Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi çekle yapılan ödemelerde kur farkı talep edilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
Özet: Bir ticari satıştan kaynaklanan alacak için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacı, dolar cinsinden yapılan ticari satışlara ilişkin ödemelerin Türk Lirası çeklerle kabul edilmesi sebebiyle oluşan kur farkı alacağını talep etmiş, ancak ilk derece mahkemesi, Yargıtay içtihatları uyarınca, çekle yapılan ödemelerde veya banka aracılığıyla dolar olarak yapılan ödemelerde, taraflar arasında özel bir anlaşma veya ihtirazi kayıt bulunmadığı sürece kur farkı talep edilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/1969 KARAR NO: 2026/895T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİH: 18/10/2022NUMARASI: 2021/606 Esas - 2022/692 KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkilinin davalı borçludan olan alacağının tahsili amacıyla.... Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilmesi akabinde davalı borçlu tarafından süresi içerisinde borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyanla; Fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davalının.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, Davalının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Taraflar arasında bir takım tekstil ürünlerinin alım-satımına yönelik ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu ilişki çerçevesinde USD cinsinden satılan malların VUK ve ilgili sair mevzuat gereği TL karşılığı ile faturalarının kesildiğini ve ödemelerin çoğunlukla müvekkili tarafından davacıya çek ile yapıldığını, davacı tarafın öncelikle .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden takibe giriştiğini, işbu dosyaya yapılan borca ve yetkiye itiraz üzerine eldeki icra takibinin başlatıldığını, başlatılan takibin öncekinin devamı mahiyetinde olup olmadığının belirli olmadığını beyanla davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini; yerleşik içtihatlar uyarınca kur fark talep edilebilmesi için taraflar arasında bir sözleşmenin olması ya da ödemelerin çek dışı yöntemlerle gerçekleşmesi gerektiğini, maddi vakıada davacıya daha önceki mal alım- satımlarına dair fatura bedellerinin ÇEK ile ödendiğini, davacının da bu çekleri alırken kur farkına dair ihtiraz-i kayıt ileri sürmediğini, taraflar arasında kur farkı alınacağına dair yazılı ya da sözlü anlaşma olmadığını beyanla; Davacının davasının REDDİNİ, Takip yapmakta kötüniyetli olduğu dikkate alınarak icra takip dosyasındaki takip çıkış miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları uyarınca dolar olarak banka üzerinden yapılan ödemeler için kur farkı istenemeyeceği gibi, çek bir ödeme aracı olup verildiği gün ödeme olarak kabul edildiğinden, çeklerle yapılan ödemeler için de tahsil tarihi gözetilerek kur farkı talep edilemez. Nitekim benzer mahiyette olan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin 2020/525 Esas, 2020/537 Karar Sayılı, 09/07/2020 Tarihli, Yargıtay denetiminden geçerek onanmış "Dava, kur farkı alacağından kaynaklı.... İcra Müdürlüğü' nün *** Esas sayılı dosyasında kur farkı faturasına dayalı başlatılan takibe itirazın iptali davasıdır. .. Kural olarak kur farkı istenebilmekte ise de davalının çekle ödemede bulunduğu konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çek bir ödeme vasıtası olup döviz üzerinde düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir." şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca somut olaya bakıldığında bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlarda taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, ödemelerin çek ile yapılmış olduğu ancak hangi çekin hangi faturaya istinaden yapıldığının defterlerde açıkça belirtilmemiş olması sebebiyle çeklerin hangi faturaya istinaden ödendiğine dair tespit yapılamadığının mahkememize bildirilmiş olması karşısında yukarıda anılan içtihatlar uyarınca somut olayda davalı tarafından ödemelerin çek vasıtası ile yapılmış olduğu, işbu hali ile davacının kur farkı alacağı talep edemeyeceği, nitekim söz konusu kur farkına ilişkin faturaların da davalı tarafça kabul edilmeksizin davacı tarafa iade edilmiş olması, tarafların basiretli tacir olmaları gerektiği karşısında davacının davasının reddine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki ödemelerin dolar cinsinden yapılması