İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde makine satış sözleşmesinin haklı feshi sonrası gecikmeli ve ayıplı teslimat kaynaklı alacak ile tazminat talepli istinaf davası.
Özet: Davacı, davalıdan temin ettiği makinelerin sözleşmeye aykırı olarak geç ve arızalı teslim edilmesi sebebiyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek ödenen bedelin iadesini, geç teslim ve ayıptan kaynaklanan değer kaybı ile kâr kaybı dahil uğradığı zararların tazminini talep etmiş; davalı ise davacının sözleşmesel ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle makine teslimindeki gecikmenin haklı olduğunu ve davacı taleplerinin dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi de davacının satış sözleşmesindeki ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini tespit ederek davanın reddine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/1786 EsasKARAR NO : 2026/1046 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : 2020/758 Esas - 2023/420 KararTARİHİ: 06/06/2023DAVA: Alacak KARAR TARİHİ: 21/05/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebiyle dava konusu makineler için davalı şirkete ödenmiş olan 200.000,00 USD'nin şimdilik 99.000,00 TL sinin temerrüt faizi ile birlikte taraflarına iadesini, davacı taraf, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak borçlu şirketin ilgili makineleri süresinde teslim etmekten kaçındığını, ilgili makinelerin teslim tarihinden aylar sonra teslim edildiğini, makinelerin teslim edilmesinden sonra çalıştırılmaya başlandıktan sonra arızalanmaya başladığını, tamir edilmesinin beklendiğini, bu süre zarfında çalıştırılamadığını, davalının arızaları bildirilmesi üzerine makineleri tamir etmeye geldiğini ancak tam anlamıyla tamir edilemediğini, davacı şirket makinelerdeki ilgili hasarların giderilmesi için gerekil maliyetin ve bugüne kadar uğramış olduğu zararların tespiti için Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/292 D. İş, 2020/290 Karar sayılı dosya nezdinde delil tespiti isteminde bulunulduğunu, borçlu şirketin davacı şirkete verdiği arızalı makine ve aparatlarından aynı şekilde birçok kişi ve şirkete vermiş olup bu nedenle bir çok kişiyi zarara uğrattığını, taraflar arasında zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, sözleşmenin haklı nedenlerle feshi sebebiyle, dava konusu makineler için davalı şirkete ödenmiş olan 200.000,00 USD nin şimdilik fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla 99.000,00 TL sinin uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte taraflarına iadesini ve uğramış oldukları zararın şimdilik 1.000,00 TL sinin uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini, haklı davanın kabulünü, geç teslim ve ayıp sebebi ile makinelerde meydana gelen değer kaybının hesaplanarak, temerrüt tarihinden itibaren başlamak üzere uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini, yoksun kalınan kar tutarının hesaplanarak temerrüt tarihinden itibaren başlamak üzere uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, Islah talebinin kabulüne ve müddeabihin arttırdığı kısım ile toplamda 556.000,00-TL’nin işleyecek ticari temerrüt faiziyle, davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından geç teslim ve ayıp nedeni ile makinelerdeki değer kaybının hesaplanarak tespit edilen miktarın ödenmesi, geç teslim nedeni ile uğranılan zararların hesaplanarak ödenmesi, yoksun kalınan karın hesaplanarak ödenmesi şeklinde terditli olarak talepler olduğunu, her bir talebi için davacı ayrı ayrı harca esas değer göstermek zorunda olup bu yönde hiçbir miktar gösterilmediğini ve harcın da yatırılmadığını, bununla birlikte geç teslim nedeni ile uğranılan zarar ile yoksun kalınan kar nitelik itibari ile aynı olup aynı nitelikli kalemlerin ayrı ayrı talep edilemeyeceğini, bununla birlikte davalı şirket aleyhine ilk olarak bakırköy 5.asliye ticaret 2020/329 d.iş dosyası ile ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu ve