İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan iç mimarlık ve dekorasyon işleri ödeme uyuşmazlığında icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Dava, davacının davalıya sunduğu iç mimarlık ve dekorasyon hizmetlerinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali talebiyle açılmış olup; davacı tamamlanan işlere karşılık davalıdan bakiye alacak talep ederken, davalı işlerin ayıplı olduğunu ve üzerinde anlaşılan bedelin 80.000 TL olduğunu iddia etmiştir; yerel mahkeme ise, taraflar arasındaki hizmet bedelinin davalı tanık beyanları ve delillerle 132.000 TL olduğunu, davalının eksik ve ayıplı iş iddialarını süresinde bildirim yapmaması nedeniyle ispatlayamadığını ve 80.000 TLlik ödeme düşüldüğünde davalının 52.000 TL eksik ödeme yaptığını tespit etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2022/1265 KARAR NO :2026/579TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ :29/12/2021NUMARASI :2019/1251 Esas, 2021/950 KararxDAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:30/04/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Davacı şirketin davalının İzmir şubesinin iç mimarlık ve dekorasyon işlerini yaptığını ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, davacı şirketin davalıya göndermiş olduğu teklif formundaki tüm işlerin davacı şirket tarafından tam olarak yapıldığını ve eksiksiz olarak zamanında teslim edildiğini, davacı şirket ilk teklif formunda yapılan işlerin karşılığı olarak 127.000,00-TL fiyatlandırma çıkardığını, davalının yalnızca 80.000,00-TL'sini ödediğini, ardından davacı şirketten yeni işler ve teklif formundaki işlere ilişkin çeşitli revizyonlar talep edildiğini, bakiye borç ile söz konusu yeni iş ve revizyonların ücretini birlikte ödeyeceğini belirttiğini, revizyonların davacı şirket tarafından tam ve eksiksiz olarak yapılıp teslim edilmişse de davalının söz konusu yeni işlerin ve revizyonların fiyatlandırılması konusunda davacı ile görüşmeye yanaşmadığını, herhangi bir ödeme yapmadığını ve irtibatını kopardığını, taraflar arasında yapılan işin ücreti konusunda ihtilaf olduğundan 23.05.2019 tarihinde İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/105 D.iş dosyası ile delil tespiti talep edildiğini, keşif ile bilirkişi raporu doğrultusunda revize plana göre yapılması gereken tüm iş ve işçiliklerin eksiksiz tamamlandığı, bu iş ve işçiliklerin bitimi sonrası davacı şirket tarafından yapılan imalatlara karşılık olarak toplam tutarın 208.200,00-TL olduğu, davalı tarafından ödemenin ardından kalan bakiye alacak tutarının 128.200,00-TL olduğu kanaatine varıldığını, rapor doğrultusunda davacı tarafından davalıya tüm iş ve işçilikleri için 208.200,00-TL ve 2.249,99-TL konaklama ücreti ile birlikte 08.08.2019 tarihinde toplamda 248.330,99 TL bedelli fatura kestiğini, davalının 22.08.2019 tarihinde bu faturayı iade ettiğini belirterek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin 168.330,99 TL üzerinden devamına ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; Davacının davaya konu olan eser sözleşmesi kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri tam ve eksiksiz biçimde ifa etmediğini, taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca işlerin karşılığı 80.000,00-TL peşin olarak davacıya ödendiğini, davalı şirketin işyerinde eksik yahut ayıplı ifa edilmiş mimari işler ve dekorasyon işlerinin üçüncü firmalara tamamlatılması sonrasında delil tespiti yaptırılarak bilirkişi raporu alındığını, davacının kendisi tarafından yapılmamış işleri kendisinin yaptığını iddia etmeye başladığını, davacının yapılan anlaşma uyarınca eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği mimarlık hizmetindeki kusuru ve ayıpları gidermek 3. bir kişiden mimarlık ve dekorasyon hizmeti satın alındığını, bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Taraflar arasında davalı şirketin İzmir Şubesi tadilat işlerinin davacı tarafça yapılması konusunda anlaşma yapıldığı, bu hususta yazılı bir sözleşme yapılmadığı, davacı tarafça sunulan iş listesi ve wathsapp yazışmalarında toplam tadilat bedelinin 132.000,00-TL olarak belirtildiği, dinlenen davalı tanık beyanlarının bu tutarı doğrular mahiyette olduğu, davalı anlaşılan toplam bedelin 80.000,00-TL olduğu savunmasında bulunulmuş ise de bu hususun ispat edilemediği, davalı tanıklarının da taraflar arasında yapılan pazarlıkla anlaşılan bedelin 80.000-TL'ye indirildiği beyanına yukarıda