İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 2013 tarihli ortak arsa alım sözleşmesinden doğan hisse devri yükümlülüğünün ihlali nedeniyle istenen tazminat davasının istinaf incelemesi kararı.
Özet: Dava, davacıların 2013 tarihli ortak arsa satın alma sözleşmesi uyarınca Sivasta bulunan bir taşınmazın kendi paylarına düşen kısmının devredilmediği iddiasıyla tazminat talebinde bulunmalarına ilişkindir; davacılar, %25er hisselerini ödemelerine rağmen, davalının taşınmazı kurulan ortak şirkete veya kendilerine devretmediğini ileri sürerken, davalı ise iddiaların mesnetsiz olduğunu, taşınmazı kendisinin satın aldığını ve davacılarla ilgili başka bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/1429 EsasKARAR NO : 2026/1042 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : 2021/470 Esas - 2023/329 KararTARİHİ: 06/04/2023DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 21/05/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf inşaat işi ile iştigal etmekte olup, yetkilisi... olduğunu, 2013 yılında müvekkillere gelen..., müvekkillere evvela ortaklaşa arsa satın almak ve paylaşmak hususunda teklifte bulunduğunu, bu çerçevede müvekkil ile davalı ... arasında 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı sözleşme imzalandığını, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı sözleşme ile taraflar; Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. Emir Paşa Cad. ...’de bulunan 18.390m2 yüz ölçümlü ... ada 9 parsel sayılı taşınmazı %25 bedelini ..., %25 bedelini ..., %50 bedelini ... ödemek sureti ile ihaleden başlangıçta ... adına satın alınmasını, satın alma işleminden sonra yeni şirket kurulmasını(...) ve taşınmazın iş bu yeni şirkete devredilmesini yahut şirket kurulmaz ise ortaklara (..., ..., ...) hisseleri oranında devredilmesini kararlaştırdığını, 05.09.2013 tarihli sözleşme çerçevesinde %25’er satış bedeli müvekkiller tarafından ödenerek Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...’de bulunan 18.390m2 yüz ölçümlü .. ada 9 parsel sayılı taşınmaz numaralı taşınmaz “...” adına satın alındığını, söz konusu taşınmazın 9 parsel numarası daha sonra 14 parsel olarak değişmiş olup, bundan böyle herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermemek adına dava konusu taşınmaz “14 parsel numaralı taşınmaz” olarak anılacağını, taşınmazın satın alınmasından sonra da aynen sözleşmede kararlaştırıldığı gibi, ... A.Ş. 20.08.2014 tarihli 8635 sayılı Ticaret sicilinde yayınlanarak kurulduğunu, Tarafların 05.09.2013 tarihli sözleşmesi çerçevesinde ortaklaşa 14 nolu taşınmazı satın almaları ve Tepeler Gayrimenkulü kurmaları ile taraflar ilk etapta öngörülen edimlerini yerine getirmişler gözükmekte ise de, davalı ortak ..., 05.09.2013 tarihli sözleşme çerçevesinde satın alınan 14 parsel nolu taşınmazı tapu masrafı çıkacağı bahanesi ile ...’e devretmediği gibi, müvekkillere %25’şer paylarına düşen gayrimenkul hissesini de devretmemiş, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesi’ndeki edimlerini yerine getirmediğini, Davamızın kabulüne,TBK 112. maddesi ve ilgili yasa hükümleri uyarınca; Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...' de bulunan 18.390m2 yüz ölçümlü ... ada 14 parsel nolu arsanın dava tarihindeki değerinin 25' inin HMK 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutularak şimdilik 10.000TL' sinin davalıdan alınarak ticari avans faiziyle birlikte müvekkil ...'e verilmesine, Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...' de bulunan 18.390m2 yüz ölçümlü ... ada 14 parsel nolu arsanın dava tarihindeki değerinin 25' inin HMK 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutularak şimdilik 10.000 TL'sinin davalıdan alınarak ticari avans faiziyle birliktte müvekkil ...'e