taleplerinin reddolunduğunu, taraflar arasındaki 28.04.2020 tarihli sözleşmeye göre makine 29.05.2020 tarihinde teslim edilmesi gerekirken 05.09.2020 tarihinde teslim edildiğini, davacı taraf, 02.09.2020 tarihinde 50.000 tl'lik çekle ödeme yapmış olup ve halen de bakiye borcu olmasına rağmen tamamen davalının iyiniyeti ile makine 05.09.2020 tarihinde teslim edildiğini, 555.000 TL tutarın banka havalesi yapıldığını belirtirken bu havalenin kimin tarafından hangi açıklama ile ve kimin hesabına yapıldığına ilişkin detaya yer verilmemiş olup aynı durum çek görüntüleri için de geçerli olduğunu, haksız, dayanaksız ve kötüniyetli olup usul ve yasaya aykırı olması nedeni ile reddinin gerektiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/06/2023 tarih ve 2020/758 Esas - 2023/420 Karar sayılı kararında;".........Yapılan yargılama toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının satış sözleşmesindeki maddelere uygun ödeme yapmadığı, bu sebeple davalının 29/05/2020 tarihinde makinayı bitirip teslim etmesini gerektiren anlaşma koşullarının oluşmadığı, eksik ödeme nedeniyle makinenin geç tesliminden söz edilemeyeceği; davacının dava konusu makina için yaptığı ödeme hesaplandığında toplam 555.000,00 TL olduğunun anlaşıldığı, dava konusu makinedeki ayıbın %100 oranında üretim kaybına yol açtığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜNE,2-555.000,00TL asıl alacağın 02/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine.'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil tarafından yapılan ve D. İş dosyası ile sabit hali gelen elden yapılan 799.001,00 TL ödemenin yerel mahkemece dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığını, alıcı müvekkil ile satıcı davalı arasında 28.04.2020 tarihinde akdedilen sözleşmede 3. başlıkta makinenin bedeli ve ödeme şeklinin 3 bent halinde düzenlendiğini, bu sözleşme uyarınca makinenin bedelinin 2 adet hat için 200.000 Dolar + KDV olduğu ve bedelin %50'sinin sipariş ile birlikte ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ancak daha sonra tek gövdenin teslimi konusunda anlaşan tarafların sözleşmenin de buna istinaden revizesi konusunda şifahen anlaştıklarını, söz konusu sözleşmenin 3. başlığında yer alan 3. bentte diğer %50'lik kalan bedelin ne zaman ödeneğinin çok açık bir şekilde belirtildiğini, "Diğer %50'si ise makinenin üretiminin yapılıp satıcının fabrikasında alıcının gözetiminde çalıştığının görülmesi üzerine alıcıya teslimden önce ödenir." denildiğini, Müvekkilin 28/04/2020 tarihinde 350.000,00 +140.000,00 TL, 04.08.2020 tarihinde 15.000,00 TL ve 21.08.2020 tarihinde 50.000,00 TL olmak üzere dekontlu şekilde, 50.000,00 TL de çek şeklinde toplamda 605.000,00 TL makinanın tesliminden önce tek 1 gövdeden oluşan (2 değil tek gövde) makina için teslimden önce ödeme yaptığının her iki raporla ve değişik iş dosyasındaki rapor ile de sabit hale geldiğini, bununla birlikte elden nakit ve çek ile yapılan ödemelerin de bulunması nedeniyle (799.001,00 TL + 50.000 TL ve 25.000 TL'lik 2 adet çek) incelenen ticari defterlerinde toplam 1.404.001,00 TL ödemenin kayıt edildiğinin Bakırköy 7. ATM 2020/292 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda sabit olduğunu, üstelik müvekkil cari defterlerine bakıldığından 799.001,00 TL'nin de 01.07.2020 tarihinde ödendiğinin anlaşılacağını, dolayısıyla gerekçeli kararda yer alan kısmen kabul kararını kabul etmekle birlikte 799.001,00 TL elden yapılan ödemenin değerlendirmeye ve hükme esas alınmamasının hükmün hatalı şekilde tesis edildiğini ve kaldırılması gerektiğini gösterdiğini, Müvekkilin mahrum kalınan kar alacağının bilirkişi raporunda hesaplanmadığını, dolayısıyla hükümde yer almadığını, rapora yapmış oldukları itirazların dikkate alınmadığını, dava dilekçesinde yer verilen taleplerinin dikkate alınmadığını, eksik ve hatalı şekilde hüküm tesis edildiğini, Müvekkil davacının davalı şirket ile 28.04.2020 tarihli satım sözleşmesinde 29.05.2020 tarihinde