teamül haline geldiğini, müvekkil şirketin davalıdan kur farkından alacağı bulunduğunu, davalı şirket yasal defterlerinde döviz bedelli düzenlenen faturaların yasal defterlerdeki hem TL karşılıkları hem de dövizli hareketlerin yer aldığı hesap ekstresi bulunduğunu, bilirkişi raporunda da görüleceği üzere davalı şirketin müvekkile borçlu olduğu ve davalının sırf kendisini kurtartmak için fatura tanzim ettiğini, hükme esas alınmış olan 02.03.2022 tarihli bilirkişi raporu bilimsel ve teknik bir belge niteliğinde olmayıp söz konusu itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davalının müvekkil şirkete kur farkından kaynaklı borçlu durumda olduğu somut olayda alacaklı olan davacı şirket tarafından kur farkına istinaden 3 adet fatura keşide edilmesi ardından davalı tarafından bu faturalara ait iade faturaları keşide edildiğini, müvekkil şirketçe düzenlenen bu faturaların fiktif bir işlem niteliğinde olduğunu ve gerçek bir borç/ alacak içermediğini, sadece bakiye kapatma/ denkleştirme ya da düzeltme işlemi gibi bir harekete sebep olacağını ve taraf defterlerinde sadece davalının borcunu kapatmak için kullanılabileceğini ve davacıya ödenmesi gereken bir nakit hareket içermeyeceği sonucuna varıldığını, hükme esas alınmış olan bilirkişi raporunda tarafların hem TL bakiyede hem de dövizli bakiyelerinde mutabık oldukları ve buna göre davalının kur farkından kaynaklı olarak müvekkil şirkete borçlu olduğu hususlarının tespitinin yapıldığını, bu işlemin davalı tarafı borçlandıracak gerçek bir işlem olmadığını, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıldığını, davalı tarafından tanzim edilen faturaların müvekkil kayıtlarında bulunmadığını beyanla.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/606 E., 2022/692 K. sayılı usul ve yasaya aykırı davanın reddi kararının kaldırılarak, davalının.... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE :Dava, kur farkından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, kur farkı istenebilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı (.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında verilen yetkisizlik kararı üzerine) takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak 68.483,89 TL asıl alacak, 2.926,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 71.410,87 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 05.12.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu faturalar öncesi tarafların hem TL hem de döviz bakiyelerinde mutabık oldukları,davacı tarafından kur farkına istinaden 17.08.2018-27.08.2018-28.08.2018 tarihli 3 adet faturanın keşide edildiği, davalının bu faturalar karşılık 31.08.2018 tarihli iade faturaları keşide ettiği, davalı ticari defter kayıtlarında yalnızca davacı tarafından düzenlenen ve dava konusu olmayan 31.05.2018 tarihli kur farkı faturasının kayıtlı olduğu, davalı tarafın ticari kayıtlarında tespiti yapılan 3 adet iade faturasının davacı şirketin BA formlarında yer almadığı, taraflar arasında cari hesap ilişkisi mevcut olduğundan dolayı çek ile yapılan ödemelerin hangi faturalara istinaden yapıldığına dair bir tespit yapılamadığı belirtilmiştir.Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir."Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19 HD’nin 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı ve 10/04/2018; 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı ve 19/12/2017 tarihli ilamları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin 2018/965 E., 2019/5447 K. sayılı ve 05/12/2019 tarihli ilamı). Diğer taraftan kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 2017/3549 E., 2018/4033 K. sayılı ve 11/09/2018 tarihli ilamı).Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Ayrıca çek bir ödeme aracı olup, çekle ödemenin söz konusu olduğu durumlarda çekin döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilecektir. Buna rağmen ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden tarafın bu aşamadan sonra kur farkı istemesi mümkün değildir.Somut olayda, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının, davalıya sattığı mallar için TL ve USD üzerinden düzenlediği faturalara ilişkin davlaının TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri ticari defterlerine kaydettiği gözetildiğinde eldeki davada kur farkı istenebilmesinin koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/04/2026