verilmesine, Fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız, asılsız, mesnetsiz, gerçeğe aykırı ve yasal dayanaktan yoksun isnat, iddia, beyan, ihtiyati tedbir / haciz ve sair taleplere karşı haklı, gerçeğe uygun ve yasal dayanağı olan nedenlerle yekun olarak itiraz ettiklerini, davanın şartları oluşmadığını, firmanın hala ayakta olduğunu, yetkililer ibralaşmış iken, tarafların zarara uğradığı iddasının doğru olmadığını, tasfiyeye ilişkin derdest dava söz konusu olduğunu, araziye ilişkin derdest tapu iptal tescil davası da söz konusu olduğunu, davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline, fazlaya dair tüm dava, talep, takip ve şikayet hakkımız mahfuz kalmak kaydıyla, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/04/2023 tarih ve 2021/470 Esas - 2023/329 Karar sayılı kararında;".....Somut olayda davacılar, Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...’de bulunan 18.390m2 yüz ölçümlü ... ada 14 parsel nolu arsanın dava tarihindeki değerinin %25’ini talep etmiştir. Dayanak olarak, davalı ile aralarında akdettikleri 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal(Arsa) Alış Sözleşmesini göstermişlerdir. Davalı taraf ise, dava konusu taşınmazın bizatihi kendileri tarafından ihale ile satın alındığını, bedelinin kendileri tarafından ödendiğini, davacıların ortak olduğu dava dışı ... Gayrimenkul firması ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi kurulduğunu, dolayısıyla 05/09/2013 tarihli inanç sözleşmesi uyarınca talepte bulunulamayacağından bahisle davanın reddini talep etmiştir.Dosya kapsamı itibariyle davacı ile davalı şirket arasında ilk olarak 05.09.2013 tarihli sözleşme ilişkisi kurulduğu, sözleşmenin inançlı sözleşme mahiyetinde olduğu, söz konusu sözleşme uyarınca; dava konusu arsanın satın alınması sonrası ortaklar arasında şirket kurulacağı ve arsanın bu şirkete devredileceği, şirket kurulamazsa hisse oranları kadar ortaklara devri yapılacağı kararlaştırılmıştır. Davacıların talebi de bu sözleşmeden kaynaklanmaktadır.İş bu ilk sözleşme akabinde davacıların da ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş şirketinin kurulduğu, ancak ilk sözleşme uyarınca dava konusu taşınmazın bu firmaya devredilmediği, bu firma ile davalı ... arasında 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı şirketin anılan sözleşmeye istinaden arsayı yeni şirkete devretmek yerine davacıların ortağı olduğu şirket ile inşaat sözleşmesi imzalamış olması, tarafların inanç sözleşmesinin hükümlerini ortadan kaldırdıkları sonucunu doğurmaktadır. Davacıların ilk imzalanan inançlı sözleşme tarihinden dava tarihine kadar uzunca süre sessiz kalmış olması da mahkememizin vardığı sonucu desteklemektedir.Bu açıklamalar ışığında; taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin hükümlerini kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ortadan kaldırılması nedeniyle davacıların inanç sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunamayacağından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.." gerekçesi ile, ''Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiller ile davalı ... arasındaki sözleşmenin inanç sözleşmesi değil, ortaklık sözleşmesi olduğunu, mahkemenin hukuki tasnifinin hatalı olduğunu, müvekkillerin davalı tarafa borçlu olması ve teminat olarak herhangi bir tapu devretmesinin söz konusu olmadığını, müvekkiller ile davalı arasında imzalanan 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi'nde Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...’de bulunan 18.390m2 yüz ölçümlü ... ada 9 parsel sayılı taşınmazın 7.200.000 TL olan satış bedelinin %25’nin müvekkil ..., %25’inin müvekkil ... tarafından ödenmesi, ihaleye davalı ...'