teslim edilmek üzere 2 adet gövde ve 2 adet lastik takma makinesinden oluşan 2 adet cerrahi maske makinesi takımı satım sözleşmesi akdettiğini, davacı müvekkil sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz ve zamanında ifa etmesine rağmen karşı tarafın hem ifada geciktiğini, hem de ayıplı ifada (gizli ayıp) bulunduğunu, söz konusu makineleri 4 ay gecikmeli olarak 05.09.2020 tarihinde teslim etmenin yanında ayıplı ürün teslim ederek (davalının kendi tanık beyanlarında da sabit olmak üzere 1 adet gövde ve 2 lastik takma makinesinden oluşan takımı) sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmediğini, küresel salgın dolayısıyla maske satışlarının yükselişte olduğu dönemde satış yapıp kâr elde etmeyi bekleyen müvekkilin, makinenin sözleşmede belirtilen bedelini eksiksiz ve zamanında ifa etmesine rağmen zarara uğradığını, vadedilen sayıda ve kalitede maske üretemediğini, Covid-19 pandemisinin en yaygın olduğu dönemde maske üretemediğini, üretilenlerin de ayıplı olması nedeniyle o dönem elde etmesi muhtemel kârdan mahrum kaldığını, hiç kar edemediğini, bu durumun bilirkişi raporunda hesaplanmadığını ve hükme esas alınmadığını, kararın bu yönüyle de kaldırılması ve yeniden inceleme yapılarak yeni hüküm tesis edilmesi gerektiğini, Davalının kusuru açık olduğundan müvekkilin yoksun kaldığı karın da hesaplanması gerektiğini, sözleşmeye konu makinenin geç teslimi konusu bir tarafa, yalnızca ayıplı olmasının dahi davalının kusuru olduğunu göstermekte olduğunu, dolayısıyla yoksun kalınan kar hesabının yapılması gerekirken bu konuda herhangi bir hesaplama yapılmamış olmasının raporun eksikliğini göstermekte olduğunu, Makine Yüksek Mühendisi ...tarafından yapılan ortalama hesaplamaya göre teslimden sonra dahi 05/09/2020 tarihinden 20/11/2020 tarihinde kadar makine sözleşmede ve davalının sitesinde yazan- sözleşmenin asli unsurunu oluşturan dakikada 120 adet maske üretimi kapasitesi vaadini gerçekleştirmiş olsaydı saatte 7200, bu tarihler arasında mesai yapılıp yapılmaması dikkate alınmadığında yalnızca haftada 45 saat çalışıldığı düşünüldüğünde dahi 3. 499.200 adet maske üretimi yapması gerektiğini, ancak ayıplı olduğu sabit hale gelen makinenin toplamda keşif tarihine kadar ürettiği maske sayısının sadece 50.628 adet olduğunu, kaldı ki üretilen bu sayının da yarısından fazlasının lastiği kopuk ya da ergonomik açıdan rahatsız edecek şekilde hatalı şekilde üretildiğini, bu nedenlerle yoksun kalınan karın hesaplanması gerekirken hesaplanmamış olmasının dahi tek başına gerekçeli kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini göstermeye yettiğini, müvekkilin yoksun kaldığı kar alacağının yeniden yapılacak yargılamada delil tespiti dosyasında yapılan hesabın da referans alınarak hesaplanması ve bu alacağa da hükümde yer verilmesi gerektiğini, Geç teslim nedeniyle uğranılan zararlar açısından D. İş dosyasında yer alan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar dikkate alınmadığından hükmün eksik şekilde kurulduğunu, değişik iş dosyasında yer alan raporunu Makine Mühendisi ... ve Mali Müşavir ...'ın birlikte kaleme almış olduğunu, raporda 29.05.2020 tarihi yerine 05.09.2020 tarihinde teslim edilen makinelerin geç teslim edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 717.329,84 TL olabileceği, makinelerin sürekli arıza vermesi ve istenen performansta çalışmaması nedeniyle uğranılan zararın 244.702,21 TL olabileceği, toplamda zararın 962.032,05 TL olabileceği görüş ve kanaatine varıldığını, işbu dosyada yer alan raporda da bilirkişi tarafından makinenin ayıplı olduğu tespit olunmakla birlikte, geç teslim nedeniyle temerrüt ihtarı bulunmadığından gecikme tazminatı talep edemeyececeklerinin belirtildiğini, ancak bu yoruma katılmanın mümkün olmadığını, bu hususların değerlendirmeye muhtaç olduğunu, mahkemece uygun görülmesi halinde bu konuda delil tespitindeki hesaplamalar dikkate alınabileceği gibi, mahkeme aksi kanaatteyse davaya konu ayıplı olduğu sabit hale gelen makinenin, hem geç teslimi hem de sürekli arıza vermesi nedeniyle müvekkil tarafından uğranılan zararların tespiti için dosyanın bu konuda uzman bir mali müşavir ya da hesap bilirkişisine gönderilmesi gerektiğini, 31/10/2021 tarihli raporda yer alan tespitlerin ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını, itirazlarına rağmen dosyanın maliyet muhasebesi uzmanına tevdi edilmediğini, bilirkişi raporunun 7-8. sayfasında yer alan "Maske Üretim Kaybı Zararı Hesaplaması" başlığında, makine yüksek mühendisi ...'