İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası incelemesi: bayilik ilişkisinde teslim edilmeyen motor yağları, mutabakat zaptı ihlali ve avans çeklerine rağmen siparişlerin gecikmesi iddiaları.
Özet: Davacı bayii, davalı ana firmanın faturalandırdığı ancak teslim etmediği motor yağları ile karşılıklı olarak imzalanan mutabakat zaptı uyarınca davalıdan alacaklı olduğunu; ayrıca davalının yüklü bir iskonto karşılığında aldığı avans çeklerine rağmen siparişleri sürekli geciktirerek teslim etmemesi üzerine ticari ilişkinin bozulduğunu ve kendi kayıtlarına göre davalının kendisine 2.541.995,99 TL borçlu olduğunu belirterek, kendisinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının menfi tespiti ile davalının borçlu olduğunun tespitini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/1729 EsasKARAR NO : 2026/1045 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret MahkemesiESAS NO: 2020/266 Esas - 2023/644 KararTARİHİ: 12/07/2023DAVA: Menfi Tespit (Ticari satış sözleşmesinden kaynaklanan )KARAR TARİHİ: 21/05/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının biçerdöver, traktör ve tarım ekipman ve yedek parçalarını Türkiye genelinde bayilik örgütü kanalıyla satışı ve pazarlaması işi yaptığı, müvekkilinin ise uzun yıllardan beri Tekirdağ ilinde ... şahıs firması adı altında davalının yetkili yedek parça satış bayiliğini yaptığı, davalı firmanın müvekkili adına faturasını düzenlediği halde 1401 adet (teneke) ...15 kg motor yağını müvekkilinin sözlü ve yazılı taleplerine rağmen teslim etmediği, motor yağlarının tesliminin yapılmaması ve davalının müvekkilini sürekli oyalaması üzerine müvekkilinin, teslim edilmeyen söz konusu motor yağlarının teslimi ve taraflar arasındaki cari hesap üzerinde mutabakat yapılmasını talep ettiği, aksi durumda ise taraflar arasındaki ticari ilişkinin sürdürülemeyeceğini belirttiği, bunun üzerine 13.12.2019 tarihinde taraflarca davalının Çorlu şubesinde toplantı yapıldığı, yapılan toplantıda birbirlerinin tüm ticari defter ve kayıtları, birbiri ile karşılaştırılmak suretiyle cari hesaplar üzerine karşılıklı olarak mutabakata varıldığı ve 13.12.2019 tarihli mutabakat zaptı imzalandığı, bu mutabakat zaptına göre davalının müvekkili adına düzenlediği faturalar ve müvekkilinin yaptığı ödemeler düşüldükten sonra davalı ...A.Ş.'nin 13.12.2019 tarihi itibarıyla müvekkiline 809.841,61-TL borçlu olduğunun karşılıklı tespit edildiği ve imza altına alındığı, ayrıca davalının yetkilisi tarafından, daha önce faturası kesildiği halde müvekkiline teslim edilmeyen 1401 adet (teneke) ...15 kg motor yağının da müvekkiline teslim edileceğinin taahhüt edildiği, müvekkili 13.12.2019 tarihinde karşılıklı olarak imzalanan ve davalının müvekkiline 809.841,61-TL borçlu olduğu tespit edilen mutabakat zaptının 13.12.2019 tarihinde davalının yetkililerinin kullandığı şirketin resmi e-postasına (...@....com, ....com) gönderildiği ve mutabakat zaptına göre mutabık olup olunmadığının bildirilmesinin istenildiği, davalının yetkilisi tarafından yine şirketin resmi e-posta adresi olan ....com adlı e-posta adresinden "Mutabıkız. Teşekkür ederiz." şeklinde cevap verilmek suretiyle 13.12.2019 tarihli mutabakat zaptının bir kez daha kabul ve teyit edildiği, bu mutabakat zaptının dışında müvekkili tarafından davalı tarafa Ba-Bs mutabakat mektubunun gönderildiği ve bu mutabakat mektubunun da davalı tarafından mutabıkız şerhi ile imzalanarak müvekkiline gönderildiği, davalının yetkilerinden ...'nin 27.12.2019 tarihinde ...@....com adlı şirketin resmi e-posta adresinden müvekkiline ve bilgi olarak da bir üst yöneticisi olan ...'ın ....com gönderdiği e-postada aynen "2020 yılı anlaşması için Mayıs başlangıç Kasım bitiş toplam 7 çek 250.000'şerbin TL'lik verilmesi karşılığında yüzde 45 iskonto verilmesini taahhüt ederiz. Her ay sonunda yapılacak mutabakat sonunda yüzde 10 tutarında parça garanti veya bedelsiz olarak teslim edilecektir." şeklinde teklifte bulunulduğu, davalının yetkilisinin 2020 yılında satışı yapılacak mallar için ilk vadesi Mayıs bitişi Kasım ayında olmak üzere her biri 250.000,00-TL bedelli toplam 7 adet 1.750.000,00-TL tutarındaki çeklerin avans çeki olarak verilmesi karşılığında satılacak mallarda %45 iskonto yapılacağı yönündeki teklifinin müvekkili tarafından da kabul edilmesi üzerinden da kabul edilmesi üzerine müvekkilinin, ...Bankası Tekirdağ Şubesi'ne ait ... nolu hesaba ait keşide yeri Tekirdağ olan 6971759 seri nolu 29.05.2020 tarihli 250.000,00-TL, 6971660 seri nolu 29.06.