açıklanan gerekçelerle itibar edilmeyerek tarafların yapılacak tadilat işlerinin 132.000,00-TL toplam tutar üzerinden yapılması hususunda anlaştıklarının kabulünün gerektiği, davalı tarafça yapılan işlerin eksik ve ayıplı olduğu savunmasında bulunulmuş ise de, dava tarihine kadar davalı tarafça bu yönde bir ayıp ihbarı ve itirazın bulunmadığı, eksik işlerin yapılmasına dair olduğu beyan edilen dekont suretlerinden yapılan ödemelerin hangi işlere ilişkin olduğunun tespitinin mümkün olmadığı, davalı tarafça eksik ve ayıplı imalat yapıldığı iddiasının ispat olunamadığı, yapılan tadilat işlerinin karşılığı olarak davalı tarafça 80.000,00-TL ödendiği taraflarında kabulünde olduğundan, davalı tarafça yapılan tadilat işlemlerine ilişkin 52.000,00-TL eksik ödeme yapıldığı, bu hali ile tadilat işlerine konu edilen fatura alacağının bu kısmına yönelik yapılan itirazın haksız olduğu, davacı tarafça ek işlerin yapılmasına ve ek ücret ödenmesine dair taraflar arasında anlaşma yapıldığı ve bu anlaşma kapsamında revize işlerin yapıldığı iddia edilmiş ise de, bu hususta ispata yarar bir delil sunulmadığı, davacı tarafça yapılan revize işlerin ilk yapılan işlerin düzeltilmesi mahiyetinde olduğu ve buna dair bir ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığına dair bir delil sunulmadığı, ek işlere dair talep edilen alacak isteminin ispata muhtaç olduğu, bu hali ile ek işler dolayısıyla alacaklı olduğu hususunun davacı tarafça ispat olunamadığı, takip konusu alacağın likit ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle davalı-borçlunun icra inkar tazminatından da sorumlu olması gerektiği gerekçesiyle, davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; davacı tarafın başlattığı İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 52.000,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin belirtilen miktar yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.400,00-TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiştir.İSTİNAFLAR:A-)Davacı vekilince istinaf dilekçesinde;1-)Davacı şirketin davalıya ait ... şubesinin iç mimarlık ve dekorasyon işlerini üstlendiği, söz konusu işlerin eksiksiz ve ayıpsız şekilde tamamlanarak teslim edildiği, taraflar arasında düzenlenen ilk teklif formunda iş bedelinin 127.000,00 TL olarak belirlendiği, davalının ilave taleplerde bulunması üzerine taraflar arasında 132.000,00 TL + KDV bedel üzerinden anlaşma sağlandığı, davalının bu bedelin yalnızca 80.000,00 TL’lik kısmını ödediği,2-)Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de hüküm kurulurken KDV’nin hesaplamaya dahil edilmediği, oysa taraflar arasındaki anlaşma gereği bedelin KDV dahil olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu suretle eksik hesaplama ile karar verildiği,3-)İlk anlaşma sonrasında davalının yeni işler ve mevcut işlerde revizyon taleplerinde bulunduğu, bu kapsamda yapılan ilave işlerin, yazışmalar, teklif formları, fotoğraflar ve bilirkişi raporları ile sabit olduğu, davalının talebi üzerine ikinci teklif formunun düzenlendiği ve dosyaya sunulduğu, ilk teklif kapsamında yer almayan ilave işlere ilişkin yazışmalar ve görsellerin de delil olarak ibraz edildiği, tüm işlerin tamamlanmasına rağmen davalının ilave işlerin bedelinin belirlenmesi ve ödenmesi hususunda görüşmeden kaçındığı, herhangi bir ödeme yapmadığı ve müvekkili şirket ile iletişimini kestiği,4-)Bunun üzerine İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2019/105 D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığı, alınan bilirkişi raporuna göre yapılan işlerin toplam bedelinin 208.200,00 TL olduğu, davalı tarafından yapılan 80.000,00 TL ödeme düşüldüğünde bakiye alacağın 128.200,00 TL olarak belirlendiği,5-)Yargılama sırasında dinlenen tanık beyanları ile işlerin iki aşamada yapıldığının, ikinci aşamada yenileme değil davalının talebi doğrultusunda ilave işler gerçekleştirildiğinin ve işlerin ayıpsız şekilde tamamlandığının doğrulandığı,6-)Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ilk sözleşme dışında davalının talebiyle ilave işlerin yapıldığı ve bunların bedelinin hükme esas alınması gerektiği halde yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı hesaplama ile karar verildiği belirtilerek,kararın kaldırılması ve yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.B-)Davalı vekilince istinaf dilekçesinde;1-)Davacı tarafça ileri sürülen alacak iddialarının yerel mahkeme yargılaması sırasında