ın yaptığı hesaplamada ilgili dönemde 3.499.200 adet maske üretilebileceğini, ancak çekmiş olduğu ana kart fotoğraflarından görüldüğü üzere yalnızca 52.000 maske (yarısından çoğu ayıplı ve lastikleri kopuk şekilde üretilmiştir) üretildiğini, aradaki farkın ise kendi uzmanlığında olmaması nedeniyle mamul maliyeti tablosunun maliyet muhasebesi konusunda uzman bir bilirkişi tarafından maske üretim kaybı zararı olarak hesaplanması gerektiği yönündeki görüşlerini ileri sürdüğünü, bu tespitin üzerine gerek bilirkişi raporuna yapmış oldukları itiraz ve beyan beyan dilekçelerinde, gerekse yerel mahkeme karar tesis edene kadar mahkemeye sunmuş oldukları tüm dilekçelerde ve duruşma beyanlarında üretim kaybı zararlarının hesaplanması için dosyanın maliyet muhasebesi uzmanına tevdi edilmesi yönündeki taleplerini tekrarladıklarını, ancak yerel mahkemenin taleplerini dikkate almadığını, üretim kaybı zararını hesaplatmadığını, bu konuda uzman maliyet muhasebesi uzmanı bir bilirkişiye dosyayı tevdi etmediğini, bu nedenle de eksik şekilde kaleme alınan yerel mahkeme kararının aleyhe hükümlerinin kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; yerel mahkeme tarafından sözleşmenin feshi sureti ile müvekkil şirkete ödenen miktarın iadesine karar verilirken makinenin müvekkil şirkete iadesine karar verilmemiş olmasının kararın kaldırılmasını gerektiren bir hukuki hata olduğunu, yasal ve içtihatlar uyarınca da mahkemece makine için ödenen bedelin iadesine karar verilirken makinenin iadesine de karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, diğer yandan mahkemece şirket hesabına yapılan 350.000 TL'lik ödeme ile müvekkil şirket ortağı hesabına yapılan 205.000 TL'lik ödeme toplamı olan 555.000 TL'nin makine bedeli olarak ödenmiş olduğunun kabul edilmesinin tamamen hükme elverişli olmayan hatalı ve eksik bilirkişi raporu esas alınarak varılan bir hüküm olduğunu, zira şirket ortağı hesabına yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarında herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini, söz konusu ödemeler makine alımına ilişkin ödemeler olsa idi müvekkil şirket hesabına yapılan 350.000 TL'lik ödeme gibi bu ödemelerin de şirket hesabına yapılacağını ancak yapılmadığını, kaldı ki davacının zaten yargılama süresince önce dava dilekçesinde 200.000 dolar ödediğini ileri sürdüğünü, akabinde delil tespiti ile 1.404.001 TL alacaklı olduğunu, daha sonra da cevaba cevap dilekçeleri ile 605.000 TL'lik ödeme yapılmış olduğunu belirttiğini, davacının dahi ne kadar ödediğini bilmediği bir durumda şirket ortağının hesabına yapılan ödemenin makine alımına ilişkin yapılan bir ödeme olduğunun kabul edilmesi ve değerlendirmeye esas alınmasının kabul edilemez bir husus olduğunu, nitekim aynı davacının sanki 799.000 TL'lik ödeme elden yapılabilirmiş gibi ayrıca bu miktarı da elden ödediğini evvelinde ileri sürmüş olduğunu, yargılamanın devamında ise bu iddianın tamamen ortadan kalktığını, bu kapsamda banka dekontlarında herhangi bir açıklama olmaksızın, makine alım satımına ilişkin olduğuna dair bir ibare dahi yer almayan miktarların şirket ortağına gönderilmesinin bir borcun ödendiğine karine sayılmakta olduğunu, aksini davacının ispatlamak zorunda olduğunu, bu yönde de herhangi bir delil de dosyaya sunulmadığını, Bununla birlikte yeniden defter incelemesi yapılması sureti ile davacının makineden kaynaklı elde ettiği karın hesaplanarak