ın girmesi, taşınmaz ihaleden ... adına satın alındıktan sonra taşınmazın ya tarafların kuracağı yeni şirkete devri ya da direkt olarak %25' inin ...'e, %25'inin ...'e, %50'sinin ...'a devrinin kararlaştırıldığını, bu hali ile tarafların ihaleden bir gayrimenkul satın almak ve daha sonra da ortaklaşa aldıkları bu gayrimenkulü paylaştırmak için bir araya geldiklerinin, yani taraflar arasında bir gayrimenkul alınmasına ve paylaşılmasına yönelik adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunun açık olduğunu, TBK 620. Maddesine göre de tarafların arasındaki sözleşmenin inançlı işlem değil, adi ortaklık sözleşmesi olduğunun da açık olduğunu, ... A.Ş.'nin 20.08.2014 tarihli 8635 sayılı Ticaret sicilinde yayınlanarak kurulduğu, ortaklarının %50 oranında davalı ... A.Ş., %25 oranında müvekkil ..., %25 oranında müvekkil ... olduğu, ancak celb olan tapu kayıtlarında anlaşılacağı üzere davalının 05.09.2013 tarihli sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde tarafların ortaklaşa aldıkları taşınmazı bütünüyle ... şirketine devretmediği gibi, gayrimenkulün %25 oranındaki hissesini müvekkil ...'e %25 oranındaki hissesini müvekkil ...'e devretmediği, yani ortaklık amacının gerçekleşmesine rağmen davalının devir edimini gerçekleştirmeyerek müvekkilleri zarara uğrattığının görülmekte olduğunu, işbu sebeple ortada müvekkillerin davalıya bir borcu ve bu borca karşılık verdiği bir teminat, teminatın geri istenmesi, inanan, inanılan vb… gibi inanç işleminin zorunlu unsurları bulunmadığından, hukuki sorunun taraflar arasındaki adi ortaklı sözleşmesindeki davalının gayrimenkul devir edimini yerine getirmemesinden ve müvekkilleri zarara uğratmasından ibaret olduğunu, en başta yerel mahkemenin davayı “inanç sözleşmesi” kapsamında tasnif edip karara bağlamasının olaya ve hukuka aykırı olduğunu, Edimini ifa etmeyen ve kötü niyetle hareket eden tarafın davalı olduğunun toplanan deliller ile sabit olduğunu, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesinin iki aşamalı bir sözleşme olduğunu,Birinci aşamada; sözleşmenin taraflarının hisseleri oranında sermaye koyacağını ve bu sermaye ile davalı tarafın ihaleye gireceğini, ortaklık nam ve hesabına taşınmaz alacak ancak ihaleye giren davalı olduğu için tapunun davalı adına tescil edileceğini, İkinci aşamada; davalı adına alınan tarafların ortak olduğu taşınmaz ya hisseleri oranında müvekkillere devredilip, ya da aynı hisseler nispetinde tarafların ortak olduğu kurulacağını, yeni bir şirkete taşınmazın bütünüyle devredilip paylaştırılacağını, Buna göre 05.09.2013 tarihli sözleşmenin birinci aşamasının gerçekleşmesi müvekkillerin arsa için sermaye ödemesi taahhütlerini gerçekleştirmesine bağlı iken, sözleşmenin ikinci aşamasının gerçekleşmesinin davalının taahhüt ettiği devir edimini gerçekleştirmesine bağlı olduğunu, dosyaya celp olan 29.04.2022 tarihli ... Bankası A.Ş. yazısı ve eki ekstrelerden müvekkil ...’in %25 hissesi karşılığı olan 1.800.000 TL tutarı davalı ... A.Ş.’ye;05.09.2013 tarihinde 720.000 TL,30.10.2013 tarihinde 310.000 TL,27.12.2013 tarihinde 310.000 TL,27.12.2013 tarihinde 50.000 TL,25.02.2014 tarihinde 410.000 TL olarak satın alma tarihinden önce ödeyerek “05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi” başlıklı sözleşmedeki edimini yerine getirdiğinin sübuta erdiğini,Dosyaya celp olan 04.07.2022 tarihli ... Bankası A.Ş. yazısı ve eki dekontlardan müvekkil ...’in %25 hissesi karşılığı olan 1.800.000 TL tutarı davalı ... A.Ş.’ye; 05.09.2013 tarihinde 725.000 TL,10.10.2013 tarihinde 50.000 TL,25.10.2013 tarihinde 200.000 TL,30.10.2013 tarihinde 110.000 TL,26.12.2013 tarihinde 360.000 TL,13.02.2014 tarihinde 355.000 TL olarak satın alma tarihinden önce ödeyerek “05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi” başlıklı sözleşmedeki edimini yerine getirdiğinin sübuta erdiğini, taşınmazın satın alınmasından sonra da aynen sözleşmede kararlaştırıldığı gibi, ... A.