ispat edilemediği, buna rağmen yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu yönüyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğu,2-)Davacıya ait ticari defterlerde müvekkili şirketin davacıya borçlu olduğunu gösterir herhangi bir kaydın bulunmadığı, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olması karşısında HMK hükümleri gereği ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için karşılıklı doğrulama şartının gerçekleşmediği, bu nedenle davacıya ait ticari defterlerin davacı lehine delil niteliği taşımayacağı,3-)Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da davacı iddialarını destekler nitelikte kesin ve yeterli bir tespitin bulunmadığı, İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/105 D. İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun işbu dava bakımından bağlayıcı ve kesin delil niteliğinde olmadığı halde yerel mahkemece bu raporun kesinleşmiş mahkeme ilamı gibi değerlendirilerek hükme esas alındığı, ayrıca söz konusu raporun davalı tarafa tebliğ dahi edilmediği, raporda fotoğraflar üzerinden teknik değerlendirme yapılamayacağının belirtilmesine rağmen bu tespitle çelişir şekilde hesaplama yapıldığı,4-)Tanık beyanlarının da taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi ve davacı iddialarını ispata elverişli olmadığı,5-)Davacı ile müvekkili arasında yapılan anlaşma kapsamında 80.000,00 TL bedelin peşin olarak ödendiği ve davacının bu kapsamda üstlendiği işlerin karşılığını aldığı, buna rağmen davacının sözleşme kapsamındaki işleri eksik ve ayıplı şekilde yerine getirdiği, bir kısım işlerin hiç yapılmadığı, bir kısım işlerin ise müvekkili tarafından üçüncü kişilere yaptırılarak eksikliklerin giderildiği, bu kapsamda müvekkili tarafından ilave ödemeler yapıldığı ve buna ilişkin dekontların dosyaya sunulduğu,6-)Davacının sonradan ileri sürdüğü ilave iş ve revizyon iddialarının gerçeği yansıtmadığı, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen bazı imalatların gerçekte müvekkili tarafından temin edildiği veya üçüncü kişilerce yapıldığı, davacının bu hususlara ilişkin herhangi bir fatura veya ödeme belgesi sunamadığı, delil tespiti dosyasına sunulan fotoğrafların teknik inceleme yapmaya elverişli olmadığı ve davacı iddialarını ispata yeterli bulunmadığı,7-)Bilirkişi raporunda müvekkili tarafından yapılan ödemelerin ve giderilen ayıp ve eksikliklerin dikkate alınmadığı,8-)Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddialarını ispat edemediği halde yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verildiği belirtilerek,kararın kaldırılarak davanın esastan reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılıTBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı yüklenici tarafından, davalı şirketin ... Şubesi'nin tadilatına ilişkin mimarlık ve dekorasyon işlerinin (koltuk bedeli dahil) toplam 132.000,00 TL bedel karşılığında yapılması için davalı ile anlaştıkları, bu ve başkaca ilave işlerin eksiksiz olarak yapılıp teslim edilmesine rağmen tadilat bedeli ve ilave iş bedeli için düzenlenen toplam 248.330,99 TL'lik fatura bedelinin sadece 80.000,00 TL'sinin ödendiği belirtilerek, davalı aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü’nün ... Sayılı dosyası üstünden 248.330,99 TL Fatura Alacağı ve 1.301,19 TL Faiz Alacağı olmak üzere toplam 249.632,18 TL üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın 168.330,99 TL asıl alacak bakımından iptali talep edilmiştir.Davalı iş sahibi, davacının eser sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, tarafların 132.000,00 TL üzerinden anlaştığı ve sonradan yapılan işlerin ücrete tabi olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının yaptığı işlerin karşılığı olarak taraflarca anlaşılan 80.000,00 TL'nin davacı tarafa ödendiğini, davacının eksik veya ayıplı yaptığı işlerin başka firmalara tamamlatıldığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davacı tarafça, dava dilekçesi ekinde "... Şube" başlıklı yapılacak işlerin miktarını ve bedelini gösterir 2 sayfadan ibaret tarafların imzasını taşımayan bir iş listesi sunulmuş olup, bu iş listesinde yapılacak işlerin toplam bedeli 127.000,00 TL olarak düzenlenmiş, "Koltuk ekstra ücret" başlıklı 5.000,00 TL'lik bir alacak kalemine de yer verilmiş ve toplam tutar 132.000,00 TL olarak düzenlenmiştir. Ancak, davalı tarafça bu belge kabul edilememiştir.Buna göre, taraflar arasında, davalı şirketin ... Şubesi