ödenen miktardan düşülmesi gerektiğini, mahkemece bu yöndeki taleplerinin de kabul edilmediğini, oysa ki TBK 229 maddesi uyarınca satış sözleşmesinden dönen alıcının, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlü olduğunu, bu durumda alıcı olan davacının makine ile birlikte makineden elde etmiş olduğu karı da geri vermek zorunda olduğunu, satılan maldan elde edilen karın da göz önüne alınması gerektiğini, Davacının sözleşmeden dönme ya da sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmadığını, dava konusu sözleşmenin eser sözleşmesi değil, satış sözleşmesi olduğunu, satış sözleşmelerinde tacirler arasında geçerli olan ihbar sürelerine riayet edilmemiş ise tanık delili ile dahil bu hususun ispatlanmasının mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, zira teslim tarihinin 05/09/2020 ve ihbar tarihinin 20/11/2020 olduğunu, aradan 76 gün geçtiğini, ayıp süresinin 8 gün olduğunu, ancak davacının 1,5 aylık süreyi beklediğini, ayrıca müvekkil şirkete TTK 18/3 maddesinde belirtilen usullere göre bildirim yapılmadığını, buna ilişkin de herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığını, soyut ifadelerle yetinildiğini, dava konusu ihtilaf satış sözleşmesine dayalı olduğu için bu hususta tanık deliline de dayanılmasının mümkün olmadığını, dava konusu ihtilafın satış sözleşmesi çerçevesinde ihbarın süresinde ve yasa uyarınca öngörülen usulde yapılıp yapılmadığı çerçevesinde sınırlı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmamasının, davacı yanın kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucunu doğurmakta olduğunu, bu durumda davacı tacirin malı satın aldığı hali ile kabul etmekte ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybetmekle birlikte zarar talep etme hakkı ile sözleşmeden dönme hakkını da kaybetmekte olduğunu, herhangi bir zarar talep etme hakkı da bulunmadığını, Söz konusu makinenin kullanılan malzeme nedeni ile çok ayarı olan bir makine olduğunu, kullanılan lastiğin, telin ve kumaşın kalitesinin makinenin ayarlarını ve sensörlerini etkilemekte olduğunu, makinede 20 tane ayar bulunduğunu, lastiğin kıvrılması, maskede kullanılan telin niteliği, kumaşın dokuma yapısının dahi ayarları etkilemekte olduğunu, normalde hükümetin aldığı kurallar gereği maskenin 3 katından bir tanesinin cerrahi maskelerde kullanılan "Metblow" kumaşından olması gerektiğini ve ayarların buna göre yapılmakta olduğunu, ancak davacının ucuza kaçmak için kalitesiz malzeme kullanarak makinenin sensör ve ayarlarını bozduğunu ve çalışmasını engellediğini, Davacının satın aldığı makineden müvekkilin Yunanistan, Romanya ve Arnavutluk dahil yurt dışına 11 adet satmış olduğunu, yurt içinde de satmış olup makinelerin sorunsuz çalışmakta olduğunu, dolayısı ile bilirkişilerin 10 dakikalık keşifte makineye bakarak 'ayıplıdır' şeklinde kanaatte bulunmasının imkansız olduğunu, yerel mahkemeden müvekkil şirket elemanlarının da hazır bulunduğu bir keşifte tekrar göstererek ve çalışan makinelerin de incelenmesi sureti ile bir keşif yapılmasının talep edildiğini, ancak taleplerinin kabul görmediğini, Davacının maskeler ucuzlayınca amaçladığı karı elde edemediğini ve makinelerden kurtulmak istemiş olduğunu, işbu davayı açmakta tamamen kötü niyetli olduğunu, öte yandan mahkemece lehe hükmedilen vekalet ücretinin çok düşük olduğunu, zira reddedilen miktar her ne kadar 1.000,00 TL olsa da, kararın verildiği tarihte maktu vekalet ücretinin 9.200,00 TL olduğunu, bu miktarın altında vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin davacı tarafça haklı olarak feshedildiği iddiasıyla ödenen bedelin iadesi, menfi zararların tespiti ile tazmini aksi halde, makinadaki değer kaybı, geç teslim sebebiyle uğranılan zarar ile yoksun kalınan karın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf dava dilekçesi ile; Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca 2 adet maske üretim makinesinin satışı için sözleşme imzalandığı ve makineler