İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, araç kira ve satışından doğan kambiyo senedi menfi tespit davasında, rehinli araç iadesine rağmen senetlerin iade edilmemesi ve kötü niyet iddialarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, rehinli olduğu fark edilip iade edilen bir araç için davalıya verilen kambiyo senetlerinin geçersiz hale geldiğini, davalının güven ilişkisini kötüye kullanarak senetleri icraya koyduğunu iddia etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, senetlerin illetten mücerret yapısı ve davacının borçlu olmadığını ispat edememesi nedeniyle davayı reddetmiş, davacı ise davalının kötü niyetli takip başlattığına dair iddialarını yineleyerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/1791 KARAR NO: 2026/694T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 20/04/2022NUMARASI: 2021/948 Esas - 2022/435 KararDAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacıların vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya karşı yapılan, Antalya İcra Dairesinin ... Esas Sayılı icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacı ile davalının ruhsatı davalı adına bulunan ... plakalı aracı kiralamak üzere .... Noterliği'nin 11/07/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı kira sözleşmesi yaptığını, tarafların kira sözleşmesinin bitimi ile birlikte aracın devrini gerçekleştireceğini, davacı ve davalının kira sözleşmesinin bitiminden sonra aracı satın almak üzere 2.150,00 TL miktarlı 20/11/2017 tarihinde başlamak üzere birer ay ara ile sıralı 36 adet senet akdettiğini, davacı aracın 2 ay kalmasından sonra araç üzerinde rehin olduğunu fark etmesi nedeniyle davacının aracı davalıya iade ettiğini, davalının aracı iade almasına rağmen senetleri iade etmediğini, senetlerle ilgili herhangi bir hukuki işlem yapmayacağını bildirdiğini, davalının iş yerinde beş yıl kadar çalışan davacının aralarında bulunan güven ilişkisine dayanarak senetlerin davalıda kalmasına, aksi durumda yok edileceğine dair kendisinden sözlü olarak tanıklar huzurunda güvence aldığını, davalının tüm güven bağlarını yok sayıp haksız olarak hukuki yararı olmamasına rağmen icra takibi başlattığını, davalının haksız kazanç sağlama ve haksız zenginleşme gayreti içinde olduğunu, bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar icra dosyası üzerine tedbir konulmasına, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapması sebebiyle takip miktarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun tebliğ edilmiş, davalı tarafından davaya karşı yazılı cevap dilekçesi ibraz edilmemiş, davalı adına duruşmalara katılan olmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Davanın kambiyo senetlerinden kaynaklı İİK 72 maddesi kapsamında açılmış menfi tespit davası olduğu, kambiyo senetleri illetten mücerret olduğundan senedin aksini iddia eden tarafın iddiasını ispatla yükümlü olduğu, şeklen geçerli olan ve imzası davacı kabulünde olan bonoya dayalı olarak borçlu bulunmadığını ispat yükünün, borçlu tarafa ait olduğu, somut olayda davacı taraf her ne kadar dava konusu senetlerin araç alım satımına ilişkin olarak verildiğini iddia etmiş ise de, senetler üzerinde borcun sebebine ilişkin bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafın bu iddiasını ispata yarar bilgi, belge ve delilin dosyaya yansımadığı, bononun kural olarak mevcut bir borcun tediyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, davacı vekilinin dosyaya iddiasını kanıtlayacak mahiyette yazılı ve kesin delil sunamadığı, dolayısıyla ispat yükü üzerinde olan davacının bu iddiasını ispatlayamadığı, yemin deliline de dayanılmadığından sübut bulmayan davanın reddine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacıların vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacıların vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı, davacıdan aracın rehinli olduğunu gizlediğini, araç üzerinde rehin olmasını fark etmesi nedeniyle aracı davalıya iade ettiğini, araç iade edilmesine rağmen hukuka ve kanunlara aykırı olarak davalı taraf senetleri iade etmediğini, davalı taraf, aracı iade aldığını,senetleri iade etmekten kaçınarak davacıya senetlerle ilgili herhangi bir hukuki işlem yapmayacağını, davalı tarafın iş yerinde, beş yıl kadar süre çalışan davacının, aralarında bulunan ahde vefa ve güven ilişkisine dayanarak senetlerin, davalı tarafta kalmasına ve aksi durumda yok edileceğine dair kendisinden sözlü olarak tanıklar huzurunda güvence aldığını, davalı aralarındaki ahde vefa ve güven bağlarını yok sayıp haksız olarak hiçbir hukuki yararı olmamasına rağmen icra takibi başlattığını ve davalı taraf, haksız kazanç sağlama ve haksız zenginleşme gayreti içerisinde olduğunu, senetler sunacakları faturalar, senetler ve icra takip tutarı ile örtüştüğünü, davacıdan alınan senetlerin araç kirası ve akabinde satışı için verildiğini ve davalının kötü niyetli olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE: Dava, araç satışı amacıyla düzenlendiği iddia olunan ve takibe konulan kambiyo senetleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu edilen senetlerin araç satış bedeli olarak verilip verilmediği, senetlerin bedelsiz olup