Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı araç mahrumiyet tazminatı davasında davalının gerçek kişi tacir sıfatının tespitiyle görevli yargı yerini Asliye Ticaret Mahkemesi olarak belirlemiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazası kaynaklı araç mahrumiyet zararı tazminatı davasında iki mahkeme arasında yaşanan görev uyuşmazlığını ele alarak, bir mahkemenin tarafların tacir olduğunu belirtip davayı ticari kabul etmesine karşın diğerinin davalının tacir olmadığını iddia ederek görevin asliye hukuka ait olduğunu savunması üzerine; üst mahkemenin, davalının gerçek kişi tacir olduğunu ve kazaya karışan aracı ticari işlerinde kullandığını vergi levhasıyla beyan etmesi ve aksi ispat edilememesi üzerine bu durumu kabul ederek, Türk Ticaret Kanunu uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili husustan doğan bu nisbi ticari davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmettiğini bildirmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ37. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/211 KARAR NO: 2026/1497KARAR TARİHİ: 12/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 31/12/2025NUMARASI : 2025/1214 2025/987 DAVANIN KONUSU: Tazminat ( araç mahrumiyet zararı)Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 46. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:K A R A Rİstanbul Anadolu 46. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...Davacı ile davalı şirket araç işletenleridir. Davacının ve davalının tacir olduğu, davalıya ait aracın da kamyon olduğu anlaşılmıştır. Her iki taraf tacir ise TTK.'nun 4/1 maddesine göre uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan davanın nisbi ticari dava olarak kabulü gerekir ve bu durumda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir....." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "... davacı karışmış olduğu trafik kazası sonucu araç mahrumiyet bedelinin davalı tarafından karşılanması talebinde bulunmuş olup dosya kapsamına göre davalının tacir sıfatının bulunmadığı , salt aracın ticari olması davayı ticari nitelikli hale getiremeyeceği, davanın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşılmakla uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.TTK'nın 12 maddesinde, tacirin tanımı ve sayılma şartları" (1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.(2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır.(3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." şeklinde açıklanmıştır.Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyeti zararının tazminine ilişkindir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, aynen, "...Müvekkilim tacirdir. TTK md. 12/1 uyarınca gerçek kişi tacir sıfatındadır. Dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz vergi levhası ve Ticaret Sicil Gazetesi'nden görüleceği üzere ... Limited Şirketi'nin tek yetkilisidir. Kazaya konu aracı da işleri amacı ile kullanmaktadır." şeklinde açıklamada bulunarak tacir olduğunu bildirmiştir.Bir kişinin limidet şirketin tek ortak ve yetkilisi olması, ona tacir tacir olduğu anlamına gelmez. Zira bu durumda tacir sıfatı tüzel kişiliğe aittir. O kişinin tacir olarak kabul edilebilmesi için tek yetkilisi olduğu şirkete ait ticari işletmeyi kısmen dahi olsa tüzel kişilikten ayrı olarak kendi nam ve hesabına olacak şekilde de işletmesi gerekmektedir.Somut olayda, davalı taraf, gerçek kişi tacir olduğunu ve kazaya karışan adına kayıtlı aracı ticari işlerinde kullandığına beyan ederek, cevaba cevap dilekçesi ekinde sunduğu şahsına ait vergi levhasına göre, yetkilisi olduğu şirketin iştigal konusuyla bağdaşan nitelikte inşaat projelerinde su ve kanalizasyon tesisat ve onarıma işine dair faaliyette bulunduğunu bildirmiştir. Bu durumda, HMK'nın 29. maddesinde öngörülen doğruyu söyleme yükümlülüğüne aykırı davrandığına ilişkin bir ispat bulunmayan davalının beyanına itibar edilerek davalının gerçek kişi tacir olduğunun kabulü gerekmektedir.O halde, nisbi ticari nitelikte davaya bakmak görevi asliye ticaret mahkemesi'ne aittir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 12/06/2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.KANUN YOLU: Kesin olmak üzere