karşılığında sözleşme uyarınca davalı tarafa 200.000,00 USD tutarında ödeme yaptığını, sözleşmeye göre makine teslim tarihinin 29.05.2020 tarihi olduğu; fakat makinelerin 05.09.2020 tarihinde teslim edilmiş olduğu, makineler çalıştırıldıktan sonra hemen arızalanmaya başladığı, çalıştığı süre zarfında da emsal makinelere oranla yarı performans ile çalıştığı, bu durumdan derhal davalı satıcı şirketin haberdar edildiğini, tamir etmeye gelinmiş olmasına rağmen kalıcı bir çözüm bulunmadığını, Bakırköy 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/292 D. İş dosyası ile delil tespiti talebinde bulunduklarını, tespit raporuna göre 1.404.001,01 TL ödemenin kayıt edildiği, makinelerin geç teslimi ve istenilen performansta çalışmaması neticesinde uğranılan zarar miktarının da hesaplandığını, davalı şirkete gönderilen ihtarname ile,sözleşmenin feshedildiği belirtilerek yapılan ödemelerin iadesi ile zararın tazmininin talep edildiği halde ödeme yapılmadığı belirtilerek; A- Sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebiyle; 1-)Dava konusu makineler için davalı şirkete ödenmiş olan 200.000,00 USD'nın şimdilik (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) 99.000,00 TL'sinin uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte tarafımıza iadesine ve 2-)Uğramış olduğu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi, Mahkeme tarafından ilk talebinin kabul görmemesi durumunda ise; B-Geç teslim ve ayıp sebebi ile; 1-)Makinelerde meydana gelen değer kaybının hesaplanarak, temerrüt tarihinden itibaren başlamak üzere uygulanacak ticari temerrüt faizi birlikte ödenmesine , 2- ) Geç teslim sebebi ile uğradığı zararların hesaplanarak temerrüt tarihinden itibaren başlamak üzere uygulanacak ticari temerrüt faizi birlikte ödenmesine, 3-) Yoksun kalınan kâr tutarının hesaplanarak, temerrüt tarihinden itibaren başlamak üzere ödenmesini talep etmiştir.Davalı taraf ise cevap dilekçeleri ile; Davacının, ısrarla iki makine aldığını ve iki makinenin de bedelini ödediğini beyan etmiş ise de, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin iki makinenin satışına yönelik olmasına rağmen karşı tarafın isteğine üzerine makine sayısının bire indirilmiş bulunduğunu, davacı yanın delillerinde gösterdiği tespit raporunda dahi bilirkişilerin mekanda 1 adet makine olduğunu tespit ettiğini, davacı tarafın, 02.09.2020 tarihinde 50.000 TL'lik çekle ödeme yapmış olup ve halen de bakiye borcu olmasına rağmen tamamen iyiniyetli olarak makinenin 05.09.2020 tarihinde teslim edildiğini, oysa ki taraflar arasındaki anlaşmaya göre bakiye % 50 ödenmedikçe makineyi teslim etme yükümlülüğü bulunduğunu, halen de bu hakkının devam ettiğini, davacı tarafça yaptırılan tespit üzerine alınan raporda belirtildiği üzere davacı tarafın kendisine elden ödeme yapmadığını, yine aynı şekilde 555.000 TL tutarın banka havalesi yapıldığını belirtirken bu havalenin kimin tarafından hangi açıklama ile ve kimin hesabına yapıldığına ilişkin detaya yer verilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece davacı vekiline dava dilekçesindeki taleplerini açıklamak üzere süre verildiği, davacı vekili ara karar uyarınca verdiği beyan dilekçesi ile; Terditli şekilde ikame etmiş olduğu işbu davada, Öncelikle; Sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebiyle; 1-Dava konusu makineler için davalı şirkete ödenmiş olan 200.000,00 USD'nın şimdilik (fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla) 99.000,00 TL'sinin uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte iadesini ve 2-Uğramış olduğu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilerek işbu haklı davamızın kabulünü talep ettiğini, Mahkeme tarafından talebinde yer alan "uğramış olduğu zararların" ayrıntılı şekilde açıklanmasının istendiğini, şöyle ki; 1-Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bir sözleşme imzalanmış ve dava dilekçesinde detaylı şekilde anlattığı üzere davalı şirketin sözleşme gereği üzerine