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 30.07.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 28.08.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 29.09.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 28.10.2020 tarihli 250.000,00-TL ve ... seri nolu 27.11.2020 tarihli 250.000,00-TL olmak üzere toplam 7 adet 1.750.000,00-TL bedelli çekleri davalının emrine keşide edilerek davalıya verildiği, davalıın teklifi üzerine müvekkili tarafından toplam 1.750,000,00-TL tutarındaki avans çeklerinin davalıya verildiği, müvekkilinin defter ve kayıtlarına göre davalının 31.12.2020 tarihinde müvekkiline olan borcunun 2.541.995,99-TL borç bakiyesine ulaştığı, davalı firmanın müvekkilinin verdiği siparişleri tüm taleplere rağmen 4 aydan uzun bir süre geciktirmesi ve müvekkilini sürekli oyalaması üzerine müvekkilinin 10.07.2020 tarihinde davalının yetkilisine gönderdiği e-posta ile siparişlerin iptal edilmesini talep ettiği, davalının yetkilisi ... tarafından müvekkiline 10.07.2020 tarihinde "İsteğiniz doğrultusunda siparişleriniz iptal edilmiştir." şeklinde e-posta gönderilerek müvekkilinin sipariş iptal talebinin davalı tarafından da kabul edildiği, diğer bir deyişle siparişlerin karşılıklı olarak iptal edildiği, davalının düzenlediği faturalar ve müvekkilinin davalı adına düzenlediği faturalar dikkate alındığında 24.07.2020 tarihi itibarıyla davalı yanın 1.265.085,91-TL borçlu göründüğü, müvekkili tarafından davalının emrine keşide edilerek davalıya verilen ...Bankası Tekirdağ Şubesi'ne ait ... nolu hesaba ait keşide yeri Tekirdağ olan ... seri nolu 30.07.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 28.08.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 29.09.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 28.10..2020 tarihli 250.000,00-TL ve ... seri nolu 27.11.2020 tarihli 250.000,00-TL olmak üzere toplam 1.250.000,00-TL bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline ve çeklerin iadesine karar verilmesi ve ayrıca takdir edilecek teminat karşılığında bu çekler ile ilgili olarak çek bedellerinin ödenmemesi, karşılıksız işlemi yapılmaması (arkalarının yazılmaması), ciro edilmemesi, davaya, icra takibine ve ihtiyati hacze konu edilmemesi, çekler ciro edildiği takdirde tedbirin üçüncü kişilere de hüküm ifade edecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtiyati tedbir kararının ...Bankası Tekirdağ Şubesine ve Tekirdağ İcra Müdürlüğüne tebliğine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK'nın 5/A maddesinde belirtilen arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın dava şartının yerine getirilmemesi sebebiyle reddine karar verilmesini, davacının dava dilekçesinde ve gerekse delil listesi konulu dilekçesinde belirtmiş olduğu ve ibraz etmediği delilleri ibraz etmesine muvafakat etmedikleri, davacının çekler sebebiyle borçlu olmadığına dair iddiasının dayanağı olan ticari ilişkide düzenlenmiş faturaların, fatura konusu iş ve malların, ödemelerin, ödeme şekilleri ve sair belgelerin bilinmediği, tüm bu ticari ve hukuki gerçekliğe rağmen davacının ticari ilişkinin son aylarında ve özellikle yıl sonu kapanış işlemlerini ve ülkemizde yaşanan pandemi dönemini fırsata çevirme suiniyeti içinde bir kısım ilişkilerini, davalı şirket yönünden yetkili bayilik sıfatı dolayısıyla kendisinden daha az önem ve yetkilere haiz şirketin çalışanları ile konuşma ve sonuç alma yoluna gittiğini, müvekkili şirket ve yetkililerinin tamamen bilgisi dışında, şirketin sigortalı çalışanları ile müvekkili ile olan ticari ilişkisini yönlendirme ve yürütme çaba ve eylemi içine girdiği, davacının bu davranışları ile taraflar arasında yetkili bayilik içinde yer alan hak ve yükümlülüklerine de uygun davranmadığı, müvekkilini başkaca haklarının da ihlal edildiği, buna karşı dava ve talep haklarını saklı tuttukları, dava dilekçesinde bahsedilen mutabakat ve sair sayılan işlerle ilgili ismi geçen şahısların davalı şirketi hiç bir şekilde temsil ve ilzama yetkisi olmadığı, bu hususun yetkili bayi davacı tarafından da bilindiği, davacının beyanlarında ismi geçen şirket çalışanı ...'nin şirketten ayrıldığı, bu çalışanın çalıştığı dönemde şirkete karşı yapmış olduğu dolandırıcılık, hırsızlık, sahtecilik gibi suçlara karşılık gelen davranışlarının tespit edildiği, bir kısım kısım suçlarını kendi el yazılı ve imzalı beyanı ile kabul ettiği, tamamen tespit ve delillerinin toplanması sonrasında Cumhuriyet Savcılığı nezdinde şikayet