T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, şirket e-defterlerinin kendi sistemlerinden kaybolması sonrası zayi belgesi talebinin basiretli tacir özen yükümlülüğü ihlaliyle reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin e-defterlerinin şirket içi sistemlerden kaybolması üzerine açtığı zayi belgesi verilmesi davasına ilişkin istinaf başvurusunu konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, davacının basiretli tacir özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve defterleri kasıt dışı bir sebeple kaybettiğini ispatlayamadığını belirterek talebi reddederken, davacı istinaf dilekçesinde e-defterlerini yasal süresinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yükleyerek görevini yerine getirdiğini, kaybın öngörülemeyen teknik bir hatadan kaynaklandığını ve GİBin zayi belgesi alma yönündeki yönlendirmesi üzerine dava açtığını, dolayısıyla kasıtlı bir zayi durumunun olmadığını savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/905 EsasKARAR NO : 2026/955 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : 2024/299 Esas - 2025/780 Karar TARİH: 08/10/2025DAVA: Zayi Belgesi Verilmesi KARAR TARİHİ: 07/05/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının e-fatura uygulamasına tabi olan bir mükellef olarak e-defter geçiş zorunluluğu kapsamında e-defter sistemine geçtiğini, 2020 Şubat dönemine ilişkin e-Defterleri GİB sistemine yasal süresi içerisinde 26.07.2020 tarihinde yüklediğini, buna ilişkin Gelir İdaresi Başkanlığına ait sistemde yer alan bilgilerin görüntülerinin ekte olduğunu; ancak müvekkili şirket tarafından yapılan iç denetim çalışmaları kapsamında Şubat 2020 dönemine ilişkin e-defterlerinin şirkete ait bilgisayar ve sunucuları ile depolama alanlarında tespit edilemediğini, şirkete ait bilgisayar ve sunucular ile depolama alanlarından silindiği/ bulunmadığı için derhal Gelir İdaresine başvuru yapıldığını ve Şubat 2020 dönemi elektronik defterlerin ikincil örneklerinin şirkete verilmesinin talep edildiğini beyanla; davacı şirketin iradesi dışında ve elinde olmayan nedenlerle şirkete ait bilgisayar ve sunucuları ile depolama alanlarından silindiği, bulunmadığı tespit edilen Şubat 2020 dönemi elektronik defterlerin zayi olduğuna dair taraflarına zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/10/2025 tarih ve 2024/299 Esas - 2025/780 Karar sayılı kararında; " Basiretli bir tacirin saklamakla mükellef olduğu ticari defter ve müstenidatı belgelere gereken özen ve ihtimamın gösterilmesi gerektiği, davacının var olduğu iddia edilen defterini/belgelerini ise bu özen ve yükümlülüğünün ihlali sonucu kaybettiği anlaşılmış, rapor usul ve yasaya, olayın oluşuna, dosyaya uygun bulunmuştur. TTK 82/7 maddesi gereği zayi kararı verilmesi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı tacirin, basiretli bir tacir olarak ticari defter ve belgelerini şirket merkezinde muhafaza etmesi ve korunması için gerekli tüm tedbirleri alması gerektiği, davacının bu hususta basiretli bir tacir gibi davranmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim bu hususta Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2016/10152 E. 2018/2565 K. Sayılı ilamı, 2010/3476 E. 2011/15231 K. Sayılı ilamı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi'nin 2019/1879 E. 2019/1161 K. Sayılı ilamı gibi benzer mahiyette bir çok karar bulunmaktadır.Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, yerleşik içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde, davanın TTK 82/7 uyarınca açılan tüm ticari defterlerinin kaybolmasına ilişkin zayi belgesi verilmesi isteminden ibaret olduğu, kanunen sınırlı olarak sayılmayan ancak davacının özen yükümlülüğünü ihlali anlamına gelmeyecek deprem,sel,yangın,doğal afet gibi irade dışı sebeplerle zayi belgesi istemli dava açılabileceği, davacının gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirdiği halde belgelerin kaybolduğunu ispatlayamadığı, TTK 82/7 uyarınca zayi kararı verilmesi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış olmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin, davacının Şubat 2020 dönemine ilişkin e-Defterlerinin şirket içi sunucu ve depolama alanlarından silinmesini "basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün ihlali" olarak değerlendirdiğini ve davanın reddine karar verdiğini; oysa davacının, e-Defterlerini