Ş. 20.08.2014 tarihli 8635 sayılı Ticaret sicilinde yayınlanarak kurulduğunu, celp olan Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarından, ...'ün hisse dağılımının; müvekkil ... %25 pay sahibi, müvekkil ... %25 pay sahibi, ... A.Ş. %50 pay sahibi olduğunun sübuta erdiğini, böylelikle müvekkillerin üzerilerine düşen tüm edimleri yerine getirdiklerinin celp edilen deliller ile sabit olduğunu, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi’nin karşılıklı ifa edilen bir sözleşme olduğunu, sözleşmedeki tüm müvekkil edimlerinin yerine getirildiğini, buna karşılık davalının arsa hissesi edimini yerine getirmediğini ve kötü niyetli olduğunu, edimini ifa etmeyen davalının hukuki mesuliyeti bulunduğunu, Davalı ... ile dava dışı ... Şirketi arasındaki 28/11/2014 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nde 05/09/2013 tarihli Taşınmaz Mal Alış Sözleşmesi'ne yapılmış atıf yahut müvekkillere bu sözleşmeye istinaden bahşedilmiş herhangi bir hak bulunmadığını, davalının 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi’ndeki arsa devir edimini yerine getirmediğini, buna karşılık bir yandan inkar savunmasında bulunan davalının diğer taraftan çelişkili biçimde 28.11.2014 Tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında edimlerini ifa ettiğini, müvekkillerin kendisinden haksız ve kötü niyetli taleplerde bulunduğunu savunduğunu, oysa edimlerini doğrudan yerine getirmeyen davalı tarafın şayet edimlerini dolaylı olarak ifa ettiği iddiasında ise bunu kuşkuya mahal vermeyecek biçimde ispat etmesi gereken taraf olduğunu, aksi takdirde davalının sözleşmesel sorumluluktan kurtulmasının olanaksız olduğunu, davalı bir taraftan soyut inkar savunması yaparak 05.09.2013 tarihli sözleşmeyi kabul etmemiş iken, diğer taraftan da çelişkili ibra savunması yaptığını, ibra savunması yapan birinin 05.09.2013 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeden kaynaklanan borcu ikrar etmiş olacağını, zira bir borcun ibra edilmesi için doğmuş bulunması gerektiğini, bu sebeple ibra savunmasının içerinde borcun ikrarını barındırdığını, ibra savunması yapan davalı tarafın bu savunmasını ispat ile mükellef olduğunu, yani borcun varlığı 05.09.2013 tarihli sözleşme ve diğer yazılı delillerin yanı sıra davalı ikrarı ile sabit olduğundan, davalının ibra iddiasını yazılı bir delil ile ispatlamasının zaruri olduğunu, buna karşılık davalının dosyaya ibra savunmasını ispat edecek bir ibraname sunamadığı gibi, davalıyı 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki devir ediminden kurtaracak mahiyette, 05.09.2013 tarihli sözleşmeyi tadil eden yeni bir sözleşme de sunamadığının dosya kapsamı ile sabit olduğunu, 05.09.2013 tarihli sözleşmenin tarafları olan müvekkiller ..., ... ve davalı ... A.Ş. arasında 05.09.2013 tarihli sözleşmeyi tadil edecek herhangi bir sözleşme de imzalanmadığını, davalı tarafın 05.09.2013 tarihli sözleşmenin tadiline dair herhangi bir sözleşme sunmadığını, bir sözleşmenin tadilinin ancak sözleşmenin tarafları arasında aynı şekil şartlarına yapılan yeni bir sözleşme ile mümkün olacağını, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi'nin tarafları müvekkiller ..., ... ve davalı ... A.Ş. iken, 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nin taraflarının davalı ... A.Ş. ve dava dışı ... A.