ve gerekli başvuruların yapılacağı, davacının yetkili bayi tarafından davaya konu çekleri müvekkiline verdiği, ancak veriliş sebebinin iddia edildiği şekliyle olmayıp, davalının hesap ve ticari kayıtlarına göre var olan borcu, yeni sipariş ve yıllardır devam eden ticari ilişkinin devam ettiği hal içinde ödendiklerinde borcuna mahsup ve/veya alacağına kayıt edilmek üzere verilen çekler olduğu, davacının, ülkemizin ve tüm dünyanın içinde bulunduğu Covid 19/ Pandemi sürecini yaşadığı, ithalatın, ticaretin durduğu, gümrüklerin kapandığı bir dönemde sipariş iptali dahi öncesindeki sui niyetli iş ve ilişkilerini örtme çabasıyla olduğuun dava ile anlaşıldığı, davacının yetkililere ve usulüne uygun sipariş iptaline dair talebinin de yine aynı şekilde dönüş ile ticari ilişkinin geldiği nokta ve kendi isteğinin gözetilerek iptal edildiği, davacının yetkili bayilik yükümlülük ve sorumluluklarına uymayan iş ve eylemleri sonucu gelinen ticari ilişkinin değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması sebebiyle davalı şirketin merkezinde ve yetkilileri ile görüşme isteğinin kabulü ile toplanıldığı, görüşmelere hesap mutabakatı için tekrar buluşmak üzere son verildiği, ancak bu hesap mutabakatı görüşmelerinin devam etmesini beklerken davacının huzurdaki davası ile karşılaşıldığı, iddialarının aksine 31.12.2019 tarihinde ve dava tarihinde de müvekkili şirkete satışa konu malların fiyatlandırmasının Euro üzerinden yapıldığı ve ödemelerin ödeme günlerindeki kur üzerinden çevirimi ile mahsuplaşma olması hasebiyle döviz olarak borçlu olduğu, dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine, davacının delillerini ibraz ve tebliğde usule ve yasaya uymaması nedeniyle, yeni delil ibraz etmesine muvafakatlerinin olmaması ile davanın bu haliyle değerlendirilmesine, mahkemenin farklı kanaatte olması halinde davacı delillerinin bir suretinin taraflarına tebliğini ve delillere karşı beyanda bulunmak için taraflarına süre verilmesini, davacının iddia ve davasının yerinde olmaması, hukuki dayanağının bulunmaması sui niyetli, haksız ve başkaca saiklerle açılmış olmakla davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin asgari tarifesinin 3. maddesi uyarınca 3 katı oranında bulunacak avukatlık ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesine talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 12/07/2023 tarih ve 2020/266 Esas - 2023/644 Karar sayılı kararında;".....Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalının davacıdan avans çekleri almak sureti ile henüz teslim etmediği mallar için müşterisinden çekler aldığı ve sonrasında henüz teslim etmediği mallar için fatura keşide ettiği, taraflar arasında bu şekilde bir ticari ilişki ve teamül olduğu sabittir. Nitekim dava konusu çekleri davalı ticari ilişkiye istinaden aldığını kabul etmiş yapılan yargılamada kendi aleyhine delil teşkil eden ticari defter ve kayıtlarına göre çeklerin avans çeki olduğu subuta ermiştir. Keza yine davalının henüz teslim etmediği mallar için fatura keşide ettiği de sabit olup 16.05.2019 tarihli mailde liste halinde sunulan malların bir kısmının davacıya teslim edilmediği, bu mallar için davalı yanca keşide edilen iade faturasının da davalı yanca benimsenerek defterlere işlendiği subuta ermiştir. Bu mail ekindeki listede belirtilen faturalar toplamı 163.795,86 TL olup davacı yanca sehven 2 fatura keşide edildiği belirtilmiştir. Neticede bu malların davacıya teslim edilmediği davacının ticari sicil kayıtlarına göre satış sonrası hizmet müdürü ile yedek parça şefinin attığı mail ile sabittir. Davalının teslim edemediği ürünler için iade faturası düzenlenip gönderilmesini talep etmesi üzerine davacı yanca söz konusu iade faturaları keşide edilmiştir.Çekler yönünden de yukarıda geniş izahat yapılmıştır. Tarafların iddia ve savunmalarına tek tek gerekçe yazılmaya çalışılmış olup tüm dosya kapsamından davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği vicdani kanaatine varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın Kısmen KABULÜ İLE; Yargılama sırasında tahsil olan çeklerden dolayı toplam 1.109.799,63 TL'nin 109.799,63 TL sinin 08.08.2020 tarihinden 250.000 TL sinin 28.08.2020 tarihinden , 250.000 TL sinin 29.09.2020 tarihinden, 250.000 TL sinin 30.10.2020 tarihinden , 250.000 TL sinin 30.