yasal süresi içerisinde 26.07.2020 tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) sistemine eksiksiz şekilde yükleyerek üzerine düşen tüm hukuki ödevleri yerine getirdiğini, defterlerin sisteme yüklendiği sabit olup, zıya durumunun bu aşamadan sonra veri depolama birimlerinde meydana gelen, öngörülemeyen teknik bir hata veya silinme neticesinde oluştuğunu; mahkemenin, verilerin yedeğine ulaşılamamasını doğrudan "ihmal" saymasının, dijitalleşen ticari hayatta karşılaşılan siber ve teknik risklere aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin, tacirin zayi riskine karşı "birden fazla yedekleme yapması gerektiği" yönündeki kanaatinin, kanunun tacire yüklediği özen borcunun sınırlarını aşan, aşırı bir külfet teşkil etmekte olduğunu, müvekkilinin, e-Defter uygulamasına tabi bir mükellef olarak, devletin güvenli platformu olan GİB sistemine verilerini aktardığını ve bu platformu nihai muhafaza mercii olarak gördüğünü; GİB tarafından verilen "ikincil kopyaların mükellefe verilmemesi ve zayi belgesi alınması" yönündeki cevap üzerine bu davanın açıldığını; bu durumun, davacının verileri kasten zayi etmediğini, aksine kurtarmak için tüm resmi yolları tükettiğini kanıtladığını, Covid döneminin açıkça mücbir neden olduğunu ve olayın bu dönemde gerçekleştiğini, mahkeme kararında dayanılan TTK m. 82/7 hükmünün, zayı durumunu sadece doğal afetlerle sınırlı tutmadığını, "gibi" edatıyla bu durumların genişletilebileceğine işaret ettiğini, günümüz teknolojisinde verilerin dijital ortamda beklenmedik şekilde silinmesi veya sistem arızaları, kanunda sayılan "yangın" veya "su baskını" gibi tacirin iradesi dışındaki mücbir sebeplerle eşdeğer olduğunu, davacının iradesi dışında gerçekleşen bu teknik veri kaybının, sadece "basiretsiz tacir" argümanıyla geçiştirilmesinin, e-Defter sisteminin amacına ve tacirin ispat hakkına zarar verdiğini; verilerin geri getirilemez olduğu teknik raporlarla da dolaylı olarak kabul edilmişken, zayi belgesi verilmemesinin davacıyı vergi mevzuatı karşısında telafisi imkansız zararlara uğratacağını, Davacı şirkete ait elektronik ortamda tutulan kayıtların 2020 döneminde bağlı bulunduğu vergi dairesine verilen beyannameler ve kayıtlara dayanak teşkil eden belgeler ile uyumlu olup olmadığı konusunda Özel Amaçlı Yeminli Mali Müşavirlik raporu talep edildiğini ve bu doğrultuda eldeki veriler ile kayıtların kontrol edildiğini, Yeminli Mali Müşavir raporunda da; yeni oluşturulmak istenen yevmiye ve kebir defteri ile mevcut kayıtların uyumlu olduğu, farklılık olmadığı, yeniden oluşturulması durumunda herhangi bir vergi ziyaına sebebiyet verilmeyeceği sonuçlarına varıldığını, bu Özel Amaçlı Yeminli Mali Müşavirlik Raporu dosyaya sunulmuş olup uzman görüşü olarak değerlendirilmesi ve bu kapsamda da inceleme yapılması gerektiğini, İlk defa uygulamaya alınan ve Covid-19 mücbir döneminde hayata geçen bir uygulamada yaşanan aksaklıkların müvekkiline fatura edilmesinin kabul edilemeyeceğini, bilirkişi incelemesi esnasında defter kayıtlarının defalarca yükleme hatası aldığının ve GİB sistemine çok zor yüklendiğinin açıkça görüldüğünü; hata kayıtlarının raporlarda da mevcut olduğunu; pandemide insanların evindeki bireysel kullanıma özgülenmiş internet hatlarından şirket ihtiyaçlarının karşılanmaya çalışıldığını; bu hususu kimsenin irdelemediğini: imzalı defter kayıtlarının inmesi esnasında bir bağlantı hatası yaşanmasının dahi tüm verinin kaybına neden olacak bir husus olduğunu; diğer yandan GİB beratlarının açıkça defterlerin sunulduğunu ve onaylandığını gösterdiğini; Vergi Dairesine sunulmamış ya da gizlenmek istenen bir kayıt olmadığını; YMM raporu ile de şeffaf biçimde davacının herşeyi ortaya koyduğunu, davacının tek amacının o tarihten beri hiç dokunulmamış ham veriyi sisteme tekrar yüklenerek yasal hale getirmek olduğunu; davacının yıllardır hiçbir vergi cezası almamış, vergi zayi anlamında bir hüküm giymemiş örnek bir mükellef olduğunu, İleri sürerek, istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/299 Esas ve 2025/780 Karar sayılı hükmünün kaldırılmasına ve talepleri gibi zayi belgesi verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, TTK 82/7 m. uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu ticari defter ve belgelerin zayi olduğuna dair belge verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TTK'nın 