İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, tapu iptali ve tescil davasında verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine yönelik istinaf başvurusu değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir limited şirketin %80 hissedarının, şirket müdürü olan oğlunun muvazaalı işlemlerle şirkete ait bir taşınmazı elden çıkardığı iddiasıyla başlattığı tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazın üçüncü kişilere devir ve temlikini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir kararına davalı vekilince yapılan itirazın ilk derece mahkemesince reddi sonrası, davalı tarafından bu red kararına karşı sunulan istinaf sebeplerini ve hukuki argümanları detaylandırmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/943 Esas
KARAR NO : 2026/1007 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2026/38 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 10/03/2026 (Ara Karar Tarihi)
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in ... Limited Şirketi'nin %80, davalı olan oğlu ...'in ise %20 pay sahibi olduğunu, davalı ...'in aynı zamanda şirketin yetkili müdürü olduğunu, şirket müdürü olan davalının, müvekkilinin kendisine emanet ettiği şirketin içini boşalttığını ve tasfiye ile ticaret sicilden terkin ettirdiğini, şirket adına kayıtlı İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, 1 Parsel'de kayıtlı .. hisseli taşınmazı öncelikle muvazaalı ve bedelsiz olarak dava dışı ...na devrettiğini, ardından taşınmazın yine muvazaalı şekilde bu kişiden davalıya devredildiğini, ardından davalı ...'in eşi ve şirket çalışanı olan ... ile muvazaalı bir şekilde anlaşmalı boşandığını ve anlaşma protokolü uyarınca davalı ...'e davalı ... tarafından ödenecek payın ödenmemesi nedeniyle taşınmaz üzerine haciz konulduğunu ve taşınmazın satış aşamasına gelindiğini, yapılan tüm devirlerin ve boşanma işleminin muvazaalı olduğunu, amacın taşınmazın satışını sağlamak olduğunu, davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunulduğunu, şirketin ihyası için dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, taşınmazın icra yolu ile satışı halinde hakkın elde edilmesinin imkansız hale geleceğini beyanla 3. kişilere devir ve temliki ile yine 3. kişiler lehine ayni yada şahsi hak tesisinin önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 22/01/2026 tarihli kararı ile; ihtiyati tedbir talebinin kabuü ile İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... mahallesi, ... ada, 1 parsel de kayıtlı .. hisseli taşınmazın satışının 600.000,00 TL teminat mukabilinde durdurulmasına karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı ... vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde; açılan davaların amacının satışı uzatmak olduğu, ihtiyati tedbirin davalı aleyhine ölçüsüz ve ağır sonuçlar doğurduğunu beyanla 22/01/2026 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, aksi kanaate varılması halinde teminatın ciddi şekilde arttırılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi bakımından HMK'nın 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağının öngörüldüğü, doğaldır ki davacının iddiasında haklı olup olmadığının yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan, incelendikten ve değerlendirildikten sonra ortaya çıkacacağı ve davacını talebiyle ilgili bir karar verileceği, davacı vekilinin talebi üzerine yeni maliklerin ortaya çıkması halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale gelebileceği, dosyada yapılan incelemede henüz bilirkişi raporu alınmadığı, davanın niteliği ile hukuki sebebi nazara alındığında teminata itirazın reddi gerektiği gerekçesi ile ihtiyati tedbire ve teminata yönelik itirazın reddine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, gerekçede tedbirin ölçülülüğü ve taraflar arasındaki menfaat dengesinin tartışılmadığı, mahkemece ölçülü bir teminat alınmaksızın tedbir kararı verildiği, davacının iddialarının yaklaşık ispat seviyesine dahi ulaşmadığı,
Davacının muvazaa iddiasına dayandığı ancak ileri sürdüğü iddiaların soyut ve varsayıma dayalı olduğu, dava konusu taşınmazın devir işlemlerinin müvekkili ile gerçekleşmediği, dolayısıyla müvekkilinin bu süreçlerde herhangi bir menfaati söz konusu olmadığı, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğu, şirket işlemlerine dahil olmadığı, bu nedenlerle ihtiyati tedbir kararına ilişkin ara kararın kaldırılmasına karar verilmesi hususuna ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: ihtiyati tedbire itirazlarının somut bir gerekçe ile reddedilmediği, hangi delil ile alacağın yaklaşık olarak ispat edildiğinin ortaya konmadığı, alınan teminatın yetersiz olduğu, icra dosyası kapak hesabında borcun 20 milyondan fazla olduğu ve borçlunun başkaca mal varlığı olmadığından alacağın tahsil imkanının bulunmadığı, davacının muvazaa iddiasını yaklaşık olarak dahi ispat edemediği, müvekkilinin yapılan devir işlemlerinin tarafı olmadığı, yapılan tüm işlemlerin davacı ...'in bilgisi dahilinde olduğu, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğu, boşanmanın Mahkeme kararı ile yapıldığı, kesinleştiği ve gerçek bir iradenin sonucu olduğu, davacının yıllardır satışlardan haberdar olmasına rağmen kötü niyetli olarak satışı durdurmak amacı ile dava açtığı, bu sebeplerle ihtiyati tedbir kararının kaldırılması, aksi halde teminatın artırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ;
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, muvazaalı işlemle devredildiği ve anlaşmalı boşanma protokolüne dahil edilerek üzerine haksız şekilde haciz konulduğu iddia edilen davacı şirkete ait taşınmazın satışının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve bu karara karşı davalı ... vekilinin yapmış olduğu itirazın yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiş, verilen itirazın reddi kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü, 390/3 maddesi; ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 392. maddesi; "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir." hükmünü içermekte olup aynı kanunun 394/2. maddesi uyarınca aleyhine ihtiyati tedbir verilen tarafın süresi içerisinde ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilmesi mümkündür.
Somut olayda; iddianın ileri sürülüş şekli, davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesi içeriği, tapu kayıtları ve sunulan diğer deliller kapsamında, dava konusu olan taşınmazın, muvazaalı şekilde önce dava dışı İbrahim Köroğlu'na ve ardından davalı ...'e devredildiğine dair iddianın yaklaşık olarak ispat edildiği, taşınmazın dava konusu olduğu ve icra yolu ile satışı halinde hakkın elde edilmesinin imkansız hale geleceğinin açık olduğu, bu itibarla ihtiyati tedbirin şartlarının oluştuğu ve dosya kapsamına göre hükmedilen teminatın ölçülü olduğu anlaşıldığından Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmuş ve kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı ...'in istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ...'in istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.