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan İSTİRDATINA, davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kısmen reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, haklı davanın tam kabulünün gerektiğini, işbu davada müvekkil tarafından davalının emrine keşide edilerek davalıya verilen ...Bankası Tekirdağ Şubesi'ne ait ... nolu hesaba ait keşide yeri Tekirdağ olan ... seri nolu 30.07.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 28.08.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 29.09.2020 tarihli 250.000,00-TL, ... seri nolu 28.10..2020 tarihli 250.000,00-TL ve ... seri nolu 27.11.2020 tarihli 250.000,00-TL olmak üzere toplam 1.250.000,00-TL bedelli çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptaline ve çeklerin iadesine karar verilmesinin talep edildiğini, yargılama sırasında dava konusu çeklerin tamamı tahsil edildiğinden davanın istirdat davasına dönüştüğünü, Yerel mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde, dava konusu çeklerin avans çeki olduğu hususunun ticari defter ve kayıtlar vasıtası ile ispat edildiği, ancak sunulan cari mutabakat metninin; cari hesap mutabakatını imzalayan kişinin davalının yetkili temsilcisi olmadığı, mutabakatın satış faturası olarak değerlendirilemeyeceği, ...'nin yedek parça şefi ve B grubu imza yetkilisi olduğu, mutabakat metni sonrası şirketin borcu veya alacak miktarının belirlenmesinin söz konusu olduğu, bu kapsamda yetki olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki kabul edilse dahi çift imza bulunmadığı, mail ile diğer imza yetkilisinin bilgilendirilmiş olmasının yeterli olmadığı belirtilerek mutabakat metninin dikkate alınmadığını, bu nedenle mutabakat metni dikkate alınmaksızın davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verildiğini, bu durumun eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu ve istinaf incelemesi neticesinde kararın bu yönden kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Her ne kadar gerekçeli kararda mutabakat metninde imzası bulunan ...'nin B grubu imza yetkilisi olduğu, satış faturalarında ve gümrük işlemlerinde çift imza ile yetkili kılındığı, bu çerçevede mutabakat metnini imzalama hususunda yetkili olmadığı, yetkili olduğu düşünülse de çifte imza yer almadığından mutabakat metninin dikkate alınmaması gereği beyan edilmiş ise de; davalı şirketin 20.11.2017 tarih ve 9455 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan 07.11.2017 tarih ve 03 no'lu şirket Yönetim Kurulu kararında aynen;"B Grubu İmza Yetkilileri:...Muhasebe Müdürü TC No:.... Satışı Müdürü TC No:.... Satış Sonra Hizm. Müdürü TC No:...... Yedek Parça Şefi TC No:......Şirketin Temsil ve İlzam(ı)...2. Yönetim Kurulunda 26.08.2015 tarihinde alınan 10 numaralı karar ile kabul edilen 1 numaralı iç yönerge çerçevesinde A grubu, B grubu ve C grubundaki kişiler şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınmışlardır" denildiğini, Davalının 02.10.2015 gün ve 8917 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan Şirketin Temsil ve İlzamı başlıklı 8. maddesinde de Yönetim Kurulunun yönetimi kısmen veya tamamen bir veya bir kaç yönetim kurulu üyesine, şirket müdürlerine, şirket çalışanlarına ve üçüncü kişilere devretmeye yetkili olduğunun belirtildiğini, Yönetim Kurulunun 1 nolu iç yönergesinde de "B Grubundan herhangi iki kişi şirketin ticari ünvanı ve kaşesi altına atacakları müşterek imzaları ile şirketin satış faturalarında ve Gümrük idaresindeki bütün işlemlerde şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili kılınmışlardır" denildiğini, Davalı şirketin Ticaret Sicilinde tescil ve ilan edilen söz konusu kararlarına göre ... ve ...'nin davalı şirketin satış faturalarında, yani şirketin tüm muhasebesel işlemlerinde şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili olduğunu, ayrıca davalı tarafından 07.07.2020 tarihinde müvekkile gönderilen yazıda da ...'ın şirketin bayileri ile yapılan görüşmelerde ve işlemlerinde yetkili olduğunun bir kez daha kabul ve ikrar edildiğini, ayrıca söz konusu yazıda yazışmaların ilgilinin e-posta adresi üzerinden yapılması gerektiği bildirilmek suretiyle de bayiler ile şirket arasındaki yazışmaların e-posta üzerinden yapıldığı ve bu uygulamanın şirket kuralı olduğunun bir kez daha kabul edildiğini, Müvekkil ile davalının bayileri ile tüm işlemleri yürüten yetkili temsilcisi ile 13.12.2019 tarihinde davalının Çorlu Şubesi'nde toplantı yapıldığını, yapılan toplantıda birbirlerinin tüm ticari defter ve kayıtları, birbiri ile karşılaştırılmak suretiyle cari hesaplar üzerine karşılıklı olarak mutabakata varıldığını, 13.12.2019 tarihli mutabakat zaptı imzalandığını, bu mutabakat zaptına göre davalının müvekkil adına düzenlediği faturalar ve müvekkilin yaptığı ödemeler düşüldükten sonra davalı ...A.