İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde, trafik kazası sonrası araç değer kaybı tazminatı davasında bilirkişi raporuyla belirlenen kusur ve ödenen tazminatın yeterliliği değerlendirildi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalı sigorta şirketi ve işletenden, %100 kusurlu bir trafik kazası sonucu aracında meydana gelen değer kaybı için ticari faiziyle birlikte tazminat talebini konu almakta olup; davalı tarafın, değer kaybı ödemesinin zaten yapıldığı ve sigorta tahkiminde başka bir davanın bulunduğu yönündeki itirazı üzerine alınan bilirkişi raporunda, davacı aracı için 48.000 TL değer kaybı tespit edilse de, 50.000 TLlik bir ödemenin halihazırda yapıldığı ve tazminat konusu kalan bir değer kaybı bulunmadığı belirtilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/240 Esas
KARAR NO : 2026/476
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/03/2025
KARAR TARİHİ : 12/05/2026
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dilekçesinde özetle; “--------- adına kayıtlı ve ---------Ş. Şirketine ---------- poliçe numarası ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası yapılan -------- plakalı araç, 15.09.2024 tarihinde kaza tespit tutanağında da açıkça yer aldığı üzere %100 kusurlu olarak müvekkilime ait --------- plakalı araca çarparak maddi hasara sebebiyet vermiştir. …fazlaya ilişkin haklarımız ve talep artırım hakkımız saklı kalmak kaydıyla 15.09.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkile ait ---------- plakalı araçta oluşan değer kaybına bağlı 50,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen TAHSİLİNE,…” talep ve dava etmektedir.
CEVAP:Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; “Davacı tarafın aracı -------- kasko sigortası ile sigortalıdır. Nitekim araçta meydana gelen hasar ------- tarafından karşılanmış olup, tarafımıza 140.291,14- TL hasar onarım bedeli rücu edilmiş ve ödenmiştir. Yine değer kaybı yönünden 50.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Yukarıda numarası verilen dosyada değer kaybı bedeli talebinde bulunulmuştur. Ancak aynı taraf daha önce aynı kaza ve talebe ilişkin olarak ----------- sayılı dosyasından da Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde dava açmış olup, ilgili dosyanın yargılaması devam etmektedir. Şöyle ki ----------- sayılı dosyada açılan dava 06.03.2025 tarihliyken huzurdaki dava 17.03.2025 tarihli olduğundan yargılamaya tahkim dosyasından devam edilmesi gerekmektedir..” beyan etmektedir.
DELİLLER:08.07.2025 tarihli ara karar ile dosyanın bir kusur ve hasar bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 20.04.2026 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi raporunda özetle; ---------- plakalı aracın sürücüsü ----------- (davalıya ait araç sürücüsü), kazanın meydana gelişinde %100 oranında KUSURLU olduğu, Davacıya ait ----------- plakalı aracın sürücüsü ------------, kazanın meydana gelişinde KUSURSUZ olduğu, Dava konusu kazada aracın 48.000,00-TL değer kaybına uğramış olduğu, --------- tarafından 50.000,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı görülmekle, tazmine konu bakiye değer kaybı bulunmadığı şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:Dava, trafik kazasından kaynaklı değer kaybı tazminatına ilişkindir. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.Zarar bir eksilmeyi ifade eder. Haksız fiilin borç doğurmasının sebebi doğan zararı giderme yükümlülüğünden kaynaklanır. Haksız fiil faili bu fiili ile yaratmış olduğu eksilmeyi gidermek, zarar gören kişiyi fiilden önceki durumuna getirme borcu altına girmiştir. Haksız fiil failinin borcu doğan bu zararı tazmin etmeye dayanır. Buna göre haksız fiilden doğan tazminat borcunun üst sınırını doğan zarar oluşturur. Zarar belirlenirken, uğranılan gerçek zararın dışına taşılamaz. Zarar görenin zararla ilgisi saptanamayan giderleri zarar kapsamının dışında tutulmalıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Araçta meydana gelen hasar bedeli gibi bu hasardan kaynaklanan değer kaybı zararı da ZMSS teminatı kapsamındadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesi vd, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1, 85/1ile ilgili madde düzenlemeleri gözetildiğinde; davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait aracın trafik sigortacısı olup ZMSS poliçesi gereği ve diğer davalının işleten olarak, davacının aracında meydana gelen hasara ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur.
