10.2016 tarihinde şirket servis aracı olmayan 06... plakalı diğer davalı ...'in kullandığı araç ile iş yerine gelirken trafik kazası geçirdiğini, araca bindikten sonra, emniyet kemerini takmış olsaydı yaralanmayacağını, zarar meydana gelmeyeceğini, en büyük kanıtın kazaya karışan araçta önde oturan ancak emniyet kemerini taktığı için kazadan hiçbir yaralanma ve para almadan kurtulan ... olduğunu, şirkete atfı kabil herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, işverenin sorumluluğunu tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınması gerektiğini, olayda davacının zararının meydana gelmesinde ve artmasında tam kusurlu olduğunu, davacı hakkında düzenlenen maluliyet raporu yanlış yönetmeliğe göre düzenlenmiş olup erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik kapsamında yeni bir maluliyet raporu alınması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen maluliyet raporunda, kalıcı maluliyet oranı meslekte kazanma gücü kaybına göre %39 olarak tespit edilmişse de, poliçe tanzim tarihinin olay tarihi göz önüne alındığında kanun ve poliçe genel şartlar gereği 20.02.2019 tarihinden itibaren tanzim edilen raporlarda, erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğin uygulanacağını, dava dosyasında alınan 27.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda özetle emniyet kemerlerinin çalışır vaziyette olduğunun tespit edildiğini, dava konusu sigorta poliçesinde 11.03.2016 tarihinde tanzim edildiğini, yeni genel şartların ise, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girdiğini, yeni genel şartların yürürlüğe girmesinden sonra poliçe akdinin tanzim edilmesi sebebiyle maluliyet oranında farklılık olacağının ortada olduğunu, kalıcı maliyet oranının yeniden tespiti gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin tamamının %51 peşin sermaye değeri üzerinden yapıldığından alternatif hesaplamaya gidilmeksizin zarar tazminat hesaplamasından düşünülmesi gerektiğini, peşin sermaye değerinin SGK Başkanlığı tarafından rücu davasına konu edilebilecek miktarının %100 maddi zarar miktarından maksubu gerektiğini, itirazları doğrultusunda bilirkişiden ek raporu alınması gerektiğini, davacının emeklilik dönemine ilişkin pasif dönem geliri olarak hesaplama yaparak sürekli iş göremezlik tazminatına eklenmesi yerinde olmayıp kabul etmediklerini, emekli aylığı aldığı dönemde zaten çalışamayacak olması düşünüldüğünde gelir kaybının düşünülemeyeceğini, sürekli iş göremezlik hesabı yaparken ücretin asgari ücretin 1.12655 katı olarak esas alarak hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, itiraza konu rapora göre talep edilen zarar tazminat talebine bu yönüyle itiraz ettiklerini, zorunlu mali mesuliyet ve iş yeri mali sorumluluk sigortası yapılan sorumlu sigorta şirketlerine tazminat taleplerinin yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili şirket yönünden taleplerin reddi gerektiğini, sigorta şirketinin ilk peşin sermaye değeri bağlanan gelirden sorumlu olduğu gibi geçici iş göremezlik ödeneğinden de sorumlu olduğunu, ancak zorunlu mali mesuliyet sigorta kapsamında kabul edilmeyen alacak kalem ve tutarları olduğuna karar verilmesi halinde de kaza tarihinde işveren sorumluluk sigortasını yapan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağına talep edilen hüküm kurulan manevi tazminat miktar ve tutarının fahiş olduğunu beyan ederek Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dosya kapsamına, mevcut delil durumuna ve yukarıda belirtilen ölçütlere göre yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve.... A.Ş. vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.3. DeğerlendirmeA) Davalı ... ve.... A.Ş. vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine İlk Derece Mahkemesince davacı yararına 80.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı ... ve.... A.Ş. vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI.KARARAçıklanan sebeple;Davalı ... ve.... A.Ş. vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Davalı ... ve.... A.Ş. vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.