Ş.'nin 13.12.2019 tarihi itibarıyla müvekkile 809.841,61 TL borçlu olduğunun karşılıklı tespit edildiğini ve imza altına alındığını, ayrıca davalının yetkilisi tarafından, daha önce faturası kesildiği halde müvekkile teslim edilmeyen 1401 adet (teneke) ...15 kg motor yağının da müvekkile teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, Yine gerekçeli kararda bilirkişi ek raporu doğrultusunda diğer imza yetkilisinin mail ile bilgilendirilmesinin yeterli olmadığı belirtilmiş ise de; somut olayda diğer imza yetkilisinin yalnızca bilgilendirilmesi değil, diğer imza yetkilisinin mutabakat metnini mail ile onaylamasının söz konusu olduğunu, müvekkilin 13.12.2019 tarihinde karşılıklı olarak imzalanan ve davalının müvekkile 809.841,61 TL borçlu olduğu tespit edilen mutabakat zaptını 13.12.2019 tarihinde davalının yetkilileri olan ...'nin kullandığı şirketin resmi e-postası olan ...@....com ve ...'ın kullandığı ....com isimli e-posta adresine göndererek mutabakat zaptına göre mutabık olup olunmadığının bildirilmesini istediğini, davalının yetkilisi ... tarafından yine şirketin resmi e-posta adresi olan ....com adlı e-posta adresinden, müvekkilin gönderdiği e-postasına "Mutabıkız. Teşekkür ederiz" şeklinde cevap verilmek suretiyle 13.12.2019 tarihli mutabakat zaptının bir kez daha kabul ve teyit edildiğini, yani diğer imza yetkilisi ...'ın yalnızca bilgilendirilmediğini, kendisinin göndermiş olduğu mail ile mutabakat sağlandığına ilişkin onay ve teyitin söz konusu olduğunu, ...'nin verdiği yeminli beyanında 13.12.2019 tarihli hesap mutabakatındaki imzanın kendisine ait olduğunu, davalı şirket adına diğer müşterileri ile de benzer şekilde hesap mutabakatları imzaladığını, 13.12.2019 tarihli hesap mutabakatından diğer imza yetkili ...'ın da bilgisi olduğunu beyan ettiğini, ancak yerel mahkemenin kararında bu hususların göz ardı edildiğini, öte yandan davalı şirketin Ticaret Sicilinde tescil ve ilan edilen 07.11.2017 tarihli kararına göre ... ve ...'nin, davalı şirketi şirketin satış faturalarında, yani şirketin tüm muhasebesel işlemlerinde şirketi en geniş şekilde temsil ve ilzama yetkili olduğunu, mutabakat metninde imzası bulunan ... ve bu mutabakat metnini "mutabıkız" şeklinde teyit eden ...'ın TBK'nun 551. maddesi anlamında ticari vekil sıfatına hazi olduğunu, işin niteliği ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen kararın kapsam ve mahiyetine göre olağan işler kapsamında yer alan mutabakat metnini de imzalamaya yetkili olduğunu, 13.12.2019 tarihli mutabakat metninin geçerli ve taraflar bakımından bağlayıcı olduğunu, kaldı ki davalı tarafın ...'ın yetkisi ve onay maili yönünden herhangi bir inkarı da bulunmadığını, şirketi temsile yetkilendirilen kimselerin işlemlerinin, şirketi bağlamadığı savunmasının iyiniyet kurallarına, hakkaniyete, usule ve yasaya aykırı olduğunu, Yine yerel mahkemenin gerekçeli kararında ...'nin imza yetkisinin mutabakat açısından mevcut olmadığı kabul edilerek mutabakat metninin dikkate alınmadığını, ancak bu kabulün de eksik ve hatalı olduğunu, Davalı şirketin iç işleyişinde, ...'nin mutabakatları imzalamaya yetkisi olduğunun ... tarafından bizzat dile getirildiğini, ancak bu beyanların yerel mahkeme kararında imza yetkisi ve ticari vekil sıfatı açısından değerlendirilmediğini, Dava konusu olayda da ... tarafından imzalanan mutabakat metninin ticari vekil sıfatının içerdiği yetkiler çerçevesinde imzalandığını ve geçerli olduğunu, bu doğrultuda haklı davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu husus göz ardı edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece verilen hükmün eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğu aşikar olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davanın bir menfi tespit davası değil, alacak davası olduğunu, davaya konu ihtilafın, ticari defterlerin, belgelerin ve aradaki ticari ilişki sebebiyle oluşan kayıtların sunumu ve bilirkişi incelemesi yapılması sonucu çözümlenme yoluna gittiğini, yani davanın başında iddia edildiği gibi çeklerin verilip, karşılığı malların alınmamasında kaynaklı bir menfi tespit davası olmadığını, davanın bir alacak davasına dönüştüğü anlaşılmakla ve hukuki değerlendirmenin hakime ait olacağı sebebiyle arabuluculuk şartının yerine getirtilmesi gerektiğini, davacı iddiaları da dikkate alındığında bu dava şartından kaçınmak düşüncesi ile dava nitelemesini menfi tespit şeklinde yaptığını, bu haliyle yasa gereği dava şartı olan “arabuluculuk dava şartı”nın yerine getirilmediğini, en azından aşamada bu hususun anlaşıldığı anda bu şartın yerine getirilmesinin istenmemesinin yasaya ve usule uygun düşmediğini, bu sebeple yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılması gerektiğini,Yerel mahkemenin dava konusu ihtilafın çözümü ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde davacı ...’un uzun yıllardır davalı.... A.