82/7. maddesinde; "Bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Mahkeme gerekli gördüğü delillerin toplanmasını da emredebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıdaki düzenleme uyarınca tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler için, tacire zayi belgesi verilebilmesi, tacirin defter ve belgelerinin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunmasına, ayrıca zıyaanın, tacirin iradesi dışında bir durum nedeniyle meydana gelmiş olmasına bağlıdır. TTK'nın 64/3. maddesinin son cümlesi "Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir." şeklindedir.19 Ekim 2019 tarih ve 30923 sayılı resmi gazetede yayınlanan Elektronik Genel Defter Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 4.4.1-e maddesi ile, elektronik ortamda tutulan defterlerin, vergi güvenliğini sağlamak ve virüs, siber saldırısı vb. diğer teknolojik ataklara karşı tedbir almak amacıyla ikincil kopyalarının gizliliği ve güvenliği sağlanmış şekilde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemlerinde ya da Başkanlıktan izin alabilen güvenli saklamacı kuruluşlar bünyesinde de saklanması zorunluluğu getirilmiştir. Tebliğin 7.1. maddesinde "e-Defter tutanlar, Vergi Usul Kanununda belirtilen “Mücbir Sebep” halleri nedeniyle e-Defter veya beratlarına ait kayıtlarının bozulması, silinmesi, zarar görmesi veya işlem görememesi ve e-Defter ve berat dosyalarının muhafaza edildiği e-Defter saklama hizmeti veren özel ... kuruluşlardan veya Başkanlıktan ikincil örneklerinin temin edilemediği hallerde, söz konusu durumların öğrenilmesinden itibaren tevsik edici bilgi ve belgeleri ile birlikte 15 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yetkili mahkemesine başvurarak kendisine bir zayi belgesi verilmesini istemelidir." düzenlemesi yapılmıştır. Tebliğ hükmü ile e-defter veya beratların ne şekilde zayi olduğunun kabul edileceği açıklanmıştır. Buna göre e-defter veya beratlara ait kayıtların bozulması, silinmesi, zarar görmesi veya işlem görememesi zayi olduğunun kabulü için yeterli olmayacak, aynı zamanda söz konusu e-defter ve berat dosyalarının muhafaza edildiği e-defter saklama hizmeti veren özel ... kuruluşlardan veya Başkanlıktan ikincil örnekler de temin edilememiş olacaktır.Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkere cevabı kapsamından; davacının 01/01/2015 tarihinde e-Defter Uygulamasına dahil olduğu, yazı tarihi itibariyle en son 2023/11 dönemine ait e-Defter berat dosyalarının GİB sistemine yüklediği, 01/04/2024 tarih ve 172571 sayılı dilekçe ile Başkanlığa bildirimde bulunduğu ve Başkanlıkça defterlerin kaybolduğuna dair yetkili mahkemeden alınmış zayi belgesinin ve Özel Amaçlı YMM raporunun düzenlenip iletilmesi halinde durumunun değerlendirileceği bilgisinin verildiği anlaşılmıştır. Davacı şirketin ... kuruluş olduğunu belirttiği ... A.Ş. yazılan yazı cevabı kapsamından, davacının, anılan şirketten 2021 yılını da kapsar şekilde özel entegratörlük hizmeti aldığı, davacının 2021 yılına ait e-defter ve berat dosyalarının davacı ... şirket sistemine yüklendiği, ancak Şubat 2020 dönemine ilişkin olarak davacı şirket tarafından ... şirket sistemine herhangi bir kayıt yüklenmediği anlaşılmıştır. Somut olayda; davacı tarafından ziyaa nedeniyle zayi belgesi verilmesi talep edilen 2020 yılı Şubat ayına ilişkin e defter ve beratlarının oluşturulup sisteme yüklendiği, ancak kopyasının alınmadığı yerinde inceleme sonucu tanzim edilen bilirkişi raporundaki bilgisayar mühendisi bilirkişinin tespitlerinden anlaşılmış olup, dihital defter asıllarına ne sebeple ulaşılamadığına ilişkin net bir sebep ortaya konulamamıştır. Tacirin saklamakla yükümlü olduğu ticari defter ve belgelere yönelik zayi belgesi verilebilmesi için, hem defterlerin saklanması için gereken özenin gösterildiğinin, hem de bu özen gösterilmesine rağmen zayi olgusunun gerçekleştiğinin davacı tarafından ispatı zorunludur. Davacının Şubat 2020 dönemine ilişkin ticari defterlerini GİB sistemine ... aracılığı ile veya doğrudan sistem üzerinden yüklemesi yeterli olmayıp, aynı zamanda bu defterlerin yedeklerini saklaması, dikkat ve özen yükümlülüğünün bir gereği olup, defterlere ulaşılamama nedeni tespit edilemediği gibi, defterlerin yedeklerinin davacı tarafından saklanmadığı sabit olup, mahkemece bu sebeple istemin reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.