4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca kadastro yenileme sonucu tapu sicilindeki hatadan kaynaklanan taşınmaz yüzölçümü azalması nedeniyle Hazineden tazminat istemi davası.
Özet: Davacı, tapu sicilinin hatalı tutulması neticesinde taşınmazının yüzölçümünde 1.430,05 metrekare eksilme meydana geldiğini ileri sürerek, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 1007 nci maddesi uyarınca hazineden tazminat talep etmiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul ederken, bölge adliye mahkemesi bu kararı, yüzölçümü eksikliğinin kaba hesap ve yazımdan kaynaklandığı, zeminde bir değişiklik olmadığı ve devletin sorumluluğu doğduğu gerekçesiyle onamış olup, hazinenin temyiz başvurusu Yargıtay tarafından değerlendirilmektedir.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1449 Esas, 2025/1388 KararKARAR : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/314 Esas, 2024/232 KararTaraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 08.09.2006 tarihinde satın alma yoluyla maliki olduğu Kocaeli ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 570 parsel (yeni 1 34... parsel) sayılı 10.480, 00... yüzölçümlü taşınmazın, 15.11.2013 tarihinde kadastro yenileme çalışması sırasında yüzölçümünün 9.049, 95... ye düşürüldüğünü, davacının taşınmazında tapu sicil müdürlüğünün kusuru nedeniyle 1.430, 05... azalma meydana geldiğini ileri sürerek uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tazminini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tespit edilen bedelin çok düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu işlemde tapu sicil müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığını, davalı Hazinenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, sabit sınırlarla çevrili davaya konu taşınmazın karşılığı zeminde olmayan yüzölçümü miktarına göre tazminat talep edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, uygulanan kapitalizasyon faiz oranının hatalı, objektif değer artış oranının ise çok yüksek olduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olup denetlenemediğini, hükme esas alınamayacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 08.09.2006 tarihinde davacı tarafından 10.480, 00... olarak satın alındığı, yenilemenin tescilinin 18.12.2013 tarihinde yapıldığı, yenilemeden sonra taşınmazın yüzölçümünün 9.049, 95... olarak tapuya tescil edildiği, anılan eksilmenin, kaba hesap hatası ve yazımdan kaynaklandığı, taşınmazın zemindeki kullanım durumu ile haritasındaki sınırlarında eylemli bir değişiklik olmadığı, yüzölçümünün azalması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin sorumluluğunun doğduğu, arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza gelir metoduna göre dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinin doğru olduğu, taşınmazın bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibariyle kapitalizasyon faiz oranının % 4 oranında alınması, taşınmazın konumu ile taşınmazı o bölgedeki diğer taşınmazlardan ayıran özellikleri de gözetilmek suretiyle objektif değer artış oranının % 80 uygulanması sonucu 2023 yılı için 1042,14 TL olarak hesaplanan metrekare birim fiyatının bölgenin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu 10.480, 00... yüzölçümlü taşınmaza 08.09.2006 tarihinde satın alma yoluyla malik olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucu taşınmazın yüzölçümünün 9.049, 95... olarak tespit edilip 1 34... parsel numarası ile davacı adına 05.06.2014 tarihinde tapuya tescil edildiği, tapu alanında 1.430, 05... lik azalma olduğu, taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/a uygulamasıyla oluşturulan sınırlarının zemindeki sınırlar ile uyumlu olduğu, aradaki farkın parselin zeminde alınan ölçülere dayanarak etrafındaki kırık sayılarının farklı oluşu ve yüzölçüm hesaplamalarının 13.04.1982 tarihinde kesinleşmiş arazi kadastro çalışmalarında eski teknoloji ve hesap hatalarından, planimetre katsayı farklılıklarından kaynaklandığı, taşınmazın yüzölçüm karnesinde alanı 9.480, 00... yazılı olduğu halde kesin hesapta 10.480, 00... yazıldığının anlaşıldığı, taşınmazın yüzölçümündeki azalma nedeniyle davacının zarara uğradığı, eldeki davanın 05.09.2023 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. 6. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 inci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.