düşen görevleri ifa etmediğini, bu durumda müvekkili şirketin uğramış olduğu menfi zararların tespiti ve tanzimi gerektiğini, 2-Dava dilekçemizin "Sonuç ve İstem" kısmında yer alan diğer taleplerinin ise; Geç teslim ve ayıp sebebi ile; Makinelerde meydana gelen değer kaybının, geç teslim sebebi ile uğradıkları zararın, yoksun kalınan kâr tutarının hesaplanarak, ödenmesi şeklinde olduğunu beyan etmiştir.Taraflar arasında imzalanan 28/04/2020 tarihli satış sözleşmesi ile; Davalı ..., Ltd. Şti. nin ürettiği sıfır, cerrahi maske makinası full ultrasonik 2 gövde 2 lastik: takma makinası konveyör bantları otomatik hat 2 adet (SMG ELM-180) maske üretimi makinalarının davacı alıcıya satımı konusunda anlaştıkları, sözleşmenin 3.1. Maddesine göre 2 adet makinanın satış bedelinin 200.000,00 usd + KDV olduğu, sözleşmenin 3.2. Maddesinde, bedelin %50 'sinin sipariş ile birlikte ödeneceği, 3.3. Maddesinde ise; Diğer % 50' si ise makinanın üretiminin yapılıp satıcının fabrikasında alıcının gözetiminde çalıştığının görülmesi üzerine alıcıya ödeneceği, bu ödeme yapılmadığı takdirde satıcının makinayı alıcıya teslim etmeme hakkı bulunduğunun düzenlendiği, sözleşmenin ... Ltd. Şti.'nin yükümlülükleri başlıklı 4.1. Maddesinde; ..., alıcı tarafından sipariş verilip makinanın bedelinin % 50 sinin ödenmesini müteakip 29.05.2020 tarihinde makinayı bitirip teslim ve montaja hazır hale getirmeyi kabul ve taahhüt ettiği, bu süreye en fazla 3 gün daha ilave edilebileceği, 4.2. Maddesinde ise; ... makinanın 1 yıl süre ile tüm aksamlarında kendi garantisinde olduğunu, bu süre içerisinde, kullanıcı hataları haricinde “meydanı gelecek kusur ve hatalar ile parça değişiminin ücretsiz olarak giderileceğini kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin alıcının yükümlülükleri başlıklı 5.1. Maddesinde; Alıcı sipariş ile birlikte makinanın bedelinin %50'sini, teslime hazır hale gelmesi ile birlikte diğer % 50' sini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, 5.2. Maddesinde ise; Alıcı teslime hazır makinanın kalan % 50' sini ödemediği taktirde satıcının makinayı teslim etmeme hakkı bülunduğunu kabul ettiği düzenlenmiştir. Somut olayda, taraflar arasındaki satış sözleşmesi ile 2 adet maske makinasının satışı konusunda anlaşma yapılmış ise de, gerek davalı tarafça verilen cevap dilekçesi, gerekse duruşmada dinlenen tanık ifadelerine göre anlaşmanın tek makina üzerinden uygulandığı, davacı tarafça dava tarihinden önce yaptırılan delil tespiti raporunda ve mahkemece mahallinde keşfen yapılan inceleme sonucu makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacıya ait mekanda 1 adet makine olduğu tespit edilmiş, bu durumda tarafların 1 adet maske makinasının satışı konusunda anlaştıklarının kabulü gerekmiştir. 05.09.2020 tarihinde makine ve ekipmanların davacıya teslim edildiği tarafların kabulündedir. Dosya kapsamında mevcut tanık ifadelerinden makinenin davalı tarafça kurulum ve montaj işlemlerinin yapılarak çalıştırıldığı, kısa süre sonra ilk arızanın meydana geldiği, davalı tarafça servis hizmeti verildiği halde arızanın devam ettiği, mahkemece makina mühendisi bilirkişiden alınan rapora göre keşif tarihi itibariyle arızanın devam ettiği, davaya konu arızanın kullanım hatasından kaynaklanmayan, imalat hatasına dayalı makineden beklenen faydayı, performansı azaltması sebebiyle dava konusu makinenin ayıplı mal niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalı tarafın 1 yıl garanti verdiği, dava tarihi itibariyle garanti süresinin dolmadığı ve davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Ayıp halinde alıcının sahip olduğu seçimlik haklar, TBK md. 227 hükmünde düzenlenmiştir. Davacı tarafın dava tarihinden önce davalı muhataba Beyoğlu 13 Noterliğinden gönderdiği 20.11.2020 tarihli ihtarnameyle ayıp sebebiyle sözleşmeden dönme hakkını kullandığı ve satış bedelinin iadesi ile zararının tazmin edilmesini talep ettiği görülmektedir.Mahkemece, davacının sözleşmeden döndüğü kabul edilmiş, bu durumda davacının dava dilekçesindeki taleplerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Davacının satış bedelinin iadesi talebi değerlendirildiğinde;Davacı taraf dava dilekçesi ve aşamalardaki beyan dilekçesi ile; 1-) ...... A.