Ş.'nin yetkili bayiisi olduğu gerçek ve kabulünü göz önüne almadığını, zira bir anlamda davalının “ çalışanı” “iş ortağı” olmakla, davalı şirketin yetkililerini, hangi işi kimle yapacağını bilen biri olduğunu ihtilafın çözümünde dikkate almadığını, Bizzat davacının, şirketin SGK'lı çalışanı ... ile birlikte ve bu çalışanın şirket içindeki yetkisini aşarak yaptığı işlerle, adeta yetkili bayisi olduğu davalı şirket aleyhine, hatta şirketi dolandırmaya varacak şekilde hileli, hukuka ve muhasebe tekniğine uymayan işler yaptığını, Davacının davada sunduğu tüm delilleri yazılı beyanı ile şirketi dolandırdığını kabul eden, aleyhine kesinleşen icra takibi, davalı şirkete karşı açtığı ve sonrasında feragat ettiği iş davası ile davalıya karşı suç ve husumeti sabit ...’nin yasaya, muhasebe usulüne aykırı, bu şahıs ile arasında üretilmiş iş ve eylemlerine dayandığını, belirtilen eylemleri nedeniyle davalı şirket aleyhine ceza şikayeti ve soruşturması devam eden ...’nin beyanlarının karara gerekçe olarak alınmış olmasının usule ve yasaya uygun düşmediğini, bu aşamada ... aleyhine yapılan bir kısım suç isnatlarına davacının da ortaklığının anlaşıldığını ve konu şikayete davacının da dahil edildiğini, davayı direkt etkileyecek Savcılık şikayet akıbeti beklenmeden karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin davaya cevap dilekçesi ile birlikte usulüne uygun ve süresi içinde verilen delil listesinde yer alan tanıkların ve davanın özelliği gereği de dinlenilmesi yasa gereği olduğu halde malların teslimini yapan depo sorumlusu... ve bazı faturalarda teslim eden imzası olan ...’u tanık olarak dinletme taleplerini reddettiğini, buna karşın davalı şirkete karşı davacı ile iş birliği içinde hareket ettiği ve husumeti olduğu sabit çalışanın beyanlarını dikkate alarak karara gerekçe yaptığını, bunun silahların eşitliği genel ilkesine uygun düşmediğini, Yerel mahkemenin ön inceleme duruşmasında daha deliller toplanmadan bilirkişi incelemesine karar verdiğini, bu durumun hem bilirkişi raporu hem de buna dayanan kararın hatalı olmasına sebebiyet verdiğini, hem bilirkişilerin hem de yerel mahkemenin davacının çok uzun yıllardır davalının bayisi olduğunu gözetmediklerini, davacının delilleri arasında yer alan, dosyaya ibraz edilen ve kendilerinin de bu vesile ile bilgi sahibi olduğu 05.12.2019 tarihli e-mailin huzurdaki davada ihtilafı çözecek en önemli delil olduğunu, bu e-mailin davacının davalı şirket çalışanı ...’yi açıkça tehdit ettiğinin delili olduğunu, bu e-mail ile davacının ...’a 13.12.2019 tarihine kadar süre verdiğini, bu süre içinde;-2017 ve 2018 yılında kendisine fatura edilen malların, teslim edilmediği iddiası ile iade faturası keseceğini bunun şirket kayıtlarına sokulması tehdidinde bulunduğunu, -05.12.2019 tarihinde davaya konu edilen çekleri geri istediklerini ve bunların iadesinden sonra iade fiyat farkı faturası keseceklerini beyanında bulunduğunu, -Nihayetinde de bu taleplerinin 13.12.2019 tarihine kadar yerine getirilmediği taktirde bu söylediği işlemleri yaparak, İstanbul Ana Merkez Muhasebesine giderek cari hesap mutabakatı yapacağını ve bembeyaz bir sayfa açacağını belirttiğini, 2017 ve 2018 yılında düzenlenmiş ve kabul edilmiş, tarafların ticari defterlerine işlenmiş, vergileri ödenmiş faturalar için 1 ve 2 yıl sonra malların teslim edilmediği ve fatura konusu mallar için iade faturasının kesildiği iddiasının maalesef hem bilirkişi raporunda hem de mahkeme kararında kabul edildiğini, bu kabulün yasada belirtilen fatura içeriğine 8 günlük itiraz süresine, VUK uyarınca KDV mahsubuna, kurumlar-gelir vergisi beyannameleri düzenine ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davacının bu beyanının aynı zamanda ...’nin imzası ile 281.428,82 TL tutarlı fatura konusu malların teslim edildiği iddiasını da boşa çıkardığını, zira davacının teslim almadığı malları nasıl davalıya teslim ettiğinin anlaşılamadığını, Davacının, ...’nin çek fotokopilerinde 27.12.2019 tarihinde teslim aldığına dair imzası