İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, destekten yoksun kalma tazminatı istemli davanın derdestlik şartları nedeniyle usulden reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının müteveffa çocukları için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı davasının, ilk derece mahkemesi tarafından aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak daha önce açılmış ve görülmekte olan bir dava bulunması nedeniyle derdestlik dava şartı yokluğundan usulen reddedilmesi üzerine, davacının derdestlik şartlarının oluşmadığı ve usuli hatalar yapıldığı iddiasıyla yaptığı istinaf başvurusunu inceleyerek, Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının başka dosyalarda benzer taleplerde bulunduğunu ve müdahil olduğunu da göz önünde bulundurarak ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygunluğunu değerlendirme sürecini açıklamaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ40. HUKUK DAİRESİTÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIDOSYA NO: 2026/896 KARAR NO : 2026/745 İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ: 24/09/2024NUMARASI : 2024/554 Esas -2024/695 KararDAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 14/05/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili...'nın eski eşi, müteveffa ...'nın da anneleri olduğunu, ...tarafından müteveffa çocukları ...'nın desteklerinden yoksun kaldığından bahisle dava açtığını, ...müteveffa çocukları ile tüm ilişkilerini kopardığını, müteveffalarla birlikte ... ile de uzun yıllardan beri görüşmediğini, babalık vazifesini yapmadığını herhangi bir ilişkisi kalmadığını, müteveffalara hiçbir şekilde destek olmadığını, 2020 tarihinde davacı ..., müteveffa çocukları dahil, ...'yı mirasçılıktan çıkardığını, bu nedenlerle destekten yoksun kalma oranının hesaplanmasında dile getirilen hususların göz önüne alınmasını, ... ...'ya ödenmesi gereken tazminat miktarının, mahkeme aksi kanaate hasıl olursa hesaplanacak tutara göre farkın taraflarına ödenmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince; davanın HMK'nin 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca pasif husumet dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili: Derdestlik şartlarının oluşmadığını, davaların konusu ve talep sonuçlarının tamamen farklı olduğunu, yerel mahkemenin, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nden gelen asıl alacak davalarının önce İstanbul'daki 2021/716 Esas sayılı dosyayla usulsüzce birleştirmiş, ardından bu birleştirmeden doğan karmaşayı çözmek yerine dosyayı tefrik ederek (2024/554 Esas) "senin zaten diğer dosyada müdahale talebin var, bu dava derdesttir" diyerek işin içinden çıkmaya çalıştığını, bu hatalı silsilenin, müvekkilin asıl alacağına kavuşmasını engellemek için kurulmuş usuli bir engele dönüştüğünü, vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını belirtmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:İlk derece mahkemesince; "taraflar arasında dava tarihi itibariyle derdest dava bulunmakla HMK'nin 114/1-ı ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir.Davacı vekilinin, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesince 2022/1141 Esas sayılı dosyanın mahkemesinin 2021/716 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen dava ile destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır. Yine, baba ... ... tarafından açılan mahkemesinin 2021/716 Esas sayılı destekten yoksun kalma davasına, davacı ... ...'ın destekten yoksun kalma talep hakkı olmadığından onun hakkının kendisine verilmesini talep ederek davaya müdahil olduğu anlaşılmıştır. Davacının müdahil olduğu talebi yönünden davası tefrik edilerek iş bu esası aldığı anlaşılmıştır.Davanın açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de davanın görülmekte olmasıdır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir çıkarı bulunmamaktadır.Dava şartlarını düzenleyen HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" biçiminde ifade edilen derdestlik dava şartlarındandır. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz. Buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir.Öte yandan dava konusu uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması da dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir. HMK'nin 303. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bir davaya şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarının, her iki davanın dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması zorunludur. Bu nedenle maddi anlamda kesin hükmün varlığının belirlenmesi bakımından eski (ilk) dava ile yeni (ikinci) davanın, konularının aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski (ilk) davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni (ikinci) davanın talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. İkisi aynı ise dava konularının aynı olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının "i" bendinde belirtilen dava şartlarından olan aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması koşulunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için eski (ilk) davanın biçimsel anlamda da kesinleşmiş olması da gerekmektedir.Diğer yandan HMK'nin 115. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre de mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.Dosyada içeriğinden; davacının taleplerinin farklı olduğu, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesince 2022/1141 Esas sayılı dosyanın mahkemesinin 2021/716 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen dava ile destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği, müdahil olduğu davada ise sigorta poliçe limiti nedeniyle davacı babanın tazminat hakkı olmadığından talepte bulunduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda açıklanan şekilde yargılama yapılması delillerin değerlendirilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına,2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,3.İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5.Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6.İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/05/2026