tadilat işlerinin yapılması konusunda sözlü anlaşma yapıldığı, davalının güzellik merkezi olarak kullanacağı yerde bu anlaşma kapsamında davacı tarafça mimari ve dekorasyon işlerinin yapıldığı, yine bu anlaşma kapsamında davalı tarafça davacıya 80.000,00-TL ödeme yapıldığı hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki ihtilaf, yapılacak tadilat işlerinin karşılığı olarak ödenecek toplam bedelin ne kadar olduğu, anlaşılan bedelin tamamının ödenip ödenmediği, davacı şirket tarafından yapılan revize işlerin eksik ve ayıplı işlerin tamamlanması mahiyetinde mi olduğu yoksa ek işler mi olduğu ve revize işlere ilişkin ek ücret talep edilip edilemeyeceği, davalı tarafın davacının eksik veya ayıplı yaptığı bir kısım işlerin başka firmalara yaptırıldığı iddiasının yerinde olup olmadığı, bunların sonucuna göre de davacı tarafça yapılan tadilat işlerine ilişkin düzenlenen faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın haksız olup olmadığı hususlarına ilişkindir.Eser sözleşmelerinde, kural olarak yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesinde; “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.Dairemiz kararları ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve 6.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ve uygulamasında da; eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmektedir. Ayrıca, eser sözleşmelerinde (fesih ve fiili terk yoksa) kural olarak işin yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmekte olup, bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.Dava öncesinde İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/105 D.İş sayılı dosyası üstünden yaptırılan delil tespitine ilişkin olarak hazırlanan 10/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda, sadece davacının iddia ettiği ilave (revize) işlere ilişkin bir bedel belirleme (75.700,00 TL) yapılmış, sonrasında bunlara ilişkin belirlenen bedel davacı tarafça sunulan imzasız belgedeki 132.500,00 TL'ye eklenmek suretiyle davacının hak ettiği toplam iş bedeli 208.200,00 TL olarak belirlenmiştir. Yargılama sırasında dosya üstünden alınan 05/10/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da bu tespit raporuna göre bir değerlendirme yapılmıştır.Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, Mahkemece, mevcut raporlardaki değerlendirme ve hesaplamalar doğrultuda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu raporlardaki hesaplamaların yukarıda belirtilen usule uygun olmadığı, yukarıda açıklandığı üzere, taraflar bedelde, ifanın eksik-ayıplı olup olmadığında ve ilave iş yapılıp yapılmadığında anlaşamadığından, davacı yüklenicinin davaya konu eser sözleşmesi ilişkisi kapsamında talep edebileceği toplam iş bedelinin; davacı tarafça dayanılan (ancak davalı tarafın imzası bulunmayan) "... Şube" başlıklı belgedeki bedeller hiç dikkate alınmadan, yapılan işlerin kapsamı bakımından tanık anlatımları gözetilerek ve eser sözleşmelerinde (fesih ve fiili terk yoksa) kural olarak işin yüklenici tarafından yapıldığının kabul edilmekte olduğu karinesi dikkate alınarak, alanında uzman bilirkişi heyeti eşliğinde mahallinde usulüne uygun keşif yaptırılmak suretiyle, varsa eksik ve ayıplar ile ilave (revize) işler de dikkate alınarak, yapıldıkları tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre (piyasa fiyatlarına KDV de dahil olduğundan ayrıca KDV ilavesi yapılmadan) belirlenmesi, sonrasında davacıya bu işler kapsamında yapıldığı belirlenen ihtilafsız ve ispatalanan tüm ödemeler belirlenen bu bedelden mahsup edilerek davacının talep edebileceği bakiye bir iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığının kesin bir şekilde ortaya konulması gerekirken, bu hususlar göz ardı edilerek, yukarıda açıklanan eser sözleşmesi düzenlemelerine göre bir değerlendirme yapılmadan, HMK'nın 200. Maddesindeki emredici düzenlemeye aykırı bir şekilde tanık beyanları iş bedelinin belirlenmesi bakımından dikkate alınarak, yanlış tarafa ispat külfeti yüklenmek suretiyle ve davalının imzası bulunmayan ve onay verdiği ispatlanamayan "... Şube" başlıklı belgedeki bedeller esas alınarak değerlendirme ve hesaplama yapılan mevcut bilirkişi heyeti raporuna dayalı olarak eksik tahkikatla karar karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,2-İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/12/2021 tarih, 2019/1251 Esas, 2021/950 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.