Ş. Olduğunu, yani iki sözleşmenin taraflarının aynı olmamasından dahi, “akidlerin nisbiliği” kuralı çerçevesinde, 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalanmakla, 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi'nin tadil edilmesinin, davalının ibrasının vb… hallerin mümkün olmadığının açıkça anlaşıldığını, Somut olayda 28/11/2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile 05/09/2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi arasında herhangi bir bağlantı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanması ile 05/09/2013 tarihli sözleşmenin tadili, müvekkilin davalıyı ibrası yahut 05/09/2013 tarihli sözleşmedeki haklarından vazgeçmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilin huzurdaki davayı mükerrer hak elde etmek için açmadığını, mevcut durumda davalının 05/09/2013 tarihli sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği için hem ...'ün %50 hissedarı sıfatı ile karından %50 pay aldığı, hem de 05/09/2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesindeki devir edimini yerine getirmediğinden sanki arsanın %100 sahibi gerçekten kendisiymiş gibi hareket ettiğinden 28/11/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında haksız biçimde onlarca taşınmaz elde ettiği ve bu sebeple de müvekkillerin 05/09/2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi taleplerinin gayet haklı ve yerinde bir talep olduğunu, Müvekkillerin sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı yönündeki mahkeme kabulünün olaya ve hukuka aykırı olduğunu ve birçok çelişki içerdiğini, yerel mahkeme tarafından bir taraftan 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapılmakla müvekkillerin mahkeme tarafından inanç sözleşmesi olarak zikredilen 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesindeki hükümlerini ortadan kaldırdıklarının ifade edildiğini, diğer taraftan ise inanç sözleşmesi olarak zikredilen 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesinden dava tarihine kadar müvekkillerin sessiz kaldığından ve bu sebeple hak kaybına uğradıklarından bahsedildiğini, yani yerel mahkemenin bir taraftan 28.11.2014 tarih kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmakla artık müvekkillerin talep edilebilecek bir hakkı kalmadığını ifade etmekteyken, daha sonra çelişkili biçimde 28.11.2014 tarihinden dava tarihine kadar müvekkillerin hak talep etmemelerini, sessiz kalmaları müvekkillerin aleyhine yorumladığını, bu çelişkinin dahi verilen kararın dosya kapsamına ve olaya, hukuka uygun olmadığını oraya koyar mahiyette olduğunu, Öncelikle sessiz kalma yolu ile bir hakkın kaybı ancak kanunun öngördüğü durumlarda söz konusu olabileceğini, nitekim davalı tarafın dava başında bir taraftan hakkın varlığını reddetmekte iken, aynen çelişkili biçimde zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davalının söz konusu zamanaşımı itirazının mahkeme tarafından reddedildiğini, böylelikle mahkemenin esasen müvekkilin hakkının sessiz kalma yolu ile ortadan kalkmadığını ve talep edilebilir olduğunu kabul ettiğini, Somut olayda 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi’nin taraflarca kısmen ifa edilmiş, geçersizliği ileriye sürülemeyecek bir sözleşme olduğu, dava öncesinde ne davalı tarafın ne de müvekkilin sözleşmeyi fesh etmedikleri, tadil etmedikleri, birbirlerini ibra etmedikleri, 05.09.2013 tarihli sözleşmenin dava tarihinde ayakta olduğunun açık olduğunu, müvekkilin dava tarihinde halen ayakta olan sözleşmeye istinaden, davalının edimini ifa etmemesi sebebi ile TBK 112 uyarınca müsbet zarar talep ettiğini, müvekkillerin davalının haksız ve kötü niyetli eylemleri karşısında sessiz kalmadıklarını, dosyaya sunulan ihtarnameler ile sabit olduğu üzere, huzurdaki davayı açmadan önce davalının haksız biçimde onlarca daire ve dükkan iktisap etmesine, müvekkillere haklarını vermemesine itiraz ettiklerini, davalının 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki devir edimini yerine getirmediğini, fazladan tapu harcı çıkacağını, müvekkilleri mağdur etmeyeceğini beyan ettiğini, ancak 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nde