Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık davasında zorunlu müdafiinin karar duruşmasında bulunmamasıyla kısıtlanan savunma hakkı nedeniyle bölge adliye mahkemesi hükmünü bozdu.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen karara ilişkin temyiz incelemesinde, sanığa isnat edilen suçun beş yıldan fazla alt sınırı olan bir ceza gerektirmesi nedeniyle, Ceza Muhakemesi Kanununun 150/3. maddesi uyarınca karar duruşmasında zorunlu müdafiin hazır bulundurulması zorunluluğuna uyulmadan yargılamaya devam edilmesiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilmiştir. Bu usulü aykırılık nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun reddine dair hükmü bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine iade edilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2024/107 E.  ,  2026/2919 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2021/1968 E., 2023/1012 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin "verilen kararın usûl ve yasalara aykırı olduğuna, söz konusu cezanın miktarı, verildiği iddia edilen zarar göz önünde bulundurulduğunda oldukça fazla olduğuna, lehe olan kanun hükümlerinin uygulanmadığına, çalındığı iddia edilen aracın sahibine teslim edilmesi nedeniyle zararın bulunmaması dolayısıyla alt sınırdan ceza verilebilecekken en üst hadden cezalandırılması hakkaniyete aykırı olduğuna, sanığın sosyal durumunun göz önünde bulundurulmadığına, müvekkilinin evsiz olup bir ekmeğe dahi muhtaç olduğuna, ayrıca sanık kekeme olduğundan kendisini ifade edemediğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeple 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için ... 16. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.