bulunan davaya konu 5 adet çeki, 05.12.2019 tarihli e-mailinde geri istediğini, yine hattı zatında bu 5 çek ile birlikte verilen ve borcu olduğunu kabul ettiği 2 adet çek için teslim belgesi sunamadığını, bunun da bu çekler üzerinde ...'nin imzasının, fotokopilerine sonradan delil üretmek niyetiyle alındığını açık şekilde göstermekte olduğunu, Davacının yılladır bayiliğini yaptığı davalı şirketin, sunduğu düzmece deliler için aslında kimin yetkili olduğunu, cari hesap mutabakatını kimlerle yapacağını, davalının aralarındaki ticari ilişkide tam ve tek yetkilinin İstanbul’da bulunan ana muhasebesinin olduğunu bildiği ve kabul ettiğini göstermekte olduğunu, buna rağmen davada sonradan ürettiği muhasebe ve hukuk tekniğine uymayan ve geçerli de olmayan delillere dayanma niyetini devam ettirdiğini, Davacının dava dilekçesinde yerel mahkemenin haklı olarak kabul etmediği, nereden nasıl çıkarıldığı ve tarafların ticari kayıtları ile dahi hiçbir şekilde uyuşmayan cari hesap mutabakatına göre davalıdan 13.12.2019 tarihinde 809.841,61 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, ancak bu alacağına rağmen 27.12.2019 tarihinde davacıya 1.750.000 TL tutarlı 7 adet çek daha verdiğini ve bu çeklerden 500.000.00 TL tutarlı iki adedi için de borçlu olduğunu kabul ettiğini ve nihayetinde sadece 5 adet ve 1.250.000 TL tutarlı çekler için borçlu olmadığı iddiasında bulunduğunu, Alacaklı olduğu iddia edilen davalının 05.12.2019 tarihli e-maili sonrasında 27.12.2019 tarihinde davacıya 1.750.000 TL tutarlı 7 adet çek daha vermesinin tarafların 05.09.2019 tarihi itibariyle ticari defterleriyle örtüşmediğini ve hayatın olayan akışına da uygun olmadığını, yine bu çeklerden 2 adedinin borcuna mahsup edildiğini kabul etmiş olmasının da, çeklerin avans çeki olmadığının açık delili olduğunu, Davacının 05.12.2019 tarihli tehdit e-mailinden sonra, tehdit ettiği davalı şirket içindeki işbirlikçisi ... vasıtasıyla davalı aleyhine var olan ticari ilişkiye uymayan ve sadece davacının borcunu kaydi olarak düşürmeye yönelik, gerçek dışı satış faturaları ve iade faturalar düzenlediğini, bilirkişiler ve yerel mahkemenin belirtilen tarih silsilesi içinde olan işlemleri hukuki gerçeklik adına değerlendiremediklerini, bilirkişi raporuna itiraz ile bir başka bilirkişiler tarafından inceleme taleplerinin kabul görmediğini, 281.428,82 TL tutarlı faturaların davacı lehine değerlendirilmesinin;-Sadece 12.12.2019 tarih, ... nolu ve 3.726,00 TL tutarlı faturada imza olması,-2018 yılında davacıya satışı yapılan malların teslim alınmadığı iddiasına rağmen, davalı adına satış faturası şeklinde düzenlenmesi ve ...'nin imzası sebebiyle malların teslim edildiğinin kabulü ve,-Fatura konusu malların o tarihte, öncesinde ve sonrasında yasal ve zorunlu denetim firmasının denetimlerinden geçen davacı stok kayıtlarında bulunmaması sebebiyle usule, muhasebe tekniğine ve açıkça hukuka uygun olmadığını, Davacı ile ...’nin davalıya karşı iş birliği içinde bulundukları, aralarındaki yazışma şekli ve birbirlerine karşı ifadelerinin ticari teamüllere uymaması ve genel ahlak dışılığı sebebiyle de sabit olduğunu, Davalının ticari defterlerinde yer alamayan, usulüne uygun düzenlenmemiş, sadece üzerine el yazısı ile “iade faturasıdır” yazılı faturaların, tarafların cari hesabında müvekkil şirket aleyhine değerlendirildiğini, davacının bu iade faturalarını hangi faturaların iadesi için düzenlediğini belirtmediğini, yine davacının bir başka şirkete düzenlediği faturanın, o şirket tarafından iade edilmesi üzerine bu defa aynı fatura içeriği ile davalıya fatura düzenlenmiş olmasının, davacının muhasebe kayıtları üzerinde hukuka uygun olmayan şekilde tahrifat yaptığını, müvekkil şirkete olan borcunu kayden düşürme gayretinde olduğunu kesin göstermekte olduğunu,Yerel mahkemenin 07.02.2018 -17.05.2018 - 27.11.2018 tarihli ve toplamda 270.000.00 TL tutarlı çeklerin davalı şirket emrine yazılı olması sebebiyle taraflar arasındaki ticari hesaplamaya dahil ettiğini, konu çekler kayıtlarda olmadığı gibi, çeklerin müvekkil şirkete teslimine dair alındı / teslim belgesi de olmadığını, yine bu çeklerdeki ciro imzalarının müvekkil şirket çek imza yetkililerine ait olmadığının da davacının da kabulü ile sabit olduğunu, bu çeklerden 30.06.2018 tarihi 50.000.00 TL tutarlı çekin müvekkil şirket ticari kayıtlarında olmamasına ve davalının bilgisi dışında verilmiş olmasına rağmen 3 şahsa olan borcuna mahsup edilmiş olmakla, davalının borcunun bir başka 3. şahıs tarafından