müvekkillere 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki haklarına karşılık herhangi bir hak verilmediği gibi, davalının 28.11.2014 tarihli sözleşmeyi mesnet göstererek kendi adına tapuladığı taşınmazları paylaşmaya da yanaşmadığını, davalı 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki devir edimini yerine getirmediği için, tapuda şeklen taşınmazın %100 oranında maliki olarak gözükmesinden mütevellit 28.11.2014 tarihli sözleşme kapsamında arsa üzerine inşaa edilen sitedeki onlarca daire ve dükkan aldığını, böylelikle davalının 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki devir edimini yerine getirmediği için müvekkiller zarara uğramış iken, davalı tarafın onlarca daire ve dükkan iktisap ederek haksız biçimde zenginleştiğini, Yerel mahkemenin davalının müvekkilleri oyaladığını, müvekkilleri zarar uğrattığını, proje tamamlandığında davalının onlarca daire ve dükkanı kendisi adına tapulayıp müvekkillere hak vermemesi ile davalının 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki devir edimini yerine getirmeyeceğini belli ettiği, bunun üzerine müvekkillerin sessiz kalmayıp evvela ihtarnameler gönderdiği, davalının ihtarnamelere rağmen edimini yerine getirmemesi ve müvekkillerin zararını karşılamaması üzerine müvekkillerin huzurdaki davayı açtığını gözden kaçırdığının açık olduğunu, bu hali ile olayda müvekkillerin sessiz kalması gibi bir durum söz konusu olmadığı gibi, davalının 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki devir edimini yerine getirmeyerek evvela akde aykırı davrandığı, her halükarda bu eylem ile müvekkilin oluşan zararı karşısında davalının onlarca daire ve dükkan mülkiyeti elde ettiği, yani davalının her halükarda kötü niyetli olduğunu, müvekkillerin sükut ettiği, hak kaybına uğradığından bahsedilmesinin hukuka ve adalete aykırı bir yaklaşım olduğunu, Müvekkillerin TBK 112 uyarınca tazminat talep hakkı bulunduğunun sübuta erdiğini, davalının 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesindeki devir edimini yerine getirmediğini, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın “davalının arsa devri edimini yerine getirmemesi” nden doğduğunu, davalının müvekkiller tarafından keşide edilen ihtarnamelere rağmen edimini ifa etmeyerek temerrüde düştüğünü ve kendi kusuru ile huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, Nitekim yerel mahkeme tarafından alınan 02.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda da yapılan inceleme neticesinde davalı taleplerinin 05.09.2013 tarihli sözleşmeye istinaden olduğu, dosya kapsamındaki belge ve delillerin incelenmesinden 05.09.2013 tarihli sözleşmede kararlaştırılan ... ada 9 parsel sayılı taşınmazın 7.200.000 TL olan satış bedelinin 1.800.000 TL’sinin müvekkil ..., 1.800.000TL’sinin müvekkil ... tarafından davalı hesabına gönderildiğinin ve taşınmazın bu para kullanılarak davalı adına satın alındığının anlaşıldığını, yine dosya kapsamında tarafların 05.09.2013 tarihli sözleşmede kararlaştırılan biçimde ortak oldukları yeni bir şirket kurduklarının anlaşıldığını, buna karşılık tarafların ortak aldıkları ... ada 9 parsel sayılı taşınmazın ne tarafların ortak kurdukları şirkete ne de hisseleri oranında müvekkillere devredilmediğini, arsanın davalı üzerinde kaldığını, davalının arsa maliki sıfatı ile tarafların ortak olduğu şirket ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, bu inşaat sözleşmesinin imzalanmış olmasının davalı talebi üzerindeki etkisinin mahkemenin takdirinde olduğunun ifade edildiğini, raporda müvekkilin talep edebileceği tazminatın dahi hesaplandığını, celp edilen tapu kayıtları ile 05.09.2013 tarihli sözleşme kapsamında tarafların ortak aldıkları, davalının yarısını müvekkillere devretmesi gereken