Ş. hesabından davalı şirkete ait banka hesabına 28/04/2020 tarihinde 350.000,00 TL. Havale yapıldığı belirtilmiş, bu ödemenin davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiştir.2-) Davacı şirket yetkilisi ...'a ait ...... A.Ş. hesabından davalı şirket yetkilisi ...'a ait ... .......150 03 iban numaralı hesabına 28/04/2020 tarihinde 140.000,00 TL + 04/08/2020 tarihinde 15.000,00 TL + 21/08/2020 tarihinde 50.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı beyan edilmiş, davacı tarafça yapılan bu havalelere ilişkin banka dekontlarının ibraz edildiği, dekont içeriğinde yapılan ödemeye ilişkin bir açıklama olmadığı, bu ödemelerin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı vekili cevap ve beyan dilekçelerinde davacı şirket yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisi adına gönderdiği bu havalelerin dava konusu satış sözleşmesine istinaden yapılan ödemeler olmadığını beyan edip itiraz ettiği halde mahkemece verilen hüküm gerekçesinde davalı vekilinin bu itiraz ve savunmalarının tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde olmayıp davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.3-) Davacı taraf şirket ortağı/yetkilisi ...tarafından keşide edilen, suretleri sunulan 08/01/2021 keşide tarihli 25.000,00 TL tutarlı ve 07/12/2020 keşide tarihli 25.000,00 TL tutarlı olmak üzere toplam 50.000,00 TL tutarındaki 2 adet çekin satış sözleşmesine istinaden davalı şirkete verildiğini ileri sürdüğü, davalı vekili cevap ve 2. Cevap dilekçelerinde açıkça; Davacı tarafın, 02.09.2020 tarihinde 50.000 TL'lik çekle ödeme yaptığını beyan ettiği, mahkemece yargılama sırasında ilgili banka şubesine yazılan müzekkerelere verilen cevabi yazılarda çek bedellerinin tahsil edildiği belirtilmiş, davalı vekilinin açık ikrarına rağmen mahkemece verilen hüküm gerekçesinde çekle yapılan bu ödemelerin hangi gerekçe ile davacı ödemesi olarak kabul edilmediğinin tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde olmayıp davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Davacının zarara ilişkin tazminat talebi değerlendirildiğinde;Davacı vekili dava dilekçesindeki taleplerini açıkladığı beyan dilekçesinde; Terditli şekilde ikame etmiş olduğu işbu davada, öncelikle; Sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebiyle; 1 - Dava konusu makineler için davalı şirkete ödenmiş olan 200.000,00 USD'nın şimdilik (fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla) 99.000,00 TL'sinin uygulanacak ticari temerrüt faizi ile birlikte iadesini ve 2-) Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bir sözleşme imzalanmış ve dava dilekçesinde detaylı şekilde anlattığı üzere davalı şirketin sözleşme gereği üzerine düşen görevleri ifa etmediğini, bu durumda müvekkili şirketin uğramış olduğu menfi zararların tespiti ve tazminini talep ettiğini beyan ettiği halde mahkemece davacı tarafın ilk talebi olan menfi zararlarının tazmini talebine ilişkin değerlendirme yapılıp bu konuda olumlu/olumsuz karar verilmemesi yerinde görülmemiştir.Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında ise, Mahkemece, davacı tarafın haklı olarak sözleşmeden döndüğü kabul edilip satış bedelinin iadesine karar verildiği halde davacı uhdesinde bulunan sözleşme konusu malın davalıya iadesi konusunda olumlu/olumsuz karar verilmemesi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılarak sonucuna göre gerektiğinde taraflara varsa yemin delilleride hatırlatılarak karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a6 m. uyarınca hükmün kaldırılması ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/06/2023 Tarih ve 2020/758 Esas - 2023/420 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.