ödenmesi hali olarak kabul edildiğini, kaldı ki çekin verildiği ...’ya bu çekin kargo ile gönderildiğini, kargo kayıtlarının ve / veya çek alını belgesinin celbi taleplerinin reddedildiğini, diğer iki çeki tahsil eden ...'in ise bu çekleri davalı şirketten almadığını, davalı şirketten herhangi alacağı ve borcu olmadığını beyan ve kabul ettiğini, Yine ...'nin, ...’i davalının tanıdığını ve davalıdan biçerdöver aldığı beyanında bulunduğunu, bu beyanın dahi bu çeklerdeki imzanın yetkili imzalar olmamasının dışında, ...’in müvekkil şirketten mal aldığına göre çek alan değil, borcuna karşılık çek veren durumunda olması gereğini, davacı ve ...'nin, davalının ticari ilişkisi olan ...'ya bu 3 çekten birini göndererek, diğer ve daha yüksek tutarda 2 adet çeki ilgisiz ve davalının hiçbir şekilde borcunun olmadığı sabit olan 3. şahsa vererek bu tutarın davalı uhdesine geçmemesini ve kendilerince müvekkil şirket aleyhine delil üretme yoluna gittiğini, Taraflar arasında ticarete konu malların ithal mallar olduğunu, döviz üzerinden alımı ve dolayısıyla da aynı şekilde satışının yapıldığını, bunu da davalı şirket bayisi olan davacının en iyi bilenlerden olduğunu, davacının dosyaya sunduğu belgelerde alacak - borç kayıtlarının tutulduğu defter - hesap ekstresinde döviz karşılıklarının görülmesi, çoğu zaman ödemelerini döviz ile yapması, bazı faturalarda döviz karşılıklarının bulunması ve de davacının düzenlenen kur farkı faturalarına itiraz etmemesine rağmen davacı ödemelerinde bu durumun dikkate alınmamasının VUK ve hukuka uygun düşmediğini, Davaya konu çeklerin, davacının ve mahkemenin kabulü ile olduğu gibi avans çeki olmadığının dava aşamasında anlaşıldığını, davacının avans çeki olduğunu iddia ettiği 7 adet çekten 2 adedinin borcu olduğunu kabul etmesi ve çekler sebebiyle borçlu olup olmadığının ticari defter ve kayıtları ile sair ilişkinin değerlendirmesi ile anlaşılacak olmasından dolayı da avans çeki iddiasının yerinde olmadığını, en azından davaya konu edilen çeklerin tamamı için bu iddianın geçerli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, çekten kaynaklı menfi tespit ve istirdat davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf dava dilekçesi ile, davalı şirketin biçerdöver, traktör ve tarım ekipman ve yedek parçalarının satışı ve pazarlaması işi ile iştigal ettiğini, davacının ise uzun yıllardan beri Tekirdağ ilinde ... şahıs firması adı altında davalı şirketin yetkili yedek parça satış bayiliğini yapmakta olduğunu, dava dilekçesinde özellikleri belirtilen 5 adet çekin karşılığında mallar teslim edilmediği ve çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürerek 5 adet çekten kaynaklı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Yargılama aşamasında dava konusu çeklerin ödenmesi nedeniyle menfi tespit davasının çek bedellerinin istirdadı davasına dönüştüğü anlaşılmıştır.Mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere menfi tespit davası dava tarihi itibariyle arabuluculuğa tabi olmadığı, yargılama sırasında çeklerin tahsil edilmiş olması ve İİK. 72 madde uyarınca davanın istirdat davasına dönüşmüş olması, davayı arabulucuya tabi kılmayacaktır, davalı vekilinin bu yöndeki İstinaf sebebi yerinde değildir. Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmış ve mahkemece bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/07/2023 tarih ve 2022/2251 Esas 2023/4410 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verilir. Davacı taraf, çekin bir ödeme vasıtası olduğu hususuna ilişkin kuralın aksini iddia ederek davalı şirkete avans olarak verdiğini, ancak davalı tarafça dava konusu çeklerin bedeli kadar mal teslim etmediğini ve çeklerin bedelsiz olduğu yönündeki iddianın davacı tarafından yazılı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı satıcının 340 hesapta dava konusu çekleri takip ettiği; bilahare diğer hesaba virmanladığı; dolayısıyla avans çeki olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiş, dava konusu çeklerin davalı satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle çeklerin davacı tarafından davalıya teslim edildiğine karine teşkil etmektedir.HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir. İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin ve davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 75.810.41 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 18.954,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.855,56 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.