arsanın artık üzerinde kat mülkiyeti tesis edildiğini, 3. kişilerin de hak sahibi olduğu bir site olduğunu, bu sebeple 05.09.2013 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilin tapu iptal tescil yolu ile hakkını talep etmesinin yerinde olmayacağını, buna karşılık müvekkilin davalıdan tapu devri edimi yerine tazminat talep edebileceğini, İbra savunması yapan davalının müvekkile olan borcunu kabul ettiğini, ancak borcun ödenmediği dikkate alındığında müvekkilin 05.09.2013 tarihli sözleşme kapsamında TBK 112 ve devamı hükümleri uyarınca dava tarihindeki taşınmazın değerinin ve %25’şer hak sahiplikleri oranında tazminat talep edebileceğinin açık olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesinde Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/44 Tal. sayılı dosyasında alınan 18.06.2022 tarihli bilirkişi raporundaki dava tarihi itibari ile tespit edilen 27.619.030,01 TL toplam arsa değeri dikkate alındığında iki müvekkilin hissesine düşen dava tarihindeki arsa değerinin 13.809.515 TL’ye tekabül ettiğinin ortaya çıktığını, bu çerçevede yerel mahkemenin ara kararı doğrultusunda 13.809.515 TL değer üzerinden talep arttırım dilekçesi sunulduğunu ve harcın ikmalinin sağlandığını, bu hali ile dosyada toplanacak delil ve ikmal edilecek eksiklik bulunmadığını, taleplerinin emsal yüksek mahkeme içtihatlarına ve olaya uygun olduğunu, yerel mahkemenin davayı reddetmesinin yapılan yargılama ve dosya kapsamı ile çelişki arz ettiğini ve her halükarda tesis edilen hükmün hukuka aykırı olduğunu,Somut olayda taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan bir dava bulunduğunu, 05.09.2013 tarihli sözleşme kapsamında müvekkillerin tüm edimlerini yerine getirmiş iken davalı tarafın arsa hissesi devretme edimini yerine getirmediğini, davalının söz konusu sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunu zımnen kabul edip ibra savunması yapmış ise de ne ibra savunmasını, ne de sözleşmenin tadili iddiasını kanıtlayamadığını, 28.11.2014 tarih ve ... Yevmiye Numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi arasında herhangi bir bağlantı, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanması ile 05.09.2013 tarihli sözleşmenin tadili, müvekkilin davalıyı ibrası yahut 05.09.2013 tarihli sözleşmedeki haklarından vazgeçmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, zira 28.11.2014 tarihli sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunmadığını, müvekkillerin 28.11.2014 tarihli sözleşmenin tarafları olmadığı gibi 28.11.2014 tarihli sözleşmede müvekkillere 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesinden kaynaklanan haklarına karşı herhangi bir şey verileceğine dair bir düzenleme de bulunmadığını, bu sebeple müvekkillerin 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi’ndeki edimlerini yerine getirmeyen davalıdan TBK 112 ve ilgili yasa hükümleri çerçevesinde tazminat talep edebileceklerini, bu hali ile kabulü gereken davanın reddinin usul ve yasaya, olaya, dosya kapsamı ve delil durumuna aykırı olduğunu, davanın kabulünün gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında akdedilen 05.09.2013 tarihli '' Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi” başlıklı sözleşme çerçevesindeki davalının devir edimini yerine getirmediği iddiasıyla oluşan zararın TBK 112. maddesi ve ilgili yasa hükümleri uyarınca davalıdan tazmini istemi ile açılan tazminat davasıdır.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacılar ile davalı şirket arasında 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı sözleşme imzalandığı, iş bu sözleşme ile taraflar; Sivas İli, Merkez İlçesi ... Mah. ... Cad. ...’ de bulunan 18.390m2 yüz ölçümlü ... ada 14 parsel sayılı(eski no:9) taşınmazın %25 bedelini ..., %25 bedelini ..., %50 bedelini ... ödemek sureti ile ihaleden başlangıçta ... adına satın alınmasını, satın alma işleminden sonra yeni şirket kurulmasını (...) ve taşınmazın iş bu yeni şirkete devredilmesini yahut şirket kurulmaz ise ortaklara (..., ..., ...) hisseleri oranında devredilmesini kararlaştırmışlardır.Taşınmazın satın alınmasından sonra 05/09/2013 tarihli sözleşmede kararlaştırıldığı gibi, dava dışı ... A.Ş. 'nin 20.08.2014 tarihli 8635 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bağlı olarak 14/08/2014 tarihinde ana sözleşme sicile kayıt edilerek kurulmuştur. ...' ün %25 pay sahibinin ..., %25 pay sahibinin ..., % 50 pay sahibinin ... A.Ş. Olduğu, her üç ortağında aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğu, 3 yıl için ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı, ...'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiği, her üç yönetim kurulu üyesinin münferit yetkili şirket yetkilisi olduğu, şirketin 19/08/2019 tarihinde yapılan 2016-2017-2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 4 gündem maddesi ile; Yapılan oylama sonucu yönetim kurulu üyelerinin oy birliği ile ibra edildiklerinin belirtildiği, aynı toplantının 5. Gündem maddesi ile; yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl için ..., ..., ... A.Ş. Seçildiği, dosyaya getirtilen sicil kaydına göre; ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı, ... ve ...'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak seçildiği, her üç yönetim kurulu üyesinin münterek yetkili şirket yetkilisi olduğu anlaşılmıştır.Davacılar tarafından davalı ve dava dışı şirkete karşı Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/365 E. Sayılı dava dosyası ile şirketin feshi ve tasfiyesi istemi ile dava açıldığı, davanın derdest olduğu ve yine davacılar tarafından davalı şirket ile şirket yetkililerine karşı Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/484 Es. Sayılı dava dosyası ile ;yönetici ortak ... A.Ş. ‘nin yönetim görevini kötüye kullanması sebebi ile ...’ün uğradığı zararların TTK 553, 555 ve ilgili yasa hükümleri uyarınca ortak-yönetici ...’ tan tazmini ve ...’ e verilmesi talebiyle şirket yöneticisinin sorumluluğu davası açıldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, dava konusu taşınmazın değerinin tespiti yönünden talimat mahkemesince rapor aldırıldığı, yerel mahkemece uyuşmazlık konusunda bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Tarafların ortak olduğu dava dışı ... A.Ş. İle davalı ... A.Ş. arasında Sivas 2. Noterliğinin 28.11.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeyi davalı şirket adına vekaleten ..., dava dışı şirket adına vekaleten ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.Davalı şirketin anılan sözleşmeye istinaden arsayı yeni şirkete devretmek yerine tarafların ortağı/yönetim kurulu üyesi olduğu, aynı zamanda sözleşme tarihinde her bir ortağın münferiden yetkili olduğu dava dışı ... A.Ş. ile inşaat sözleşmesi imzalamış olması ve uzunca süre sessiz kalmaları tarafların 05.09.2013 tarihli sözleşmenin hükümlerini ortadan kaldırdıkları sonucunu doğurduğu kanaatine varılmıştır.6100 sayılı HMK.'nun 282 madde uyarınca, hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirebileceği, bilirkişi raporu takdiri delil olup hukuki nitelendirme mahkemeye ait olduğu, mahkemece 05.09.2013 tarihli Taşınmaz Mal (Arsa) Alış Sözleşmesi Başlıklı sözleşmeyi inançlı işlem sözleşmesi olarak nitelemesi ve bu açıklamalar ışığında; taraflar arasındaki inanç sözleşmesinin hükümlerini kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ortadan kaldırılması nedeniyle davacıların inanç sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunamayacağı gerekçesi ile davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.