olmadığı noktasındadır.Davalının yetkilisi olduğu .... Şti. ile davacı ... arasında .... Noterliği 11.01.2017 tarihli ... yevmiye numaralı Kira Sözleşmesi imzalanmış olup, söz konusu sözleşmede, ... plaka sayılı aracın 11.01.2017 başlangıç tarihli 1 yıl süreli aylık 750,00 TL 'ye kiralandığı belirtilmiştir.Davacılar tarafından, davalı lehine 11.01.2017 düzenleme, 20.11.2017, 20.12.2017, 20.01.2018, 20.02.2018, 20.03.2018, 20.04.2018, 20.05.2018, 20.06.2018, 20.07.2018, 20.08.2018, 20.09.2018, 20.10.2018, 20.11.2018, 20.12.2018, 20.01.2019, 20.02.2019, 20.03.2019, 20.04.2019, 20.05.2019, 20.06.2019, 20.07.2019, 20.08.2019, 20.09.2019, 20.10.2019,20.11.2019 vade tarihli 2.150,00'şer TL tutarlı senetler keşide edilmiştir. Davacılar, icra takibine konu senetlerin, davalı adına kayıtlı ... plakalı aracı kiralamak üzere .... Noterliği'nin .../07/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı kira sözleşmesini yaptıklarını, kira sözleşmesinin bitimi ile birlikte aracın devrinin gerçekleştireceğini, bu nedenle aracı satın almak üzere 2.150,00 TL miktarlı 20/11/2017 tarihinde başlamak üzere birer ay ara ile sıralı 36 adet senet keşide ettiklerini, araç üzerinde rehin olduğunu fark etmeleri nedeniyle aracı davalıya iade ettiğini, senetlerin iade edilmeyerek icra takibi yapıldığından, senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi istemiyle İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi uyarınca eldeki menfi tespit davasını açmışlardır. Dava konusu senetlerde ihdas sebebinin yazılı olmadığı görülmüştür.Davalı tarafından, davacılar hakkında, Antalya İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasında, 20.11.2017, 20.12.2017, 20.01.2018, 20.02.2018, 20.03.2018, 20.04.2018, 20.05.2018, 20.06.2018, 20.07.2018, 20.08.2018, 20.09.2018, 20.10.2018, 20.11.2018, 20.12.2018, 20.01.2019, 20.02.2019, 20.03.2019, 20.04.2019, 20.05.2019, 20.06.2019, 20.07.2019, 20.08.2019, 20.09.2019, 20.10.2019,20.11.2019 vade tarihli 2.150,00'şer TL tutarlı bonolar sebebine dayalı olarak toplam 63.141,38 TL alacağın tahsili istemiyle 18.11.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372).Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel defîdir. Bedelsizlik bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'îni ileri sürebilir.Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de senet düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin, senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar, bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez. Ayrıca ticari defterlerinde senet ile ilgili bir kayıt olmaması, senetteki açık borç taahhüdünü hükümden düşürecek nitelikte değildir. Zira senetteki kayıtların aksinin yazılı delille ispatı gerekir.Somut olayda takibe konu senetlerde ihdas nedeni yazılı değilse de bu husus senede yazılması zorunlu unsurlardan olmayıp, senedin kambiyo vasfını kaybetmesine neden olmaz. Kambiyo senetlerinin illetten mücerret olması nedeniyle davalının bonoları edinme sebebini ispatlaması gerekli değildir. Davacı, dava konusu bonoların araç satış bedeli olarak verildiğini iddia ettiğine göre, TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca bonoların, araç bedeli karşılığı verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Söz konusu bonoların davacılar ile davalı arasında olduğu iddia edilen araç satışına ilişkin olduğu senet metinlerinden anlaşılmadığı gibi taraflar arasında araç satışına ilişkin bonolara atıf yapan yazılı bir delil de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından sunulan kira sözleşmesi ve dava dışı .... Şti. tarafından davacı ...'a düzenlenen araç kira bedeli açıklamaları faturalar, davacı ... ile, davalının yetkili olduğu dava dışı şirket arasındaki ... plakalı arasın kiralanmasına ilişkin olup davacının iddia ettiği araç satışını ispatına elverişli değildir. Davacı ... ile dava dışı şirket arasında araç kira sözleşmesi bulunmakta olup, taraflar arasında araç satım sözleşmesi bulunduğu ve dava konusu senetlerin bu aracın satışı için verildiği ispatlanamamıştır. Buna göre davacılar, keşideci sıfatıyla imzaladığı bonoları, davalı lehtar tarafından kendisine resmi devri yapılacak araç bedeli için düzenlediğini dosya kapsamındaki yazılı delillerle ispatlayamadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 701/3.maddesi "Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır." şeklinde düzenlenmiş olup, TTK'nın 702/2. maddesi uyarınca aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Buna göre aval veren hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilecek olup, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Eldeki uyuşmazlıkta davaya konu senedin ön yüzüne davacı ... tarafından atılan ikinci imzaların aval olarak değerlendirilmesi gerekmekle birlikte avalist olan davacının, keşidecisi ve lehtarı arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklı kişisel defilere yönelik olarak kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süremeyeceği gözetildiğinde de mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 161,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 570,60 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2026