Somut olayda; 3. Sürücüler tarafından düzenlenmiş olan Maddi Hasarlı Trafik Kazası TespitTutanağına göre, 15.09.2024 günü saat 19:15 sıralarında --------- ili -------- ilçesi içinde --------- bulvarı üzerinde sürücü ----------- sevk ve idaresindeki davalıya ait ----------- plakalı aracıyla seyir halinde iken aracının ön kısımları ile, önünde kırmızı ışık gereği bekleme halinde olan sürücü --------- sevk ve idaresindeki davacıya ait --------- plakalı aracın arka kısımlarına çarpmasıyla çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davalı araç sürücüsünün kusurunun kazanın meydana gelmesinde dikkat ve özen yükümlüğünü yerine getirmemesi, aracının yük ve özelliğine göre hareket etmemesi eylemleriyle %100 kusurlu olduğu, davacının aracının kusurlu eylemi bulunmadığı, Yargıtay uygulamalarına göre kazadan önceki piyasa rayiç değeri ile kazadan sonraki onarılmış halinin piyasa rayiç değeri arasındaki farkın hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda Yargıtay uygulamalarına göre değer kaybını 48.000,00 TL olarak bildirildiği görülmüştür.
Davalı sigorta şirketi tarafından cevap dilekçesinde 50.000 Tl değer kaybı ödemesi yapıldığı ve ---------- Esas sayılı başvuru dosyasında değer kaybı talebine ilişkin dosya bulunduğu bildirilmiştir. ---------- Esas sayılı başvuru dosyasının incelenmesinde 06/03/2025 tarihinde davalı sigorta şirketi için değer kaybı tazminatı için başvuru yapıldığı, huzurdaki dava dosyasından önce başvuru yapılmış olduğu, alınan bilirkişi raporunda 60.000 TL değer kaybı tazminatının belirlendiği, bakiye değer kaybı 10.000 TL'nin kalan poliçe limiti 9.708,86 TL üzerinden başvurunun kabulüne dair 16/06/2025 tarihinde karar verildiği ve kararın taraflara tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Davacı beyanına göre bu karar temyiz edilmemiş olduğu beyan edildiğinden kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi bakımından dava şartlarının incelenmesinde;
Davanın açılmasının usul hukuku bakımından ortaya çıkardığı sonuçlardan biri de davanın görülmekte olmasıdır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılma olanağı bulunmamaktadır. Çünkü aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir çıkarı bulunmamaktadır.Dava şartlarını düzenleyen HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (ı) bendinde "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" biçiminde ifade edilen derdestlik dava şartlarındandır. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz. Buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Derdestlikten söz edilebilmesi için, daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekmektedir.Öte yandan dava konusu uyuşmazlığın, daha önce kesin bir hüküm ile çözümlenmemiş olması da dava şartlarındandır. Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise, artık o dava konusu hakkında kesin hüküm vardır. Aynı dava (uyuşmazlık) yeni bir dava konusu yapılamaz; yapılırsa, mahkemenin kesin hüküm varlığını kendiliğinden gözeterek davayı esasa girmeden (usulden) reddetmesi gerekir.
HMK'nin 303'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca bir davaya şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için; her iki davanın taraflarını, her iki davanın dava sebeplerini ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması zorunludur. Bu nedenle maddi anlamda kesin hükmün varlığının belirlenmesi bakımından eski (ilk) dava ile yeni (ikinci) davanın, konularının aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski (ilk) davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni (ikinci) davanın talep sonucunun karşılaştırılması gerekir. İkisi aynı ise dava konularının aynı olduğu sonucuna ulaşılacaktır.
Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "i" bendinde belirtilen dava şartlarından olan aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması koşulunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi için eski (ilk) davanın biçimsel anlamda da kesinleşmiş olması da gerekmektedir.
Diğer yandan HMK'nin 115'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2'nci fıkrasına göre de mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; bahsedilen Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin dosyası getirtildiği, taraflarının, dava sebebinin ve konusunun aynı olduğu anlaşılmakla; HMK'nin 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının "i" bendinde belirtilen aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlamamış olmasına ilişkin dava şartlarının yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Diğer davalı bakımından ise STK dosyası, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu içeriği göz önüne alındığında davacının bakiye değer kaybı tazminat alacağının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememize açılan davanın davalı sigorta şirketi bakımından dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Diğer davalı --------- bakımından REDDİNE,
3-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan peşin yatırılan 615,40 TL harcın düşümü ile geri kalan 116,60 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA , davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, davalı yanca yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı sigorta vekili kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 50,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7- 4.700,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/05/2026